Gönül Penceresi

Kampanya İle Gelen Uyanış

A. Gönül PALALAR

Gaziler dergisinin okurları iyi bilirler; gazilerimizin yaşam kalitesinin kendilerine yaraşır bir düzeyde olmadığını, sorunların sadece ekonomik boyutta ele alınamayacağını, özlük haklarının kazanılması için,gazilerin hukuk sürecine gereksinim duyduklarını iyi bilirler.
24 yıl, yaklaşık çeyrek asırlık bir zaman dilimidir. Bu uzun, dikenli taşlı yolda, bilgi kirliliğinin ötesinde doğruları savunma adına çaba göstermek azımsanacak bir olay değil.Gaziler dergisi bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirdi.
Ne söylediysek, şimdi tek tek kamuoyunun ve medyanın gündemine bomba gibi düşüyor. Gaziler dergisinin söylemleri hatta kullandığı kavramlar ve argümanlar hemen hemen herkes tarafından benimsenip, kullanılıyor.
Fatih Terim ile Milli takım öncülüğünde ve Habertürk kanalının katkılarıyla bir kampanya düzenlendi.Terörle Mücadele Kahramanlarına Destek Kampanyası
Şehit yetimlerinin ayaklarındaki çoraplar, vicdanları tetikleyerek, kampanyanın büyük ses getirmesine katkı sağladı.
Evet, gündemi salladı. Kampanya için kimi “yararlı” , kimi de “yaradan çok zaralı” oldu dedi. Nereden baktığımıza bağlı.
Ancak şu oldu; toplumun büyük bir bölümü kampanya sayesinde uykudan uyandı!..
Hele medya…Sanki, 8 şiddetinde depremin şaşkınlığı ile yatağından zıpladı. Hemen hemen tüm kanallar şehit ve gazilere yardım çığırtkanlığında birbirleriyle yarıştılar. Terörle Mücadele 23 yıldır sürüyor. Asker, polis, öğretmen… yaklaşık 10 bin şehit verdik. Yüz binlerce gazi aramızda dolaşıyor. Gazilerin büyük bir bölümü ve şehit aileleri, özlük haklarını alabilmek adına traji-komik olayların aktörleri gibi rol üstleniyorlar.
Haklı olarak şunu sormak istiyorum; neden ulusal ve yerel medya bunca yıldır gazileri gündemlerine taşımadı, sorunları ile ilgili programlar, diziler üretmedi?
Bugün, duygular üzerinden hareket etmek ne kadar etik olabilir?Medya sektörü açısından bu konuda yapılması gereken bir özeleştiri askıda duruyor.
İkiyüzlülük tabansızlıktır. Çünkü gerçeğin zamanında söylenmesi güçlü bir kafa ve cesaret gerektirir.
Medya, varolan gerçeği, yeri geldiği zaman kamuoyuna aktarabilseydi, bugün böylesine katı bir eleştiriye maruz kalmazdı.
Ekim 2007’de Ali Kırca, “Siyaset Meydanı”ında şehit yakınlarını ve gazileri konuk etti. Programda Ali Kırca, şehitlik ve gazilik olgusunu bunca yıldır “atladığı” için özeleştiride bulundu
Darısı diğerlerinin başına…
Program, geç kalınmış olsa da şehitlik ve gazilik olgusuna katkı sağladı. Gazilerin ve şehit yakınlarının seslerini duyurmaları bağlamında “Büyük uyanış” a güçlü bir ivme kazandırdı. Geniş katılım ile hazırlanan program diğer televizyon ustalarına da pencere açacak nitelikteydi.
Şehitlik ve gazilik olgusunun bundan böyle çok sayıda tv kanallarına konuk olacağından şüpheniz olmasın. Farklı düşünce kümelerinden yazar-çizer takımının ortak paydalarında yine bu iki olguyu göreceğimizden emin olabilirsiniz.
Dönelim Siyaset Meydanı’na …Şehitlik ve gazilik kavramları üerine Türkiye’de yayınlanan ilk büyük ve etkin tv programını nihayet 2007nin son aylarında izledik. Programla ilgili birkaç noktaya değinmek istiyorum.
Öncelikle şunu gördük; gerek devlet gerekse vatandaş şehidini ve gazisini unutmuş. Devlet, “gazi temsilcisi dernekler gerekeni yapıyor” diye düşünmüş, vatandaş ise “devlet sahip çıkıyordur.” Diye konuyu teğet geçmiş.
Konuyla ilgili dernekler arsında üstü örtülü bir çekişmeye de tanıklık ettik. “Terörle Mücadele Kahramanları Destek Kampanyası”nda gözlenen bu çelişki düşündürücü idi. Toplanan paraların Mehmetçik Vakfı yerine Emekli Sandığına devredilmesi ya da eşit şekilde derneklere pay edilmesi talep edildi.

Kimi konuşmacı,” devlet ve dernekler, şehit yakınları ve gazilere yaraşır biçimde sahip çıkıyor” dereken, kimi konuşmacı” yeterli bir yaklaşım gösterilseydi unutulmazdık” diyerek bu teze karşı çıkıyordu.

Ancak tek bir ses çıktı, ağacı değil ormanı gören bir ses; “Gazi Bakanlığı kurulsun, sorunlarımız temelden çözülsün” diyordu.

Şehit yakınları ve gazilerden oluşan geniş nüfusa hitap eden o cümleydi; Gazi Bakanlığı kurulsun!

Kurulmasın, kurulsa ne olacak, kurulması gerekmiyor, gazi Bakanlığı da nerden çıktı türünden sorulara verilecek tek yanıt; iki eli olmayan ve cesaret madalyası sahibi gaziden geldi; “Siz sıcak evlerinizde rahat oturabilesiniz diye dağlar bekleniyor”

Gazi bakanlığını istemeyenlere son söz olarak şunu söyleyebilirim; isteseniz de istemeseniz de geleceğin konjöktörü, bakanlığın kurulması için yolu açacak nitelikte olacaktır.