Gününüzde artık tüm dünya insanları savaşı istemiyor. kavga ve gürültüden uzak mutlu yaşam sürmek istiyorlar. Bu hepimizin doğal hakkıdır. Ancak insanların istediği herşey yerine gelmiyor, ya da her istediğimiz olmuyor. İşte Seyfettin Gündüz yaşamının baharında bir bacağından oldu. Şimdi ne olacak, olaylar nasıl gelişti, şu anda nasıl, Seyfettini nasıl bir gelecek bekliyor. İşte tüm bunlar hakkında, Seyfettin, eşi, kardeşi, annesi ve babası ile gôrüştük.
KSMG : Seyfettin bize biraz kendinden bahseder misin. ?
S. GÜNDÜZ: 1972 yılında Çavuşköyü'nde doğdum. İlkokul mezunuyum. Çiftçilikle uğraşıyordum.Evliyim, çocuğum yok. Annem, babam ve kardeşimle beraber yaşıyorum. !
KSMG : Şu anda ne gibi duygular içindesin ?
S. GÜNDÜZ : Bildiğİniz gibi bende herkez gibi normal biriyim. ilk ateşederken,ateş etmeden öncedüşünüyordum ancak malum bu can pazarı hele 1 -2 tane de vurduktan sonra kimse hiç bir şeyi düşünmüyor. Tabiiki, şu andaki ortamımda bir çok şey gözümün önüne geliyor, gidiyor. Bu olaylar devamlı rüyalarıma giriyor. Ancak zamanla bununda geçeceğini umuyorum. Tabiiki Gazilik gibi onurlu bir mertebeye ulaşmak çok güzel bir duygu ama giden bacağımda beni çok üzüyor
KSMG : Peki şu anda devletten neler bekliyorsun ?
S. GÜNDÜZ : Ben ilk önce madalya istiyorum.Tabii şu anda çalışamadığım için birazda maddi katkı istiyorum. Birde bacağıma protez takılmasını istiyorum. Daha önce konuştuğumuz yetkililer bunların hepsinin yapılacağını söylemişti, ancak şu ana kadar herhangi bir şey yok. Birde devlet dairesinde iş istiyorum.
Şu andaki terhisim çürüğe ayrılmış olduğumdan verilen terhistir. Bana herhangi bir sertifika vermediler.
Bu arada Seyfettin'in anne, baba ve, eşi ile de görüştük. Görüşlerini şöyle dile getirdiler.
Seyfettin'in babasının en büyük dileği terörün bir an önce sona ermesi ve diğer ana, babaların aynı ızdırabı çekmemesi, derken baba Gündüz'de oğlunun kopan bacağını gururla kucaklıyor. Başka çocuklarında aynı şekilde olmamasını temenni ediyor. Bizim en büyük sıkıntımız oğlumuz yaralandığında kendisinden uzun süre haber alamamamızın olmasıdır. Büyüklerden ricamız böyle olaylarda ailelere haber vermeleridir.
Seyfettin'in annesi ve hanımı ise vatan sağolsun demekle yetiniyor.
Bu röportaj 1994 yılı 90. sayımızdan alınmıştır. Neden tekrar bu röportajı yayınladık, aslında bu röportaj veya başka biri pek fark etmiyor. Dergimizi devamlı takip eden okurlarımız bunu farkedeceklerdir. Gençlerimizin sorunları sözbirliği etmişçesine hep aynı. İlgisizlik, duyarsızlık, Gazilik haklarından yararlanamayışları vb... bu Iiste uzayıp gidiyor. Peki neden ? Bu devlet bu kadar aciz içindemidir? Büyük Türkiye Cumhuriyeti bu evlatlarının yaralarını neden saramamaktadır?
Geçtiğimiz günlerde bir TV kanalında gazilerimiz ile ilgili bir proğram yapıldı. Eminim ki izlediyseniz sizlerde bizim gibi üzüntüden , bu gençelere sahip çıkamamanın verdiği vicdan azabından kahrolmuşsunuzdur. Arkadaşımız bacağını yitirmiş. Protez takılacak. Memleketinde kalkıyor Ankara'ya geliyor, maddi durumu bozuk, çalışamaz durumda ve Ankara' da tedavi süresince kalacak bir yeri yok, GATA'da kalamıyor, ordu evine müracat ediyor kalamıyor orada ses tonundan anlıyoruz bir kırgınIığı var bu kırgınlık tabiki vatanına değil, ilgisiz ilgililere. Gencimiz'in protezinin yurtdışında yapılabileceği söyleniyor, anlattığına göre Beş Milyon Türk Lirası otobüs parası veriliyor. Spiker şaşırıyor sizi uçakla gönderseler daha rahat olmazmıydı !
Bir tarafta Avrupa'da tek başına ne dil bilir , ne cepte parası , ne kalacak yeri vatan savunmasında ayağını kaybetmiş bir Türk genci, öbür tarafta cebinde milletin trilyonları ağzında puro elinde viski kadehi Avrupa senin Amerika benim .vatan evlatları ! Gurur duyulacak bir tablo! Bunun hesabını nasıl, kime vereceğiz ?
Yine bir Gazimiz gözlerini kaybetmiş, bir çocuğu var, soruyorlar oğlunuzu da oraya gönderir miydiniz. ? Cevap basit. Bu vatanın her toprağı bizim istediği yere gidebilir. Biz ona her zaman destek oluruz.
Dünyada eşine az rastlanır özveriye sahip bir milletiz. İçimizde öyle bir vatan aşkı varki, bu aşkı hiçbir şey öldüremiyor. Türk Milletinin büyüklüğüde buradan geliyor olsa gerek. Türkiye'de şu sıralar birileriyle gurur duyma yarışı başladı , bu furyada galiba esas gurur duyucağımız insanları gözden kaçırıyoruz. Bir ülkenin Şehitleri ve Gazileri o ülkenin onur kaynağıdır. ''Toprakları vatan yapan üzerindeki kandır'' işte bu kan şehitlerimizin, gazilerimizin kanı. Bu insanlara ikinci bir savaşıda biz yaşatmayalım. Layık oldukları değeri verelim. Bu konuda oldukça duyarsız olan politikacılarımız üzerinde baskı yaratalım. Dergimizde yayınIadığımız imza kampanyası formIarını fotokopi ile çoğaltın,diğer şirketlere fax çekin, bize ulaştırın veya doğrudan TBMM'ye gönderin. Sizlerin yapabileciği en güzel yardım budur.
Bu gençlerimizin bir an önce yaralarını sarmak, onları bu utanç tablosundan çıkartmak hepimizin görevi. Boş nutukları, vaadleri bir yana bırakalım vicdanlarımızla baş başa kalalım, gece sıcacık yatağınıza yattığınızda bir düşünün, şu anda sıfırın altında bilmem kaç derecede karın altında nöbet tutan gençleri , siz bunları düşünürken kimbilir belki bir mehmetçik daha hayata gözlerini yumacak, kimbilir belkibir mehmetçik daha gözlerini, kolunu bacağını kaybedecek, siz sıcacık yatağınızdayken bir ananın - babının daha yüreği yanacak, bir düşünün...
Ben görevimi yaptım vicdanım rahat diyebiliyorsanız Allah rahatlık versin.
Röportaj Hakan Altınsır (Yıl 1994, sayı 94)
Yorum Levent Özkendirci (Yıl 1998, sayı 111)
|