Bu ülkenin adsız kahramanlarından biri; Kemal Yavuztürk. İstanbullu, 28 yaşında, bir Güneydoğu Gazisi. Görev yeri olan Mardin'in Dargeçit ilçesinde teröristlerin saldırısına uğramış. Ve ağır yara almış. Uzun süren bir yoğun bakımdan sonra kısmen de olsa sağlığına kavuşmuş.
Şöyleşimizde kendisine soruyoruz, acaba yine aynı yerde görev yaparmı diye? Biraz düşündükten sonra şöyle cevap veriyor:
"Bizler öğretmenliği sadece meslek olarak görmüyoruz, eğer amacımız sadece bir meslek edinmek olsa idi herhalde çok daha iyi şartlarda yaşamımızı sürdürebilecek meslekler seçerdik. Bizler o minicik beyinleri aydınlık günlere taşımak, teörün ağından kurtarmak, yarının Türkiye'sinin birer mimarı yapmak idealleri ile bu işe soyunduk. Eğer içimizde bu idealler yoksa zaten ne bu mesleği yapabilir, ne de bu mesleğin zorluklarına katlanabilirsiniz. Sorunuza gelince tabiki endişelerim ve korkularım var, zaten bura da göreve başlamadan öncede aynı endişeleri taşıyordum, nede olsa sonuçta insansınız ve insani endişeler, korkular taşıyoruz. Bu konu üzerinde o zamanda çok düşündüm, fakat bir düşünün siz gitmeseniz, ben gitmesem, o yöremizin insanlarını kim adınlatacak, zaten terörün amacıda bu değilmi? yani maça daha başlamadan kaybetmiş olmuyacakmıyız?
Ama yinede bir süre sonra mücadelede yorulan arkadaşlarımız oluyor, bunlara terörün baskısı, maddi imkansızlıklar, sosyal eksiklikler. Daha bir çok sebep sıralamak mümkün. Bizler tüm imkansızlıklara rağmen görevimizi elimizden geldiğince en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz."
Anlaşılıyor ki Kemal öğretmen oldukça dolu, aslında bu sorunlar terör dışında tüm eğitim ordumuzun sorunu, bu sorunların çözümü konusunda bir çok şey yazıldı çizildi, bir de öğretmenlerimizin fikrini alalım dedik ve Kemal öğretmene sorduk. Peki bu sorunların çözümü konusunda ne gibi beklentileriniz ve önerileriniz var?
"Öncelikle Günetdoğuda görev yapan eğitim personelinincan güvenliğinin sağlanması lazım. Bu çok önemli, zaten geçim derdine düşürülmüş olan öğretmenler bir de can derdiyle uğraşmamalı. Bu olumsuzluklar doğrudan eğitimin kalitesine yansıyor,öğretmen kendisini tam olarak görevine veremiyor. Ücretler konusu zaten yıllardır kanayan bir yara, şu son aylarda bu konuda çalışmalar yapılıyor, umarız sadece geçiştirmelik önlemler alınmaz da bizlerde biraz nefes alırız. Bu iki konu kadar bir önemli konu ise sosyal imkanlar. Öğretmen evi, lojman, tatil ve eğitim kampları gibi. Bunun en güzel örnekleri silahlı kuvvetlerde mevcut ve olması gerekende budur. Ordumuz ülkenin güvenliği açısından ne kadar önemli ise sizin tabirinizle "eğitim ordusu da" o denli önemlidir. Ne daha fazla ne de daha az. Fakat yıllardır bu durum göz ardı edilmiş, sadece 24 kasımlarda övgü dolu nutuklarla geçiştirilmiştir. Bu tutum adeta terörü destekler mahiyetindedir. Terör karanlığı sever, karanlık terörü besler. Güneydoğu'da belirecek en ufak bir parıltı bu kan emicilerin yolunu kesecek yok edecektir. Ondandır ki terörün baş hedeflerinin arasında eğitim personeli bulunmaktadır. İşi toplu katliamlara kadar taşımakta hiçbir tereddüt etmemektedirler. Bu durumun önü bir an önce kesilmelidir. Olay bir iki öğretmenin öldürülmesine indirgenecek kadar basit değildir, bir ulusun geleceğine malolacak hesaplar yapılmaktadır. Bu oyun bozulmalı ve bunu herkeze ilan etmek gerekmektedir. Aynı zamanda alınacak bu tedbirler öğretmenlere de moral kaynağı olacak, kendine güveni gelecektir."
Kemal öğretmenin söylediklerine katılmamak mümkün değil. Karşılıklı sohpetimizde Kemal öğretmen'e terörzede asker, polis, hakim, savcı ve öğretmenlerimizinde Gazilik haklarından yararlanması gerektiği düşüncemizi iletiyoruz. Anayasa'nın 61. maddesi de bizi destekler nitelikte. Ve bu konuda da kendisinden görüşlerini istiyoruz. Aldığımız yanıt maalesef bu konuda ki ilgisizliği de ortaya koyuyor.
"Böyle bir hakkım olduğunu şimdi sizden öğreniyorum! Şahet böyle bir hakkım var idi ise acaba neden haberdar edilmedim veya bu hakkımdan neden yararlandırılmadım. Bu hak yani Gazilik payesi bizler için gerçekten çok onur verici olur ve terör kurbanı olmuş diğer devlet görevlileri içinde hem bir güvence teşkil eder, hem de onların izinden yürüyen yeni nesillere geleceğe daha bir güvenle bakma, görevlerine daha sıkı sarılma azmi sağlar. Umarım yetkililer artık daha duyarlı davranırlar. Bu konuda da atılabilecek en güzel adım sizinde belirttiğiniz gibi bir Gazi Bakanlığı'nın kurulmasıdır. Bu bakanlık kurulduğu taktirde terör madurlarının sorunlarıyla ilgilenecek onların sorunlarını Mecliste dile getirecek bir mercii olacaktır. İnsanlar sorunlarını orada burada dile getirmek, çözüm aramak yerine doğruca ilgili bakanlıktan çözüm elde edeceklerdir."
Röportaj Bülent Savaş
Yıl 97, sayı 110 |