
Onlar vatanın bölünmez bütünlüğü,milletin can ve mal güvenliği için ülkenin dağlarında,ovalarında estiler.
Zamanı geldiğinde yaprak gibi teker teker düştüler toprağa. Doğduklarında türküler yakılmıştı, öldüklerinde ise ağıtlar...Ahmet, Mehmet,Hasan ve birçokları tezkere alıp yavuklusuna, kardeşine, anasına, babasına kavuşacak kendilerine yaraşır bir hayat kuracaklardı. Çocukları olacak ve bu vatanın hizmetine sunacaklardı.
Tüm çevesi toplanmıştı, anasından gayrısı neşe içinde ağlıyor, gülüyordu Murat Işık'ın,Ünal Ocak'ın, Taraman Tay'ın. Arkadaşları "Em büyük asker bizim asker" nidalarıyla getirdiler onları Bursa otobüs terminaline.Hep birlikte onları havalara atıyor ve kucaklarında karşılıyorlardı. Davullar kulakları sağır edercesine çalıyordu. Belkide yavuklusu köşeden ağlamaklı menil sallıyordu yiğitlerine.Kardeşleri belki de kıskanıyordu onları neden önce onlar gidiyor askere... Arkadaşları seslendi bekle bizi dağlarda yakındır geleceğiz.
Sıra sıra gidiyorlardı. Kokmadan, cesaretle, onurla... Kır çiçekleri gibi süslediler kan tarlalarını. Kardelen gibiydiler karların üzerinde. Hani çakı gibi derler ya işte onlardı. Dimdik başları,öne fırlamış göğüsleri ve çelik kalkan gibi bedenleri ortadaydı. Birbirlerine siper olmuşlar, hayatlarının baharında dağlarında tepelerinde güven içinde hissetmemizi sağlıyorlardı. Çeliğin soğuna yapışmış elleri değil, küçücük saf yürekleri üşüyordu. Belki sormuştu Murat, Ünal, Toraman bu kardeş kavgası neden?
Parçalamak istediler, onları karşılarında gördüler. Bölmek istediler, onları karşılarında buldular. Nafik tohumları ektiler onlar temizledi. Bir çıkarları yoktu, beklentileri yoktu. Ama hayatlarını severek verdiler.
Acı gün gelmişti. Hain kurşunlar gövdelerinde birer nişan gibi duruyordu. Dudaklarında gülümseme vardı. Şöyle sesleniyordu bizlere "Ben varken rahat uyuyun" Şimdi Murat Işık, Ünal Ocak, Taraman Toy yoktu. Ama kardeşleri vardı. Ünal Ocak'ın kardeşi Tuncay Ocak'ı görüntüledik ağabeyinin mezarı başında. Tunay Ocak'a sorduk neler hissediyorsun? Bizleri kısaca yanıtladı "sıramı"... Bahar esintisi vardı havada. Bizleri hissediyor, görüyorlardı. Kabirlerine çiçek bırakırken teşekkür ediyorduk. Gazilerimizde yaşlar donmuştu, akmıyordu. Ellerimiz titriyordu topraklarına değerken.Toprak konuşmuştu "Onları bu yaşta almak istemezdim.Onlar bana geldi. "Toprak bile üzgün ve mahçuptu. Bakara suresinin 154.ayeti "Onlar ölüler demeyin tam aksine onlar diridirler. Ama siz farkında olmassınız" ve yine Ali İmran suresinin 169.ayeti "Onlar Rablerinin katında rızıktan diriliyorlar. "Evet onlara ölü diyemeyiz.Onlar diri ve bizleri izliyor. Sundukları hayatlarına göstereceğimiz duyarlılığı bekliyorlar.
Bursa Garnizon Şehitliğinde yatanlar bizlerin ziyaretini istiyor. Gidin onları ziyaret edin. Bizler için hayatlarını feda ettiler. Onları hatırlayın. Bir çiçek,bir dua onların tüm arzuları. Bunu çok görmeyin. İnsan olduğunuzu anımsamak istiyorsanız onları ziyaret edin.
OCAK-ŞUBAT-MART'99 SAYI:115
|