KÖY KORUCULARI
                                                KAHRAMAN MI, SUÇLU MU?
Haber: A.Gönül Palalar

Yıllardır gündemden inmeyen Köy Korucuları hakkında iki kesin görüş egemen. Kimi onları suçlarken, kimi de Terörle Mücadeleye sağladıkları katkı nedeniyle övgüler yağdırıyor.

            Onların öyküleri 1985 yılında PKK’nın köylere yaptığı vahşi saldırılarla başladı “OHAL bölgesinde görev yapan güvenlik güçlerine yardımcı olmak ve köylerin kendilerini korumaları” gerçekleriyle 26 Mart 1985 tarihinde, 442 sayılı Köy Kanunu’nun 74. maddesinde yapılan değişiklikle geçici Köy Koruculuğu (GKK) sistemi oluşturuldu.
1985’te 22 ilde yürürlüğe giren sistem, 1993 yılında Gönüllü Köy Korucuları yapılanmasının 13 ilde uygulanmasıyla 35 ilde faaliyete geçti.
58.416 GKK (maaşlı) ile 26.967 Gönüllü Köy Korucuları toplam 85.383 kişiye ulaştı.
1985-1992 yılları arasında görev yapan GKK devletten maaş almadılar. Sigortaları ya da sosyal güvenceleri de yoktu. 2005 yılında Yeşil Kart verilmesine karar verildi. 03.01.2006 tarihli, 5443 sayılı kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu’nun 74.maddesine bir fıkra eklenerek “Yeşil Kart” verilmesi sağlandı.
1992 yılında verilen maaş ise 390 TL tutarındaydı.
Terörle Mücadelede 1322 Köy Korucusu şehit oldu. Binlercesi de yaralandı. OHAL uygulaması kalkınca da pasif duruma düştüler.

Aralarında Suç İşleyenler Oldu

GKK gerek Türkiye’de gerekse AB’de çok eleştirildi.Özellikle İnsan Hakları Örgütü onları yerden yere vurdu. Kimileri PKK’ya yardım ettiği gerekçesiyle tutuklandı. Silah, uyuşturucu kaçakçılığına girişenler oldu.
TBMM Faili Meçhul Cinayetler Araştırma Komisyonu’nun 1995 yılında komu oyuna sunduğu raporda, Köy Korucularının devlet olanakları ile kaçakçılık yaptığı ve ellerindeki yetkileri kullanarak, köy baskınları düzenlediklerini belirtiliyordu. Bölgedeki bazı faili meçhul cinayetlerin, Köy Korucuları tarafından işlendiğine dair ciddi kanıtların bulunduğuna dikkat çekilen raporda, 30 sabit olaya ilişkin bilgi veriliyordu. Ayrıca raporda GKK sistemine son verilmesi ve korucuların ellerindeki silahların alınması isteniyordu.
Haziran 2003 tarihli İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 1985-2003 arası 4804 Korucunun suç işlediği görüldü. 2376’sı muhtelif suçlara karıştı. 2275’inin de PKK’ya yardım ve yataklık suçundan işlem gördüğü belirtildi.
Bununla birlikte AB’da sürekli GKK sisteminin kaldırılması için Türkiye’yi sıkıştırıyordu.
Ayrıca onları, PKK’da ciddi bir hedef olarak gördü. Birçok Köy Korucusu çocuğunu, eşini ana ve babasını terörist kurşunlarına kurban verdi. Bölücü örgüt, lojik kampanyalar düzenledi. İyi niyetli insanlar bile “Korucu sistemi etkisizmiş, zaten PKK’ya yardım ediyor” gibi düşüncelere kapıldılar.

Terörle Mücadeleye Katkı Verdiler

            Bir kasa elmada 3 çürük çıktı diye bütün kasa çöpe atılmaz. Elbette sistemin içinde virüsler olacaktır. Ancak daha iyi bir düzen kurulmadıkça GKK’dan vazgeçmek pek olası değil.
Niçin medyanın gündemine 85.232 kişilik bu milis gücü, PKK’ya karşı gösterdikleri barıştan çok karıştıkları suçlar nedeniyle geldiler?
Bu sistem Batıda Osmanlı İmparatorluğu döneminde de uygulamaya konuldu. Hatta 2007’nin son aylarında ABD Savunma Bakanlığı Özel Harekât Komutanlığı imzalı yasa tasarısı, Pakistan’da, Taliban ve El Kaide’ye karşı Köy Korucularını kullanmayı öngörüyordu.
Batılılar, PKK görüşlerinin Kürt kökenli vatandaşlarımız tarafından benimsendiğini sürekli ileri sürerken, 5-10 bin PKK militanına karşı 80 bin Kürt Kökenli Köy Korucusunun savaştığını görmezden gelmeleri çok manidar.
Ocak 2008’de, Hakkâri’nin Çukurca ilçesinde görev yapan 65 GKK’nın emeklilik töreninde, 3. Taktik Sınır jandarma Alay Komutanı Kurmay Albay Adnan Aslan, koruculara Üstün Hizmet belgesi verdikten sonra, yaptığı konuşmada, GKK sisteminin önemine ve korucuların başarılarına dikkat çekti: “Çukurca halkı evinden köyünden, ocağından olup, canı pahasına terörle mücadele etmiştir. Bu uğurda Çukurca genelinde birçok Köy Korucusu kardeşimiz şehit olmuştur. Bunlar terörle mücadelenin, birlik ve beraberliğimizin kahramanlarıdır. Sizlere düşen görevinizi, sizler başarıyla yerine getirdiniz. Ancak mücadele bitmedi. Asker ve korucularımız omuz omuza en son teröristi de dağdan indirene kadar devam edecektir.”

Terör Tehdidi Sisteme Devam Diyor…

            AKP Hükümeti GKK ile ilgili bir yasal düzenleme hazırladı. Yasa tasarısı Köy Korucuları’nın sosyal güvence altına alınmasını sağladı. Korucuları devlet memurları statüsüne alan bu yasal düzenlemeyi hükümet AB’ne resmen bildirmişti. Dışişleri Bakanlığı tarafından AB’ne sunulan bilgi notunda, GKK’nın kaldırılmasının söz konusu olmadığı ve şimdiye kadar sosyal güvencesi bulunmayan koruculara güvence sağlanacağı ifade edilmişti.
Dolayısıyla hükümet, AB’nin “GKK sistemini kaldırın” önerisini, terör tehdidi nedeniyle reddediyordu.
Evet korucular yoğun eğitimden, geçmediler. Zaman zaman görevlerini kişisel sahada kötüye kullandılar. Ancak 1984’ten sonra, giderek artan Terörle Mücadeleye büyük katkı sağladılar. Bu nedenle de PKK’nın önde gelen hedefi oldular. Görevleri kendi köylerindeki ana-baba, çocuk ve akrabalarını PKK baskınlarına karşı korumaktı. Diğer bir görevleri de, teröriste karşı operasyonlarda, çok iyi tanıdıkları bölgede, güvenlik güçlerine rehberlik yapmak ve gerektiğinde çatışmalara girmekti.

Korucu Gazilik Hakkını İstiyor

            Eski GKK olan Sabri İtah, Gaziler dergisinde yayınlanmasını talep ettiği sorusunu, belgeleriyle birlikte dergi merkezine gönderdi. Bir kahraman olarak düşündüğümüz eski korucu Sabri, 1993’de Van’ın mezrasında bölücü terör örgütü mensuplarıyla çıkan çatışmada yaralandı. Van Askeri Hastanesinde tedavisi yapıldı. Ancak sakatlığı kalıcı oldu. Bu sebeple gazilik hakları için Emekli Sandığı’na müracaatta bulundu. Ancak kurum Sabri İtah’ın Van Devlet Hastanesinden aldığı raporu yeterli bulmadı!
Emekli sandığı Kurumu, Van Valiliğine gönderdiği yazıda “GKK görevini yaparken sakatlandığından bahisle aylık talebinde bulunan, Sabri İtah adına düzenlenen 08.03.2007 tarihli ve 2399/8-2 sayılı raporda yeterli bilgi bulunmadığından hakkında işlem yapılmamıştır.” İfadesi yer aldı.
Yeterli bilgi bulunmadığından” ibaresini vurgulayan Emekli Sandığı, bir başka kurumun, yani Van Devlet Hastanesinin “korucu görevi yapamaz, karar ittifakla verildi” yanıtını, üstelik 9 doktorun imzasını yeterli görmedi.
Kurum bu sefer askeri hastanenin raporunu istedi. Van Askeri hastanesi de cevabi yazıda “ Hastanemiz arşivindeki 1994 yılına ait evraklar, Arşiv genel Müdürlüğüne gönderilmiş olup, anılan şahsın 1994 yılındaki yaralanmasına dair bilgilerin yetersiz olduğundan sağlık kurulu raporu tanzim edilememektedir.” İfadesinde bulundu.

Bu Ülkede Gazi Unvanı Almak Zor!

            Anlaşılan o ki , bir terörle mücadele gazisi daha hakkını alamayacak, gazi kabul edilemeyecek. Böylelikle gazi sayısını 50.000’lerde kabul eden zihniyet, yüz binlerce  terörle mücadele gazisini görmezden gelmeye devam edecek.
Korucu Sabri’nin Emekli Sandığı’na gönderdiği dilekçesini yayınlıyoruz. Ancak terörle mücadele gazisi Sabri’nin yazdıklarını düşünmeye davet ediyoruz.

“T.C Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ( Ödemeler Dairesi Başkanlığına)
Ankara

Van ili Çatak ilçesi Övecek Köyü nüfusuna kayıtlıyım, nüfusum 11 kişiden oluşmakta, yanımda bulunan ailem 8 kişidir. Van Çatak ilçesi Övecek köyünde 1993 tarihinde Geçici Köy Korucusu olarak görev yapmaktaydım. Bölgemizde yaşanan terör olayları nedeniyle aynı yıl 08.10.1993 tarihinde çıkan çatışma sonucunda benimle birlikte görev yapan 4 köy korucusu ile beraber 8 asker o olayda şehit düşmüşlerdir. Ben de el ve ayaklarımdan yaralandım. Uzun süre Van Askeri Hastanesinde tedavi gördüm. Halen el ve ayaklarımda roket parçaları mevcuttur. Daha sonra köyümüz boşaltılıp, Van ili Bostaniçi Beldesine yerleşip ikamet etmekteyiz.
Geçimimi sağlayamıyorum, oldukça mağdur durumdayım. Sadakatim ve devletime  bağlı güçlerle, düşmana karşı savaşmışım ve o olayda şehit arkadaşlarım gibi ben de şehit olabilirdim. Uzun yolculuk yapamıyorum. Yol yürüyemiyorum. 3 kg.lık bir cismi elimde taşıyamıyorum. Bu nedenle mağduriyetimi göz önünde bulundurarak , ilgili mercilerde durum araştırması yapılarak, tarafıma gereken tazminat ödenmiş olup ancak gereken aylık bağlanmamıştır. Biriken aylıklarımın ödenmesini ve tarafıma aylık bağlanmasını talep etmekteyim.
Bu konuyla ilgilenilip, tarafıma bilgi verilmesini saygılarımla arz ederim.
ADRES: Özel İdare İşhanı K.2 N.19 Muharip Gaziler Derneği Van Şubesi
23.02.2006”

            Bu ülkede terörle mücadele gazilerinin , gazi unvanı almalarının zor olduğu biliniyor. Ama gazilerin bu unvan mücadelesinden vazgeçeceklerini sanan zihniyete de son söz olarak şunu söyleyebiliriz, bir gazinin hakkını yemek, kul hakkını yemekten daha günahtır.