ALI YAKITAL

KORE GAZİSİ AZİZ ÇOBAN DEVLETİN YETKİLİLERİNE SESLENİYOR:

DEVLETE SAHİP ÇIKTIM. YA O...

76 yıl önce, bir bayrak altında huzurlu, mutlu ve özgürce bir yaşam elde edebilmek için, dünyanın emperyalist güçlerine karşı amansız bir direniş gösterdiler. özgürlük adına Kore'ye, Kıbrıs'a, Bosna'ya, Somali 'ye gittiler. Demokrasi.. tarlalarını Kanlarıyla suladılar. idam bile edildiler. Ülkenin bölünmez bütünlüğüne yönelik saldırılara vucutlarını siper ettiler.

Sessizce baktılar, dinlediler. Seçim öncesi propagandalar da yer alıp, meclisten içeri giremediler. Seslerini çıkarmadılar, mitingler gösteriler yapmadılar. Çünkü bakış açıları buna uygun değildi. Onlar, karşılıksız vermenin bilincinde olanlardı.

İstatistiklere göre ülkede 47 bin Kore, Kıbrıs gazisi yaşıyor. Güneydoğu Gazileri bu sayının dışında. Son iki yıl içinde 300 bin kişi güneydoğu olaylarında yeraldı. Büyük bir bölümü savaşın içinde, ölümle tanıştı.

Medya ' da fazla yer almadılar. Medya ise konuya medyatik baktı. Varolan bir-iki dernek'de yetersiz kaldı.

Onlardan yalnızca biridir Bitlis'li Aziz Çoban. Bakışları donuk, yüzü solgun ve şaşkın. Solmuş madalyasını gururla göğsünde taşıyor. Duvarda, bayrak ve yanında beratı asllı. Eşiyle birlikte bizleri karşılıyor. Misafirperver geleneğimize, o sadelik içinde, öylesine bir uyum görülüyor ki...

Binlerce kilometre uzaklığa götürüyor bizleri, Kore'ye. Sene 1952'deyiz. Anlatmaya başlıyor gazimiz ''Bir yıl, insan ömründe bir nokta olabilir, ama Vegas'da, Itumiri'de Yıldıztepe'de bir çizgidir; ölümle, yaşam arasında." İki kez taarruz çemberinin içinde kaldım. 36 saat, o çukurun. içinde yaşadığım kısa hayat hızla önümden geçti. Ikinci sefer 24 saat sonra çemberden kurtulduk. Savaştan bana kalan miras iki kez ameliyat oldu. Bu ameliyatlar beni düzeltemedi. Kaderin diğer bir oyunu ise üç çocuğumdan ikisi raporlu sağır ve dilsiz.

Böylesine ilginç bir yaşamı nasıl bir ekonomi biçimlendirir. Gazi Aziz Çoban ' dan bunun yanıtını istedik. Gazimize göre ''Devlet 700 bin Iira veriyor. Evim yok. Savaş mirası sakatlık, beni yeterince çalıştırmadı. Çocuklarımın durumu ortada. Bir Kore gazisi arkadaşım Ankara'da açlıktan öldü. Bizler nasıl Savaşın içinde direnç gösterdiysek şimdi de ekonomik direnme sergiliyoruz.''

Onların dertlerini dile getiren kurumun adresi belli. Şubeleri aracılığı ile güçleri oranında yardım götürmeye çalışıyorlar. Dernek sayısını artırma olanağınız yok. Çünkü yasa gazi adı kuIlanılarak dernek kurulamaz diyor. Gazi Aziz Çoban bu konuda ki görüşlerini dergimize açıkladı. ''Bizlere devletin sahip çıkması gerekir. Bizler bu topraklar için canımızı feda edenleriz. Neden benim bir evim yok. Neden toprak için savaşana devlet toprak vermiyor. Mafya örgütleri kanla sulanan bu toprağı taIan ediyor. Dernekler yeterince bizim ihtiyaçlarımızı karşılıyamıyor. Güçleri yetmez. Çözüm üretemezler. Dört yıldır memleketim Bitlis'e gidemiyorum. Otobüs fiyatları ortada. Tren'de yok. Hastaneye paran olmadan gidemezsin bazı sosyal haklarımız var. Fakat uygulamada, eğer bir Kartvizitiniz yoksa yararlanamazsınız.''

Toprağın üzerinde yaşayanlar onu iki türlü kullanır. Maddi ve Manevi. Sizi besler, barındırır. Kimliğinizi dünyaya haykırır. Onu elde etmenin bedelleri ağırdır. Kanlarınızla sulanan toprak, yeşerir. Toprak, yalın halde değildir.

Türkiye binlerce kilometrekaredir. İngiltere ve Fransa istimlak edilen toprağın cuzi bir kısmına sahiptir. Türkiye ise yüzde 60'ını elinde tutmaktadır. İlginç bir saptama var gazimizin düşüncelerinde. Gazi Aziz '' Antalya'da yaşıyorum. Çok yoksulum. Şimdi dilensem, bir turist göğsümdeki madalya'ya bakıp; size reva olan bu mu? dese yetkililer utanmazlarmı? Bana sorsalar devletiniz size sahip çıkıyor mu? Nasıl 700 bin lira veriyor diyebilirim. Ben utanırım ve bunu söylemem. Devletimi küçük düşürmem.'' diyor.

Amerikanın gazisine ev verilir, sağlık hizmeti sunulur. Belki o büyük, güçlü ülke diyebiliriz. Fakat 10 milyonluk komşumuz Yunanistan, gazisine ne öder. Eğer bir karşılaştırma yaparsak milletçe utanırız. Bir ''gazi'' adında hastanemiz dahi yok. Bu insanlar, bizler için savaştı, sakat kaldı. Onları tedavi etmek borçtur. Gazi adında bir. hastanenin önünden geçen biri şunu düşünebilir, ''İçeride yatan hastalanın yerinde ben de olabilirdim. Bu insanlar benim adıma buradalar. Onlara derin bir saygı duyuyorum ve bunu her hangi bir yoldan ödemeliyim.'' Gazi Aziz Sağlık sorununu bize çok net özetliyor '' Ameliyat için para ve kartvizit gerekli''

Yerinden doğruldu. Duvarda asılı bayrağı eline aldı. Eşini de yanına çağırdı. Bir anı fotoğrafı istedi. Fotoğrafını çekerken duygularını sorduk: ''70 yaşındayım. Kıbrıs olayı olduğu gün yerimde duramadım. Bayrağım için hazırdım. Ama gidemedim. Vatan, bayrak, millet ,uğruna severek vede istiyerek ölüme giderim. Bin canım olsa bininide feda ederim. Bu anlatılmaz bir duygudur.''

Kendimize soruyoruz: Nedir bu duygu, nasıl bir arzudur. Askerden kaçmak için çeşitli üçkağıt çevirenler nasıl bir duygu taşır. Karşılıksız vermek her insanın yaradılışında olmalı. Eğitim yolu ile kazanılacak bir olay değil. Onu hissetmek, onu yaşamayı istemek şehit ve gazi sanını verdiğimiz insanların teke linde. Bu insanlara nasıl duyarsız olabiliriz. Böylesi ne ? Bu suskunluk neden. Bizden ne isterler neler verebiliriz onlara. Bu soruyu sorduk ve bizleri kırma dan 70'e dayanmış yaşına rağmen başladı düşüncelerini aktarmaya ''Dernekler çalışmalarını yoğunlaştırmalı, her ilde toplantı düzenlemeli. Toplantılarda so runlarımıza değinilmeli. Devlet konuyla ilgili bir müdürlük oluşturmalı, yeni yasalar çıkartmalı.

Devlet arazilerinden bizlere toprak verilmeli. Adımıza Hastane yapılmalı. Devlet yasa çıkarabilir. Tüm gaziler eşit olarak fırsatlardan yararlanır. Gazi ve şehit olmanın sonu yoktur. Bakın güneydoğuya devamlı gazi ve şehit veriyoruz. Bu çalışmalar gelecek kuşaklar için gereklidir. Bu duyguyu istismar etmemeliyiz. Tersine coşturmalıyız, teşvik etmeliyiz. Etrafımız Kan ve barut kokuları ile kaynıyor. Şimdiden bu çalışmalarla bu çatlağı tamir edebiliriz. Suyun sızmasını bekleyen içte ve dışta sinsi düşmanlar var.

Gazi Aziz'in düşünceleri akla uygun ve mantık cephesinden değerlendirildiğinde ciddi önermeler taşıyor. Su değdiği kayayı bile deler. Bu uzun zamanalır, ama su engel tanımaz bir ahenkle çatışır ve sonuca gider. Su zayıf noktaları sever, bugünün coğrafyasında, Türkiye sularla çevrilidir. Bu siyasal sular Gazi Aziz gibilerinin engeline taklır. Şehitler çatlakların kuvvetli bir yapıştırıcısıdır.

Küçük olaylar üzerine gidilmedikçe büyük olayları doğurur. Teoride büyük pratikte küçük düşünüyoruz. Kimse gazi ve şehit kavramlarına toz konduramaz. Fakat hayatm içindeki uygulamada, gazi ve şehit ailelerinin dramına tanık oluyoruz! Gazilerin haykırışları kulaklarımızda değil, ama vicdanlarımız da uğulduyor.