26. YIL TEBLİĞİ

                                             
                                            

           Uzun bir süreç... Her veri, bilgi ve belge bir çok an’ ın izlerinde “Gaziler” dergisi potasında eridi. Şehit ve Gazi olgusuna, politik, ekonomik, sosyal ve
popülist kaygılardan uzak, araştırmacı, sorgulayıcı bir mantıkla ve objektif bir gözlük takarak yaklaşıldı.
   Türkiye’ de ilk kez Mart 1982’ de, gazilerin, yaşadığı ekonomik ve sosyal sıkıntıları; resmi geçit töreni dışında ve hamasi edebiyat yapmadan kamuoyu
gündemine taşıyan...Şehit ve Gazi üzerinde dönen politik, ekonomik ve şahsi çıkar dolaplarını deşifre eden...
   Kan sıkıntısı çekilen sıcak savaş döneminde, şubat-1993’ de ‘Kan Bağışı’ kampanyası ile siyasetçilerin, ordunun, yetkililerin, iş dünyasının ve halkın takdirine mazhar olan...
   Yabancı ülke gazilerine tanınan yasal hakları, uygulanan programları, tasarlanan projeleri, gazi organizasyonlarını ve işlevini Türk gazilerinin bilgisine sunan...
   “Gaziler” Dergisi ve çalışanlarının iddiası şudur:
“Biz, Türkiye’ de ‘gazilik’ olgusu üzerine yayın yapan ilk ve tek dergiyiz. Yetkimizi, İstanbul Valiliği tarafından verilen Mart 1983 K-542-10406 sayılı belge
ile aldık. Gücümüz ise; dördüncü kuvvet basından kaynaklanır.

   Amacımız; gazilik kavramının derinliğine inmek, tüm detayların ortaya çıkmasına aracı olmak, gazilerin bilinç düzeyini yükseltmek, kamuoyunu
bilgilendirmek ve yetkilileri harekete geçirip, izlemektir. Ancak, tüm bu faaliyetler gerçekleştirilirken zaman zaman bazı yetkililer tarafından araştırılmadan, değerlendirilmeden önyargılı tavırlar ile
karşılaşmaktayız. Elbette ak ile kara ortaya çıkmalı... Şehitler ve gaziler üzerine politik ve ekonomik çıkar amaçlı manipülasyonlar deşifre edilmeli...
   Bu noktada herkes hem fikir. Ateş olmayan yerden duman tütmez... Ama duman hangi yönde? Bunun yanıtını düşünerek, tartışarak ve inceleyerek bulmaya çalışalım. Günah keçisi olmak kimsenin kabulleneceği bir durum değildir. Dezenformasyon tuzaklarından kurtulalım ki, kafalar karışmasın.

   Kore Savaşı’ ndan bugünlere, 50 yılı aşkın bir süreçte gazilik kavramını karıştırdığımızda; yeterli ilgi gösterilmeyen, bir kaç kurum dışında desteklenmeyen
ve problemleriyle giderek büyüyen bir çerçeveyi karşımızdaki duvarda çivili görürüz. Bakmasanız ya da görmezlikten gelseniz de o, duvarda anlaşılacağı günü bekler.

   Gazilik olgusunu yardım, bağış gibi konulara indirgemeden irdelemenin tam zamanıdır. Konuya yardım, bağış persfektifinden bakmak gazilere yapılan en
büyük haksızlıktır. Onların cesur birer kahraman olduğunu unutmaktır. Anayasa’ nın 61. maddesi gazilere gereken önemin eşit şekilde verilmesini hükmeder. Ancak, onlarca hükümet gazilik kavramını ihmal etmiştir. Gazilerle ilgili bir çok yasa ya meclis raflarındadır ya da henüz hazırlanmamıştır. Türkiye’nin jeopolitik konumu itibariyle, güvenlik sorunu en temel, en güncel meselesi olduğu konusunda hem fikiriz. Yaşadığımız terör vebası belleklerimizde yerini
korumaktadır. Gelecekle ilgili kaygılar dünya devletlerinin gündemini işgal etmektedir. Kargaşa içinde yüzen bir dünyada, güvenlik sorunu ile gazilerin el üstünde tutulmasını bir arada gören uluslar güçlü olarak ayakta kalacaktır.Gazi temsilcisi dernek ve vakıflar silkelenmeli, gazilerin seslerini meclise taşımalıdır. Gazilerin; eşleri, ebeveynleri, çocukları ve yakın çevresi ile geniş bir tabana sahip olduklarını hatırlatacak, yaklaşımları, siyasi iradeye sunmak görev kabul edilmelidir. Sivil toplum kuruluşlarının temel amaçları bu tip çalışmalarda önem kazanır.Bu konuda adım atmak istelen her kuruma, kişiye açık olduğumuzu beyan ediyoruz. Dergi sayfalarımızı, gazilik olgusu ile ilgili her türlü düşünceye,
tartışmaya açıyoruz .Gün ışığına bugüne değin gereğince (!) çıkmayan “Gazilik” meselesini aydınlığa çıkarıyoruz.