ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN ANACIĞIM




14 Mayıs Anneler Günü'nde anneler daha bir duygusallaşır. Evladını görmek, onun elini öpüp tatlı sesiyle "Anneler Günün kutlu olsun anneciğim" demesini bekler. Şehit İbrahim'in annesi Fatma hanım da bunları bekliyor. Oğlunu sarıp, kucaklamak, kokusunu duymak istiyor. Ama İbrahim vatanın bütünlüğünü korumak için çarpışırken şehit düşmüştü. Bizler Fatma hanımın üzüntüsünü paylaşarak onu tüm şehit annelerini temsilen yılın annesi seçtik. Onun yavrusunu sarmak için açılan kollarının boş kalmaması için yüreğimizin bütün sevgisiyle onu kucaklıyoruz.

Üretkenliğin,doğurganlığın simgesi annelik kutsal bir kavramdır. 9 ay boyunca karnında taşıyıp,binbir güçlükle dünyaya getiren anne,tüm sevgisini hatta tüm hayatını ona adar.Uykusuz gecelerde söylediği ninnilerle büyütür evladını.Ve çocuk ne kadarda büyüse onun gözünde hep çocuktur.Evladı için her türlü fedakarlığa katlanır.Bu ona ağır gelmez,karşılık beklemez yaptıklarına.Erkek çocuğuna sahip anneler ona daha bir bağlı olur.Oğlu askerlik çağına erişip,askere gitme günü gelip çattığında hen üzülür,hemde koltuklarını kabartan bir onur duyar bu olaydan.Üzülür çünkü yıllardır esen yelden bile kıskandığı oğlu yeni bir mücadeleye girecektir.Hem de tek başına.Sevinir,çünkü onu böyle günler için yetiştirmiştir.Hep onun vatana millete hayırlı bir evlat olmasını dilemiştir.İşte şimdi vatan ondan görev beklemektedir.Ağlayarak,sızlanarak ona gitme diyemiyecektir.Ödenmesi gereken vatan borcu vardır.

Fatma ER'de üç erkek çocuğu dünyaya getiren İzmirli bir anne.1990 yılında büyük oğlunu,1991 yılında da ortanca oğlunu askere göndermiştir.O da aynı karmaşık duyguları hissetmiş yüreginde oğullarını askere uğurlarken.Ama askerlik dönüşü her zaman mutluluk getirmiyor aileye.Fatma Hanım'ın ortanca oğlu geriye şehit olarak dönmüş.Bizler bu kahraman evlatların annelerinin duygularını paylaşıyoruz,onların acılarını yüreğimizde duyuyoruz. Ancak onların "her şey vatan için"deyip,canı pahasına terörist gurubuna ağır darbeler aldırıp,ülke bütünlüğünü korumada önemli bir görevi yerine getirmiş olması tesellimiz oluyor.Ve şehit İbrahim'in annesi Fatma Er'i tüm şehit annelerini temsilen yılın annesi seçiyoruz,oğlunun ona veremeyeceği anneler günü hediyesini vermek için.Ve onun şahsında tüm annelerin anneler gününü kutluyoruz.

Sayın Fatma Er oğlunuzun yani İbrahim Er'in ortanca oğlunuz oluyor herhalde,oğlunuzu nasıl askere gönderdiniz ve şehit olduğunu nasıl haber aldınız bu konuda bize biraz bilgi verebilirmisiniz?

-Ben şehit annesi olarak öncelikle şunları söylemek istiyorum.Benim üç çocuğum var.Ve hiç bir anne bir evladını diğerinden ayırmaz.Ama İbrahim öyle duygulu bir çocuktu ki, size anlatamam.Karıncayı bile incitmeyen hatta kuban bayramlarında kesilen koyunlara bile üzülen evladım bende hep koruma duygusu uyandırdı.Kendisini askere gönderirken,tüm maddi gücümüzü kullanarak adeta düğün bayram yaparcasına onu uğurladık.Yüreğim bir yandan kan ağlarken,diğer yandan buruk bir sevinci yaşıyordu vatana böyle bir evlat yetiştirdiğim için.İki gözüm iki çeşme akıyordu:Ancak bir gözüm üzüntüden ağlarken,diğeri sevinç gözyaşı akıtıyordu,onun askere gidişini görebildiği için.İşte böylesine karmaşık duygularla uğurladım gözümden bile sakındığım oğlumu.

Ama yüreğim esas acıyı onun acemilik dönemi bitirip,Hakkari-Şemdinli'ye gönderileceğini öğrendiğimde duydum.Dünyam yıkıldı.İçimde o buruk acıyı hissettim.Ama oğlumun söylediği şu sözlerle teselli buldum:"Anne, hayırlısı ile vatani görevimi tamamladıktan sonra sizlere ben bakacağım.Seni hiç üzmeyeceğim,ağlama anne.Oğlun komando oldu."

Bunları bize anlatırken Fatma teyzenin elleri ve dudakları titriyordu gözleri yaşla doldu ve devam etti anlatmaya.

-Oğlum şehit olduğu günün bir önceki akşamı kendisini rüyamda gördüm.Sanki kapı çalınıyordu.Bir an yataktan kalktım,eşime seslendim."Kapıda biri var"dedim.Kapıyı açtığımızda kimse yoktu.Büyük oğlum da o sırada askerdi.Rüyamda büyük oğlumu vuruyorlardı.Ben onun önüne geçiyordum onu vurmayın beni vurun diye.Ve ben alnımdan bir kurşun yedim ama kan görmedim.Sadece burnumda bir derin sızı hissettim.Ertesi gün komşularım bana sanki bir şeyler söylemek istiyorlar da söyleyemiyorlar gibi bir hal takınmışlardı.Ama kimse bir şey söylemiyorlardı.O gün bir askeri araç kapımızın önünden geçti.Adres arıyorlardı.Oğluma bir şey olduğunu ve bana haber geldiğini hissettim.Üst kattaki komşuma çıktım.Bizim evde telefon olmadığından komşum askeri birliği aradı.Ona oğlumun dağda olduğunu söylediler.Ama ben oğlumla konuşmak istiyorum.Bir süre sonra komşum yeniden aradı.Ona "annesimisiniz?" diye sormuş olacaklar ki değilim dedi.Ve dudaklarını ısırdı.Benzi sapsarı kesilmişti.Bana yaralı ya da ölü olduğuna dair bir şey diyemedi,ama ben anlamıştım.O an nefessiz kaldığımı hissettim.Sonrasını hatırlamıyorum.Aynı gün askerler eşime söylemişler,"oğlunuz şehit oldu"diye. O gün bu gündür kendimizde değiliz.Her gün ağlıyorum ve her gün dualar okuyorum oğlum için.Büyük oğlumun bir çocuğu oldu.Ona şehit oğlumun adını verdik.

Şunu söylemek istiyorum Allah hiç bir anne-babaya bu acıyı vermesin.

Sayın Fatma Er,oğlunuz şehit olduktan sonra -ne yaparsa yapsın acınızı hafifletmez ama -devlet sizin için neler yaptı?

-Devletimiz bizlere nakti tazminat verdi.Üzerine biraz da biz ekledik bir ev aldık.Mehmetçik vakfı da bir miktar yardım yaptı.Sağolsun belediyemizden çok büyük maddi ve manevi destek gördük Sayın Burhan Özfatura'dan.Bizlere toplu taşıma kartı ve Tansaş mağazalarından aylık kupon verdi (yiyecek,içecek.)

Peki Sayın Fatma Er sizlerin devletten şehit annesi olarak istedikleriniz varmı?

-Ben devletimizden bir şehit annesi olarak öncelikle 8.maddenin kalkmamasını istiyorum,eğer 8.maddeyi kaldıracaklar ise bizlere tüm şehit annelere evlatlarını geri versinler.Ben anneler gününde tüm şehit annelere bir mesajım var haydi gelin direnelim 8.maddenin kalkmaması için.

Sayın Fatma Er bizlere bu konuda göstermiş olduğunuz ilğiden dolayı teşekkür ederim.

-Ben sizlere teşekkür ederim.Bana tüm duygularımı basın yoluyla anlatmamı sağladığınız için,şunuda söylemek isterim bizler şeit aileleri olarak bizlerin de bir GAZİ BAKANLIĞI olsun onlara dertlerimizi anlatalım bizlere yardımcı olsunlar.

RÖPORTAJ:UĞUR YUMUŞAK (Sayı 99 Yıl 1995)