|
|
Bu ülkede bakanlık çok zor bir olay. Hatta kimilerine göre ütopya. İktidarlar,
bakanlık tesis eder, vatandaşlar değil. İktidarlar, halktan zaten talep üzerine
hareketkerini yönlendirir. İcraat sıralamasını bu dengeler doğrultusunda bina
eder.
Devlet yapısı içersinde çözüm bekleyen projeler çoğunluktadır. Devlet bütçesine göre projelere hız verir veya düşürür. Gazilerimiz, sorunlarını devlete iletecek güçlü organizasyonlara sahip değildir. Kimileri "Gazi" sanını alma mücadelesindedir. Kimileri, ki bunlar hala çoğunluktadır, ekonomik savaşın merkezindedir. Ekonomik çark içinde savaş sonrası değişikliğe uğrayan bireyle böyle bir felaketi yaşamayan birey arasındaki tarklılıkları görmekte ve bilmekteyiz. Örneğin marangoz olup, kolunu yitiren bir gencin, yaşamında ki değişmeler, askerlik öncesinden farklı olup ona psikolojik ağırlık yükleyecektir. Fiziki yara almasada, gözlerinin önünde yitirdiği arkadaşlarının acısıyla ruhsal darbeler alan, rehabilite edilmeden hayatını risk etmesi çok önemli değilmiş gibi yaklaşımlar gören binlerce askerimiz, polisimiz, devlet görevlimiz tek başına bu sorunların üstesinden gelmeye çalışmaktadır. Sorunlarını dinlediğinizde, onlara yeterince yaklaşamamanın acısını hissedersiniz. Sizin, namusunuz, canınız, malınız adına hiç tanımadığınız bir insan hayatını riske ediyor. O da sizi tanımıyor. Ama sizin için ölüm tarlalarına gülerek gidiyor. DYP Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Yaşar Dedelek iyasi istismar edilse bile, gazilerimizi durumlarını çizmesi açısından yararlı beyanda bulunmuştur. Çünkü törenlerin ve vefatların dışında gazilerin sorunlarına eğilp çarşaf, televizyon, çatal-bıçak kavgasına düşen medyanın gündemine bu vesile ile girdi. Bir "GAZİ BAKANLIĞI" bu sorunu çözer. Çıkaracağı yasalarla memleketin bu fedakar evlatlarına eşit şekilde fırsatlar yaratılır. Onları toplum içinde itilmişlik konumundan alıp topluma uyumlu hale getirir. Aile Bakanlığı, Çevre Bakanlığı bize gereklide, yaşamlarını bizler için risk edenlere bir "Gazi Bakanlığı" gerekli değil mi ? Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu basınının gösterdiği yararlılık ve cesaret, buna karşın Bab-ı Ali'nin gerek baskı gerekse çıkar için sustuğu ansiklopedilerde yer alan gerçeklerdir. Belki kullandıkları kağıt, baskı teknikleri gibi fiziksel arenada Bab-ı Ali'nin çok gerisindeler, ama gazetecilik yaklaşımları, basın-meslek ilkelerine uyumlulukları açısından Bab-ı Ali ile yarışırlar. Çeşitli illerde "Gazi Bakanlığı" konusunu okuruna duyurmak ve bunu görev kabul tmek anlayışında bir çok gazete ile ilşkideyiz. Onlarla yaptığımız sıcak temaslarda Anadolu Basınının değerbilir, fedakar ruhunu bir kez daha gözlemledik. Duyarlılıklarında ötürü gerçek gazetecilere teşekkürü borç biliyoruz. Hep birlikte bu güzide insanlarımızın sorunlarını çözecek "Gazi Bakanlığı'nı" bina edeceğiz. KADİR PALALAR |