Gönül Penceresi

DİKKAT! PARSADAN TÜREVLERİ CİRİT ATIYOR!

Dolandırıcılar kralı Selçuk Parsadan yıllar önce emekli General Necdet Öztorun adını kullanarak, T. Çiller hükümetinin örtülü ödeneğinden 5,5 milyon dolandırmıştı. Bu günlerde ise Parsadan’a öykünenler, subaylar, maliye ve sigorta müfettişlerinin, emniyet mensuplarının adlarını kullanarak vatandaşı dolandırıyor.

Bir çözümsüzlük, kitlenme durumu açığa çıkmışsa, giderilmeyip ötelendiği takdirde büyük bir boşluğun oluşmasına sebep olur.

Bu boşluk hükümetlerin vurdumduymazlığı karşısında da “Dolandırıcılar, sahtekârlar, çıkar için her türlü etikten yoksun zihinler” tarafından doldurulur. Dolayısıyla büyük bir mağdur, dolandırılmış vatandaşın feryatlarına ve çaresizliklerine hep birlikte ve sessizce tanıklık ederiz.

Söz konusu durumun yarattığı kaos ise ülke menfaatleriyle örtüşen ancak siyasilerin göremediği, yeterince ilgilenmediği alanlarda, çözüm için küçük bir adım atmaya çalışan zihinsel yapının zarar görmesine zemin teşkil etmektedir. Bununla birlikte vatandaşın ülke meseleleri üzerinde pozitif bir katkı sağlayacak katılımına darbe vurması da madalyanın diğer negatif yüzüdür.

Basında çıkan haberlere bir göz attığımızda, son 5–10 yıl içinde rafine türden dolandırıcılık olayları dikkat çekicidir.

Güven ilişkisine deprem etkisinde zarar veren bir tür dolandırıcılık, ülke menfaatleri ile de çelişki içindedir. Kurumları, mevkileri ve unvanları araç biçimine sıkarak, vatandaşı aldatırken, acil çözüm bekleyen sorunların örselenmesine de sebep olmaktadır.

Yeni tip rafine dolandırıcılığı biraz açmaya çalışalım.

Teknoloji hayatımızın pek çok kolaylıklar getirmeye devam ediyor. Telefon teknolojisi de gerek özel gerek iç alanlarında çok etkili adeta olmazsa olmazlardan. Eski sistemde ağır ve zaman alan dağıtım ve pazarlama, telefon teknolojisi ile hız kazandı. Telefon ile pek çok kişiyi ulaşmak öne çıkarken, kapıdan kapıya dağıtım geri plana itildi

Rafine dolandırıcılardan telefon ile pazarlama tekniğini görmekte gecikmediler. Yapılması gerekeni de buldular; güven ilişkisini zemin olarak kullanırken, telefonda subay, başkomser, emniyet amiri, sigorta-maliye müfettişi olup(!) vatandaşı kandırdılar.

Ataları Selçuk Parsadan’dı. Hatırlanacağı gibi, Parsadan telefonda Necdet Öztorun paşa olup, dönemin başbakanı Tansu Çiller’i dolandırmıştı.

Selçuk Parsadan’ın türevleri bugün cirit atıyor. Yasalar yetersiz, kolluk güçlerinin eli kolu bağlı, rafine dolandırıcılar karşısında.

Dergi, gazete imtiyazı almak, bakkaldan ekmek almaktan kolay hale geldi. Aslında bu ülkede, bakkaldan mütait olursa, önüne Helen de dergi ya da gazete sahibi, gazeteci olur. Dolayısıyla deprem olduğunda, sadece ağıtlar yakılır, ülke meseleleri üzerine de ağzı olan konuşur.

Yani rafine dolandırıcılar için rotam uygun. İmtiyaz alınır, 1–2 sayı dergi çıkarılır, bir de unvanlı biri bulunur, başlarlar telefon açıp vatandaşı dolandırmaya,

Hele bazı üst kademe dolandırıcılar, dernek ya da vakıfların içlerine sızıp, onların adlarını, dergilerini kullanıp, yüklüce bir rant sağlarlar,

Vatandaş zanneder ki, derneğe bağış yaptı, dernek de b bağışları adaletli bir şekilde dağıttı.

Bu noktada adli makamları ilgilendirir. Ancak meselenin görünmeyen yüzüne  projektörü çevirdiğinizde acı bir gerçek bize göz kırpar.

Dernek netice itibariyle sivil toplumun örgütüdür. Dolayısıyla çağdaş uygarlığı yasaklamak için hamleler gerçekleştirir. İşte rafine dolandırıcılar dernekleri ya da ülke meselelerini kullanırken, üzerlerinde rant sağlarken, ciddi şekilde çalışan diğer sivil toplum örgütlerine yani derneklere güven bağlamında büyük zarar verir. Vatandaşın bu tip oluşumlara soğuk bakmasına aracılık ederler. Böylelikle gerçek anlamda hizmet üretmeye çalışan derneklerinde önlerini tıkasalar.

Parsadan türevlerini sıradan dolandırıcılık ile de ilişkilendirmek büyük bir yanılgıdır. Daha derine inip, yasalar çerçevesinde bu tip oluşumlara “DUR!” demek vatanseverlikle açık bir biçimde örtüşür. Vatanseverlik sadece elde silah düşmana kurşun sıkmak değildir, aynı zamanda ülke çıkarlarıyla örtüşmeyen her çeşit zihniyetle de mücadele etmektir.