Bu ülkenin adsız kahramanların dan biri; İbrahim Yavuz Yılmaz. İstanbullu. 23 yaşında, bir Güneydoğu Gazisi...Askerlik yükümlülüğünü yerine getirdiği Mardin'in Dargeçit ilçesinde göreve giderken farkına varmadan girdiği mayın tarlasında sağ bacağını kaybetmiş.
Ama yine de kendisini şanslı görüyor. Çünkü bütün olumsuzluklara rağmen devletin kendisine tanıdığı haklara, önüne çıkarılan prosedürü aşarak ulaşmasında, ailesinin verdiği maddi ve manevi destek en büyük yardımcısı olmuş.
Peki ya onun kadar şanslı olmayanlar! Yani maddi durumu bozuk olanlar... Onlar ne yapıyor?
Bir gazi olarak evlerine geri döndüklerinde devlet onları mağdur etmemek için acele tedbirler alıyor mu?
Askere gitmeden önceki pozisyonIarına geri döndüklerinde devlet bu gençlerin kayıplarını ne derece telafi edebiliyor?
''Benim durumumda olmayan yani haklarını arayamayanların sorunlarını ifade etmek istiyorum'' diyor İbrahim ve sonra ekliyor;
''Benimle aynı olanaklara sahip olmayan arkadaşlarım var hastanede tedavi olurken tanıştığım. Evli, çocuğu var; sakatlanmış. Tedavi süresince masraflarını karşılayabilmekten yoksun. Askerlik öncesinde orda burda çalışmış vasıf sahibi değil. Şimdi de böyle... Bu halde iş bulamıyor, okuma yazması yok. Devletin onlara daha çok sahip çıkmasını isterdim.''
İbrahim'den bu konuyu daha çok açmasını istiyoruz. ''Evet devlet bize çeşitli haklar veriyor:Ama bu hakları yoğun uğraşlardan sonra alabiliyoruz.İşler uzun sürüyor. Tedavi esna sında bize sağlanan hiç bir maddi olanak yok. Tamamen ailemize bağIıyız. Tüm özel masraflarımızı kendimiz üstleniyoruz. Sağlık raporu verildikten sonra devletin bize tanıdığı hakları elde etmemiz için bürokrasinin ''bu gün git, yarın gel'' mantığına esir oluyorsunuz, Günlerce bu halimle devlet daireleri arasında mekik dokudum. Hakkımı alana kadar geçen sürede yaptığım harcamalar hep kendi cebimden çıktı. Hadi benim durumum iyi, peki diğerlerinin durumu ? Uzun süre bu maddi yükü kaldırabilirler mi?''
Burada sözünü kesiyorum ve tekrar soruyorum İbrahim'e; devletten gazilerin işlerini kolaylaştırıcı ne gibi tedbirler almasını istiyorlar?
''Prosedür ortadan kalksın. Devlet Gazilere tanıdığı hakları veriyor ama çok yavaş veriyor. Bu da gazilerin ekonomik olarak aile durumunu etkiIiyor , hayata tekrar atılmasını etkiliyor , psikolojik olarak etkiliyor. Bunun hızlandırılması için özel bir masa kurulmasını istiyoruz, ondan sonra halkımızdan ilgi bekliyoruz.
Gazi arkadaşlarımızda sohbetlerimizde de dile getiriyoruz. Halkımızın bizi bir sakat olarak değil, kahraman olarak görmesini istiyoruz.
Birer kahraman olarak halkın arasına girmek istiyoruz. İbrahim sorumu yanıtlarken protezli bacağına bakıyorum istemeden. Sağlamken yapabildiği pek çok şeyi yapamadığını düşünüyorum. Mesela koşmak, şort giymek, yüzmek gibi.. Ona olanlar benim başıma gelseydi, acaba bunu kaldırabilirmiydim? Kendimi bir an onun yerine koyuyorum psikolojik sarsıntılardan ekonomik bunalımlara kadar uzanan zor bir devre olarak beliriyor gözlerimin önünde. Ben onun yerinde olsaydım karşımda oturan bu genç adamın başardıklarını başarabilir miydim? Onun bu azmi karşısında baş eğiyoruz. Çünkü onun azmi karşısında benim beylik takdir sözlerim çok yavan kalacak biliyorum. Kafamın içinde kutluyorum İbrahim'i sessizce;..
Konuşmamızın başından beri nasıl soracağımı düşündüğüm soruyu pat diye soruyorum. Biliyorum ki biraz . daha beklersem soramıyacağım... Bu sorumun onu üzeceğini yarasını deşeceğini düşünüyorum hatırlamak istemediği bir anı ona tekrar yaşatmak zorunda bıraktığım için bir suçlunun yüz ifadesiyle bakıyorum ve bekliyorum, yutkunacak yüzü kızaracak diye... Ama cevap vermeye başladığında yanıldığımı anlıyorum. Gayet rahat anlatıyor bacağını nasıl kaybettiğini. Belli ki bu anlatma işini kanıksamış artık. Yaşadıklarını sanki başkasının başından geçmiş gibi anlatıyor, mayın tarlasını, hastaneye getiriIişini...
''Hakim tepeye doğru güvenliği sağlamak için yol alıyorduk. Ben MG3'çüydüm. Mayına bastım. Uzun süre yaralandığım yerde kaldım, patIamayla herkes olduğu yerde kalakaldı. Yanımızda dedektör olmadığı için arkadaşlar yanıma yaklaşamadı. Dedektör getirildi. Meğerse mayın tarlasına girmişim çok sayıda mayın çıkarıldı.
Helikopter geldi. Diyarbakır merkezde ameliyat olmam gerekirken beni Mardin'e getirdiler. Mardin'den ambulansla Diyarbakır'a geçtik. Belki Helikopter direk Diyarbakır'a inse bacağımı kaybetmeyecektim.
Ameliyat 4 saat sürdü. Diyarbakır'da çok güzel ilgilendiler, sanırım asker sayısı az diye. Sonra Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne (Ankara) geldim. Tedavi gören çok sayıda asker vardı, insan psikolojik olarak etkileniyor pek ilgilenmiyorlar diye. Ama onlarda haklı o kadar hastayla tek tek ilgilenmek mümkün değil. Üzerimizde etkili bir psikolojik rehabilite çalışması da yapmadılar. Bu bizi rahatlatırdı. Bacağım protez kullanımına uygun hale gelene kadar ilk tedavim 2.5 ay sürdü. Yerli protezler bana uymadığı için tedavim uzadı, protezim yurtdışında yaptırıldı. Hemen hemen bir sene boyunca hastane ve evim (Ankara-İstanbul) arasınada mekik dokudum. Hastanede yer olmadığından otelde kaldım. Bu süre zarfında tedavi dışındaki tüm masrafIarı ailem üstlendi.'' .
İbrahim protez takılmadan önce yürüyüp yürüyemeyeceği endişesini hep taşıdığını, psikolojik bir savaş içinde olduğunu eklemeyi de ihmal etmedi. Diğer arkadaşlarını kendisi kadar şanslı görmüyor. Ona göre devlet, hastanede yatarken halletmeli tüm işlemleri. Ancak bu şekilde Ga zilerin mağdur olması önlenebilir İbrahim'e göre. İ
İbrahim devletten iş garantisi istiyor. İki kişilik kadro için yüzlerce kişinin başvurduğu sınavlar istemiyor. Hollanda'da işçiyken sakat kalan yakınından ömek veriyor.Kendisine hemen maaş bağlandığından, özel donanımlı araba verildiğinden bahsediyor... Ülkemizde de bunları görmek istiyor.
Askerden döndükten sonra bir iş bulup çalışıp çalışmadığmı sordum.
"Askerden önce çalıştığım iş yeri sahibinin de desteğiyle eski işime geri döndüm. Protezim takıldıktan sonra kendime güvenim arttı. Çalışmaya başladım. Patronum bana çok yardımcı oldu. Yardımcı oldu derken; bir işe gidiyordum, bir gün gitmiyordum, Yavaş yavaş adapte ol dum. Şimdi memnunum.
İbrahim, bir sene süren tedavisinin sonunda hakkında düzenlenen sağlık raporunu alarak, devletin kendisine sağladığı hakların peşine düşmüş. 314 milyon Iira tazminat almış. Malülen emekli olmuş ve devletten üç ayda 50 milyon Iira maaş alıyor. Konut edindirme kredisi kullanmış ve bir ev sahibi olmuş. İstanbul'da tüm taşıma araçlarından bedava yararIanabiliyor.
İşte bu hakları elde edene kadar uzun uğraşlar vermiş. onu düşündüren diğerleri, diğer gaziler...
Devletten tüm gazilere sakatlandıkları andan itibaren bu imkanları sağlamasını istiyor.
Onu bu haklı düşüncesinde biz de Gaziler Dergisi olarak yürekten destekliyoruz. Teşekkürler İbrahim!
Röportaj: Müslüm Akman (Yıl 1996, sayı 103) |