GÖNÜL PENCERESİNDEN
Zemheride Dağları Aşanlar Döndüklerinde Gazi Unvanıyla Taçlandırılmalı
Şubat Mart zemheridir.Cildi güneş değil, esi derecede hissedilen soğuk yakar. Öyle bir soğuktur ki, ağlar gibi gözyaşlarımız dökülür.Sıcağın yanından ayrılmak istemez bedenler.Hayvanlar bile gizlenir karakışın soğuk yüzünden Karakışın acı anıları vardır toplumsal belleğimizde , “Sarıkamış faciası “ unutulabilir mi? 10binlerce Mehmetin soğuk ölüm tarafından katledilişi, anılarımızda o kadar canlıdır ki, duyarlı yürekler her anımsadıklarında , rüzgar karşısındaki dal misali titrerler. Yine bir zemheri dönemindeyiz.Ülkenin büyük bölümü kar nedeniyle sanki zincire vurulmuş. Kapanan sadece köy yolları değil, şehirlerarası yollar bile geçit vermiyor. Böylesine etkin, ağır hava koşullarında ve Sarıkamış faciasına bir gönderme yapılırcasına PKK’yı tasfiyeye yönelik bir kara harekatı Şubat ayında gerçekleştirildi. Mehmetler sırtlarında 40 kilo ağırlığında mühimmat, 1 metre üzerindeki kar kalınlığına ve -26 derece soğuğa aldırmadan dağları aşıp teröristi yuvasında avladı. Çeyrek asırlık mücadelede çok sayıda sınır ötesi harekatlar yapıldı. Kimi mantık fukaraları bu tip operasyonların neticeleri konusunda boş sözler söylediler.”Bunca harekat yapıldı ne oldu” yaklaşımlarını sıkça duyduk. Kimileri de sınır ötesi harekât için güçlü devletlerden icazet! Alınmadan yapılamaz diyordu. Kara harekâtı iç politikada bile malzeme yapılıp, hükümet sıkıştırıldı. Koşulların, söylemlerin, Türkiye aleyhine uçuştuğu bir dönemde, hükümet ve ordu el ele ve baş başa vererek, kara harekâtının düğmesine bastılar. Kimsenin ağır kış koşullarında harekat yapılmasını aklına getirmediği bir zamanda, tüm askeri teknik hesapları yaparak, diplomatik girişimlerde bulunarak, teröristi ininde vurdu. Kış koşullarına uygun eğitimden geçmiş komandolar ve özel birlikler, hava kuvvetlerinin desteğiyle, Irak’ın 15 km içlerine girerek, PKK’nın güçlü kabul ettiği kampları ele geçirdiler. Türkiye’nin gerçekleştirdiği sınır ötesi harekat, dış dünyada da yankı buldu.Dünya basınında bir genelleme yaptığımızda , PKK teröründen maddi manevi zararlar yaşadığımızı bugüne kadar algılamamakta direnenlerin Türkiye’yi onaylamaları dikkat çekiciydi. BM Genel Sekreteri Ban-Kim-Moon “Türkiye’nin güvenlik endişesini anlıyoruz.” Şeklindeki yaklaşımı bunun net ve açık örneğiydi. 20’nin üzerinde hava ve kara harekâtı yapıldı. Ancak Şubat 2008 operasyonu farklıydı. Önce yaklaşık 1 ay hava harekâtı gerçekleştirildi. Bunun yanı sıra da toplar PKK’nın inlerini vurdu. Hava harekatının gece yapılması ve kara harekatının kış koşullarına denk gelmesinin bir anlamı olmalı diye düşünüyorum. Uygulanan bu savaş stratejisi, PKK hedeflerinin bir özelliği ya da yakın bir tehdidin varlığından değil, her şart altında böyle bir harekatı yapabilecek güçte olduğumuzu, dünyaya ve bölgede aktif rol üstlenenlere göstermek olarak da algılanabilir. Kaynaklar 3-10 bin arası Mehmedin Kuzey Irak topraklarında PKK’yı tasfiye etmek için savaştığını söylüyor. Az sayıda da olsa şehit haberleri milletimizin travma yaşamasına neden oluyor. Televizyon kanalları şehit cenazelerini ekranlara taşıdıklarında yüz binlerce haneden ağlama sesleri yükseliyor. Bu açık bir savaş. Üç-beş çapulcu değil karşımızdaki. Yıllardır Sevr özlemini çekenlerce desteklenen bölücü örgüte çok sayıda şehit ve gazi verdik. Vermeye de devam ediyoruz. 23 yıldır Mehmetler , görevlerini hayatlarını risk ederek, geride gözü yaşlı ana-baba eş , öksüz çocuklar bırakarak yerine getiriyorlar. Nasıl ki Kore ve Kıbrıs’ta savaşanları, sağlam yaralı ayrımı yapmadan gazi kabul ettiysek, K.Irak’ta terörle savaşan kahramanları da gazi sıfatıyla taçlandırmalıyız. Görev sırası 60. Hükümete geliyor. Sayın Başbakan top sizde.Bugüne kadar geçmiş hükümetlerin yapmış olduğu hatadan dönebiliriz; Gazileri sağlam-sakat ikileminde kaderlerine terk edemeyiz. Artık onları tanıyın. Onlar istemese bile gazi sanını vermek meclisin vicdani borcu olmalı. |