Gazilerimizin çığ gibi büyüyen sorunlarına radikal çözüm üretmeyen hükümetlerin, bir gazi eşinin yaşadıklarını algılamasını, anlamlandırmasını beklemek hayalcilikle örtüşüyor
Peki ya bizler... Eşi dağda, ovada elde silah terörist peşine düşerken, o , evde ne düşünür, nasıl hisseder, türünden soruları sormakta güçlük çekiyoruz.
Sabri abi mahallemize damat gelmişti. Mahalle onu, o mahalleyi kucaklamıştı. Yakışıklı bir gençti. O nedenledir ki mahallemizin en güzel kızlarından Saime ablayı tercih etmişti. Sabri ağabeyi hatırlıyorum, hani halk tabirince “delikanlı adam” derler ya…öyle bir kişilikle bezenmişti. Yardımsever, cömert, cesur bir ruha sahipti. Akıllı, becerikli olduğu mahallenin sorunlarına çözüm üretmesinden rahatlıkla anlaşılabilirdi.
Kıbrıs sorunu bomba etkisi yaratacak bir biçimde ülkenin gündemine düştüğü yıllar devlet Sabri abiden görev beklemişti. Askerlik vakti örtüşüyordu Kıbrıs sorunuyla. Ve askere gitti. Davul zurna eşliğinde neşe ve coşkuyla uğurlandı. Kınalar yakıldı bu genç adama. Gelenekler ona, o vatana bağlıydı.
Savaş onu çağırıyordu. Mazlumlar ona sesleniyordu. “Kurtar bizi Mehmet” diye. Çekinmeden gereğini yaptı. Bir kartal gibi süzüldü düşman mermi ve toplarının üzerine .
Cepheden gelen haberleri adeta tüm mahalle izliyor, Saime ablaya moral vermek için saflarda yerini alıyordu. Nişanlıydılar. Acaba sağ dönebilecek miydi Sabri abi? Telli duvaklı gelin olabilecek miydi Saime abla? Bu iki sevdalı yüreğin zamanla mücadelesi bitmiyordu.
Ve sağ döndü Sabri abi. Evlendiler ve mutlu oldular. Sonra Sabri abi uzun yolculuğuna çıktı eşi Saime’yi ardında bırakarak.
Kıbrıs gazisi Sabri Şen’in eşi Saime abla ile yaşanılanları ve duyguları bir kez daha anmak ve sizlerle paylaşmak istedik.
Sabri ağabeyin ilk askerlik görevi neresiydi?
Acemi asker olarak Eğridir Komando taburuna gitti, ilk eğitimini orada aldı.
İlk ayrılışınızdı, neler hissettiniz?
Büyük bir boşluk, sessizlik ve özlem. Onun kokusu ve şekli duygularıma kazınmıştı. Düşünmemek için çabalıyor, ancak başaramıyordum. Bir haber, küçük bir haber ya da bir iki satır mektup en büyük hazinemdi. Düşünün 4 aylık nişanlınız bir anda sizden çok uzaklarda. “Olsun , sayılı gün ve askerlik ödenmesi gereken büyük bir borçtur ve ödemeliyiz” diyerek kendimi rahatlatıyordum.
Kıbrıs Barış Harekâtı’na ne zaman katıldı?
Acemi birliğinde yaklaşık 3-4 ay kaldı. Görevi bittikten sonra 10 günlük izne geldi. Nasıl, nerde evleneceğimizin planlarını yapıyorduk. 10 gün 10 saat gibi kısa sürdü. İzni bitti. Bolu Dağ Komando Birliği’ne usta asker olarak gitti. Sonra bir mektup aldım. Kıbrıs Barış Harekâtı’na katılmak için Mersin’e gideceklerini bildiriyordu.
Neler hissettiniz, neler düşündünüz?
Mektup beni şok etmişti. Savaşa gidiyordu. İşin ucunda ölüm vardı. Dönmemek vardı. Hemen toparlanıp televizyon ve gazete haberlerini takip etmeye başladım. Kıbrıs sorunu ile ilgili bilgiler toplamaya çalıştım. Savaş hakkında sorular sordum
Sonuçta şunu düşündüm; ülkem için Kıbrıs’ta mazlum ve mağdur durumdaki soydaşlarımız için savaşmak zorundaydı. Bu beni onurlandırdı. Savaş kahramanının eşi olacaktım. Her kadına nasip olacak bir durum değildi.
Savaş süreci ne kadar sürdü, neler yaşadınız?
Kısa sürdü. Masa üstünde atıp tutanlar, kahraman Mehmetçiği görünce siperleri terk ettiler. Gerçi bu onlara ilk tokat değildi. İzmir’den de nasıl kaçtıklarını biliyoruz. Ancak yine de zor günler yaşadık. Yurt çapında karartma eylemi yapıyorduk. Güvenlik açısından pencereleri siyah kalın perdelerle kapatıyorduk. Naldöken’de askeri lojmanlar vardı. Denize bakan tanklar yerleştirilmişti. İzmir Sümerbank Basma Sanayinde çalışıyorduk. Ortak bir karar aldık; Silahlı Kuvvetlerimize maddi destek sağlamak için 3 gün ücretsiz çalıştık. Hatta bu durum maaş bordrolarımıza işlenmiştir.
Böyle bir dönemde ücretlerinizden fedakarlık ederek sağladığınız katkı için düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Bakın, Türkiye bir gemi, o batarsa biz de batarız. Ülkem için faydalı bir şey varsa, ben oradayım. Şu an bir görev verilse hazırım. Ülke düzelsin, ben maaşımı bağışlayayım. Çıkarsak beraber çıkarız.
Eşiniz Gazi Sabri Şen savaşla ilgili ne anlattı?
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; savaşın kötü olduğunu anlatırdı. Politikacıların basiretsizliklerini ve oy avcığını savaşın nedeni olarak görüyordu. Bununla birlikte emperyalistlerin ellerini Türkiye’den çekmek gibi bir niyetlerinin olamayacağını iddia ediyordu. Yanında vurulan, şehit olan arkadaşları olmuştu. Yüz yüze çatışmaları hatırlıyor, kah öfkeleniyor, kah susuyordu.
Eve dönüşte topluma uyum sağlayabildi mi? İlişkiniz ne düzeydeydi?
Savaşa gidip etkilenmemek mümkün mü? Kan, kopan uzuvlar, havadaki ağır koku, sevdiklerinizin birer birer düşüşü insan ruhunda iz bırakıyor. Zaten böyle bir durumda tepki vermemek insanlık dışı. Televizyonda kan, şiddet içeren görüntülerden insan nasıl kafasını çeviriyorsa, savaşı yaşayanların durumu gerçekten daha yoğun oluyor.
Dalar dalar giderdi uzaklara bakarak. Bazen konuştuklarımı dinlemez, anlamazdı. Bildiğimiz Sabri, asker dönüşü içine kapanık biri olmuştu. Zaman zaman sinirli, asabi tavırlar içine rahatlıkla düşebiliyordu. Çok basit sebepler bile kavga nedeniydi.
Değişiklikler ve tavırlar sizi ne oranda etkiledi?
Çok genç olmama rağmen, bir şeylerden kuşkulanmıştım. Sabri bu değildi. Değişmiş, susan, sessiz kalan, sonra aniden öfkelenen, sinirlenen biri olmuştu. Savaşın bu etkileri doğurduğunu anlayabiliyordum. Önceleri ben de ona hiddetlendim. tepki verdim. Ancak, giderek onun sorununu anlamaya çaba gösterdim. Daha alttan alıyordum. Öfkesinin, sinirinin geçmesini bekliyordum.
Bu sorunları nasıl çözdünüz?
Tam anlamıyla çözemedik. Çünkü şimdiki gibi psikolojik tedavi yoktu. Rehabilitasyon merkezi diye bir şey bilinmiyordu. Ben elimden geldiği kadarıyla ona destek vermeye çalıştım. Böyle durumlarda gazi eşlerine ve çocuklarına çok iş düşüyor. Anlayışlı olmak, onu rahat ettirmek çok önemli.
İlginç anılar anlattı mı?
Kendisi yara almadı . Ama ölen arkadaşları onu çok etkilemişti. Şehitleri anımsamak onu üzüyordu. Pek detaya girmez konuyu kapatırdı. Kıbrıs’a vardıklarında kendini çatışmaların içinde bulmuştu. Üç gün boyunca uyumadan, kendilerini koruyabilmek için uykusuzluk hapı almışlar. Bu süreçte postallarını hiç çıkarmamış, ayakları şişmiş, kabarmış. Karargâhları beşparmak dağlarında konuşlandırılmış. Kendisi dağ komandosu olduğu için dağlarda devriye gezmişler. Eğitimleri de bu ağır koşullara yönelik verilmiş. Mesela yılandan hiç korkmazdı, elleriyle yakalardı
Kıbrıs halkı için ne düşünüyordu?
Mücahitlerden sevgiyle bahsederdi. Savaşı kazanmalarında onların rolünün büyük olduğunu anlatırdı. Türk köylülerinin araziye çıktıklarında yiyecek, içecek verdiklerini belirtirdi. Ancak küçük bir grubun, Rumlarla evlilik yoluyla ilişkiye girenlerin askeri pek sevmediklerini düşünürdü. Bir noktayı daha aktarayım; savaş sonrası Kıbrıs gazilerinin Kıbrıs vatandaşlığı hakları vardı, toprak verildiği söyleniyordu. Ama o bunları istemeyenlerdendi.
Gazilik unvanını ne zaman aldı?
Hemen. Devlet, o dönem çabuk ve ciddi adım attı. Eski nüfus kağıtları yapraklıydı. Nüfus kağıdının bir yaprağına “Gazidir” mührü vurulmuştu.
Türkiye’yi maddi ve manevi açıdan bir kara bulut gibi saran bölücü terör hakkında bir gazi eşi olarak neler söylemek isterdiniz?
Tamamen dünyanın her yerinde barış olması . kimsenin canının yanmaması. İnsanların ölmemesi. Çünkü ateş, düştüğü yeri yakıyor. Ancak barış gökten zembille inmiyor. Askerin mücadelesinin yanı sıra siyasilerin de ekonomik, sosyal ve de eğitimsel tedbirleri alması gerekiyor. Çünkü savaş bir bütündür.
Her gün şehit veriliyor, hükümetimizin yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Hükümet sessiz mi?
Hiçbir hükümet bu konuda sessiz bir duruş sergileme lüksüne sahip değildir. Şimdiki hükümetin de bölücü terör konusunda çaba içinde olduğunu düşünüyorum. Yalnız şu noktaya dikkat edelim; ekonomik açıdan dışa bağımlıyız. Bu bizim yumuşak karnımız. Dış güçler bölgede istikrarlı bir Türkiye görmek istemiyorlar. Yıllardır bu böyle. Kıbrıs Savaşı sonrası Türkiye’ye ambargo konulması da buna işaret ediyor.
Dikkat edilirse Lübnan’da oynanmak istenen oyun da aynı. Önce yık, sonra inşası için ülkeyi borçlandır, ömür boyu köle yap. Irak da aynı durumda . ben açıkça kendimize dost bir ülke göremedim. Takkeyi önümüze koyup sorunlarımızı kendimiz çözmeliyiz.
Son sözlerinizi alabilir miyiz?
Öncelikle kapımı çalan, hatırımı soran, eşim Gazi Sabri’yi bir kez daha yad etmek fırsatı veren Gaziler Dergisine ve size teşekkür etmek istiyorum. Gazi eşlerinin neler hissettiklerini, ne düşündüklerini kamuoyuna yansıtmayı düşünmek çok olumlu bir adım. Gerçekten önemli konulara parmak basıyorsunuz.
Son söz olarak söylemek istediklerim özetle şunlar; gaziler siperlerde, eşler cephe gerisinde eşzamanlı ve eş ruhlu olarak çarpışıyor. İş bununla bitmiyor; esas zorlu yolculuk gaziler evlerine döndüklerinde başlıyor. Bu nedenle gazi eşlerine Gaziler Dergisi aracılığıyla seslenmek istiyorum; gazi eşinize sahip çıkın, o bir kahramandır.
|