|
|
Yüzyıllar öncesinin savaşlarını incelediğimizde; çatışmalar esnasında siviller
yüzde 20,asker yüzde 80 oranlarında zayi olduğunu tesbit edebiliriz.Tarih bilgimiz
bu savaşlar hakkında birazda romantik bizleri aydınlatır.
Savaşacak gruplar daha belirgin üniformalar içinda,bilinen silahlarla donanıp ,kentin dışında herhangi bir alanda safları alırdı. Belirlenen zamanda gruplar naralar atarak birbirlerine saldırırdı. Günlerce süren savaş net ve açık çizilen antlaşmalarla biterdi. Vergilerini veren halk genelde kimin kazandığının önemi yoktu. Adalet ve vergi sistemi temel alınacak konulardı. Halk iktidarı ele geçiren kuvvetle, bir önceki kuvvetle orantılar ve icraatları izlerdi. Fatih Sultan Mehmet'i çiçeklerle karşılayan bizans halkı için Fatih,imparatora bir alternatifti. Yozlaşan bizans adalet ve vergi sistemi,haçlı ordularının talanı neticesi doğan savunma güvenliği problemleri bizanslıyı canından bexzdirmişti. Bizanslı için umut olan Fatih'e, ortodoks yetkilileri şehrin anahtarını çiçeklerle teslim ettiler. Yaklaşık 5 bin yıldır insanoğlu savaşıyor. Çok zor dünyaya geliyoruz, acımasız savaşın etkisiyle çok kolay gidiyoruz. Fakat hiçbir dönemde, son yüzyılda olduğu gibi hız yapmadık. Yüzyılımızın savaşları çocuk,kadın,yaşlı, sakat demeden milyonlarca insanı telef etti ve etmeğe devam ediyor. Savaşan gruplar şehrin dışında boş alanlarda değiller. Düzenli ordular vur-kaç taktiğine dayalı küçük gruplarla savaşıyor. Bombalar kentin içinde patlıyor. Zehirli gazlar, metrolarda yüzlerce insanı böcek gibi öldürüyor. Provakasyonlar amacına ulaşıp, kardeşi kardeşe vurduruyor. Uzlaşmaz çelişkiler savaşı besliyor. Silah üretenlerin ekmeğine yağ sürülüyor. Dergimiz acımasız bir silah çeşidi olan mayınlar dosyasını açtı. Mayınlar, sınır güvenliği için döşenirdi. Oysa bugün çeşitli savaş gurupları tarafından rastgele her bir alana,toprağın altına gizlice yerleştiriliyor. Dünya mayın tarlalarına dönüşüyor. Ekemeyecek, hastasını götüremeyecek, evini ve toprağını terkedecek yaşam biçimleri galacağimizi tehdit ediyor. 3 dolara üretilen ölümün soğuk yüzü ancak 1000 dolarlık maliyetle imha edilebiliyor. Genelde bu ölüm tarlalarının üzerinde çocuklar oynuyor. İstatistikler mayınları bulanların çocuklar olduğuna dikkat çekiyor. Ölümün bu soğuk anını tanımayan çocuklar mayınlara merhaba demenin bedelini ya yaşamlarıyla yada uzuvları ile ödüyorlar.Sakatlıklarınla,eksik uzvun psikolojik baskısıyla birlikte yürütecekleri bir yaşama doğru gidiyor dünya çocukları. Yeryüzünde her yıl 25 bin kişi mayınlara kurban veriliyor,binlerce insan'da mayınlardan sakat kalıyor. Sakat arabasına sahip olanlar, olmayanlardan şanslı sayılıyor. İmalatçı gelişmiş ülkeler bu konuda sessiz kalırken mayınlardan dertli olan geri kalmış ülkeler seslerini pek duyuramıyor. Kızıl Haç'ın yardımları ise duygusal tatminden öteye gitmiyor. Afganistan'da, Combadia'da, Angola'da, Mozambik'te ve Türkiye'de mayın sınır- güvenlik amacından çıkmış, insan yaşamını erozyona uğratan niteliğe bürünmüş. Ülkemizde, mayınlardan sakat kalan pek çok mehmetçiğimiz bulunmakta. Phantom yada "hayalet ağrı" yı yaşamış askerlerimiz bunun acısını en iyi bilenlerdir. Newsweek dergisi konuyu kapak yaptı.Dünya kamuoyunda yankılar uyandırdı. Maç yayını kavgasına giren bizim reytingci medya konuyu es geçti. Bu konuya insanımızın duyarlı olmasını sağlamak bir görevdi. Ne yazıkki göremedik. Bazı bölgelerimiz mayınlarla çevrili. Köylerde mahsur kalanlara askeri helikopterlerle hizmet verilmeye çalışılıyor. Helikopter gerekli ihtiyaç maddelerini getiriyor. Oysa sıtkı bacı hasta. Birgün fenalaşıyor. Fakat mayın tarlası geçit vermiyor ve hastaneye yetiştirilemiyor. Yatağında aciz, güçsüz ve umutsuz bir şekilde can veriyor. Gelecek açısından önemli bir soru cevap bekliyor ; Mayınlarla dolu bir dünyada, tarmızı güven içinde sürecekmiyiz , mahallemize ne olacak hayvanlarımızı otlatabilecekmiyiz, çocuklarımızı tarlanın üzerinde koşturabilecekmiyiz, sağlık hizmetlerine mayın tarlalarını aşıp ulaşabilecekmiyiz ? KADİR PALALAR |