25. Yılımızı Onurla Kutluyoruz
Kadir PALALAR
Fransız düşünürü J.J.Rousseou “Toplum Sözleşmesi(Du Contral Social) adlı eserinde “Özgür bir devletin yurttaşı olarak doğmuş biri ve devletin bir üyesi olarak, kamuyu ilgilendiren konularda oyumun etkisi ne denli zayıf olursa olsun, yalnız oy kullanma hakkımın bulunması bile, bu konuda kendimi bilgilendirmeyi benim için bir ödev kılıyor.Yönetimler üzerinde ne zaman derin derin düşünsem araştırmalarım sırasında kendi ülkemin yönetimini sevmek için hep yeni yeni nedenler bulmak , ne mutluluk!” ifadesiyle ,batının özgür düşünce sürecine olumlu katkı sağlamıştır.
Gaziler Dergisi personeli de gazi olgusu üzerinde oylarının yeterli geleceğine inanmamış olsalar gerek,yoksa çeyrek asırlık bir süreçte adeta tabulaştırılmış bir konu ile derinlemesine ilgilenmezlerdi.
Toplumun kutsal olarak nitelediği “Gazilik” kavramı, ne yazık ki, uzun yıllar gerektiği önemi göremedi.84 yıllık cumhuriyet tarihimize bir göz attığımızda ülkede bir “gazilik enstitüsü” nün kurulmamış olması bile, gazi kavramına yeterli düzeyde ilgi göstermediğimizi ortaya koymaktadır.
Şapkayı önümüze koyalım, toplumun öncü güçleri, sanatçısı, işadamı, sporcusu, aydını, yazarı-çizeri, sivil toplum örgütleri ve hükümetler-muhalefetler, gazilik olgusuna ne denli ciddi baktılar? Elbette gazilere bazı sosyal ve maddi hakler verildi. Hiçbir şey yapılmadı demek mümkün değildir.
Ancak ulusal güvenliğimizin teminatı olan gazilerimizin kompleks sorunlarına göz attığımızda derinliğine bir çalışmanın var olmadığını gözlemekteyiz.
Çok farklı konularda meclis araştırma komisyonları kurulmuş. Gazilik konusunda bu güne kadar bir Araştırma Komisyonu’nun kurulduğunu duymadık, duyamadık. Sayıları, aileleriyle birlikte, milyonlara ulaşan şehit yakınları ve gazileri kapsayan bu geniş nüfusu araştırmaya gerek görmemek aymazlık değil de nedir?
Şubat 2008’de bölgede çıkarları olan aktörleri ve PKK’yı şok eden hava destekli bir kara harekatı gerçekleştirdik. Kaynaklara göre 10,000 e yakın askerimiz bu operasyonda, subayından erine geniş bir yelpazede görev ifa ettiler. İlk 3 günde 15 şehit verdik. Sıcak temasların yoğun olduğu çatışmalarda yaklaşık 10,000 askerimiz ağır kış şartlarına karşın ,hedeflerine ulaştı.
10,000 insan aileleriyle birlikte 50,000 insan, milyonların can ve mal güvenliği, ülkenin bölünmez bütünlüğü, sınırların korunması uğruna ya savaştılar, ya da savaşan yakınlarını endişeyle, korkuyla izlediler. An-babalar, eşler, çocuklar “ateş düştüğü yeri yakar” misali hop oturup hop kalktılar;Televizyondan ya da basından Kuzey Irak’taki savaşları izlerken…
Kim, nasıl ilgilenecek onlarla…Eve döndüklerinde onları kim karşılayacak…Kim onları sağlam-yaralı ayrımı yapmadan “Gazi” sıfatıyla ödüllendirecek?
Gaziler Dergisi, bu çaplı sorgulamalarla gündemi oluşturmaya çalıştı. Savaşın bir başka boyutunda meseleye bakarak, savaşanların özlük hakları olduğunu, hamasetin ölçülü olması gerektiğini 149 sayı ile vurgulayarak.
Elinizdeki sayıda yine sorgulama temelli bir perspektifle gazilerin farklı ve medyanın gündemine düşmeyen sorunlarına dikkat çekmek maksadıyla hazırlandı.Gazi subay B. Tufan GÜNEŞ ile yapılan röportajı ilgiyle okuyacağınızı düşünmekteyiz.Çok önemli bir soru, Gazi Güneş’in düşüncelerinden dergi sayfalarına aktarıldı.İçerik olarak soru şöyleydi” gazilik bir görev mi yoksa ulvi bir değer mi?”
Korucular dosyasının da ilgi çekeceğini umuyoruz. Geçici köy korucuları hakkında farklı şeyler ileri sürüldü. Neredeyse gündemden hiç düşmediler. Menfi ve müspet eleştirileri değerlendireceğinizi hatta konuyla ilgili yazılarınız da göndereceğinizi biliyoruz.
Gazi Bakanlığı dosyası ise bu konudaki gelişmeler hakkında sizleri bilgilendirecek nitelikte hazırlandı. Aşağıdan yukarı gelişen baskı sonucu hükümette bazı kıpırdanmalar gözleniyor. İller idaresinin yeterli gelmediğini ,Milli savunma Bakanı Vecdi GÖNÜL’ün bir gazi müsteşarlığı ya da gazi işleri müdürlüğü kurulması için Başbakan’a öneri götürmesinden anlayabiliyoruz.
Yirminin üzerinde ülkede askerimiz konuşlanmış.PKK terörü ile mücadele sürmekte.Kosova’daki gelişmeler Balkanlar adına endişe verici. Ortadoğu bilindiği gibi. Dünyanın yeniden biçimlenme sürecinde seyirci kalamayacağımız sahada oynamak zorunda olacağımız artık su gibi berrak.
Unutulmaması gereken nokta şu olmalıdır; savaşın gidiş maliyeti olduğu gibi “eve dönüş” maliyeti de olmalıdır.
Bayrağa sarılı tabutlarla ya da malul olarak eve döneceklerin, yaşayacakları tüm sorunları hangi araçlarla çözeceğiz?
Gelecek sayıda görüşmek üzere. |