|
|
10 yılın yüzyıl olduğu bir dünyada yaşamaktayız. Teknolojik gelişmeler, sosoyal
değişimler öylesine hızlı ivne kazandıki örneğin 1850'li yıllarda saatte 17
km olan hız bugün yüzlerce kilometreye ulaştı. Büyük imparatorlukar çok kısa
bir zamanda tarihe gömüldüler. Alvin Toffler "Şok" adlı yapıtından
on yılların yüzyıllara bedel olduğunu açık ve net bir şekilde örnekleniyor. Dergimiz Gaziler 17. yılını doldurdu. 115. baskıya ulaştı. bu süreç gazi konseptinide ilginç boyutlara taşıdı. 75 yıllık cumhuriyet tarihinde gaziler konusuna yaklaşım durağandı. İlk Meclisin Atatürk'e yüklediği Gazi sanının üzerinden yıllar geçmesine karşın konuyla ilgili herhangi bir açılım görülmedi. Oysa "Gaziler Dergisi" 17 yıllık geçmişinde tartışma yaratacak tesbitlerde bulundu. Altı büyük harflerle çizilen ilk tesbit; gazilerin yardıma gereksinimi olan insanlar değil onur ile taçlandırılması gerekliliğiydi. Törenlerin figüranlığından çıkarılıp kendilerine yaraşır bir hayat seviyesine yükseltilmelerinin zorunluluğuydu. Sevimli yaşlılar olarak saygı duyulmayacağını genç dinamik güneydoğu gazileri ile kanıtlandı. Gazi, gazi olduğu için saygı duyulmalı. "Gaziler Dergisi" şehit polis ve öğretmen cenazelerinini görüntüledikten sonra ikinci tesbitini yaptı: Gazi Polis, Gazi Öğretmen ... Terör devletin polisine ve öğretmenine de saldırıyor onları katlediyordu. "Savaş Tarlalarında" görev yapan polis ve öğretmen öldüklerinde şehit oluyor geri döndüklerinde ise kaderleriyle başbaşa kalıyordu. Evet ne devlet ne dernek ne de vakıf onlarla ilgilenmiyordu. İlgilendikleri "Şehitlik" kavramıydı "Gazilik" değil. Oysa onlarla yaptığımız röportajlar gerçeğin bu şekilde kavranmasının yanlışlığını ortaya koydu. Rehabilite bile edilmeden dönen polis ve öğretmen bu onur kırıcı duyarsızlığı içlerine atmış sessizce ağlıyordu. Kimse onlara gazi sanını yakıştırmıyordu. Yalnızca dergimiz "Savaş Tarlaları"ndan geriye dönen polis ve öğretmenleri gazilikle taçlandırdı. Yeterli reklam yapamadığımızdan sesimizi duyuramıyorduk. Karşılaştığımız bskılardan, soruşturmalardan bıkmıştık. "Gaziler" olgusunu çıkar amaçlı kullandığımızı savunan "Muharip Gaziler Derneği" bile ortaya koyduğumuz gerçeği kavramaktan çok uzaktı. Tüm bu gelişmeler griye dönen polis ve öğretmenin gazi olduğu gerçeğini engelleyemezdi. Ve engelleyemedi ! Dergimiz "Gaziler" en büyük tesbitini yaptı. "Gazi İlişkileri Bakanlığı" gerekiyordu bu ülkeye. Öyle ya Çevre, Aileden Sorumlu ve bilmem ne bakanlığının olduğu bir ülkede Gazi İlişkileri Bakanlığı" neden yoktu ? Gazi Bakanlığı'nın ABD'de ikinci büyük bakamlık olduğu bilgisine ulaştıktan sonra hemen ilk adımı attık: "Gazi Bakanlığı İmza Kampanyası". Ülkenin dört bir yanını dolaştık. Bununla yetinmeyip Almanya'dan, İngiltere'den, Hollanda'dan, Belçika'dan Avusturya'dan imza topladık. T.B.M.M. Başkanı Sayın Hüsamettin Cindoruk, Büyükelçi Onur Öymen, Münih Konsolosu Ali Yakıtal'dan tutun avukatlardan, doktorlardan, mühendislerden, işadamlarından, esnaftan, belediyelerden, polis ve öpretmenlerden imza topladık. Binlerce kilometre yol katettik. Ve bugün vardığımız sonuç; 20 bin imza... 20 bin kişi Gazi Bakanlığı için bizleri dinledi, hak verdi ve dilekçeleri imzaladı. Şimdi sıra 57. hükümete geldi. Teslim edeceğimiz bu imzaları yeni hükümetin değerlendireceği umudundatız. Ayrıca bu konunun üzerine gideceğimizi de duyururuz. KADİR PALALAR. |