Gazi Polisin Sorunları Haber Olmuyor Vatandaşın polis imajını şekillendiren sadece polisin uygulama sahasındaki tutumu ve davranışları değildir. Medyanın poise biçtiği rol, bu imajın üzerinde etkisini büyük ölçüde hissettirir. Çünkü poisiye haberlerin yüzde 60'ını yazılı ya da görsel medyadan öğrenmekteyiz
Polis Teşkilatının 163. yıldönümü yine bildik geleneksel törenlerle kutlandı. Saygı duruşları ,selam vermeler, geçit töreni ve güzel cümlelerle bezenmiş nutuklar çerçevesinde bir yıldönümü daha yaşanıldı. üstelik 163. yıldönümü kutlamaları 1 haftadan 2 güne indirilerek kısaltıldı. Neden ve niçin kısaltıldı,iyi mi oldu kötü mü oldu tartışmaları gelecek yıldönümünün gündem maddelerinden biri olabileceğini şimdiden gösteriyor.
Teşkilat 10 Nisan 1845’te Kuruldu
Yeniçeri Ocağı’nın 1826’da kaldırılmasından sonra İstanbul’da Asakiri Muntazami Hassa isimli polisiye hizmetleri de yapmak üzere yeni bir askeri teşkilat kurulmuş. Serasker denilen bir teşkilatın komutanı, dış güvenliğin sağlanmasına ait Yeniçeri Ağası’nın yetkilerine sahip olmuştur.Daha sonraki yıllarda , polis hizmetleri birbirinden farklı yapılanmalar tarafından yürütülmüş, kuvvetlerin emir ve komutasında birlik ve bütünlük sağlanamamıştır. Bu kargaşa 1945 yılına kadar sürmüştür. İç güvenlik hizmetlerinin etkisiyle kıyaslanmayacak ölçüde gelişmesine rağmen güvenlik hizmetlerinin birçok makam ve kişilere bağlı olarak yürütülmesi, uygulamada karışıklıklara neden olmuştur. Yapıdaki bu başıbozukluğu ve uygulamadaki bu keşmekeşliği ortadan kaldırmak amacıyla, 10 Nisan 1845’de “Polis” adıyla bir teşkilat kurulmuş, teşkilatın görevleri yine aynı tarihte yayınlanan Polis Nizamnamesi’nde belirtilmiş ve bu durum yabancı elçiliklere de yazıyla duyurulmuştur. İstanbul’un güvenliğini de Yeniçeri Ağası yerine Serasker sağlamaya başlamıştı. Bir yıl sonra , polis hizmetlerinin serasker tarafından yürütülmesinin askerlerin asıl görevini aksattığını belirtip, seraskerlikten bağımsız olarak ve yalnızca polis hizmetlerini yürütmek üzere “Zaptiye Müdürlüğü” kuruldu. Önce başkent İstanbul’da kurulan polis teşkilatı birkaç yıl içinde 15 vilayete yayıldı ve her vilayetin başına bir serkomser getirildi. Bu gelişme polisin demokrasiye katkısını da beraberinde getirmiştir. Polis Akademisi Öğretim Üyesi Hamdi Aydın bu konuya bir açıklık getirir: “Polis Teşkilatı, Türkiye Cumhuriyeti Türk toplumuna , askeri bir güvenlik sistemi yerine, sivil ve daha demokratik bir güvenlik sistemi kazandırdı. Hatta genelde rejimin demokratikleşmesine de yardım etti…”
1 Haftalık Kutlama 2 Güne İndirildi
Bu yılın kutlamalarında ilginç bir gelişme yaşandı. Geçmiş dönemlerde emniyet teşkilatının bu güzide ve önemli günü 1 haftalık etkinliklerle kutlanırdı. Fakat 163. yıldönümü 2 günlük bir kutlama çerçevesine sıkıştırıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü, 1 hafta süresince değişik etkinliklerle kutlanan 10 Nisan Polis Bayramı’nı hizmetleri aksattığı ve vatandaşı mağdur ettiği gerekçesiyle 2 günle sınırlandırdı. Trafik kesilerek yapılan resmi geçit törenlerine çözüm arayan emniyet, vatandaşın mağdur edilmesinin önüne geçmeyi düşündüğünü ileri sürdü. Teşkilat bu kapsamda 163. kuruluş yıldönümünü yeni bir konseptle kutladı. Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, 81 İl Emniyet Müdürlüğüne gönderdiği genelgede , bayramın 9-10 Nisan tarihlerinde kutlanması talimatını verdi. Bu emir ile polisler , önceki yıllardaki gibi tüm kamu kuruluşlarını ziyaret edemedi. 9 Nisan’da polis teşkilatı Anıtkabir’e çıktı. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı ziyaret edildi. Şehitler için özel bir program düzenlendi. Resmi geçit töreni ve devlet erkanına kokteyl verildi ve bayram kutlamaları böylece son buldu. Türk Polis Teşkilatı personel sayısı 200.000’in üzerinde aktif çalışanıyla ülkemizdeki en büyük kamu kurumlarından biridir. 150 yıllık tarihi olan bir kurumun, kuruluş yıldönümü için 2 gün yeterli mi sorusu tartışma gerektirecek bir konu. Bir polis memuru bu konuyla ilintilendirilebilecek ilginç sözler söyledi. “Yazılı ve görüntülü basın, her zamanki gibi bu güzel günümüzü sütunlarına taşımakta istekli davranmıyor. Fakat halkımızın sevgisi görülmeye değerdi, dağıtılan tişörtler, şapkalar ve anahtarlıklara olan ilgiden bunu anladım. Şimdi şunu rahatlıkla önerebilirim; Mutlaka ama mutlaka hayatınızda en az bir kere polis bayramı törenlerine katılın, çok mutlu olacaksınız.”
Şükür 2008 Kutlamalarına Gölge Düşmedi
2007’de Polis Teşkilatı’nın 1162. yıldönümünde , hatırlanacağı üzere bir kara bulut gölge gibi düşmüştü. Olaya Ankara’da yaşandı. Hemşire Halime Al , Erzincan’da görevli polis eşi İlhan Al’ı geçimsizlik yüzünden terk etti. 2 yaşındaki oğlu Gürkan’ı yanına alan Hemşire Halime Al , Keçiören’deki baba evine döndü. İşyerinden izin alan polis Al , 7 Nisan 2007’de kayınpederi Kemal Manav’ın evine geldi. Eşini dönmeye ikna edemeyen Al, silahını art arda 9 el ateşledi. Kurşunların isabet ettiği Halime Al, annesi Emine Manav, ve babası öldü. Oğlu Gürkan’ı da öldüren polis memuru Al , namluyu kafasına dayayıp intihar etti. Geçmiş dönemlere ait böylesi acı görüntüler ve fotoğraflar kamunun vicdanını büyük ölçüde sızlatmış ve hüzne boğmuştu. Ancak her defasında olduğun gibi önemsenmedi, yorumcular bu meseleyi gündemlerine alıp iki cümle bile etmediler. Hemen hemen yazar çizer takımının büyük bölümü bu ciddi ve vahim hadiseleri atladılar.
Medya Polise Negatif İmaj Biçiyor
Polisin ölçüsüz ya da orantısız güç kullandığı üzerinde hemfikir olan pek çok basın ve medya mensubu ve kuruluşu bulunuyor. Çeşitli şekillerde bezenmiş cümlelerin ve fotoğraf karelerinin ortak paydası, polisin imajını negatif şekillendirmenin ötesinde bir anlam taşımıyor. Ancak medyanın polis karşısındaki duruşu analiz edildiğinde, ölçülü, insaflı ve gerçekleri tüm çıplaklığı ile yansıttığı ileri sürülebilir mi? Gazi polis olgusunu neden medya gündemine taşımıyor? Pek çok polis gazi unvanını hak ettiği halde, bu haktan mahrum bırakılmasını ulusal basın kalemşörleri neden önemsemiyor? Sorulara devam edelim; Polislerin intihar vakalarındaki artış , polisin yaşadığı çevre koşulları, maaşlarının yetersizliği neden medyanın dikkatini çekmiyor? Hiç polis noktası dikkatinizi çekti mi? O bir metrekarelik kulübeye baktınız mı? O kulubeyi, karakoldaki nezarethane ile kıyasladınız mı? Görev yapan polisin elini yüzünü yıkayacağı bir lavabonun olmadığını, zorunlu ihtiyacını giderecek bir tuvaletin o kulübede bulunmadığını tespit etmeyi denediniz mi? Polisin negatif imajı salt polisten kaynaklanmıyor. Medyanın bu konudaki rolünü görmezden gelmek mümkün mü? 1995 yılında , Emniyet Genel Müdürlüğü, Halkın Polis İmajı adlı bir kamuoyu araştırması yaptırmıştı. Bu çalışma vatandaşın polisiye haberlerin, yüzde 27’sini tv.lerden, yüzde 26’sını radyolardan öğrendiklerini ortaya koymuştu. Çalışmadan anlaşılacağı gibi, medyanın vatandaşın polis imajını şekillendirmede etkili bir yönlendirme içinde olduğudur.
|