ABD GAZÝ BAKANI JESSE BROWN
"GAZİLERİMİN HAKLARINI ÇİĞNETMEM"
Vietnam Gazisi Jesse Brown Memleketi İçin Hizmet Veren İnsanlara Yapılan Yardımın Kesilmesine Ve Bu İnsanlar İçin Hazırlanan Fırsatların Yetersizliğine İsyan Ediyor.
1965 yılında, 21 yaşında iken Vietnamın kan dolu pirinç tarlalarında bir Vietkonglu tarafından vurularak sağ kolu parçalanan Vietnam gazisi Jesse Brown'un azmini, çalışmalarını ve yükselişinin öyküsünü PARA DE MAGAZİNG. dergisine anlattı.
Ülkemiz gazileri ile Amerikalı gazileri arasında bir kıyaslama yapmanız için bu yazıyı okumanızı isteriz.
Jesse Brown kolunu kaybettikten sonra şunları anlatıyor:
''Kendimi aciz durumda hissediyordum. Aynca büyüdüğüm çevre Chicago'nun zencilerin yaşadığı bir bölgesiydi. Lise öğrenimi ve savaşın dışında herhangi bir deneyimim yoktu. Daima ellerimle çalışmayı umuyordum. Hastanede kaldığım bir yıl içinde hep geleceğimden endişe duyarak yaşadım."
Bugün Jesse Brown 50'sinde ve iki çocuk sahibi. Clinton hükümetinde Gazi İlişkileri Bakanı. savaştan bir yıl sonra üniversiteyi bitiren Jesse gazilerin savunucusu ve savaşçısı olarak çalıştı. Şimdilerde bir başkan olarak konunun üstüne gitmekte.
Jesse'nin bakanlığında 260.000 kişi çalışıyor ve bakanlığı ABD'nin ikinci büyük bakanlığıdır. Şu sıralardaki bütçesi sağlık hizmetleri eğitim katkısı, ev kredileri ve emeklilik hakları düzeyinde 27 milyon gazi için 37,6 milyar dolar. Jesse Brown'ın yıllık maaşı 148.400 dolar.
ABD ekonomisinin krizde olmasından Gazi-İlişkileri bakanlığı da nasibini alıyor. Şu dönemde bütçede ve personel sayısında kesintiler gündemde. Bu olay Jesse'yi zorluyor Clinton hükümeti gelecek 5 yıl için de sağlık hizmetlerinde çalışan 27 .000 kişinin işine son venneyi istiyor. Fakat kongre üyeleri ve gazilerle ilgili hizmet organları bu konuya karşı geliyor. Şu an 2,500 kişiyi işten çıkanlmış durumda. American Legion (En büyük gazi demeği) yöneticilerinden Frank C. Buxton ''Eğer bu kesintiler gerçekleşirse ABD gazilerini kapsayan American Legion ayakta duramaz. Jesse çok zor durumdıl. Gazi hastanelerinde boş yatak var fakat hastalar olmadığı için değil yeterli personel olmadığından kaynaklanıyor. Allah Korusun büyük bir savaş çıkarsa bu açık nasıl kapanabilir'' diyor.
Jesse Brown 1993'de göreve geldiği ilk gün Bakanlık çalışanlarına yardım isteyen gazilere nezaket çerçevesinde davranılmasını bildirmek oluyor. Onların isteklerine duygusal davranılmasını istiyor, Ve bunun altını çiziyor:
''Hiç bir zaman burada boş oturup gazilerimizi hiç kimseye suistimal ettirmeyeceğiz.''
Jesse Brown bakanlığının ikinci yılında kadın gazilerin, evsiz gazilerin gereksinmelerini karşılayacak olan servisleri geliştirdiği gibi gizli radyasyon denemelerinde kullanılan askerlerin tedavilerinin iyileştirilmesinde önemli rol oynadı. Körfez Savaşından dönen ve bilinmeyen hastalıklara yakalanan gaziler üzerinde yaptığı çalışmalar kamuoyunda olumlu tepkiIere yol açtı. Ulusal sağlık hizmetlerinin geleceğinden emin olmadığı halde kendini bu yola adayan Jesse Brown şöyle diyor. ''Reform olsa da veya olmasa da gazilerin ihtiyaçları devam ediyor ve 27 .000 kişinin işten çıkarılması bu hizmetlere menfi tesir edecek. Kurumlarımızı modernize ediyoruz. Fakat doktor , hemşire, teknisyen gibi çok gerekli konumdiı bulunanları kaybedemeyiz. Aksine onları korumak zorundayız. Aynca hibelerle bu problemleri çözmeye çalışmaya karşıyım. Bu düşüncem Vietnamda kolumu yitirdiğim zaman oluştu. Farklı bölgelerden gelen farklı düşüncelere sahip olan silah arkadaşlarımla ateş altında tek bir vücuttuk. Y aralandığım zaman beni kurtarmak için yaşamlarım risk eden dört arkadaşım dört ayrı ırktandı. Onlar beni kurtarmak için yaşamlannı tehlikeye attılar. Bunu herhahgi bir kişi içinde yaparlardı. Gazi temsilcileri bana eğitimime devam etmem için cesaret verdiler ve üretici bir insan gibi yaşayabileceğime ikna ettiler.
'' Jesse Brown teskeresini aldıktan sonra Amerikan gazileri (DA V) organizasyonunda servis subaylığına getirildi. İlk işi gazilerle tek tek ilgilenip onların haklarını en fazla düzeyde elde etmekti. 1973-88 yılları arasında Washington'da bu çalışmaları yapan Brown 1988'de başkan oldu. Başkan Clinton onu bakan olarak seçtiğinde vergi ödeyen halka karşı sorumluluğu olduğunu belirterek şunu diyor. ''Gaziler bunun önemini çok iyi bilir onların tüm isteği eşit muamele görmek. Bu yüzyıl içinde 600.000 Amerikalı başka ülkelerin kanlı savaş alanlarında yaşamlarını yitirdi, milyonlarcasıda yaralandı. Bu kadar fedakarlıktan sonra bir de hükümetleri yüzünden hiç kimse acı çekmemeli."
Bugün Brown'ın sorumluluğu oldukça genişledi. 171 hastane ve 500 kadar sağlık servisinin organizesi ile "Uğraşmak zorunda. En önem verilen bir konuda, yüzyüze savaşa girenIerin topluma yeniden kazandırılmasını sağlayacak olan tedaviler. Bütçe kesintilerine rağmen 200 kadar klinik psikolojik tedaviyi sürdürmekte. Jesse Brown gazi organizasyonları ile bakanlık çalışmalarını koordine etmekte. 250.000 gazi hala sokakta yatmakta. Bu insanlar topluma kazandırmak, 8.4 milyon yaşlı gazinin sağlık sorunlarını çözmek Jesse Brown'un en büyük ideali, Ve şöyle devam ediyor. "Gazi hastaneleri, gazilerimizi hatırlatıyor, fedakarlıklarının değerini yansıtıyor. Gençlerimiz bu hastanelerde gönüllü çalışarak bu insanlar şükranlarını sunuyor. Kanun yapıcılarımız şunu düşünmelidir: Yapacağımız gazilerimiz için iyimidir. Benimde istediğim kaliteli tedavidir .Hayatını risk eden bu kişilere en iyi hizmet ya verilmelidir yada verilmelidir.''
Amerikan gazilerinin temelsorunlarına kısaca değindikten sonra gazilerimizin sorunlarını değerlendirmeyi sizlere bırakıyoruz.
Çeviri Servisi
Yıl 1995, sayı 96
|

Kıbrıs Gazisi Alkan Kurban : "BU VATA KİMİN"
Bir ülkenin gerçek evlatları kimlerdir acaba. O ülkenin tüm olanaklannı pervasızca kendi şahsi çıkarları uğruna kullanan, hiç tereddüt etmeden ülkenin maddi ve manevi değerlerini kendi ve yakın çevresi için seferber edenlermi, yoksa bugünkü anayasal düzeni hükümsüz sayarak, öyle bir devlet anlayışına vergi ödemenin hayasızlık olduğunu söyleyenlermi, ya da ülke uğruna hiç tereddüt etmeden ölüme gidip, hasbel kader sağ dönenlermi. Madem toprak uğruna tereddütsüz ölüme gidenlerdir gerçek evlatları vatanın.
Bu ülkenin gerçek evlatları olan GAZİLERİNE şükran borcu vardır. Ve gaziler soygunlar, talanlar ve hırsızlıklar diyan haline getirilen bu ülkenin yöneticilerinden kendilerinin onurlu bir şekilde yaşamaları için şükran borçlarının artık ödenmelerini istiyorlar.
Çoğu hiç bir zaman mermi yağmurunda ıslanmamış, bir kuşatma çemberinde ölümü tatmamış bir ayda altmış gazi maaşı ücret alan sayın milletvekillerinden gazileriniz ilgi beklemektedirler.
Gazilerimiz ülkeyi talan edenlerin birincj sınıf kendilerinin ise beşinci sınıf vatandaş muamelesi görmelerine artık tahammül edememekteler, artık ayiıkların baş, başın ayak olmasını istemiyorlar.
Önceleri padişahların son olarak Atatürk'ün şeref ünyanı olan GAZİLİK şimdilerde malum ekonomik nedenlerle enayilikle eşdeğer tutulmakta e gaziler hor görülmektedir. Artık gaziler sadece törenlerde ve savaş günlerinde hatırlanmak istememekte onlarda İkinci yaşamına onurlu devam etmek istemektedirler.
Varoluşlarını şehit ve gazilere borçlu olduklarını unutan TBMM çatısı altında bulunan sayın milletvekilleri bir ara yoğun mesailerine ara verdiklerinde lütfen Anayasanın 61'nci maddesini okumalarını Emekli Sandığı - Maliye Bakanlığı - MSB'lığı arasında itilip kakılan bu onurlu insanların anılan bakanlıklar, ayrıca Belediyeler - İl Özel İdareleri ve TSK ile ilişkilerini düzenleyen uygar bir yönetmelik çıkarılması için gerekli girişimlerde bulunmaları gereğini görmelerini istiyoruz.
Gerektiğinde ülkesi için hiç tereddüt etmeden ölüme gidecek bir nesil istiyorsak, onların savaştan gazi olarak döndükten sonra ne gibi şartlarda yaşama devam edeceklerini bilmeleri ve görmeleri gerekmektedir.
Bundan sonraki yazılarımızda halen hayatta olan gazilerimizin ne gibi olumsuzluklar içinde yaşamlarını sürdürdüklerinİ, ve ülkedinden neler beklediklerini açıklamaya çalışacağım.
İkinci yaşamınızın çok daha uzun ve sağlıklı olması temennisiyle.
KIBRIS GAZiSi ALKAN KURBAN
Yıl 1995, sayı 96
|

19 Eylül 1921'den bu yana Gazi konusunda sessizliğini sürdüren meclis harekete geçiyor: 74 YIL SONRA GELEN İMZA
İslam devletini korumak için açıIan savaşlara katılanlara gazi denirdi. Ortaçağ boyunca Müslüman hükümdarlar da birer gaziydi. Hükümdarlara verilen ünvanlar arasında "Kehfe'l - guzat ve 'l-magazi" bunun bir ifadesidir. Anadolu fethine katılan Türkmen beylerinin çoğu Danışmend Gazi, Gazi Umur Bey , Osman Gazi vb. ünvanlar kullandılar .17 .ve 18. yüzyıllarda sefer ve cephe komutanlarına "Çeleng" adı verilen bir nişanla gazi- Iik sanı veriJdi. 1877- 78 Osmanlı- Rus savaşı nedeniyle 2. Abdülhamit adına basılan paralarda tuğranın sağ köşesine "el-gazi" sözcüğü konuldu. 1829'da 2. Mahmut adına çıkarılan altınlara "Gazi Altını" denildi.
19 Eylül 1921'de Büyük Millet Meclisi Sakarya Savaşı'nın kazanılması nedeniyle bir karar aldı. Ülke bu savaşla doğacağını müjdeliyordu. Ve yeni ülkenin bir Iideri vardı. Bu lidere T.C adına bir onur verilmeliydi. İşte O teşekkür ve onur Atatürk'e veriIen ''Gazi'' sanıydı. Atatürk bu sanı 13 yıl taşıdı. 1934'de çıkan Soyadı Kanununa kadar bu ünvanı ''Gazi Mustafa Kemal'' olarak taşıdı.
Cumhuriyet tarihimizde resmi olan iki savaş var. Kore ve Kıbrıs. Bu savaşlarda bulunan vatandaşlarımızın konumlarını herkes yüzeysel olarak bilmektedir. Dernekler kanalı ile sorunun çözülmesi beklenemez. Bu doğrultuda açtığımız ''Gazi bakanlığı'' kampanyamız hızla sürmektedir. Bu arada çeşitli etkinlikler ve çalışmalar sergilemekteyiz. Bunlardan en önemlisi de Meclise adım attırmak oldu. Kurucu üyemiz A. Gönül Palalar ve Yayın Yönetmenimiz Ayfer Balaban bu tarihsel olayı gerçekleştirmek ve kanıt elde etmek içİn görevliydiler. 1993 yılında Hekimbaşı Çöplüğünün patlaması sonucu ölen insanlarımızın anısına yapılan ''MiIIi Egemenlik Parkı'' açılışını Meclis Başkanı Sayın Hüsamettin Cindoruk yaptı. İşte o gün imzalandı gaziler için bu belge. Açılışta bulunan Ümraniye Belediye Başkanı Mehmet Bingöl ''işiniz zor'' demesine karşın dilekçemizi memnuniyetlik içinde imzaladı. Saraylar daire Başkanı Türkan İnce de önce,''Gazi Bakanlığı'na kadar başka bakanlıkların kurulması gerekmiyor mu ?'' dedi. Ama Kurucu Üyemiz Gönül Palalar'ın konuşmalarıyla ikna olmuş olacak ki O da dilekçemizi imzaladı.
Gazi Bakanlığı veya başka bir söylemle bakanlık kurmak ülkede çok zor. Bunu düşünmek bile hayal. Bazı dostlarımız yaklaşımlarını böyle sergiliyorlar. Haklı oldukları yönler var; Bakanlıkları iktidarlar üretir, vatandaş değil. Belki ilk kez vatandaşIar bir bakanlık istiyor. Konu hassas, can, mal ve namus güvenliğinin geIiştirilmesi, pekiştirilmesi toplumun her kesiminden insanı ilgilendiriyor . Bizler için yaşamlannı risk eden bu insanların sorunlarına toplum duyarsız değil, sadece yeterince bilgilendirilmemiş. Şubat '95'de imza kampanyasını başlattık. Her kesimden imzalar topladık. 1 Eylül 1995 tarihinde Meclis, başkanının imzasıyla 74 yılIık durgunluğunu üzerinden atıyor . Meclis çalışmıyor diyenlere; ''Sizler neden meclisi çalıştırmıyorsunuz, eleştirmek çok kolay'' demek geçiyor içimizden.
Etkinlik
Yıl 1995, sayı 101
Sayfa Başına Dön
|
|