ALI YAKITAL

"YANLIZ VE İLGİSİZ ÖLMEK İSTEMİYORUM" KORE GAZİ MUSTAFA BAKIRKESEN:

 

Bir Kore gazisinin yaşadığı dramı tüm insanlığa götürmek, hüzün verici yaşantısını, geçmişte yaşadığı tüm zorluklara rağmen parasızlığa yenik düşüşünü anlatmak amacıyla röportaj yapmak üzere yola çıktık.

Ancak sefalet ve parasızlık yüzünden ara sıra yaşadığı Biganın Karabiga nahiyesine bir türlü ulaşamadığını öğrendik.

Evlat edindiği kızınında kendisini terketmesiyle ağır bir şeker komasına girerek, Çanakkale devlet hastane evine kaldırıldığını öğrendik.

Kendisiyle görüşmek üzere Dr. Selim Salmanlı refakatinde nöroloji bölümündeki koğuşuna ulaştık. Yılların acısını en deriniyle yaşayan bir insan olarak bilinçsizce yatıyordu.

Kısa bir süre başında bekledik. gözlerini yavaşça araladı. Kendisine geçmiş olsun diyerek, röportaj yapmak üzere geldiğimizi konuşmamızın mümkün olup olmayacağını sorduk. Adeta canlandı. Başlayabilirsiniz diye işaret etti. Bizde ara sıra nefessiz kalıp zorlansada soruları yönelttik.

- Kızıl Çinde 28 aylık esaret hayatınız var. Esaret dönemlerinde çektiğiniz sıkıntıları anlatır mısınız?

"Türk tugayıyla savaşmak benim için bir onurdu. Bu süre zarfında Federasyon devletlerinden Amerika bize çok önem verdi. Açlık sıkıntısı çekmiyorduk öyleki bir askere 1 hindi düşüyordu. Silah olarakta çok güçlüydük. Yenilmeyi bir an aklımıza getirmiyordu. Ne var ki kızıl Çin askerlerine esir düşmemiz, bizim için zor ve mücadeleci bir yaşamıda başlatıyordu. Aylarca 1 bisküviti üç arkadaş bütün gece paylaşıyor, yılmadan hayatta kalmaya çabalıyorduk. Büyük zorluklardan sonra serbest bırakıldık. Ama Kızıl Çinin 1 esire karşılık 2 esir istemesini hiç unutmayacağım. Allah Devletimize bir daha savaş günlerini yaşatmasın ama herhangi bir durum olduğunda savaşarak onurumla ölmeyi, "Şu andaki sefil yaşantımda tercih ederim"

- Ülkenin gazisi olarak sorunlarınız nelerdir?

Kalacak bir yerim olmadığı için aldığım para, yemek ve günlük masraflarıma yetmiyor. Yalnızlığımı paylaştığım küçük bir çadırım vardı. O da yeni yandı. İyiden iyiye açık kaldım. Şu andada hastahanede bakacak kimse olmadığı için kalıyorum. Ne zamana kadar dayanırım onuda bilmiyorum.

Bu hasta halimle aç kalmamak içn sepet örüyorum. Hastahaneden çıkınca onurlu bir yaşam sürmek istiyorum. Lağım sularının aktığı, farelerin yemek paylaştığı çöp yığını arasında ölmek istemiyorum. Bize yaşarken sahip çıkın. Öldükten sonra arkamızdan destan sıralayarak değil !

- Bir kere gazi olarak devletten beklentileriniz nelerdir?

"Her şeyden önce bir gazi olarak gururlanıyorum. Vatan toprakları için çarpışmak benim için büyük bir onur. Ancak bu onurumu devlet bize sahip çıktığı sürece yürütürüm. Devlet bizimle ilgilenmezse dışarıda yeterli güce sahip değilsem hastaysam her şeyi yapabilirim o zaman onurlu hiç bir şeyim kalmaz.

Ben toprakta yetişmiş bir insan olarak devletin gazilere bir kaç dönüm yer vermesini burada kepi ürünlerimi satmayı ve kendime, başımı sokacak bir yer almayı istiyorum. Ama devlet bunlarıda gerçekleştiremiyor. "Gaziler evi" adı altında bir yer açmasını muhtaç ve yaşlı olanları bu evde barındırmasını istiyorum. Hiç olmazsa son günlerimizi rahat ve huzur içinde geçirelim. Devletimiz her yerde savaşan insanları polis, asker memur demeden ödüllendiriliyor. Bizde bu onurlandırmadan nasibimizi alalım.

O kadar mücadele etmeme rağmen bir madalya bile alamadım. Ama şimdi düşünüyorumda madalyamın olmaması daha iyi... Şimdiki durumumda onuda büyük olasılıkla satacaktım. "

- Bağlı bulunduğunuz derneğin, sizlere olan katkıları ve ilgileri ne düzeydedir?

"Ben 8 senedir, Çanakkale Gaziler derneğine kayıtlıydım. Düzenli olarak aidatlarımı ödüyordum ama hiç bir yarar göremedim. Şeker hastası olmam bazı faaliyetleri yapmamı engelliyordu. Bu yüzden kaydım silindi. Dernek olarak benimle ilgilenilmesini beklerdim. Ama şu ana kadar ziyaretime bile gelen olmadı. Kısacası yalnız ve ilgisiz ölmek istemiyorum...

Mustafa Bakırkesen son sözlerini söylerken yorgun düşmüş bedeni hıçkırıklarla sarsılıyordu sorunlarına eğildiğimiz için bize ve dergimize teşekkür ediyordu.

Bizde kendisine teşekkür ediyor. Mustafa Bakırkesen gibi nice gazilerimizin dertlerine azda olsa ışık tutabildiysek ne mutlu diyoruz.

Kurtuluş Savaşı, Kore Savaşı, Kıbrıs Savaşı, gazilerimiz ölmesin onları başımızda taçlandıralım sonsuza dek onların onurlarını koruyalım.

Yıl 1992, sayı 7