| Terörle Mücadelede Hayatlarını Riske Atan Trafik Polisleri |
Trafik polisleri ABD konsolosluğunu şahadet bedeli karşılığında korudular. “Trafik polisi asayiş görevi yapamaz” mantığıyla gazilik hakları geri alınan Mehmet Emelce’nin dramına sessizce tanıklık ediyoruz. Bu yaman çelişkiyi kim çözecek Polis, Emniyet genel Müdürlüğü personeli olarak, vatandaşların huzur ve güvenini temin eden ve bu yolda suçluyla , hayati tehlikeyi de göze alarak, mücadele eden kişi biçiminde algılanır. Huzur ve güveni temin eden polis, yıllardır teröristin hedefi olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Daha dün denilebilecek bir zaman diliminde , 9 Temmuz 2008’de teröristler tarafından haince ve kahpece saldırıya maruz kalmış ve üç silah arkadaşlarını şehit vermişlerdir. Ancak, gazilik olgusu üzerinde her zaman güçlü olan idare-i maslahat politikası, gazi polisleri de sıkıntıya hatta bunalıma sokmuş ve temel sorunlara gark etmekten öte bir tutum sergilememiştir. Bu saptamanın kanıtlarını gazi polislerin duygu ve düşüncelerinde rahatlıkla görmekteyiz. Gazi Polisin Hukuk savaşı 21 Mayıs2000 günü Sakarya’da görev yaparken alkollü bir sürücünün çarpmasıyla bir gözünden ve mesleğinden olan trafik polisi Mehmet Emelce, hukuk savaşı veriyor. Danıştay’ın bu kararına istinaden Emekli Sandığı da “vazife malulü” kapsamından çıkartılan memurun hem maaşını düşürdü hem de 6 yıllık fazla ödeme için maaşına haciz koydu. Şimdi sıra onurla taşıdığı madalyasında… Muhtemelen ileriki zamanlarda “sen bu madalyayı hak etmiyorsun “ denilerek geri alınacak. Ağır yaralandığı kazada sol gözünü kaybettiğini ifade eden Emelce, şu beyanda bulundu; “Mağdur edildiğime inanamıyorum. Ancak böylesine bir durumla karşılaşmak zoruma gidiyor. İstemeden de olsa iç hukuk yoları tükenirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruda bulunacağım” şeklinde adeta haykırdı. Gazi Polis Emelce’ye Devlet Övünç Madalyası Vali Zübeyir Kemelek tarafından verildi. Trafik polisleri Emniyet Teşkilatı’nın bir parçası olarak asayiş ve güvenlik görevi yapmıyor mu? Yerel mahkeme bu sorunun cevabını “evet yapıyor” şeklinde karara bağlıyor. Ancak Danıştay reddediyor, Emekli Sandığı da vakit geçirmeden uygulama yapıyor. Ölen Trafik Polisleri Şehit, Yaralıya Ne Diyeceğiz? Nasıl iki trafik polisini şehit olarak kabul ediyorsak, yaralanan diğer trafik polisini de gazi unvanı ile onurlandırmalıyız. “Sen trafik polisisin, asayiş hizmetinde görev alamazsın” diyerek işi öteleyemeyiz. Önce Gazisin Sonrada Değilsin!
23 Kasım 2006’da Hürriyet, “Şarapnel Mesaisi” başlıklı haberde, şehit edilen Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okka’nın koruması gazi polis Mustafa Dinçer’in de aralarında bulunduğu, kafasında mermi, ayağında şarapnel ile dolaşan, malulen emekli 26 Gazi Polis’i işe çağırıldığı aktarılmıştı. Emekli Sandığı, Emniyet Teşkilatı Şartları Yönetmeliğinin bir maddesinde aykırılık bulduğundan, 26 gazi polis, emekli maaşı başta olmak üzere tüm gazilik özlük haklarından mahkûm edildi. Üstelik Emekli Sandığı gazi polislere gönderdiği yazıda, 15 gün içerisinde kendilerine ödenen ikramiye ve şimdiye kadar aldıkları gazi maaşlarını yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini de istedi. 26 Gazi polis, kafasında mermi, ayağında şarapnel parçası ile dolaşan, psikolojik tedavi gören, eli ve ayağı sakat gazi polisler… Nasıl sağlıklı bir polis gibi ön saflarda çalışacaklar, nasıl olası bir çatışmada yer alacaklar? Ve nasıl kendilerine biçilen bu yüksek meblağları geri ödeyebilecekler? Terör saldırısı değil ama devletin bu tutum ve davranışı 26 gazi polisi derinden etkiledi ve üzdü. Günahları neydi? Tercüman gazetesine verdiği beyanında altı kalın çizgilerle çizilen cümleler sarf ediyor Gazi Polis Yusuf Gökşen “Önce gazisin diyorlar, maaş bağlıyorlar, sonra yanlışlık oldu diye unvanı geri alıyorlar. Kurşunlar vücudumuzu, tavırlar ise kalbimizi yaraladı.” Böylesi bir tavır gazi polisi maddi manevi mağdur etmez mi? Şimdi sorun mahkemelik. İlgisiz Birimde Görev Veriliyor Terörle mücadelede gazi olan polislerin bir başka sorunu da , batıda ilgisiz birimlere atanmalarında düğümleniyor. Güneydoğu’da teröristle mücadele içindeyken, Özel harekat dairesinde görevliydiler. Suçun ve suçlunun adı terör ve teröristti. Zor bir görevdi.hayati tehlike üst boyuttaydı. Tüm çetin koşullar içinde yılmadan ve cesurca işlerini yaptılar. Fakat bu görevlerinden sonra tayinlerinin çıktığı birimler uzmanlık alanlarıyla örtüşmedi. Gazi polis Yusuf Gökşen, konuyla ilgili sıkıntıları dile getirdi: “Biz yıllarca teröristle dağlarda çatıştık. Kardan çok etkilenmemek için altıma şeker torbası koyar beklerdik. Diyarbakır’ın, Bingöl’ün bilmem hangi köyünde zıngır zıngır titreyerek görevler yaptık, aç susuz kaldık. 20 yaşından sonra bu görevlere başlayarak 30’lu yaşlara kadar hayatımızı terörle mücadeleye verdik. Hiçbir şekilde pişmanlık duymadım. Tüm bunların ardından, batıda görevlendirilerek, elimize düdük verilip, “Haydi bakalım, Kızılay’da trafiği yönet” ya da “Git şu karakolda görev yap” denilmesi Özel harekat Polislerini yıpratıyor. Özel Harekatçı ne yapacak oralarda? Emniyette , Organize Suçlar, Terörle Mücadele, Asayiş gibi masalar da var, en azından o birimler daha verimli olacağımız alanlardı. Pek çok arkadaşımız maalesef bu sıkıntıları yaşadı. |