Onlar gerek askerliklerini yaparken, gerekse gazi olup geri döndüklerinde, vatan için görevlerini yapmış,vatana olan borçlarını ödemiş oluyorlar ! Peki, ya bu vatanın, bu vatandaşların onlara bir borcu yokmu ? Bir sohbet sırasında söz kahramanlık hikayelerine geldi mi deymeyin keyfimize. Tarih boyunca anlatılan Türk zaferleri, Türk kahramanlıkları sıralanır bir bir. Heyecan duyar anlatan da dinleyen de . Türk olmakla övünür ecdadının anılarını yad ederek.
Konu bitip-tükenmez. Sakarya,Dumlupınar derken tüm Kurtuluş Savaşı, Kore'deki kahramanlıklar anlatılır. Bunlardan kendimize de bir pay çıkarır övünürüz. Türk milleti şöyle kahramandır, böyle cesurdur diye.
Peki ya savaşı tüm gerçekliğiyle yaşayanlar gazilerimiz ?Onlar ne zaman gelir aklımıza ? "Bizebu tarihi bırakan insanların sorunları var mı ? Hayatlarını rahat sürdürebiliyorlar mı" diye ne zaman düşünürüz ? Belki çoğumuz için bu sorunun cevabı "hiç bir zaman" olacaktır. Onların hayatta olduğunu düşünmemiz için mutlaka yıldönümleri, törenler mi olmalıdır ? Onların anılarını milleti galeyana getirmek için mi kullanmalıyız ancak. Törenlerde askeri üniforma giydirip,yakalarına birer madalya takmakla mı onlara sahip çıkıyoruz.
Lütfen biraz sağduyulu, biraz onurlu olalım. Artık bu insanları kullanmaktan vaz geçelim. Onlara hakettikleri değeri vererek, gerçek sorunlarına eğilelim. Çünkü sonuçta onlar bugün fizik olarak sağlıklı görünüyor olabilir. Ama bir de onların içlerine, ruhlarının derinliklerine inelim. Orada hala savaşın yıkıcı izlerini taşıyan,kanayan bir kalp göreceksiniz.
Gazi deyince ilk gözünüzde canlanan, kafanızda şekillenen kişi nasıl biri ? Yaşlı, belki bir yerleri sakat kalmış insanlar mı ? Peki ya Güneydoğu'da şehit düşen, gazi olan vatan evlatları? Onlar bu vatan için bu hale gelmediler mi? Onları "siz vatanınız içim,namusunuz için çarpışıyorsunuz" diyerek bu savaşa zorluyoruz. Gazi olup geri döndüklerinde ise ailelerinden başka hatırlayanları, bir hatırını soranları oluyor mu?
Evet gerek askerliklerini yaparken,gerek gazi olup geri döndüklerinde onlar vatan için görevlerini yapmış,vatana olan borçlarını ödemiş oluyorlar! Peki ya bu vatanın, bu vatandaşların onlara borcu yok mu? Bu vatan niye onlara borcunu ödemiyor? Niye her zaman yanınızdayız "sizi yalnız bırakmıyacağız" demiyor?
İşte Mustafa Karagüzel de Güneydoğu'da görev yapıp, gazi olmuş, vatan evlatlarında sadece biri. O devlet baba olarak yalnızca arkadaşı İlyas'ı tanıyor. Çünkü İlyas, milyonlarca insan içinde,onu yalnız bırakmayan, onun sorunlarıyla ilgilenen tek kişi.
Mustfa Karagüzel 59/3 tertibinde, Malatya İl Jandarma Komutanlığında görev yapmış. 1980 yılında Malatya'dan Adana'ya mahkemesi yapılacak siyasi bir mahkumu getirirken,yolcu otobüsüne binen 5 militan tarafından yaylım ateşine tutulmuşlar. Çatışmda, Karagüzel'in vücuduna 4 kurşun isabet etmiş ve 2 kurşun da sıyırarak geçmiş. Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesinde tehlikeli bir ameliyat geçiren Karagüzel, sakat kalmaktan kurtuluyor.
KSMG:Mustafa bey, askerlik görevinizi bitirip, memleketinize geri döndükten sonra herhangi merciiden bir yardım aldınız mı?
M.KARAGÜZEL: Bakın sizinle açık konuşayım. Askerliğimi bitirip, evime dönerken gerek askeri makamlar gerekse Zonguldak'taki devlet büyükleri bana karşı birçok vaatlerde bulundular. Fakat bu vaatler sözde kaldı, sonra unutulup gitti.Hiçbir kurum ne benim sorunlarımla ilgilendi nede bana yardım eden oldu.
KSMG:Peki efendim, şu anda bir işte çalışıyormusunuz?
M.KARAGÜZEL:Ne yazıkki çok istememe rağmen çalışamıyorum. Çünkü bölgemizde iş olanakları az ve benim vücudum da fazla yıpratıcı işlerde çalışamayacak durumda.Bu nedenlerden dolayı kendime bir iş bulamıyorum.
KSMG:Mustafa bey,sizin evli ve ikiçocuk babası olduğunuzu biliyoruz. Çalışmadığınıza göre onların geçimini nasıl sağlıyorsunuz?
M.KARAGÜZEL: Evet,evliyim iki çocuğun var. Geçimimizin en önemli dayanağı çocukluk arkadaşım İlyas Kandemir. Her türlü yiyecek ihtiyacımızı İlyas'ın bakkalından ücretsiz olarak karşılıyoruz. Benim ne anne-bbam ne de bir akrabam var .Arkadaşım olmasa yaşamımızı asla sürdüremeyiz. Benim için devlet arkadaşım İlyas.
KSMG: Efendim bakın askerde vücudunuz çalışamayacak hale geldi. Ve şu anda geçiminizi tek başınıza sağlayamıyorsunuz. Acaba keşke askere hiçgitmeseydim dediğiniz oldu mu?
M. KARAGÜZEL:Hayır. Ben vatanım ve milletim için her zaman göreve hazırım.Yaptıklarımdan,başıma gelenlerden pişman değilim. Fakat benim gibi askerliğini malülen bitirmek zorunda kalan insanlara devletimiz yardım etmezse, bizi böyle mağdur durumlarda bırakırsa, insanın devlete güveni kalmıyor. Pişman değilim ama kederliyim, üzgünüm ve biraz da isyankarım.
KSMG: Mustafa Bey, dergimiz ve çalışmalarımız hakkında neler düşündüğünüzü öğrenebilirmiyiz?
M. KARAGÜZEL: Sizin çalışmalarınız devletin üzerinde durmadığı bir boşluğu dolduruyor. Bizlerin sorunlarına eğiliyor,durumumuzu kamuoyuna duyurarak, duyarlılık kazanmalarını sağlıyorsunuz. Bu anlamda yaptığınız iş bana göre çok kutsal. Çalışmalarınıza gönülden destek veriyorum.
KSMG: Son olarak söylemek istediğiniz bir şey varmı?
M.KARAGÜZEL:Aslında söyleyecek o kadar çok şey var ki: Yüreğim bir volkan gibi. Bu volkanı bana açtırmayın. Yoksa bunun lavları bir çok insanı ve kurumu yakar. Son olarak size teşekkür etmek istiyorum. Ve bütün ilgililerden isimlerine ve konumlarına yakışır bir şekilde çalışmalarını ve gerçekten ilgili olmalarını bekliyorum.
Röp: Yüksel Kaya
Yıl 1993, sayı 84
|