|
Sayı 110 Öğretmen "GAZİ" ünvanı almalı
Yeryüzü karışıklığın getirdiği savaşlardan kan ağlıyor. İlkel dönemde dahi görmediğimiz vahşet kan kusarak dünya insanlığını tehdit ediyor. Son ikiyüzyıl teknolojik büyümeyi sergilerken düşünce bazında ortaya dikkat çekici bir şey konulmadığını bize gösterdi. Eğitim ve öğretim konuları her noktada tartışılıyor. Öğretmen, öğrenci ve bilgi üçlüsü nasıl işeyecek ve uygulanacak ? Ülke, öğretmen sorununu çözemedi. endikal hakkı olmayan bir meslek erbabı, mesleğine katkı sağlayabilir mi? Çok yalın ve basit bir soru... Öğretmen iki blok problem taşıyor. İlk blok maddi, ikinci blok manevi düzeyde. Ekonomik düzey bu alanda görev yüklenenleri tatmin etmiyor. İlginç bir boyut ise Başbakan Yardımcısı İsmet Sezgin'in "Devlet olarak öğretmenimize bir şey yapmadık, üzülüyorum" demesi Meclis'i de memnun etmediğini ortaya koyuyor. İkinci blok'da bir önemli sorun daha yaşanmakta. Terörle içiçe yaşıyoruz. Terör'ün hedefkerini sağır sultan bile duydu. Öğretmen, terör hedefidir. Şehitlik mertebesi ona verilen yüksek dereceli sandır. Savaş alanında şehit varsa gazide vardır. Eğitim savaşçıları terör bölgelerine yiğitçe giderler. Hayatlarını bilim adına risk etmekten çekinmezler. Peki... Geri dönen, sağ kalan, savaşın soğuk nefesini ensesinde hisseden öğretmen "Gazi" tanımlamasına uymaz mı ? Şehit olduğu gibi gazi de olamaz mı ? Olağan üstü Hal Valisi Aydın Arslan acı bir tablo çizdi. Güneydoğu da 11 ilde ikibin okulun kapalı olduğu ve 130 bin öğrencinin eğitim görmediğini belirtti. 4500 öğretmen terör nedeni ile bölgeye gitmiyor. Bu rakkam atananların %40'ını oluşturuyor. Devlet durumu tesbit edip, bölgde görev alacak öğretmene teşvik getiriyor. "Süper Tazminat" adında iyileştirmeler uygulanıyor. Maaşlara ek ödemeler yapılıyor. Devlet, eğitim savaşçılarının bölgede görev almalarının hayati risk taşıdığını kabul etmiş. Şehit öğretmenlerin 100'lü rakkamları aştığı gerçeğini görmüş. Neden gazi ünvanını atlamış anlamak mümkün değil. Bu insanlar anayasanın 61. maddesi ile güvence altına alınmış. Öğretmen vazife şehidi olurda vazife gazisi olamaz mı ? Dergi, bu konuya açıklık getirmek için kapak konusunu Gazi Öğretmen'e ayırdı. Bizler Gazi Öğretmenlerin kaderlerine terk edilmelerine izin vermek istemiyoruz. Verilecek gazi ünvanı ekonomik iyileştirmenin psikolojik motivasyonu olacağına inanıyoruz. Ve öğretmenler de hakkını almanın verdiği onurla terör bölgesine seve seve gidecek. KADİR PALALAR Sayı 110 "Hantepe Gerçeği"
|
||
|
|
||
Sayı 134 Şehit Öğretmen Anıtı’ nı Her Okula Dikelim Terör’ e yüzlerce öğretmen şehit verdik. Onlara karşı borcumuzu ödemenin zamanı geldi. Atatürk’ ün eğitim - öğretim alanında betimlediği önemli mesajlardan biri şöyledir: “Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin yaşayacak neticeler vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir.” Öğretmenler insan topluluğunun en özverili üyeleridir. Geleceği biçimleyen temeller onların ellerinde atılır. Ulusun bağımsızlığı, bütünlüğü, şanlı ve yüksek bir toplum olarak yaşaması öğretmenlere bağlıdır. En yüksek yöneticiden en alt kademeye kadar, hemen herkes bir öğretmen eseridir. Ve terörün baş hedeflerinden biridir öğretmenler... Toplumu karanlıktan aydınlığa çıkaracak olan bu köprüyü, yani öğretmenleri dinamitlemek isterler. Türkiye’ de yaşanılanlar bunun en açık ve seçik örneğidir. 24 Kasım Öğretmenler Günü İnsanın en önemli özelliği öğrenmeye olan ilgisidir. Fiziksel açlık, gelişen bireyde bilgi açlığı ile taçlanır. Önceleri aile içi eğitim ve öğretimden faydalanan insan oğlu, ilerleyen dönemde bir öğretmene gereksinim duyar. Bilgili, öğretmeyi meslek edinmiş bir klavuz, sistemli bir şekilde bireyi yaşama hazırlar, onun yönünü tayin eder. Çağdaş seviyeye ulaşabilmek, eğitimin ve öğretimin kalitesinden geçmektedir. Atatürk, kamu önünde Prof. Dr. Ali Uçan’ ın, bildirdiğine göre “yaklaşık 40 kez olmak üzere en çok milli eğitim ve öğretmen konularını işlemiştir.” 1928 yılında Başöğretmenliğe kabul edilişinin altında yatan gerçek, öğretmenlik mesleğini teşvikle paralellik taşır. Atatürk’ ün bu adımı, bir başka ifadeyle öğretmenliğe duyduğu değer, onur ve saygınlıkla örtüşmektedir. Neden, Atatürk öğretmenliği yüceltmiştir? Çünkü Atatürk’ e göre öğretmen “yetiştirici, eğitici, öğretici, geliştirici, yol gösterici” olmasının yanında ayrıca “öncü, kurtarıcı, kılavuzlayıcı, yenileştirici, savaşıcımcı, değişimci, yükseltici” dir. Öğretmenler gününün amacı, öğretmenin toplumdaki yeri ve rolünü belirlemek ve öğretmeni olması gereken yüce oruna oturtmaktır. Öğretmenlerin kendi aralarındaki bağı kuvvetlendirmek, öğrencileri ile aralarındaki sevgi, saygı ve dayanışmayı güçlendirmek tedir. Emekli Öğretmenleri saygıyla anmak ve yeni atanmış öğretmen lere mesleklerinin kutsal bilincine varmalarını sağlamaktır. Dolayısıyla, “Öğretmenler Günü”, bu fedakar öğretmenlerimizin kıymetini bir kez daha düşünüp anlamamızı sağlayan önemli bir gündür. Kurtuluş Savaşı’ nı kazandıktan sonra 29 Ekim 1923’ te Cumhuriyet’ i kuran ulu önder Atatürk, askeri, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda birçok yeniliği başlatmıştır. Bu yeniliklerden biri de, 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan 1353 sayılı kanunla, Arap alfabesi yerine latin alfabesinin kabulü olmuştur. Bu tarihten itibaren yeni harflerin öğrenilmesi ve okur yazar sayısının arttırılması konusunda büyük bir seferberlik başlatılmıştır. 24 Kasım 1928 tarihinde açılan, Millet Mektepleri’ nde, yaşlı, genç, çocuk, kadın... herkese yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir. Millet Mektepleri’ nin açılışı ve Atatürk’ ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Öğretmenlerimize duyduğumuz saygı, sevgi ve şükranlarımızı dile getirmek için bu günü fırsat bilmeli ve bu duygularla, onların ellerini öpmeliyiz. Okulu bitirip hayata atıldığımız zaman, bizi bu günlere hazırlayan öğretmenlerimizi hatırlamak, ziyaret etmek ya da telefon, kart veya mektupla hatırlarını sormak onlar için en büyük ve en değerli armağan olacaktır. Eğitim Ordusu Çok Şehit Verdi 20 yıl öncesi “Okul yaptır” kampanyaları vardır. Genç nüfusun giderek artması okul eksikliğini de beraberinde getirdi. Mevcut okullar talebi karşılamıyordu. Milli Eğitim Bakanlığı’ nın dar bütçesi ise, arzulanan düzeyde okul inşaatına yeterli gelmiyordu. Yardımsever ordusu ile nisbi çözümler üretiliyordu. Genç öğretmenler cahilliğin kurak tarlalarında iyi mahsul almak için birirleriyle yarışıyorlardı. Fakat ilginç gelişmeler yaşanmaya başlandı. 1997 yılında olağanüstü hal valisi olan Aydın Arslan’ ın ifadesiyle “Güneydoğu’ daki 11 ilde, 2 bin okul kapalı, 130 bin öğrenci öğrenim görmüyor” du. Bölgeye tayini çıkan istifa ediyor, gitmiyordu. Nedeni ise; TERÖR’ dü. Okul vardı, öğretmen yoktu. Büyük bir değişim, dönüşüm şaşkınlıkla izleniyordu. Terör, Öğretmene “Gelmeyin, gelirseniz vururuz” diyerek eğitim ordusuna tehditler savuruyordu. Tehditle de kalmadılar. 147 öğretmeni şehit ettiler. Onlar, Kaçmadılar Peki geriye dönenlere ne oldu? Unutuldular mı? Haliç Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi’ nden Doç. Dr. Tuncer Ulutürk, 2001 yılında,” Şehit olan öğretmenler bayrağa sarılı tabutlarda uğurlandı, resmi törenler yapıldı. Sağ kalanlara ne ad vermeliyiz, devlet ne gibi olanaklar sunmalı, vatandaş nasıl yaklaşmalı? “Sorusunu soran Gaziler dergisine şu beyanatta bulunmuştur;” maalesef Türkiye’ de ruhani yaralar almış öğretmen lerimiz çok fazla. Bir çoğu mesleklerinden vazgeçmek zorunda kalıyor. Bu gibi öğretmenlere ‘gazilik’ ünvanı verilmeli, çünkü onlar mağdur duruma düşüyorlar, ellerinde olanlarıda kaybediyorlar. Belirli bir maaş bağlanmasını düşünüyorum. Çevresindeki kişilerin onlara psikolojisi bozuk insan olarak değil, vatanın her köşesindeki insanlara faydalı olabilmek adına kendini feda etmiş bir kahraman olarak yaklaşmaları gerekiyor.” Milli Eğitim Vakfı Gazi Öğretmene Hizmet Etmedi 17.02.1981 tarihinde kurulan Milli Eğitim Vakfı, “Gazi Öğretmen” in yanında ne derece tavır alıyor? sorusu pek açık değil. Vakıf senedinde “Gazi Öğretmen” le ilgili bir madde var. Ancak uygulama sahasında etkin olduklarını söylemek kolay değil. “Şehit öğretmen ve Bakanlık mensuplarının ailelerine, malül duruma düşen öğretmenlere maddi ve ayni yardımda bulunulma” sını taahhüt eden Milli Eğitim Vakfı, terör bölgesinden sağ dönen Gazi Öğretmen’ e gerekeni yapmış mıdır? Şayet yapılmış birşey varsa severek yayınlamayı arzu ederiz. Güneydoğu’ da 1985-2003 yılları arasında görev yapan öğretmenle rimizden bazılarının psikolojik yardıma ihtiyacı olduğu gerçeği ortada. Bakınız bu konuda Doç. Dr. Ulutürk ne diyor, “Burada görev alan öğretmenler tabiki malüldür. Daha başka bir tanımda olamaz zaten. Burada her türlü baskı altında, her türlü imkansız lıklar içinde görev azmiyle tutuşan ve görevlerini her türlü koşulda yürütmeye çalışanlar malüldür. Mahakkatır ki, bölgede görev alan öğretmenlerimize maddi ve manevi desteğimizi kesinlikle göstermeliyiz.” Terörün yoğun olduğu bölgelere cesaretle, korkmadan giden öğretmerleri unutmak, onlara yapılan en büyük haksızlıktır. Ayrıca bu mesele bir utanç tablosu olarak hep karşımıza çıkacaktır. Diyarbakır, Hantepe katliamını hatırlatalım. Bir gece vakti, adı lojman olan ve barınağı andıran yapıdan 7 öğretmen derin, tatlı uykularından uyandırıldılar. Gelen “sütçü” değildi. Teröristler “En kısa zamanda istifa edin” dediler ve dördünü şehit ettiler. Ölen öğretmenlere törenler yaptık, nutuklar attık. Diğer üç Gazi Öğretmeni hatırladık mı? Yoksa unuttuk mu? Kim sağ kalan üç Gazi Öğretmene sahip çıktı? Milli Eğitim Vakfı, üç Gazi Öğretmen için neler yaptınız? Yaptıklarınızı öğretmen nüfusu bilmek ister. Yok, bir şey yapmadıysanız, hiç olmazsa özeleştirinizi yapın. Unutmayın ki, özeleştiri bir erdemdir. Şehit Öğretmenlere Vefa Anıtı 2002 yılında, Şanlıurfa Anadolu Meslek Lisesi’ nin müdürü Abdulkadir Açar öncülüğünde 147 şehit öğretmenlerin adının yazıldığı üç kaideli eser, yurt çapında bir okul bahçesinde yer alan belki de tek “şehit Öğretmenler Anıtı” ydı. “Derdini anlatmayan derman bulamaz” diye bir halk deyimi vardır. Yaşanılan acıların gün ışığına çıkarılması tarihsel bir zorunluluktur. Türkiye’ nin uluslara rası arenada ne dostu vardır, ne de düşmanı. Ancak gözden kaçırılmaması gereken şudur; bölgede güçlü bir Türkiye kimsenin işine gelmemektedir. Açıkça meydan okuyamayanlar, terör denilen belayla içten içe bizi vurmaya çalıştıklarını bilmekteyiz. Türkiye üzerine yazılan senaryoları iyi analiz etmek, sahnelenen oyunları doğru tesbit edebilmek, her türlü hain, gizli emelleri açığa çıkarmak gibi bir durumla karşı karşıyayız. Şanlıurfa Anadolu Meslek Lisesi Müdürü Abdülkadir Açar, “Sözde Ermeni meselesinde olduğu gibi, gelecekte de haklı iken, haksız duruma düşmemek ve gelecek nesillere ibret abidesi olarak aktarmak için bu anıtı diktik” diyerek, uyumadığını, uyumadığı mızı belirleyip, içte ve dışta sürekli bizi tehdit eden düşmanlarımıza bir gönderme yapıyor. Darısı Diğer Okulların Başına Milyonlarca öğrenciye, binlerce okula sahip bir ülkeyiz. Genç nüfusumuza şehitlik ve gazilik kavramlarını yeterince aktarıp aktarmadığımızı sorgulamanın zamanı geldi geçiyor. Yıllar önce gaziler okullara gelir, öğrencilere toplum açısından önem arzeden bu kavramları aktarır, bilgilendirir lerdi. Bu günlerde bu güzel, gerekli geleneği sürdürdüğümüzü söylemek zor. Milli Güvenlik derslerinde şehitlik ve gazilik olguları maalesef işlenmiyor, konuyla ilgili herhangi bir bölüm yok. Okullarda bir köşe vardır. O köşede başarı plaketleri sergilenir. Sporda, edebiyatta, sanatta elde edilen kupalar, pırıl pırıl parlar. Her öğrenci, o vitrine en az bir kaç kez bakar, gururlanır ve okulu ile övünür. Bir başka köşe daha yapamaz mıyız? 147 şehit öğretmenin adlarını içeren bir köşe... Bahçesi olmayan okul yok gibidir. Hatta büyük şehirlerde yaz tatillerinde otopark olarak kullandırılıp gelir getiren okul bahçelerine, Şehit Öğretmenler Anıtı’ nı dikemez miyiz? Terörü ve terörden çektiklerimizi anlatmanın bir yolu değil midir? Dikilecek bu tip anıtlar... Değerli okul müdürleri, okul aile birlikleri sizleri bu anıtların dikilmesi için göreve çağırıyoruz. Bu görevi hakkıyla yerine getirmek, aziz şehit öğretmenlerimize karşı borcumuzu ödemekle eşdeğerdir. Terörü lanetlemenin de somut bir ifadesidir . |
|||
| Sayı 142 Ekim - 2005 ![]() "Gazi Öğretmen Hangi 24 kasım'da Konuşulacak? |
|||
| Sayı 148 Aralık -2007 ![]() "Şehit ve Gazi Öğretmenleri Yeterince Hatırlıyor muyuz?" |