|

Güneydoğu Gazisi Coşkun Çetin yapılan duyarlılığa sesleniyor
TEŞEKKÜRLER PROMET MEDİKAL
Bizlerde aynı kanıdayız.Teşekkür bile az böylesine bir duyarlılığa...
PROMET MEDİKAL yaşamlarını onurla sunan bu insanlarımıza yardım elini uzatıyor. Yıllardır onların sesi olduk.Sorunlarının üzerine çözüm bulabilmek amacıyla gittik.Gazi Coşkun Çetin de onlardan biriydi.Onun sorununa köprü olmalıydıkça Yürüyemiyordu.Sinsi yılan mayın,onu yakaladı.Artık yaşamının geri kalan bölümününü tekerlekli sandalyeyle birlikte geçirecekti.
Döndükten sonra tekerlekli sandalye bulmakta da zorlandı.Sandalye 5 yıl dayanmazdı.Yenilenmesi gerekiyordu.Oysa lüks arabalar her yıl değişiyordu.Onun tekerlekli sandalyesi ise 5 yılda bir. İşte bu çelişki duyarlı PROMET MEDİKAL'ın sahipleri Pelin ve Yakup Tekeli tarafından giderildi.Gazi Coşkun Çetin elinde Gaziler Dergisi ile birlikte yanına teyzesini de alarak PROMET MEDİKAL'ın yolunu tuttu.Şirket personeli yetkili müdür Sevil Demirözoğlu önderliğinde bir gaziyi bekliyorlardı.Birazdan gelicek olan şahıs onların adına dağlarda terörist kovalamıştı.Onlar için uzvunu hemde ayaklarını kaybetmişti.Gazi Coşkun Çetin dergimizi Sevil Demirözoğlu'na iletti.Şirket personelide gazinin tekerlekli sandalyesini ona sundu.Bazı sorular sorduk gaziye.Duygularını aktarmak istedik
sizlere.
-Kaç yılında göreve başladınız?
Gazi Coşkun - 1983 yılında Astsubay olarak orduda görev aldım.
-Sizi bir ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkum ettiren olayı
anlatırmısınız?
Gazi Coşkun - 1991 yılıydı.Diyarbakır'da görevliydim.Yine bir çatışmadan dönüyorduk.Buğün de bitti diye düşünüyordum.İşte o an bir patlama duydum.Araç bir mayına çarpmıştı.Kendime geldiğimde
gerçeği anladım.Artık yürüyemiyecektim.
-Devlet Gazi Maaşı ödüyormu?
Gazi Coşkun - Bu konuda ilginç.Hayır,Gazi Maaşı adında bir şey almıyorum.Bacaklarımı kaybettim.Malülen emekli oldum.Emekli maaşı alıyorum.Oysa Gazi maaşı da almam gerektiğini
düşünüyorum.
-Gaziler Dergisi de sizler gibi düşünüyor.Gazi Bakanlığı kurulursa bir çok problem çözülecek.Kullandığınız tekerlekli
sandalyeyi kaç yılda bir değiştiriyorsunuz?
Gazi Coşkun - Devlet 5 yılda bir tekerlekli sandalye veriyor.Fakat
bunlar en fazla bir-iki yıl dayanıyor.
-PROMET MEDİKAL duyarlılığını size bir tekerlekli sandalye
hediye ederek gösterdi.Duydularınız nedir?
Gazi Coşkun - Sahiplerine ve pesoneline sonsuz teşekkürler.Bu konunun örnek olmasını istiyorum.Bu vatan için uzuvlarını kaybetmiş binlerce vatan evladı var.Bu dönenlerin kaderleriyle baş başa
kalmaları yanlış.Diğer firmalarda bu konuya eğilmeli.
-Son söz olarak ne diyeceksiniz?
Gazi Coşkun - Gaziler Dergisi'ne teşekkür ediyorum.Oynadığınız köprü rolü gerekli mesajı vermiştir.1983 yılından bu yana bizler adına sürdürdüğünüz mücadeleye saygı duyuyorum.Gazi arkadaşlarım
adına da teşekkür etmek istiyorum.
TEM-AĞUST-EYL'99 SAYI:117
Sayfa Başına Dön
|

FATMA NİNENİN DRAMI
KURULUŞUMUZA GELEN 24/10/1991 TARİHLİ DİLEKÇE
Sayın Kurtuluş Savaşı Mücahit Gaziler Dergisi Yetkilileri
Bana yardımcı olacağınıza inanarak size sorunumu aktarıyorum.
Kocam Kore Gazisiydi. Vefat edeli 8 sene oluyor. Yeni çıkan yasaya
göre ben de gazilere verilen aylıktan yararlanabilecekmiyim Kısacası
ölen Kore Gazilerini eşlerinede aylık verilecekmi? Ban yardımcı
olacağınıza şimdiden inanarak hepinize teşekkür ederim. En kısa
zamanda cevabınızı bekliyorum saygılrımla.
Fatma Kocabaş
Hacıhasan Mh. Cumhuriyet Cd. No:97 Babaeski-Kırklareli
seri no:31
MUHTAÇLIK BELGESİ
Mahallemizde ikamet eden müteveffa Kore Gazisi Hasan KOCABAŞ eşi Fatma KOCABAŞ 63 yaşında bedenen rahatsız ve
çalışamayacak durumda olup; herhangi bir geliri yada gayrimenkulu
bulunmamaktadır. Daha önce vefat eden eşi Gazi Hasan
KOCABAŞ'ın Gazi aylığı ile yaşamını idame ettiren, eşinin vefatı
nedeniyle bu gelirdende mahrum kalan Fatma KOCABAŞ'ın; mağdur
ve muhtaç olduğuna dair işbu belge talebi üzerine kendisine
verilmiştir.
20 - 11 - 1991 Babaeski ilçesi Hacı hasan Mah. Muhtarı
Ve harekete geçen yetkili arkadaşlarımız sordular.
KSMG:Fatma Nine Devlet'ten beklentileriniz nelerdir?
FATMA NİNE: Ben devlet'ten para pul istemiyorum,yalnızca ilgi
istiyorum. Şimdiye kadar sadece askerlik şubesi ilgi göstermekteydi.
KSMG:Bölge sakinlerinden herhangi bir yardım görüyormusunuz?
FATMA NİNE:Onlar zaten kıt kanat geçiniyor,ara sıra ellerinden geldiği kadar yardım yapıyorlar.
KSMG:Mahalle muhtarınız size ilgi gösterdimi?
FATMA NİNE: Sizin bana ulaşmanızda en büyük etken muhtar Hurşit
Yılmaz'dır.
KSMG: 63 yaşındasınız ve 6 çocuğunuz var. Onlar size yardımcı olmuyorlar mı?
FATMA NİNE: Herkes kendi geçim derdinde.
KSMG: Kamuoyuna bir mesaj vermek istermisiniz?
FATMA NİNE:Öncelikle devlet'in bi onur belgesi vererek gazi eşlerinin
çektiği sıkıntıları dindirmesini istiyorum. Sizlerden gelen yardıma
teşekkür ederim. Benim ve benim gibi olanların ilgiye ve şefkate
gereksinmemiz olduğunu unutmasınlar.
Kurtuluş Savaşı Mücahit Gaziler Dergisi tarafından 21/11-1991 tarihli
yazıma karşılık 26/01/1992 tarihinde Gazi eşi (dul) Fatma
KOCABAŞ'a benim nezdimde giysi, gıda, erzak yardımı yapılmıştır.
Yardım Fatma KOCABAŞ'a (Dul Gazi Eşi) teslim edilmiştir.
Babaeski ilçesi Hacı hasan Mah. Muhtarı Hurşit YILMAZ
Röportaj Hakan Altısır
Sayı 72 - 73 Yıl 1992
Sayfa Başına Dön
|

GAZİ EŞİ DEFNE İŞ İSTİYOR
Dergiye gelen haber hepimizi derinden yaraladı. Kıbrıs gazisi Resul Tosun öldükten sonra Defne Tosun beş çocuğuyla birlikte acımasız
ekonominin dişleri arasında sıkışıp kalmıştı.Gazi eşi Defne gecekondudaki yaşamını nasıl idame ettirecekti. Üstelik büyük oğlunuda askere göndermişti.
Kırklarelinde askerdi. Babasının Gazi ünvanıyla övünürken annesinin durumu hüzünlendiriyordu onu.
İşte böylesine dramatik bir tabloydu Tosun ailesi. Öyle ya evin direği gitmişti. Peki bizler ne yapmalıydık.Nutuklar atmasını beceriyorduk ama el uzatmasını bilemiyorduk. Gazi ailesine duyarsız kalamazdık. Kalamadık da...
Adana temsilcisi Hatice Bayraktar Tosun ailesine yalnız olmadıklarını hatırlatmak için onları ziyarete gitti Kapıda Defne Tosun ve çocukları Hatice Bayraktar'ı coşku ve sevgiyle karşıladı. Hatice Bayraktar beraberinde getirdiği yiyecek malzemelerini Defne Tosun'a iletti.
Defne Tosun Gaziler Dergisi'ni görünce çok şaşırdı.Bir dergi vardı onların yanında onları yalnız bırakmayan. Ya diğerleri...
Artık yola çıkma vaktiydi.Adana Temsilcimiz Hatice Bayraktar görevi yerine getirmenin mutluluğuyla derginin yolunu tuttu.
Şu gerçeği hepimizin görmesi gerekiyor. Şehitler ve Gaziler üzerinde önemle durulması gereken olgulardır.İç ve dış güvenliğimizin alt yapısı buna bağlıdır. Herşeyi devletten beklememeliyiz. Bizlerde biraz hareketlenmeliyiz.
Röportaj Hatice Bayraktar
Yıl 2000, sayı 119
Sayfa Başına Dön
|

BİR GAZİ EŞİNİN ANATOMİSİ
Adı ÜMMÜ GÜLSÜM soyadı da çıtı pıtı minyon fiziği gibi KÜÇÜK ( KIZLIK SOYADI) Mersin'e 80 km. Toros dağlarının hemen doruğuna yakın bir dağ köyünde 1918 yılında dünyaya gelmiş. Bu köyünde öğrenilmeğe değer bir tarihsel öyküsü var.
Kurtuluş Savaşında köyün genci, ihtiyarı, yani tüm erkekleri cepheye gidince geride kalan kadınlarla cepheye gidemeyecek kadar yaşlı olan dedeler bölgeyi savunmak için kendi imkanlarıyla silahlanıp Fransız işgaline karşı direnişe geçmişler başarılıda olmuşlar. Bu başarılarından dolayı gerçek ismi EFRENK olan köylerinin adı Kurtuluş Savaşından sonra Büyük ATATÜRK tarafından ARSLAN KÖY olarak değiştirilmiş.
Birinci Dünya Savaşının sonunda yani 1918'de köyde dünyaya gelen Ümmü Gülsüm Küçük babasını hiç tanımamış. 1917 de Çanakkale Savaşında şehit olmuş. Öylece büyümüş yetim - şehit kızı Ümmü Gülsüm. Ümmü 15 yaşında iken gelin oldu.15 yaşındayken tellendi duvaklandı. 16 sında ana oluverdi. Doyasıya ip atlayıp, seksek oynayamadı belki ama doyasıya emzirdi bebesini. Melekten ismini vermişler ilk evlatlarına. Ardından Güleksan sonra Ünsücan, sonra Pürnazlan, İsmetsan ve nihayet Şafaktan'la noktalanmış aile çoğalımı.
1930'lu yıllarda haddine mi düşmüş zevcenin kocasının eski hayatını sorması. Evlilikleride sanki farklı bir anlayışla olmuştu. Birileri gelmiş istemişler Allah'ın emriyle ÜMMÜ KÜÇÜK' oğullarına. Kısmetse olur inşallah demişler büyükler, öylece münasip görmüşler, vermişler, şimdi rahmetli olan Gazi kocasına.
Kocası Hasan Dayı Gürepik.
Hasan Dayı Gürepik, eşi Ümmü hanım gibi 1900 yılında Mersin'de doğmuş. İlk Mektepten sonra İstanbul Sultan Ahmet Sanat Okulunun Makina bölümünü bitirmiş. Tahsil hayatına devam etmeye fırsat bulamadan, Kurtuluş Savaşına katılmak üzere orduya çağrılmış.
Hasan Dayı Gürepik Hava Yedeksubayı olmuş. Bundan sonrasını eşi Ümmü anadan dinleyelim.
"Hasan Bey Asteğmen olarak Orduya katıldı...
Uçakların motorlarını tamir ediyor. Hatta uçuyordu. Yüzbaşılılığa kadar terfi etti. Sonraki yıllarda geçirdiği bir uçak kazası sonucu kulaklarını kaybetti. Rahmetli Gazi duyuyordu amma çok az. Aynı rütbeyle emekli etmek istediler."Dedi, Rahmetli Gazi eşi Ümmü ana.Fakat bakın ondan sonra ne olmuş ?
Gazi Hasan Dayıgülek emekliliği kabul etmemiş. Kabullenmemiş bir türlü bu emeklilik sıfatını. Ve demişki:
" Bu ülke daha yeni kuruldu. Ülkenin daha şimdiden hiç bir iş yapmadan emekli malül yada Gaziye para vermeğe tahammülü yoktur. Kulaklarım pek iyi duymuyor amma çalışabilecek bedeni güce sahibim. Emekli olmak istemiyorum. İstifa ediyorum"...
İşte aynen böyle dediği gibi yapmış ve Hava Yüzbaşı'sı iken istifa etmiş.
1936 yılının 23 Nisan Bayramında İstiklal Savaşı Gazilik Beratı ve Madalyasını göğsüne takmış.
1939 yılında 2. Dünya Savaşı patlak verince İstiklal Gazisi Hasan Dayı Gürepik, kaderin cilvesine bakınki tekrar silah altına çağrılmış. Oda koşarak yarım bıraktığı görevi tekrar devralmış. 2.Dünya savaşının bitiminde terhis olduktan sonra , Kayseri Hava İkmal Depo Amiri olarak atanmış.
İstiklal Savaşı Gazisi Hasan Dayı Gürepik'in yüreği sadece vatan sevgisiyle değil, sanat sevgisiyle de doluydu. Yıllarca yağlı boya tablolar yaptı. Bu tabloların ilginç özelliğinden bahsetmek istiyorum. Doğayı belgeleyen tabloların hemen, hemen hepsinin içinde, resmi gömülü bir ATATÜRK tablosu vardır.Sanki bu onun için sanatsal bir dustur gibidir. Bu tablo ağaca gizlenmiştir. Bir kaya parçasına, bir nehrin kıvrımı, bir buluta, doğan bir güneşin içine gizlenmiştir. Ama mutlaka bir yerlerde vardır ATA'nın potresi.
Sonra giderek yontma sanatına yönelir. Uzun çalışmalardan sonra edindiği deneyimle duvar freskleri, büstler ve daha değişik eserler üretti Hasan Dayı Gürepik.
Kayseri Toros'ta bulunan Hava ikmal merkezinde sayısız eserlere imzasını koyan Gazi Hasan Dayı, Devrin Cumhur Başkanı Merhum Celal Bayar'ın kurdelesini kestiği Atatürk heykelini eserleri arasına katmıştır. 1963 yılında Kayseri Hava İkmal Merkezi depo amiri iken emekliye ayrılmış ve o günkü şartlar gereği İstanbula yerleşmiştir.
Sanat faaliyetlerine devam etmiş ve bir çok kıymetli eserini ne yazıkki imkansızlıkları nedeniyle sergiliyemeden 1972 yılında aramızdan ayrıldı.
Ümmü ana zaten şehit kızıydı şimdide müteveffa bir Gazi eşi olarak kalan ömrünü tüketmeye çalışacaktı. Geride kalan yarım asıra yakın, bir birliktelik ve 6 çocuk . Şükürler olsunduki tüm çocukları Gazi babalarına layık şekilde yetişmiş ve hayata atılmışlardı.
Anılarıyla Gazi eşinin yaptığı tablolarla birlikte bir başına göğüs germeliydi yaşam kavgasına.
Onur gurur ve şeref dolu dopdolu bir yaşamın sonuna gelmiş gibiydi.
Buna rağmen hala kalıcı barışlar özlüyordu bitsin artık bu nedensiz kavgalar.
Bu anlamsız iç çekişmeler diyordu. Ümmü Ana. Yakmasınlar Anaların yüreğini yetim kalmasın sebi bebeler bu ülke bu topraklar hepimize yeter. Görüyorsunuz işte bu kavgadan,çekişmeden arta kalanlar daha da perişan. Daha yoksul ve daha kinle bakıyor çevreye.Bu kavgayı başlatan, devam ettiren ve kendilerine kayıtsız kalanları demek istiyor Gazi eşi Ümmü ana.
Ve Ümmü Ana diyorki:
Birileri çıksın durdursun bu kavgayı sonuna geldik artık desin. Sonra da Gazi bile denilmeyen gencecik vucutlara sahip çikılsın.
Bu insanları birer tören malzemesi olarak kullanmasınlar. Eşya değil bunlar insan bizim insanımız. Bizim gençlerimiz. Atatürk'ün ülkeyi emanet ettiği gençlerimiz biz onlara inanıyor ve güveniyoruz.
Biz de Ümmü Anaya yürekten katılıyoruz. Biz kocaman bir Türk ülkesiyiz bizim Ordumuz var. Öğretmenimiz-Hakimimiz-Savcımız ve Polisimiz var . Bizim meclisimiz ve o mecliste sağduyulu milletvekillerimiz vardı. Çok yakında da tamamı sağduyulu toplumun her kesimine azami duyarlılık gösterecek millet vekilleriyle dopdolu bir Millet Meclisine sahip olacağımıza inancımız tamamdır. Bizim ülkemiz şehitlerive Gazileri ile dopdolu yaşayan 65 milyonun tek bir yürek gibidir. İnancımız odurki Gazilerimizin bir gün gelecek bu ülkede hakettikleri sosyal yerde yerlerini alacaklardır. Bu insanlar acınmak istemiyorlar hatta yardımda beklemiyorlar olmaları gereken yerde olmak istiyorlar zira
Bizim Gazilerimiz:
"KARTAL RUHLU İNSANLARDIR, HİÇBİR ZAMAN SERÇE ZİLLİYETİNE DÜŞEMEZLER"
Röportaj: Bülent Savaş
Yıl 1997 Sayı 107
|
|
|