Madalya Konusunda Ciddi Tavır Sergilemeliyiz
Derin Güneyli

 

            Madalya, devletin kahramanlık, yarlılık ve üstün başarı gösteren kişilere verdiği değerlendirme ve onurlandırma sembolüdür. Psikolojik savaşta ise bir motivasyon aracı bağlamında önemli bir kozdur. Sevgi, saygı ve takdir psikolojik ihtiyaç olarak değerlendirildiğinde, madalya ile taltif edilmenin değeri daha da anlaşılacaktır.

            Liyakat sistemi olmayınca , kayırma, iltimas ve despotluk ve bunun sonucu olarak da iş ve hizmetlerde aksama, başarısızlık olur.(1) Osmanlı devlet yönetim sistemi yükseliş dönemine kadar liyakat sistemine önem vermiştir. Daha sonra sistemin bozulmasıyla çöküş dönemine girmiştir.

            İstiklal madalyası kanunu’nun 1. maddesi “İstiklal Madalyası bilfiil kıta başında , cephede, veya dahili isyanları teskinde hamaset ve fedakar başarı gösteren erkan, ümera ve zabitan ve efrat ve milli kahramanlara ve cephe gerisinde ulvi maksadın husulü için mesai ibraz edenlere ve istiklali milli uğruna fedayi hayt eden şehitlerin büyük oğluna , yoksa büyük kızına , yoksa pederine , o da yoksa validesine, o da yoksa zevcesine verilir.” Demektedir.

            Topyekun savaş niteliğindeki İstiklal Savaşı’nda hayatını vatan için ortaya koyanlar, TBMM tarafından 1920’de herhangi bir ayrıma tabi tutulmadan madalya ile taltif edilmiştir.

            Oysa bugüne baktığımızda, topyekun bir savaştan özde farkı olmayan terörle mücadelenin kahramanları anlaşılmaz bir gafletle meclisin öngörebileceği, onaylayacağı bir madalyadan yoksun bırakılmışlardır.

            Kıbrıs Barış Harekatı’na iştirak eden gazilerden yalnız 633 gaziye 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nun 204.maddesi uyarınca “Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası” , “Barış Madalyası” ve “Liyakat Madalyası” verilmiştir.

            24 Ekim 1983 tarihli ve 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu dört çeşit madalya öngörüyor. ; Devlet Şeref Madalyası, Devlet Övünç Madalyası, Devlet Üstün Hizmet Madalyası ve Devlet savaş Madalyası.

            Kanunun 4. maddesi “…düzenlenen bir törenle Cumhurbaşkanı veya cumhurbaşkanının görevlendireceği bir kişi tarafından beratı ve rozeti ile birlikte hak kazanana, hak kazananın hayatta olmaması halinde madalya ve nişanlar en büyüklerinden başlamak üzere erkek çocuklarına , çocukları yoksa babasına, o da yoksa annesine , annesi yoksa eşine verilir.” Hükmüne amirdir. 10. madde ise, her türlü giderlerin Başbakanlık bütçesinden karşılanacağını belirtiyor.

            Bununla birlikte kanunun 11. maddesi, verilmiş bulunan madalyaların hak edenlerce satılamayacağı, devredilemeyeceği, bağışlanamayacağı veya şeklinin değiştirilemeyeceği hükmünü taşımaktadır. 12. madde ise , 11. maddeye aykırı hareket edenlere bir aydan altı aya kadar hapis cezası verileceği hükmü yer almaktadır.

            Ancak madalya konusunda gösterilen vurdumduymazlık, herhangi bir yasal engelle karşılaşmıyor. Eylül 2003’te internette gittigidiyor.com adlı alışveriş sitesinde 530.000TL bir fiyatla İstiklal Madalyası ve Berat birlikte satışla sunulmuştur.

            Şükrü Andaç konuyu “sekiz taksitle İstiklal Madalyası satıyorlar” başlığı ile Milliyet’e taşıyor(2) . kimse sesini çıkarmıyor, öylesine seyrediyor; Madalya ve Nişanlar kanunu’nun çiğnenen 12. maddesini…

            İbrahim Tenekeci’de madalya konusunda hassas, “Eski eserlere biraz meraklı olduğumdan, bazı boş vakitlerimi nümizmatik dükkanlarında geçiriyorum. Çok sık oluyor. Bazı insanlar , dedelerinden kalma İstiklal Madalyalarını getirip satıyorlar.” İhtiyacı vardır, satıyordur” diyemeyiz. Çünkü satanların hepsi hali vakti yerinde insanlar. Hem giyim kuşamlarından belli hem tavırlarından…İstiklal Madalyasını “ortalıkta dolaşıyor, kaybolacağına işe yarasın” gibi gerekçelerle satıyorlar ve satarlarken de çok rahatlar.

            Dedesi bu madalyayı almak için canını ortaya koymuş, cepheden cepheye koşmuş, her türlü fedakarlığa ve cefaya katlanmış. Ve savaşa bitiğinde madalyasını göğsüne gururla takmış. Fakat bütün bunlar madalyayı üç kuruşa satanlar için hiçbir şey ifade etmiyor. (3)

Kimi Madalyasını Alıyor, Kimi de Alamıyor!

            Devlet Övünç Madalyası dağıtımında aksayan noktalar bulunuyor. Valiler şehit ailelerine ve gazilere Devlet Övünç Madalyası veriyor. Örneğin İstanbul Valisi Muammer Güler 1049 adet Devlet Övünç Madalyası ve Beratı’nı hak sahiplerine verdiğini ifade ediyor. Madalya alamayanların durumu nedir, bilen yok. Nasıl alacaklar hak sahipleri madalyalarını? Yanıt yok.

            AYİM’de ( Askeri Yüksek Mahkeme) madalya ile ilgili davalara baktığınızda , pek çok kahramanın madalya konusunda hukuk mücadelesi verdiğine tanıklık ediyorsunuz.

            Bir subay 1995’de teröristlerin attığı el bombası ile yaralanıyor. 1998’de törenle Devlet Övünç Madalyası veriliyor. 2000 tarihinde ise Bakanlar Kurulu’nun aldığı karala madalya geri alınıyor. Yürütmenin durdurulması talebiyle AYİM’e başvuruluyor, ancak 30 Ekim  2000 tarih ve 2000/667 esas no’lu karar ile talebi reddediliyor.

            Başka bir örnekte gazi, mayına basması sonucu sol ayak bileğini kaybediyor. KKK’lığına Devlet Övünç Madalyası verilmesi için başvuruyor. Milli Savunma Bakanlığı talebi reddediyor. Anlaşılacağı üzer her hak  eden madalyasını alamıyor, oluşan adaletsizliğin yarattığı kaos ortamı gaziler arasında huzursuzluğun kaynağı olmaya devam ediyor. Oysa hepimizin bildiği gibi, onlar silah arkadaşlığı temelinde ölümün karşısında eşittiler. Şimdi bu ayrım neden?...

            Para İle Madalya Satışına Devam!

            Gazilerin büyük bir bölümü TBMM tarafından verilecek bir madalya bekliyor. Bu konuda Muharip Gaziler derneği’nin (MGD) yayın organı Gaziler dergisinde  de bir talep , dernek genel başkanı Feridun Çelenk tarafından dile getiriliyor. “Ocak , Şubat, Mart aylarını kapsayan dönemde gazilerimizin sorunlarına çözüm bulmak amacıyla yaptığımız faaliyetleri sırasıyla arz ediyoruz… 21 Mart günü Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ziyaret edilerek, gazilerimize devlet tarafından Kıbrıs ve Kore madalyası verilmesi istendi…”(4)

            Ancak 2002 yılında başlayan ve hala süren bir kafa karışıklığı , madalya beklentisi içinde olan gazileri rahatsız ediyor. 2002 Matında Akşam gazetesi  Bursa2da Ocak 2002’de Zaman Gazetesi Sivas’ta ve Milliyet Gazetesi Çanakkale’de MGD tarafından gazilere para karşılığı madalya satılmasını gündeme taşıdılar. Kimi gaziler  MGD tarafından madalya dağıtılmasında aksaklık olduğunu, kendilerinin madalya alamadığını ileri sürerlerken, kimi gaziler de parayla madalya verilemesine tepki gösterdiler

            Kafa karışıklığını düzeltmek için Genelkurmay Basın ve Halka İlişkiler Genel Sekreteri Alb. Tamer Büyükkantarcıoğlu konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştı: “ TSK, Muharip Gaziler Derneği tarafından; Kore Savaşı’nın 50. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 25. yılı anısına Darphane ve Damga Matbaası Müdürlüğüne  yaptırılan ve ücreti karşılığı derneğe üye olan gazilere verilen Anı Nişanları’nın herhangi bir yasal dayanağı bulunmamaktadır.”(5)

            Dönemin MGD başkanı Gültekin Alpagun ise “Derneğimiz maddi imkanları 61 bin gaziye parasız madalya vermeye müsait olmadığından isteğe bağlı 2 bin adet Anı Nişanı madalya yaptırılmış ve anı beratında yazdığı gibi bu nişanın nesillere intikali arzu edilmiştir. Bu madalyalar birer kahramanlık ve savaş madalyası olmayıp tamamen anı mahiyetindedir.” Şeklinde bir yanıt gönderiyor basın camiasına (6)

Beyanlar Madalyanın Para ile Satışını Engellemiyor!...

 

            Aralık 2005’te  Manisa Denge Gazetesi “Gaziyi Rum Mermisi Değil, Madalya Parası Yıktı” başlığıyla bir haber geçiyor. Kıbrıs Gazisi Hasan Eryılmaz madalya parasının onur kırıcı olduğunu ifade ederken, Manisa MGD Başkanı Abdullah Sezer, Denge gazetesine yaptığı açıklamada; madalya parasını pek çok dernek üyesi gazinin de protesto ettiğini ve bu yüzden madalya almadığını ve bi,r gazi olarak madalya parasını ayıpladığını vurguluyordu.

            Bununla birlikte bazı illerimizde, 2003,2005,2007 yıllarında zaman zaman gazilere törenle madalya verildiği haberleri basınımızda yer aldı. Afyonkarahisar, Düzce, Siirt, Erzincan, Kayseri, Akhisar gibi.

            MGD yayın organında da Kore ve Kıbrıs gazilerimize madalyaların(!) ya vali ya vali yardımcısı ya da Garnizon Komutanları tarafından takdim edildiği fotoğraflarla yayımlanıyor.

            Örneğin Kayseri’de “MGD Şube Başkanı Metin Özsoy ve gazilerimiz Madalyalarını Törenle Aldılar” Erzincan’da “ 18 Mart 2007 günü Vali Ali Güngör gazilerimize madalyalarını takdim etti” haberleri fotoğraflarıyla birlikte MGD’nin yayın organı olan Gaziler dergisinde yayınlandı (7)

            Takdim edilen madalyaların hukuki dayanağı bulunmuyor. Sadece birer anı nişanı olarak biliniyor. Oysa bu nı nişanlarının madalya şeklinde takdim edilmesi kafa karışıklığına yol açıyor.

            Var olan Kargaşayı Düzeltecek Yok mu?

            MGD parayla satılan nesnenin “madalya” olmadığını bir kez daha kamuoyuna ve gazilere duyurmalı. Bu konuda Vali ve Garnizon komutanları uyarılmalı. Dağıtılan nesnenin resmi madalya ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı yasalarla ve resmi beyanlarla belirtilmiştir.

            Madalya , 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu’nun 204. maddesi uyarınca çıkarılan TSK Savaş Takdirnamesi madalya ve Nişanlar Yönetmeliği gereğince ilgili kurumların teklifi üzerine sahiplerine tevcih edilir.

            Kanunlar mevcut ancak uygulamada bir kargaşa egemen. Ve bu kargaşa , çelişki ortamını düzeltecek yetkili yok mu?

Şehit mektuplarında sıkça rastladığımız şiirlerin arasında bir dize mutlaka belleklerde yer etmeli;

            “Göğsümden kör kurşunu çıkarmayın
O , benim madalyam olacak.”

            Önümüzde duran hazin tablonun giderilmesi doğrultusunda ciddi bir çabanın sergilendiğini söylemek güç . sorun ortada, Madalya ve Nişanlar Kanunu ve TSK Madalya Kanunu bir değil birkaç kez deliniyor. TBMM ivedilikle madalya konusunu değerlendirmeye almalı. Tüm gazilere eşit biçimde madalya dağıtılmalı.

            II: Abdülhamit döneminde bir madalya enflasyonu yaşanmıştı, bugünkü tabirle uygulamanın ayağa düştüğü bir süreç ortalığı toz dumanla doldurmuştu.

            Madalya bir motivasyon aracı olarak psikolojik savaşta önemli bir rol oynamaktadır. Bölücü terör ile mücadele ederken, ruhsal yapıyı güçlendirecek hamleler yapmanın, önemli katkıları olacağı gözden kaçırılmamalıdır.

 

    Dipnotlar:

    1. Osmanlı Devletinde Bürokrasi Dr. Hüseyin  Özdemir S.110
    2. 29 Ağustos 2003 Milliyet
    3. 27 Mart 2006 Milli Gazete
    4. Muharip Gaziler Derneği’nin 102 sayılı dergisi S.2
    5. Milliyet gazetesi, Melih Aşık 6 Haziran 2002
    6. Akşam Gazetesi , ErselPeker 21 Mart 2002
    7. Muharip Gaziler Derneği’nin 102 sayılı dergisi s.16,18