SAYI 112

Bu nasıl Bayram !



Emniyet teşkilatının 153. yıldönümü geleneksel bir biçimde kutlandı. Törene resmi erkan ciddi tavırları ile katıldı. Flama, bayrak eşliğinde ve asker düzeninde birlikler oluşturan polis sorunlar yumağını unutmuştu. İç güvenlik için ölümü risk eden neferler, maaşı, kirayı, idari soruşturmayı hiçe sayarcasına yürüdüler. Yine nutuklar atıldı, ölenlerin kanları temizlendi, sakatlanlara acil şifalar dilendi. Ve alkışlar, alkışlar...

Yıllarca bu tablo sergilendi sorunların üzeri örtülerek.

Siyasal iktidara itaata dahi suç sayılan, teknolijik yetersizliğin girdabında çözüm üretmesi beklenen binlerce polis sosyo - ekonomik problemlerini bu bayramda da dile getiremedi. Üç kuruş maaşa tali eden yığınlar mutlu olmaya çalıştı. Çağdaş köle şartlarında çalışması gündeme bile gelmedi. Ordu ile örtüşen değerlere sahip olmasına karşın askerlik yapmalarının getirdiği olumsuzluklar tartuşılmadı. Komik tazminat bedellerine rağmen neden ölüme koşarak gittikleri sorulmadı.

Bu nasıl bayramdır ?
Bayram Türkçe de şöyle ifade edilir: Ulusça kutlu sayılan gün veya günler. ve yine bayram etmek: Pek çok sevinmek anlamındadır. Yaşamı risk edenler bayram edebilir mi? Veya ne düzeydedir mutlulukları !...

Polisin bir başka boyutta önemli bir sorunu daha var. Elbette böylesine donuk bir bayramda bu ciddi meselenin ortaya konmasını bekleyemeyiz. Sosyo - ekonomik meselelerine polis uyum sağlamıştır. Doğası gereği bu sorunları talipotada eritmesini bilmiştir. Fakat birincil talebi ona verilen onur, ondan duyulan gururdur. Binlerce polis şehit oldu ve binlercesi sırasını sessizce beklemekte. Bu insanları teşvik etmek zorundayız. Nasıl? Şehit'in olduğu yerde Gazi de vardır. Kore Savaşına gidenlerin gazilik sanını alması ne kadar doğalsa, polisinde gazi olması eşyanın tabiatına aykırı olamaz.

Polis Hastanesi'ni bayramlarında ziyaret ettiniz mi ? İşiniz yoğun, herhangi bir gün onları ziyaret ediniz.

İç huzur adına uzuvlarını feda edenlerin gözlerine bakın korkmadan, utanmadan. O hastaneler sizlerin güvencesi için yatanlarla dolu. Ve kendinize sorun; Bu insanlar gazilik sanını haketmediler mi?

Veya bir tebrik kartı gönderin. Üzerine teşekkürlerinizi borç bildiğinizi yazın. Bu onlara yapacağınız bağışlardan daha makbuldur. Bir başka davranış biçiminede girebilirsiniz. Gazi Bakanlığı imza kampanyasına imzanızı koyun...

21. yüzyıl şiddet olaylarından soyutlanamaz. Ayrıca bilginin hızlı ve yaygın dağıtımı bireysel teröristi oluşturuyor. Radikal çözüm arzulayan herhangi bir çatlak birçok insanın hayatına son verebilir. Plansız kentleşme "Batı yakası hikayesi" filminin yeni versiyonlarını yaratacak. Devletin gücünü sınamak isteyenler polisi, öğretmeni hedef alacak. Türkiye de bu geminin içinde olacak.

Bugün ve gelecek bağını kurduğunuzda gelişmiş ülke tanımına kamuoyu adına hayatlarını risk edenlere gösterilen duyarlılığın eklenmesi gerekecek. Gaziler Dergisi bu konunun açılımını yaptı. Polise ve öğretmene şehitlik sanı verildiği gibi gazilik ünvanının da verilmesini anayasanın 61. maddesine dayanarak talep ediyor. Sorunu bir adım ileri götürerek kampanya ile imza topluyor. Hükümetin dikkatini bu noktaya çekerken bazılarınıda başka bir potada topluyor. Gazilerin sorunları kimsenin tekelinde çözülemez. Ayrıca yardımlar ve bağışlar gazilere yeterli olmadığı gibi fırsatlardan eşit yararlanmasınıda engellemektedir. En önemli nokta dernek ve vakıfların geleneksel söylemlerini aşmaları bugünkü yasalar çerçevesinde zordur.

KADİR PALALAR.