Cumhuriyet tarihinin en acı ve en korkunç katliamı 04.05.2009 günü, Mardin’de bir nişan töreninde gerçekleştirildi.
Nişan töreninin olduğu ev, kimliği ve kimlerin yaptırdığı belirlenememiş kanlı ellerden çıkan ateş sonucu, 44 kişiye mezar oldu. Evet yanlış okumadınız!! Tam 44 kişi.. Hayatını kaybedenler arasında; ‘3 yaşındaki masum çocuklar’, ‘Hamile kadınlar’, Cami imamı da bulunuyordu.
Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge köyünde bir nişan töreninin yapıldığı eve baskın düzenleyen maskeli kişiler otomatik silah ve el bombalarıyla katliam yaptı. Çoğunluğu kadın ve çocuk 44kişi öldü, 6 kişi yaralandı.
Mardin’e 40 kilometre uzaklıktaki 32 haneli ve 300 nüfuslu Bilge Köyü’ndeki saldırı saat 21.30 sıralarında 4 koldan başladı ve yarım saat sürdü. Saldırının yapıldığı evde eski köy muhtarı Cemil Çelebi’nin kızının nişanının yapılmaktaydı. Saldırganlar ,çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu kalabalığın üzerine el bombaları attılar ve otomatik silahlarla taradılar.
Tüm araçları taradılar
Birkaç dakika önce hep birlikte söylenen türkülerin neşeli ezgileri, bir anda feryat eden yaralıların yardım çığlıklarına dönüştü. Saldırganlar, peşlerinden takip edilmemeleri için köyde karşılaştıkları tüm araçların lastiklerine ateş açarak kaçıp izlerini kaybettirdi. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, saldırıda 44 kişinin öldüğünü, 6 kişinin yaralandığını bildirdi.
Köyde nişan olduğu bilindiği için, çevreden duyulan silah sesleri normal karşılandı. Bilge köyünde çoğu korucu olan erkeklerin büyük bölümü görev nedeniyle dışarıda oldukları için saldırganlar rahat hareket etti. Nişan öncesi dini nikâhı kıyan köy imamının da yaralılar arasında olduğu bildirilirken, nişanı yapılan çiftin de ölenler arasında olduğu öğrenildi.
Mardin’deki düğün katliamıyla birlikte köy korucuları yine gündeme taşındılar. Katliamda kullanılan silahların, koruculara ait olduğu ortaya çıkınca ,medyaya yansıyan bu tüyler ürpertici hesaplaşmanın baş aktörleri haline geldiler.
Kim Bu Korucular?
Gün geldi 24 saatlerini dağda geçirdiler. Kimisi çocuğunu, ana-babasını, eşini teröre kurban verdi. Hem PKK’nın hedefi oldular, hem aşiret kavgalarının ortasında iki ateş arasında kaldılar.
Kürt milliyetçileri için onlar vatan hainleri, Türk milliyetçileri içinse PKK’nın yardakçılarıydılar.
Koruculuk Sistemi Nedir?
Türkiye'de koruculuk sistemi hakkında yapılan değerlendirmelerde sistemin, genellikle objektiflikten uzak , politik ve taraflı bir tutumla ele alındığı bilinen bir gerçek.
Koruculuk sistemi bir yandan 1924 tarihli 442 sayılı Köy Kanunu'na dayandırıldığı gibi diğer yandan uluslar arası literatürde “Düşük Yoğunluklu Çatışma” durumlarına karşı geliştirilmiş bir araç olarak da görülmektedir. 1924 tarihli Köy Kanunu'nun 68. maddesi "Köy sınırları içerisinde herkesin ırzını, canını ve malını korumak için köy korucuları bulundurulur." derken yine aynı kanunun 74. maddesinde "Köy muhtarı ve ihtiyar meclisi, mahsul zamanlarında çapulcular ve eşkıya türemiş ise yağmadan köy halkını korumak için köylünün eli silah tutanlarından lüzumu kadarını korucu ayırarak bunların isimlerini bir kâğıda yazıp kaymakama götürür. Kaymakamın müsaadesi olursa bu gönüllü korucular asıl korucularla beraber yağmacılara ve eşkıyaya karşı köy ve köylüyü korurlar." hükmünü içermektedir. Bugün Doğu'da uygulanan koruculuk sistemi, köy kanunuyla belirlenen sistemden çok farklı bir biçimdedir.Bugünkü sistem, terörle mücadelede köylülerin askerî birliklerin yanında savaşması şeklindedir ve daha çok “Düşük Yoğunluklu Çatışma “ stratejisinin bir parçası olarak kullanılmaktadır.
Türkiye,1984 yılında PKK'nın Eruh ve Şemdinli baskınlarına karşı hazırlıksız yakalanmıştı. Bu tip savaşa alışık olmayan TSK ve Özal hükümeti dünya örneklerini inceleyerek, sorunun başka ülkeler tarafından nasıl ele alındığını tetkik etmeye başladı.
Güvenlik kuvvetleri bu sistemin dünyadaki örnekler içerisinde terörle mücadelede Türkiye’nin yapısına en uygun sistem olduğuna karar verdi. Ve terörün bir karabasan misali çöktüğü günlerde, 26 Mart 1985 tarihinde bir umut olarak kuruldu “koruculuk sistemi” . 85.383 kişi … 25 yıldır sistemin parçası olarak silahlandırıldı. 7 yıl maaş almadan çalıştılar. Hiçbir sosyal güvenceleri, sigortaları yoktu.
En baştan , böyle bir sistemin kurulması, ordumuzun ve devletimizin o diyarlardaki zaafının açıkça kabulü olarak algılandı.Ancak şu bir gerçek ki terörle boğuşan tüm ülkelerde benzer uygulamalar var. II. Dünya Savaşı sonrasında Güneydoğu Asya ve Afrika ülkelerinde kullanılan bu yöntem, bugün Peru'da, Kolombiya'da, Bolivya'da da kullanılmaktadır.... Afganistan’da da benzer bir uygulamaya giden ABD, El-Kaide ve Talibana karşı halk desteği sağlamak amacıyla milis grupları oluşturdu. ABD, Taliban'ın iyice tırmanması beklenen saldırılarına karşı "Afgan Sivil Savunma Gücü" adı verilen bu milislerden medet umuyor. .
İçlerinde Suç İşleyenler de Var
İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre, Nisan 2003 tarihi itibariyle muhtelif adli suçlara karışan 2 bin 376 köy korucusu hakkında yasal işlem yapıldı. Gönüllü Köy Korucuları'ndan ise 264'ü 'adam öldürme', 'adam öldürmeye teşebbüs', 6136 sayılı kanuna muhalefet, 'meskun mahalde silah atmak' ve 'orman kaçakçılığı' gibi adi suçlardan ötürü hüküm giydi. İçişleri Bakanlığı'nın son verilerine göre ise; son yıllarda 975 korucunun çeşitli suçlara karıştıkları tespit edilerek haklarında yasal işlem başlatılıp, görevlerine son verildiği oldu.
Korucuların karıştığı ve yargıya intikal eden suç tiplerinden bazıları şöyledir: 'Gasp, soygun, adam öldürme, yaralama, kaçırma, patlayıcı madde kullanma, hırsızlık, zorla çek-senet imzalatma, ormanlarda yangın çıkarma, zirai mahsulleri ve otları yakma, dolandırıcılık, rüşvet, zimmet, çocuk kaçırma, rehin alma, tehdit, tecavüz, kadın ticareti, uyuşturucu, silah, mühimmat, canlı hayvan, tarihi eser kaçakçılığı ve çevre suçları.' gibi.
Ancak her şeye rağmen tam 24 yıldır ülkemizin bir gerçeği olarak Güneydoğu’da 35 ilde, çok ağır şartlarda görev yaptılar.Elbette aralarında yanlış yollara sapan , elindeki silahı kendi halkı üzerinde rant elde etmek için kullanan kanı bozuklar da oldu.Ancak oranlara baktığımızda , büyük bir kısmının, can pazarının orta yerinde açık hedef haline geldikleri ,özverilerle dolu yaşamına tanıklık ediyoruz Ve şimdi, kullanılıp işi bitmiş bir eşya misali umursamazlığın gölgesinde terk edilmeleri gündemde.
Koruculuk Müessesesi Kaldırılmalı mı?
Son yıllarda üzerinde çok tartışılan bir soru da koruculuk müessesesi kaldırılsın mı kaldırılmasın mı? Bu karar verilmeden önce üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bazı problemler var
İlki, 30 yıllık mücadeleye rağmen, terör sorunun hala ülke gerçeğimiz olması. Ve köy korucularının bu mücadelede, güvenlik güçlerine yaptıkları katkının inkâr edilemeyecek bir boyutta olması. 25 yıldır elde silah, dağlarda güvenlik güçlerinin yanında, ölümle burun buruna, teröriste karşı durdular. Bu karmaşık coğrafyayı iyi bilen bölge insanları olarak askere yol gösterip, yoldaşlık ettiler. Bu uğurda bugüne değin 1335 şehit verdiler. Bu gerçek gözümüzün önünde dururken, terör bitmeden koruculuk sisteminin de kaldırılamayacağı net biçimde görülmektedir.
Bir diğer sorun da şu ki; koruculuk sistemi, Güneydoğu’nun başta gelen istihdam kaynaklarından biri haline gelmiş durumda. Bugüne kadar görev yapmış 80.383 köy korucusundan emekli olan , ayrılan ve şehit olanları çıkartırsak kabaca bir hesapla 70.000 civarında insanımız bu yoldan hayatını kazanıyor. Onların ailelerini de hesaba katarsak bu rakam 500.000’lere kadar yükselir.Terörle mücadelemiz sona ermiş olsa bile, eğer hiçbir istihdam olanağı sağlanmadan sistem kaldırılırsa bu 500.000 kişi, işsizlik oranının %50’nin üzerinde olduğu bir coğrafyada sahipsiz kalmış olacaklar.
Rehabilitasyon Şart
Üzerinde durulması gereken önemli sorunlardan biri de korucuların rehabilitasyonu konusu.Yıllardır her an "tetikte" yaşamış, ölümle kol kola dolaşmış insanlardan birden bire normal insanlar gibi yaşamalarını, olaylara normal tepkiler vermelerini beklemek fazlasıyla hayalperestlik olur. Eğer koruculuk sistemi kaldırılıcaksa görev yapan tüm korucuların, bir rehabilitasyon programına tabii tutulmaları, onların normal yaşama dönüş sürecini kolaylaştıracaktır. Aynı rehabilite sürecinin , emekli olan hatta halen görevde olan korucular için de uygulanması yaşanan pek çok olumsuzluğu ortadan kaldıracak bir önlem olacaktır.
Kısacası, koruculuktan en azından terör bitinceye kadar vazgeçmek mümkün değil.. Hatta terör bittikten sonra bile onları kullanılıp atılmış bir mendil gibi kaderlerine terk edemeyiz. Bölgede koruculukla geçimini sağlayan 70.000 kişi ve ailesine istihdam sağlayacak yeni yatırımlar yapılması ve iş sahaları açılması , ayrıca rehabilitasyona tabii tutulmaları koruculuk sisteminin kaldırılması için olmazsa olmaz ön şartlar olmalı. Önemli olan, sepetteki bozuk elmaları ve silahlarını kişisel menfaatleri doğrultusunda amaç dışı kullananları derhal ayıklayıp, bu mesleği temizlemektir.
Bu da yine devlete düşüyor... |
Kim Ne Dedi?
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 14 Nisan'da Harp Akademileri'nde yaptığı yıllık değerlendirme konuşmasında, korucuların önemini şöyle ifade etti: "Geçici ve gönüllü köy korucuları, bölücü terör örgütüyle mücadelede çok önemli görev ve sorumluluk üstleniyor. Bugüne kadar bin 335 şehit verdiler. Geçici ve gönüllü köy korucularının devletin yanında bu mücadelede yer alması, sorunun bir etnik çatışma olmadığının ve bölücü terör örgütünün bölge halkının desteğini sağlayamadığının çok önemli bir göstergesi."
Köy Korucuları Hakları Koruma Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Haydar Yener, "Bedavadan kimseden bir şey istemiyoruz. Korucularımız kırsalda, toprakta mevzilenmiş ülkesine hizmet veriyor. Bu hizmetin karşılığı 580 YTL değildir. Güvenlik şirketlerinde çalışan birinin aldığı ücret 900 YTL. Elinde silahıyla 24 saat kırsalda korucum vatan bekliyor. Vatan beklemenin mükafatı bu mudur? Ben bu hizmeti onurlu ve şerefli görüyorum. Bu hizmeti şereflendirmek lazım, onure etmek lazım. Hükümete düşen budur. Cani terör örgütü PKK'nın kuklası Abdullah Öcalan'ın, İmralı Adası'nda günlük masrafı 36 bin YTL. Aylık masrafı 1 milyon 200 bin YTL. 45 bin köy korucusuna devletin yaptığı aylık harcama ise 26 milyon YTL'yi ancak buluyor. Bölücü başının bu ülkeye faydası nedir? Biz canımızla vatan için mücadele ediyoruz. Sayın Başbakanımız ile Maliye Bakanımızın bunu düşünmesini istiyoruz. Öcalan ile koruculara yapılan masrafı bir karşılaştırsınlar. Bu vatanı sevip bedel ödemişiz. Varsa bizim gibi bu ülkede bedel ödeyen çıksın. Bunu verirken onur gurur duyuyoruz. Ecdatlarımızın emanetidir bu ülke. Onların kanlarıyla sulandı. Bizlere teslim edildi, bizler de kendimizden sonra gelenlere canımız pahasına teslim edeceğiz." dedi.
"Bizim üzerimizde kirli oyunlar oynanıyor." diyen Yener, oyunun figüranlarının ise bugün süper güçlerin kuklaları olduğunu düşünüyor. Yener, "Eğer gerçek anlamda bizlere, ülkenin bu sorunlarının çözümü için fikir ve düşüncelerine başvurulmuş olsaydı gerekeni söylerdik. Bizlere bırakılırsa PKK terör örgütü 6 ayda bitecektir. Bitmemesinin tek nedeni çıkar ilişkileridir, şirketleşmedir, ihaledir." dedi.
www.haberaktuel.com
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek , Mardin deki nişan katliamıyla ilgili olarak kendisine yöneltilen bir soruya cevaben; “İşin adli boyutu sürüyor. Suçta kullanılan mermilerin balistik incelemesi sürüyor.
Koruculuk meselesi gündeme geldiğinde gereken açıklamaları yaptık. . Koruculuk ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. Bugüne kadar asayiş ve güvenlik için her türlü takdirin üzerinde görev yapmışlardır. İçlerinde yanlış yapanlar vardır. Etraflı bir değerlendirme yapmak lazım. Her işte yanlış yapanlar oluyor. Bunları ayıklamak lazım. Biz 'kaldıralım' diye toptancı bir yaklaşım içinde değiliz. Koruculuğa ihtiyaç sürüyor.”
, 23 Ocak 2002'de Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım TBMM'de "...Bugün, bu korucular, bölgelerinde, aileleri içerisinde boynu bükük ve sıkıntılılar. Başlangıçta kendi memleketlerinde, kendi yerleşim birimlerinde bitkisel üretim ve hayvancılık yaparak üretici bir konumda olan bu insanlar, ne yazık ki, zaman içerisinde koruculuğu yaşam biçimi haline dönüştürdüler ve tüketici bir sınıf oluşturdular. Güvenliğin sağlanmasından sonraki süreçte de eski yaşamlarına dönmekteki zorluk, onlara büyük ölçüde yansıdı."
İçişleri eski Bakanı Abdülkadir Aksu, “koruculuk sisteminin uygulamaya başlamasından bugüne kadar geçen 20 yıl içinde 4 bin 972 geçici köy korucusunun suç işlediğini, bunlardan 853'ünün tutuklandığını açıkladı. Aksu, 22 ilde 57 bin 757 geçici köy korucusunun görev yaptığını, en çok geçici köy korucusu bulunan ilin Hakkari olduğunu söyledi.”
MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ :"Mardin Mazıdağı Bilge köyünde meydana gelen 44 vatandaşın ölümüyle gerçekleşen olayda hayatını kaybedenlere cenabı Allah'tan rahmet diliyorum.
TÜM KORUCULARA MAL EDİLEMEZ
Bu hunhar cinayetin korucular tarafından işlenmesi dikkatleri oraya çekmiş olabilir ama bu tüm koruculuk sisteminin sorgulanması için bahane olmamalıdır. Ülkeyi korurken şehit olan korucuların sayısı 1300'den fazladır. Şahadeti göze almış olan insanların bu kahramanlıklarını görmezden gelerek işlenmiş bir suçtan toptan hüküm çıkarmak yanlıştır.
PKK'YA YARDIM ETMEK DEMEK
Korucuların sorgulanması PKK'nın siyasallaşma söylemine bilerek ya da bilmeyerek yardım etmek demektir.
Hayatlarını kaybeden korucuların unutulduğu sanılmasın, her zaman gönlümüzde ve hatıralarımızda... Pek çok masum vatandaşımız PKK terör saldırısında öldürüldü. Bu itibarla yıllardır süren terörle mücadelede güvenlik güçlerimizin yanında yer alan korucularımızı kutluyorum, hayatlarını kaybetmiş olanlara cenabı Allah'tan rahmet diliyorum.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, sözlerine şöyle devam etti:
''Bu olayda korucular rol almıştır. Hayatını kaybedenler içinde de korucular vardır, zanlılar içinde de korucu vardır. Ama olay tamamen koruculuk sisteminin kendisinden kaynaklanan bir olay değildir. Tabii koruculuk sistemi ile ilgili şu günlerde yazılardan, beyanatlardan faydalanıyoruz. Ama şu gerçeği de bilmemiz gerekir, koruculuk sistemi bir ihtiyaçtan doğmuştur.
Fiilen 1986 yılında başlatılmış, bir anlamda o yıllarda yeni başlayan bölücü terörle mücadeleye halk ve toplum desteği olarak başlatılmıştır. Özellikle bölgedeki köylerin korunması yönünde ciddi katkısı olmuş. Bugüne kadar gelmiş bir sistem. |