ALI YAKITAL

Güneydoğu Gazisi Ali Altay : DEVLETİ YANIMDA GÖRMEK İSTERDİM.

Ali, lise öğrenimini yarıda kesmek zorunda kalmış...Okumak isterdim , ama olmadı işte...'' diyor. Ailesinin içinde bulunduğu maddi imkansızlık, çoğu Karadenizli gibi Ali'yi de genç yaşta İstanbul'a sürüklemiş, ''Büyük hayallerim yoktu, amacım sadece iyi bir iş bulup, askere gidene kadar aileme yük olmamaktı" diye ekliyor . Ali'ye,''Vatan senin için neyi ifade ediyor ?'' sorusunu yönelttiğimizde; kendinden ' gayet emin ,'' bana hayat veren, havasını soluduğum, suyunu içtiğim bu topraklar'' cevabını veriyor.

Ali'nin varlığını borçlu olduğu vatanına, ülkesine karşı içindeki bu engin sevgi herkesin askerden kaçmayı düşündüğü bir dönemde onu sıcak bir bölgeye, Bitlis'in Hizan il çesine götürmüş,''73-4 tertip piyade onbaşı olarak Isparta Dağ Komando Okulu'nda 2 ay eğitim gördüm, askeri eğitimimi İzmit Kandıra'daki takviye eğitimi ile tamamladım. Sonra taburla yola çıktık...'' diye anlatmaya başladığında sanki o günleri yeniden yaşıyormuş gibi gururla gözleri parlıyordu.

Ali'nin birliği, Bitlis Hizan da sonuçlanmış, Hizan ve çevresinde dağlarda bölücü terör örgütüne karşı yürütülen operasyonlara katılmış. Bize gururla operasyonlarda gösterdiği yararlıktan dolayı kendisine verilen ''taktir belgesi''ni gösteriliyor. Ali Altay, şu anda İstanbul'da büyük bir iş merkezinde koruma görevlisi olarak çalışıyor. Kendisine terhis sonrasında neler yaşadığı ve hissettiklerini soruyoruz: Terhis olur olmaz, Trabzon'a ailemin yanına geldim.Uzun zaman insan dağlarda dolaşınca, asfalt bir yolda yürümekte zorlanıyor... Bana herşey yabancı geldi.. Doğup bü yüdüğüm yerleri sanki ilk kez görüyormuşum hissine kapıldım.. Amacım bir süre dinlenmek, yaşadığım acı olayları, gerilimlerı üzerimden atıp,yeni bir döneme hazırlanmaktı. Ama günler geçtikçe kendimi boşlukta hissetmeye başladım, orada bırakıp geldiğim çevreyi, arkadaşlarımı, hayat tarzımı her geçen gün daha fazla özIüyordum. Bu özlem,beni çevremden koparttı, içime kapandım. Kendimi diğer insanlardan farklı görüyordum, ne onlar gibi gülebiIiyor, ne de onlar gibi ağlayabiliyordum... Yalnızdım."

Bu genç insan, dinlenme süresini yarıda keserek İstanbul'a gelmiş ilk işi, askerdeyken acıları, sevinçleri, gururları birlikte paylaştığı arkadaşlarını arayıp bulmak olmuş. Bu arada yaşadığı birtakım bunalımları olduğunu da bizden saklamıyor. Rahatsızlıklarını bize anlatmasını istiyoruz. O da sorunlarını paylaşabilmenin sevinciyle anlatmaya başlıyor. O'nun cansız bedeni ve donuk bakışları, operasyonlar sırasında mayına basma, pusuya düşme kuşkusu ve bu konuda yaşanan stresler Ali'yi rüyalarında yine yalnız bırakmıyor, her an onun karşısına çıkabiliyor... ''Bedenim bura da ama ruhum orada kaldı,iç dünyamda hep orası var..''diyerek, bu sözlerle iç dünyasında yaşadığı karmaşayı tüm açıklığıyla ifade ediyor. Ali, bu psikolojik çıkmazları, bazı arkadaşlarının da yaşadığını ısrarla belirtiyor ve bunun altında yatan sebepleri de kendince yorumluyor; ,, 1.5 sene süren bir müca dele, toplumdan uzakta olağanüstü durumların yaşandığı, bu dönem, bizim kişiliğimizde de derin izler bıraktı. Yeni değerler, edindik.. Topluma yabancılaştık.. Bu yabancılaşma topluma uyum sorununu da beraberinde getirdi. Bazı arkadaşlarımız, bu zorluğun üstesinden gelebiliyor, bazıları da gelemiyor.'' Ali Altay, bu konuda devletten beklentilerini de şöyle açıklıyor; "Ülkemin bütünlüğü için terörle mücadele içinde aktif olarak yer almak,benim için büyük bir gu rurdu, bu gururu hayatım boyunca taşıyacağım. Devlet bana yine görev verse yine koşarak güle oynaya giderim, yine versin yine giderim... Fakat içinde bocaladığımız bu sorunları aşma konusunda devlet bize yardımcı olsun, sosyal projeler doğrultusunda oluşturu lacak rehabilitasyon merkezleri ya da tahsis edilecek psikologlar aracılığıyla benim gibilere yar dımcı olunsun. İşsizlik de zaten varolan sorunlarımıza sorun katıyor, ben bu konuda şanslıyım, ama bir türlü iş bulamayan arkadaşlarımız var bizlere iş bulma konusunda da yardım edilsin. Ben her zaman canımı, ülkem için milletim için vermeye hazırım fakat devletimi de her zaman ya nımda görmek istiyorum.'' Bu gencin söyledikleri ülkemide ki büyük bir eksikliği de gözler önüne seriyor. Ülkenin bütünlüğü yolunda mücadele eden ve edecek olan geleceğimizin teminatı bu gençlerimiz, en hassas dönemlerin de böylesİne yalnız bırakılmamalı. Ali ve onun gibi nice gençlerimizin sorunlarını en kapsamlı biçimde ancak kurulacak gazi bakanlığı çözebilir. " Askere gitmeden evvel çok sakin bir insandım, karşımdakiIerle diyaloğum da iyiydi. Şu anda, ben eski ben değilim, kolayca sinirleniyorum.. Aşırı kavgacıyım..Çevremle kolay iletişim kuramıyorum, onlarla paylaşabileceğim hiçbirşey bulamıyorum, bu yüzden ilişkilerim günlük hayatın getirdiği zorunluluklar doğrultu sunda sürüyor. Dost bildiğim in sanlar aynı ortamı, aynı acıları ve sevinçleri, aynı mücadeleyi payIaştığım askerlik arkadaşlarım. Onlarla biraraya gelip vakit geçirmeyi tercih ediyorum. Benim asıl sorunum, sıksık gördüğüm kabuslar ve ellerimdeki titremeIer,bunun için doktora bile gittim bana; 'Bu sinirsel birşey daha önce yaşadıklarından dolayı sinirlerin bozulmuş, zamanla geçecektir.' dedi. Terhisten bu yana 6 ay geçmesine rağmen bir iyileşme olmadı.

"İstihkam birliğinde görevli bir arkadaşının gözü önünde şehit olması, o'nun cansız bedeni ve donuk bakışları, operasyonlar sırasına mayıa basma, pusuya düşme korkusu ve bu konuda yaşanan stresler Ali'yi rüyalarında yalnız bırakmıyor, her an onun karşısına çıkabiliyor... "Bedenim burada ama ruhum orada kaldı, iç dünyamda hep orası var." diyerek, bu sözlerle iç dünyasında yaşadığı karmaşayı tüm açıklığıyla ifade ediyor.

Ali, bu psikolojik çıkmazlara, bazı arkadaşlarının da yaşadığını ısrarla belirtiyor ve bunu altında yatan sebepleride kendince yorumluyor; "1.5 sene süren bir mücadele, toplumdan uzakta olağan üstü durumların yaşandığı bu dönem bizim kişiliğimizde de derin izler bıraktı. Yeni değerler edindik... Topluma yabancılaştık... Bu yabancılaşma topluma uyum sorununu da beraberinde getirdi. Bazı arkadaşlarımız, bu zorluğun üstesinden gelebiliyor, bazılarıda gelemiyor."

Ali Altay bu konuda devletten beklentilerini de şöyle açıklıyor; "Ülkemin bütünlüğü için terörle mücadele içinde aktif olarak yer almak benim için büyük bir gururdu, bu gururu hayatım boyunca taşıyacağım. Devlet bana yine görev verse yine koşarak güle oynaya giderim, yine versin yine giderim... Fakat içinde bocaladığımız bu sorunları aşma konusunda devlet bize yardımcı olsun, sosyal projeler doğrultusunda oluşturulacak rehabilitasyon merkezleri yada tahsis edilecek psikologlar aracılığıyla benim gibilere yardımcı olunsun. İşsizlik de zaten var olan sorunlarımıza sorun katıyor, ben bu konuda şanslıyım ama bir türlü iş bulamayan arkadaşlarımız var, bizlere iş bulma konusunda da yardım edilsin. Ben her zaman canımı, ülkem için milletim için vermeye hazırım. Fakat devletimide her zaman yanımda görmek istiyorum."

Bu gencin söyledikleri ülkemizdeki büyük bir eksikliği de gözler önüne seriyor. Ülkenin bütünlüğü yolunda mücadele eden ve edecek olan geleceğimizin teminatı bu gençlerimiz, en hassas dönemlerinde böylesine yalnız bırakılmamalı.

Ali ve onun gibi nice gençlerimizin sorunlarını en kapsamlı biçimde ancak kurulacak Gazi Bakanlığı çözebilir.

Röportaj Müslüm Akman (Yıl 1995 sayı 102)