Kızları da Alın Askere
Eski Türk boylarında, Osmanlı'nın henüz Beylik olduğu dönemlerde kadın, ata biner kılıç kuşanırdı.Erkekler sefere gittiğinde şehrin savunmasından kadınlar sorumluydu.Düzenli olarak talim yapan, silah kullanan kadınlar erkeklerin yokluğunda her türlü dış saldırıya açık olan yerleşim birimlerinin tek savunmasıydılar.Yakın tarihimize baktığımızda, milli mücadele yıllarında kadınlarımızın , erkeklerin yanında gerekirse elde silah, bıçak, sabanla düşmana ölümüne direnişlerine tanıklık ederiz.
 |
Dünya tarihi de unutulmuş kadın kahramanlarla doludur. I. Dünya Savaşında 33 bin kadın cephede ve cephe gerisinde hizmet vermiştir. II.Dünya Savaşındaysa bu rakam 500 binin üzerindedir.
Güç birlikten doğar.Tarih kadınıyla erkeğiyle savaşan uluslar tarafından yazılır.Bir ülke düşünün ki, halkının yarısını tam bir askeri eğitimden geçirip, diğer yarısını eğitimsiz bıraksın.Sonra da bu sistemin halini bir milli felaketle karşılaştığında düşünün. Erkeklerine askeri eğitim verip, onları her şeye hazırlıklı hale getirirken, kadınlarını da pasifize eden bu sistemin tek bacağını çalıştırıp, diğer bacağını kendi haline bırakan bir atlet misali topallaması, aksaması kaçınılmazdır.
Dünyada pek çok ülke kadınlarına askeri eğitim veriyor.ABD'nin Çöl Fırtınası operasyonundaki askerlerinin %7'si yani 40 binden fazla askeri kadındı.Bunların içinden 105 kişi ise ABD tarafından onurlandırılarak, " Mor Kalp" madalyasıyla taltif edilmişlerdi.
Kızların askeri ve cephe gerisi hizmetlerini kapsayan bir eğitimden geçirilmesi , her an her şeyin mümkün olduğu , kritik bir coğrafyada bulunan Türkiye için zaruri bir konudur. Henüz erkeklerin askeri eğitimleri konusunda kırk türlü fikir , uygulama arasında bocalayıp dururken ve de askerlik konusunda gerçekçi ve çağa uygun çözümler uygulamaya koyulamamışken, bizim, kızların askere alınmasını tartışmaya açmak gereksiz görünebilir. Ancak savaşı.Her an her şeye hazırlıklı olmak zorundayız. Çünkü hazırlıksız yakalanırsak neler olabileceğinin en net örneğine Bosna'da şahit olduk. 1990'lı yıllarda, uygar Avrupa'nın göbeğinde ve tüm dünyanın gözleri önünde yaşanan Bosna vahşetinde en büyük acıyı, işkenceyi çeken, en kolay hedef olan kadınlardı.Kadınlarımızı güçlü kılmak, vatanımıza da güç kazandıracaktır.Bosnalı kadınlar temel askeri eğitimden geçmiş olsalardı, Sırpların işi bu kadar kolay olmayacaktı.
Kızların, silah kullanmayı öğrenmelerinin yanı sıra, ağırlıklı olarak temel savunma teknikleri, ilk yardım, tedavi, ve temel ilaçların kullanımı konularında da eğitim alabilirler. Alacakları bir kaç aylık temel eğitim ile hem topyekun bir savaş durumunda, hem de doğal afetler gibi ani ve beklenmedik olaylarda bu bölgelerde derhal müdahale edebilecek ,eğitimli, ne yapacağını bilen bir kadro elimizde hazır bulunacaktır. Temel saldırı ve savunma teknikleriyle bezenmiş, ilkyardım bilgisine sahip kadınlarımızın varlığının askerin morali üzerinde de pozitif rol oynayacağı aşikârdır. Savaşan asker, evde bıraktıklarının savunmasız kaldığını düşünürse, cephede olmak ona zor gelecektir.Ancak geride bıraktıklarının kendilerini savunabilecek, bir tecavüzü, saldırıyı püskürtebilecek bilgi ve beceriyle donanmış olduklarını bilmek, savaşan askerin hem moralini yükseltir hem de kendini vatan savunmasına adamasını kolaylaştırır
İslam Tarihinde Kadınlar Savaşlarda Etkin Rol Üstlendiler
İslam tarihine baktığımızda hanımların sağlık hizmeti alanındaki fonksiyonları, Hz. Peygamber döneminden başlayarak günümüze kadar gelmiştir. Hz. Peygamber döneminde özellikle savaş zamanlarında hasta ve yaralılara bakım ve tedavi konularında hanımlar etkin bir rol oynamışlardır. Uhud Savaşında Hz. Ayşe'nin de aralarında bulunduğu hanımlar, cephe gerisinde , bazen de bilfiil cephede savaşa katılmıştır.
Hasta ve yaralıların bakım ve tedavileriyle gönüllü olarak meşgul olmuşlar, şehitlerin savaş alanı dışına taşınması, kirbalarla su taşınması gibi hizmetlerde bulunmuşlardır. Hz. Peygamber, hasta ve yaralıları bakım ve tedavide; bilgi ve beceri sahibi olan hanımları bizzat görevlendirmiştir. Hendek ve Hayber Savaşlarında yaralıları tedavi, askerlere hizmet ve yardım için, ilk kadın heyeti oluşturulmuştur.
Kendilerini Müslümanlara hizmete adayan bu hanımlar; katıldıkları savaşlarda , askere moral desteğinde de bulunmuştur.Müslüman hanımların savaşlardaki hizmetleri, Hz. Peygamber'den sonra da devam etmiş, görevlerini yaparken bazıları şehit olmuştur.(1)
Kurtuluş Savaşında da Kadınlar Vardı
Bugünkü genç kızlarımızın, Hz. Peygamber dönemindeki, eski Türklerdeki hanımlardan nesi eksik ki askeri eğitimden mahrum bırakılıyorlar?Bir savaşta , stratejik zeka, dayanma gücü , ruh kuvveti ve inanç en az bilek kuvveti kadar değerli değil midir? Kızların,kadınların cephe önlerinde değilse bile , cephe gerisinde dahi faydaları olamayacağını mı düşünüyoruz da , onlara eğitim vermiyoruz? Kurtuluş Savaşında kadınlarımızın yazdıkları destanları, şehit ve gazi olan kadınlarımızı ne çabuk unuttuk? Nene hatunlar, Kara Fatmalar, Güllü Bacılar ve adını sayamadığım pek çokları Kurtuluş Savaşımızda , askerimizin yanında cephede ve cephe gerisinde pek çok kahramanlığa imza atmışlardır.
Türkiye dünya üzerinde son derece önemli bir bölgede Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu'nun kesişme yolları ortasında bulunuyor. Bu sıcak coğrafya pek çok milletin iştahını kabartan, çeşitli karışıklarla huzur bozma çabalarına sahne olan bir ziyafet sofrası gibi. Böylesi bir coğrafyada yaşarken, "nüfusumuzun yarısı bir işe yaramaz onları eğitmesek de olur" deme lüksüne sahip değiliz.
Askerlik Dönemsel ve Kurslar Şeklinde Olabilir
Türkiye muhafazakâr bir ülke. Geleneksel aileler kızlarını dizleri dibinden ayıramıyorlar. Öyle aylarca uzak diyarlara kızını göndermek fikri bile çoğu ebeveynin tüylerini diken diken etmeye yeter. Ama kızların eğitilmesi için illa yatılı olarak uzaklara gitmelerine gerek yok ki! İlçe merkezlerinde açılacak kurslarla da bu eğitim pekala verilebilir.Sabah evinden çıkar, akşam döner genç kızlar.Hem bugün askeriyenin içerisinde pek çok kadın subay da görev yapmakta.Bu okullarda kadın subaylara ağırlık verilirse en muhafazakar, en tutucu aileler bile, vatan için bu işe rıza göstereceklerdir.Dünyada pek çok ülkede erkeklerin dahi askerlik görevleri dönemsel kurslar şekline dönüştürüldü.Bazen birkaç yıl üst üste kampa alınır gibi çok kısa süreli askerlik görevine gidilen ülkeler var; ancak bizdeki gibi bir tam veya yarı yıl işten-güçten koparma dönemi dünyada sona erdi.
Günümüz teknolojisi artık eğitimi kısa sürede verilebilen silahlar üretmiyor maalesef. Öğrenilmesi uzun zaman alan, komplike ve karmaşık yapılı son teknoloji bir silahı kullanmayı öğrenmek uzun zaman alabilir. Ancak, savaş sadece silahlarla yapılmıyor. Cephe gerisi, lojistik, sıhhiye, teknik konular artık savaşların kazanılıp kaybedilmesinde söz sahibi. . Daha profesyonel bir çalışmayla, genç kızlar yeteneklerine göre ayrılarak bir konuda yetkin olmalarını sağlayacak eğitime tabii tutulabilirler.Mesela ehliyeti olan genç kızlarımıza , askeri araçlarla talim yaptırılıp ehliyet verilebilir. Topyekun eğitimli bir Türkiye'nin savaşa girdiğini düşünebiliyor musunuz? Herkes görevini biliyor. İlk yardım uzmanlarımız, teknik elemanlarımız, lojistik görevlilerimiz cephe gerisinde vızır vızır çalışıyor.Böyle bir Türkiye'nin önünde kim durabilir ki?
Bir diğer bakış açısıyla yaklaşalım konuya. Farz edelim olası bir savaş durumu söz konusu değil.Ancak şunu biliyoruz ki Türkiye bir deprem ülkesi , topraklarının altında üç büyük fay hattı geçiyor.. Kızlarımız bu tür bir doğal afet karşısında da ilk yardım bilgisine sahip bir sivil toplum gücü olarak derhal gerekli müdahaleleri yapabilirler.
Büyük Bir Güç Ziyan Oluyor
 |
Kızlarımızın askere alınması konusunda Kadından Sorumlu Eski Devlet Bakanı Sayın Nimet Çubukçu'nun da yaklaşımı bizimle aynı yönde; Çubukçu, kendisine bir mektupta “Kızlar da askere alınsın” önerisi geldiğini ve bunun anayasaya konulmasının istendiğini belirterek, bu önerinin faydalı olabileceğini savundu. Bakan Çubukçu, kızların 20 yaşında askere alınmasının, onların genç yaşta evlendirilmelerini önleyebileceğini vurgulayarak, “Böylece kızlarımız, ’nasıl olsa askere gidecek’düşüncesiyle ailesi tarafından okutulur, çocuk yaşta okuldan alınıp evlendirilmez” dedi. Konuya başka bir açıdan da yaklaşan eski Bakan, “Askerlik süresince, meslek öğrenme imkanına kavuşabilirler. Böylece gelecek dönemlere daha güvenle bakabilirler” ifadesini kullandı.. Çubukçu ayrıca kızların askerlik hizmeti süresince Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na (SHÇEK) bağlı yurt ve bakımevlerinde görev yapabileceğini belirterek, kullanılmadan duran bu büyük gücü değerlendirmek için alternatif bir yol önermiştir.
Türkiye gelişmekte olan bir ülke. Pek çok açıdan eksikliklerimiz var. Bu eksiklikleri tamamlamak, gelişmiş ülke sınıfına girmek için önümüzde uzun bir maraton var.Bu şartlar altında nüfusumuzun büyük bölümünü oluşturan, çalışmayan genç kızlarımızı bir biçimde katma değer yaratacak hale dönüştürmek zorundayız.Atıl halde bekleyen böylesine büyük bir gücü işler hale getirmek için ne bekliyoruz ki?
(1)İslam Tarihi Boyunca Sağlık Hizmetlerinde Kadının Yeri- Nural YILDIRIM Eylül 1999 Sayı 105 Diyanet Dergisi
|