
SAYI 125
BİZDEN
Vatandaş
Nerede ?
Çağın
Vebası Terör’ dür olgusu dergimizde değişik zamanlarda, değişik
boyutlarda çeşitli pencereler açılarak incelendi. ABD Başkanı
G. Bush’ un “Gölge Düşmanla Karşıkarşıyayız” mesajındaki anlamı
yıllardır çeşitli vesilelerle yazdık, çizdik. Binlerce şehit ve
gazi verdiğimiz kabus yıllarında acı tecrübeler kazandık. Dökülen
kanlar, gözyaşlarıyla temizlendi. Ve göz yaşları temizlemeye devam
etmekte...
ABD’
nin dediği gibi bu bir savaştı. Her ne kadar adını koymakta geciken
bir ülke olsak da Güneydoğu’ da bir savaş yaşandı. 40 bin insan
öldü. Yüzbinlerce kahraman savaş tarlalarında yaşamlarını, uzuvlarını
ve ruhsal değerlerini yitirdi.
Devletin
her kurumuna mensup görevlisinin ve üniter yapının özünü benimsemiş
yöre halkının, ikiz kulelerin yerle bir olmasıyla şok olan ABD
ve sarsılan Dünya Ekonomi’ sinin bu aczi karşısında şaşkın olduklarından
eminim. Terör’ ün içeriğini kavrayamayan AB üyesi bir çok ülkenin
baskıları karşısında, dünya tarihine örnek olacak bir mücadele
sergileyen bu kahramanları devlet geçen yıl hatırlayıp Eylül’
ün 3. Haftası Şehit ve Gaziler Haftası ilan etti.
Sıkça
sorulan bir soru “Devlet Nerede?”
Herkesin
ağzında sakız oldu. Olumsuz giden ne varsa tek sorumlu devletmiş
gibi nerede devlet sorusu takılıyor dillere...
Oysa
şunu da sormalıyız;
Vatandaş
Nerede?
“Şehit ve Gaziler Haftası Etkinlikleri” adlı sofistike bir proje
hazırlattık. İki kaide üzerindeki projelerden biri yaklaşık 80.000
dolar civarındaydı. Bir Jip parası... Proje TSK Güçlendirme, Mehmetçik
Vakfı gibi kuruluşlara götürüldü. Geç kaldığımız söylendi. Ancak
“2002” etkinliklerinde katkı sağlayacakları sözünü verdiler.
Gaziler
Dergisi, bütçesi doğrultusunda ikinci projeyi hayata geçirdi.
“Teşekkür” içerikli pankartlar asıldı. Bayraklar ve Afişler dağıtıldı.
Taksim’ deki törende yerini aldı. İstanbul Valisi ve Şehit - Gazi
Dernekleri de görevlerini ifa ettiler.
Ancak
Taksim’ deki törende ya da ülkenin diğer bölgelerinde “Vatandaş
Neredeydi?” Taşıdıkları kimliklerin ve pasaportların bedeli sadece
bir kağıttan mı ibaretti? Şehidini anmak, gazisine teşekkür etmek
vicdani bir zorunluluk değilmiydi?
Umarım
2002’ de bu soruların yanıtlarını veren geniş bir tabanın katılımı
ile şehit ve gazilere olan sorumluluğumuzu yerine getiririz. Yeniden
görüşmek üzere esen kalın.
Metin YALABIK
“Şehit
ve Gaziler Haftası” Etkinlikleri
Tarihimizin
sayfaları bizlere gurur veren ve övüneceğimiz zaferlerle doludur.
İlk sayfalar “Kurtuluş Savaşı” destanlarına kucak açar. Ulusumuz,
savaşın her aşamasında birlik ve beraberlik içinde bütün engelleri
aşmış ve cumhuriyeti gelecek kuşaklara emanet bırakmıştır. Sakarya
Meydan Savaşı’nın başarıya ulaşmasının ardından 19 Eylül 1921’de
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal Atatürk’e
“Gazi Ünvanı” verilmesi ulusun, özgürlük yolunu açanlara şükran
ve minnet duygularının ifedesi olmuştur. Bugünlere gelindiğinde
ise 19 Eylül ve o gün başlayan haftayı şehit ve gazilerimize adamış
bulunduğumuzu görmekteyiz.
Gaziler
Dergisi İş Başında
Gazilerin
sözcüsü olan “Gaziler Dergisi” Şehit ve Gazi Haftası dolayısıyla
bir dizi çalışma içine girdi. Öncelikle yer tesbiti yapıldı. Popüler
bir mekan olan Beyoğlu ve İstiklal caddesine 10’larca günün önemini
belirten pankartlar asıldı. “Gazilere Teşekkürü Bir Borç Biliriz”
vurgulu afişler Beyoğlu’nun duyarlı esnafı tarafından dükkanlarının
camlarına yapıştırıldı. 19 Eylül, saat 10.00’da,Taksim Anıtı’nda
saygı duruşunda bulunmak üzere yaptırılan davetiyelerin dağıtımı
yapıldı. Bir yüzü Türk Bayrağı, diğer yüzü 19 Eylül Gaziler Günü
yazılı özel bayraklar hazırlatıldı.
“Gaziler Haftası”Projesi Şimdilik Rafta”
Bu
çalışmalar yürütülürken daha kapsamlı projenin gereği üzerinde
karar alındı. Ünlü tasarımcılarımızdan Hasan Diker tarafından
bir proje çizildi. Proje’de amaçlanan günün önemini arttırıcı
nitelik taşımasıydı.Taksim’deki,Atatürk Kültür Merkezi,500 m2’lik
bir pankatla kaplanacaktı,asker,polis ve öğretmen şehitlerimize
ve gazilerimize teşekkür edilecekti.Yine Taksim Meydanı’nda Açık
Sergi düzenlenecekti. İstiklal caddesine 200 adet günün önemini
belirten panolar asılacaktı .Tişort ve şapkalar ücretsiz dağıtılacaktı.
Kapsamlı bir anma töreni yapmanın maliyeti de yüksekti.Yaklaşık
100.000 dolar civarındaydı.Sponsor gerekiyordu.Ancak zamana karşı
yarış vardı.TSK Güçlendirme Vakfı,Mehmetçik Vakfı,Şehit Aileleri
Yardımlaşma Derneği,Beyoğlu Belediyesi gibi kurumlara sponsorluk
önerildi.
Genelde
bu kurumların yaklaşımları 2002’de,Şehitler ve Gaziler Haftası’nda
organize olma doğrultusundaydı.Verilen sözlerden anlaşılacağı
üzere 2002’deki Anma Törenleri’nin ses getireceğini şimdiden duyabiliriz.
Saygı
Duruşu
O
an gelmişti.Yılda bir kez,bir dakika onların önünde saygıyla eğilmek.Dergimizin
sahibi A.Gönül Palalar,genel koordinatör Çiğdem Bayrak,dergi muhabiri
Mustafa Kaplan, dergi okurları ve gaziler Taksim’deydi.Özel hazırlatılmış
bayraklar törene katılan okul çocuklarına,gazilere ve vatandaşlara
dağıtıldı. Sıra saygı duruşuna gelmişti.Saat 10’nu gösteriyordu.Taksim
alanında kalabalık yelpazede her kurum,her birey yerini almıştı.Saygı
duruşuna geçildiğinde bir sükün ve sessizlik taplamıştı kanlı
sahneleri yaşayan
Taksim’de...Dergimizin
sahibi A.Gönül Palalar ve Genel Koordinatör Çiğdem Bayrak İlk
gazimiz Atatürk’ün anıtının önünde çelenklerini bıraktıktan sonra
A.Gönül Palalar şöyle diyordu”Gazilerimize teşekkür etmeyi bilmedikçe
etik kurallardan bahzedemeyiz.Topraktan borç aldık,bir gün ödeyeceğiz.Neden
gazilere olan borcumuzu ödemiyoruz?”
Başbakan
Bülent ECEVİT,
Şehitler
ve Gaziler Günü ve Haftası nedeniyle yapmış olduğu konuşmada “Halkımız,
Ulusal kurtuluşunu, bağımsızlığını ve teröre karşı mücadeledeki
başarısını, borçlu olduğu Şehit ve Gazilerinin aziz hatırasını
ve kahramanlıklarını her zaman şükranla anmaktadır.
Bu
nedenle TBMM’ nin yüce önder Atatürk’ e “Gazi” ünvanını verdiği
19 Eylül’ ün özel bir anlamı vardır.Yurdumuzun
bölünmez bütünlüğü ve ulusumuzun birliği uğrunda canlarını ortaya
koyan tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve minnetle anıyoruz”.
İstanbul Valisi Erol Çakır Etkinliklerde
İstanbul
Valisi Erol Çakır Şehit ve Gaziler haftası dolayısıyla bir dizi
etkinlik programladı.İstanbul Valisi Erol Çakır,Şehitler ve Gaziler
Haftası nedeniyle şehitleri rahmet,gazileri de minnet ve şükranla
andığını belirterek “Gazilerimize ve şehit yakınlarına sahip çıkmak,milletçe
hepimizin görevidir” dedi.
Hafta
dolayısıyla Şehit Aileleri Yardımlaşma Sosyal Kültürel Dayanışma
Derneği ile Türkiye Muharip Gaziler Derneği temsilcileri Vali
Erol Çakır’ı makamında ziyaret etti. Vali Çakır,kabulde yaptığı
konuşmada, bu ülke için canını veren şehitleri rahmetle,gazileri
de şükran ve minnet ile andığını kaydetti.Bazı kelimelerin, birbirleri
ile ilgisi olmasa bile, birlikte anıldığını belirten Çakır,Türk
ile kahramanlık kelimesinin de böyle olduğunu söyledi.Çakır, bu
iki kelime ne zaman söylense,birbirini tamamladığını vurguluyarak,
kahramanlığın bir ideal uğruna kendini feda edebilmeyi ifade ettiğini,
şehit ve gazilerimizin de Türk milletininin kahramanları olduğunu
kaydetti.
Çakır
“Gazilerimiz ve şehitlerimiz ülkemizde önemli bir belayı defetti.Onlara
minettarız. Gazilerimize ve şehit yakınlarına sahip çıkmak,milletçe
hepimizin görevidir dedi. Şehit Aileleri Yardımlaşma,Sosyal Kültürel
Dayanışma Derneği Genel Başkanı Mehmet Güner de,ulusal değerlerin
kaybolmaya başladığı günümüzde,şehit ve gazilerin hatırlanmasının
önemine işaret etti.Vali Çakır,dernek temsilcilerine günün anısına
Taksim Cumhuriyet Anıtı’nın birer maketini hediye etti.
Muharip
Gaziler Dernegi’ nin beyanı
Törende
görev üstlenen kurumlarından T.M.G.Derneği Genel Sekreteri Güneş
ABACI dergmgz yetkilisi Çiğdem BAYRAK’ a kısa bir söyleşi yaptı,
ayrıca törenle ilgili yazılı beyanda bulundu.
Hepinizi
Gaziler adına sevgi ve saygı ile selamlarım. Bu gün 19 Eylül Gaziler
günü. Şehitlerimizin dünyadaki temsilcisi Muharip Gazilere ve
Türk Milletine de kutlu olsun.Bugün
yurdumuzda gazi kavramının, nesiller boyu daima var olacağını
Türk milleti tarafından haykırıldığı bir günün yıl dönümüdür.
Bugün,
Sakarya’ da üstün düşman kuvvetlerine karşı zaferden dolayı, Büyük
İnsan, Büyük Kahraman, Büyük Yurtsever Mustafa Kemal’ e Türkiye
Büyük Millet Meclisince Mareşallık ve Gazi ünvanının verildiği
gündür.
Milli
iradeye dayanılarak, kanunla gazilik ünvanını alan ilk asker olan
Gazi Mareşal Mustafa Kemal’ i burada şükranla anıyoruz.
Bu
manalı günün ifadesi olarak, İstiklal Harbi, Kore Savaşı, Kıbrıs
Barış Harekatı Gazileri 1984 yılında “Türkiye Muharip Gaziler
Derneği” ismi ile yasal bir çatı altında birleşme mutluluğuna
ermişlerdir. Tüm gazilere kutlu olsun.
Bizler
Ulusal Değerlerimizin kaybedilmek istendiği bu ortamda, Yüce Türk
Milletinin Gazisine sahip çıkmasının mutluluğunu yaşıyor ve bunu
kadirşinas Türk Milleti’ nin tarihine ve mazisine bağlılığının
bir ifadesi olarak görüyoruz.
Vatanın bölünmez bütünlüğü, Atatürk İlke ve İnkilaplarının ışığı
altında, vatanımızın kurtuluşu ve Cumhuriyetimizin kuruluşunda
kan döküp, canlarını seve beve veren tüm şehitlerimizi rahmetle
anarken, bu uğurda vatan - bayrak uğruna canlarını hiçe sayan
Malül ve Muharip Gaziler olarak, Cumhuriyetimizin laik - çağdaş
devamında asla taviz vermeyen bir anlayış içinde, Ulusal Devletimizin
başlıca teminatı olan “GAZİ” olmanın kıvancını taşıyoruz.
İstiklal
Savaşında, Kore Harbinde, Kıbrıs Barış Harekatında, Güneydoğu’
da mücadele veren şanlı ordumuzun gazileri olarak bir güç olduğumuzu
haykırıyor ve takipçilerimiz olduğunu görerekte bütünleşiyoruz.
“Orduya Sadakat Şerefimdir” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’
e Gazilik ünvanının verilmesini 80’ nci yıldönümünde, bu anlamlı
güne katılan sizlere tüm gaziler adına teşekkür ediyor, Türkiye
Muharip Gaziler İ stanbul şubesi adına hepinize saygılarımı sunuyorum.
Şehit
Aileleri Yard. Sos. Kült. ve Day. Der. Gnl. Mrk.
Başkan
Mehmet Güner’ in dergimize verdiği beyanda:
18.09.2001
ile 25.09.2001 Devletimiz Şehit ve Gazi haftasını, Türk Milletine
kutlanmasını yaşattığı için şehit çocuğu olarak gazi arkadaşlarım
adına da memnuniyetimi belirtmek istiyorum. Bu günü ne kadar anlamlı
ve hassas olduğunu Türk Milleti olarak yakından takip etmemiz
lazım. Çünkü bu günkü rahat yaşamımızı bizlere bırakan şehit ve
gazilerimize çok şeyler borçluyuz. Onun için şehit ve gaziler
haftasına 2002 yılında katılımların daha büyük olması ve herkesin
bilmesini beklemekteyiz dedi.
2002 de Hep Birlikte Olmalıyız
Vatanını
ve insanlık onurunu canından aziz bilerek şehitlik ve gazilik
mertebesine yükselmiş askerlerimiz, polisimiz, öğretmenimiz ve
bu uğurda can veren vatandaşlarımız milletimizin haklı gurur kaynağıdır.
11
Kasım Amerikan Gazilerinin günüdür (Vetaran’ s Day). Amerikalı’
ların büyük bir bölümü bu günü ciddiye alır ve kutlar. Evlerine
ve iş yerlerine bayrak asarlar. Amerikan Başkanı şehit mezarlığına
gider ve saygı duruşunda bulunur. Gazeteler, gaziler hakkında
hikayeler , röportajlar yayınlar. Resmi kurumlar kapalıdır.
Gelecek
yıl eksikliklerimizi kapatma çabası içinde olmalıyız. Şehit ve
Gazi konusunu amaç edinmiş kurumlar ve iş camiasının oluşturacağı,
ABD’ lilerin dediği gibi bir TaskForce (Geçici İşbirliği) çerçevesinde
organize olup şehit ve gazilerimize hakettikleri onuru sunalım.
Büyük
Açı
Gazilerimizden
Özür Diliyoruz
Sevgili
okurlar 11.03.1983 yılında Gaziler adına başlattığımız yayın hayatımız
18. yılın doldurdu. Görev ve sorumluluklarımızı bilerek başlattığımız
bu yolda, 19 Eylül “Gaziler Haftası” nda da devam ettik. Türkiye’
nin gaziler konusunda yayın yapan tek yayın kuruluşu olduğumuzu
hatırlatarak söze başlayayım.
19
Eylül tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ ün gazilik ünvanı aldığını
hepimiz biliyoruz. Bu onurlu günden yola çıkarak bu gün “Gaziler
Günü” olarak ilan edilmiştir. Ancak maalesef bu günü hatırlanması
bir yana gerekli ilgi ve desteği bile göremedik. Gaziler Dergisi
İzmir Bölge Temsilciliği olarak Gaziler Haftası dolayısıyla başlattığımız
çalışmalarımızda bölge Belediyelerinden de gerekli desteği sağlamak
amacıyla yazışmalarda, röportaj taleplerinde bulunduk. Ancak ne
yazıkki başvurduğumuz, İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı Sayın
Ahmet Piriştina, Bornova Belediye Başkanı Sayın Cengiz Bulut ve
Aliağa Belediye Başkanı Sayın Hakkı Ülkü beyefendiler başvurularımızı
dikkate dahi almadılar.
Oysa
bu şanlı gün gazilere ithaf edilmesine karşın bu denli duyarsızlık
yumağının içinde kaybolup gideceği tahmin dahi edilmemiştir sanırım.
Kaldı ki sadece bölgemizde değil Şırnak ve çevresinde de başlattığımız
çalışmalarımızda Cizre kaymakamı Sayın Süleyman Yıldırım beyefendi
ile telefon görüşmelerimizi kabul etmesine rağmen bir türlü mercilerinde
bulamadık. Ve üzücüdür ki kendisinden beklenen desteği de alamadık.
Kıssadan
hisse Türkiye’ nin bir çok bölgesinde başlattığımız çalışmalarımızda
bırakın desteği! tek bir görüşme dahi yapamadık. Oysa her bir
gazimiz bu topraklarda özgürce yaşıyabilmenin yapı taşlarından
birini oluşturuyor. Ancak onların bize yaptığı bunca özveri ve
fedakarlığı maalesef biz onlara gösteremedik.
19
Eylül çarşamba günü yaptığımız kutlamalarda ise tek bir anma faaliyetine
rastlayamadık. Bornova’ da gördüğümüz tek faaliyet gazilerimizin
bayramını kutlayan Sayın Cengiz Bulut imzalı bir pankarttan öte
değildi. Medyamız onca gereksiz binlerce haberi yayınlıyabiliyorken
İstanbuldaki yapılan çalışmalarda maalesef yoktular. Ve ne TV’
lerimizde nede yazılı basında tek bir yazıya rastlıyamadık. Dileklerimiz
18 yıldır başlattığımız çabamızda medyadan tutun da, tüm yerel
yetkililere kadar bizimle birlikte gazilerimizin yanında yer almalarıydı.
Umutlarımızın bir gün gerçekleşmesi dileğimizle, yazmak bizdendi
yorumu sizlere bırakıyoruz.
Saygılarımızla
Nilay Budak
Sponsorluk
İlk Kez Atatürk Tarafından Uygulandı
İstekleri
ve beklentileri, sponsor firmalarca uygulaya geçiriliyor. Kurallar
konusunda en sıkı kuruluş olarak bilinen IOC (Uluslararası Olimpiyat
Komitesi) dahi, spor müsabakalarının naklen yayınları konusunda
tamamen televizyon şirketlerinin belirledikleri takvim üzerine
harekete geçiyorlar. Amerika’ da 1994 Dünya Kupası’ nın bir çok
maçının, organizasyonu naklen yayınlayan televizyon şirketinin
isteği üzerine öğle saatlerine alınması, buna en güzel örnektir.
Bunun nedeni ise, naklen yayın ya da sponsorluğu üstlenen firmaların
mali gücünün yüksek olmasıdır. Buğün önemli spor organizasyonları,
sponsor firmaların adlarıyla anılıyor. FİFA’ nın resmi Gençler
Dünya Kupası maçlarına, Coca Cola Kupası denmesi, vs... Sponsorluk
konusunda Türkiye beklenen tempoya ulaşmasada, dünyadaki gelişmelere
ayak uydurma konusunda fırsatları değerlendiriyor. Fakat sponsorluk
sanılanın aksine, Türkiye’ ye geç gelmedi. Ciddi anlamdaki ilk
uygulama, 1931 yılıda gerçekleşti. Atatürk’ ün ileri görüşlülüğü,
bu konudada karşımıza çıkıyor. İlk sponsorluk, uçma rekoruna destek
amaçlıydı... 1930’ ların Amerikası... John Polanda ve Russel Bortman
adlı iki macera sever, üstü açık spor bir pır pır uçakla okyanusu
geçmeyi düşünüyorlar. Bunu yaparlarken de havada kalma, en uzun
noktaya uçuş rekorunu kırmayı hedefliyorlar. Ancak bu iş altından
kalkamıyacakları kadar pahalı. Projeyi finansa edecek bir sponsora
ihtiyaçları var. Projelerine destek bulmakta zorlanan gençlerin
durumu Türkiye’ de, Atatürk’ e bildiriliyor.
Savaş
sonrasının güçlüklerini yaşayan ve mali durumu hiç de parlak olmayan
Türkiye’ nin, Dünya çapında tanınmaya ihtiyacı var... Atatürk
hemen olaya el atıyor. Finansmanla ilgili gereken anlaşmalar yapılıyor.
Ve 28 Temmuz 1931 salı günü gençler New York’ tan hareket ediyorlar.
Hiç aralıksız 49 saat 5 dakika havada kalan Polanda ve Bortman,
hedeflerine ulaşıyorlar. İstanbul semaları da bir dünya rekoruna
ev sahipliği yapıyor. İstanbullular dünya basınında Türkiye hakkında
çok olumlu demeç veren Amerikalıları bağrına basıyor. Bir gün
sonra Bebek Koyu’ nda yapılan kutlama törenleri, ana baba günü
gibi. Başarılı iki genç daha sonra gemiyle Yalova’ ya götürülüyorlar.
Onları orada bekleyen Atatürk, “Elde ettikleri başarıya göre,
Amerikalıları büyük bir tevazu içinde gördüm. Büyük kahramanlıklarını
alçak gönüllülük içinde saklıyorlar. Amerikalılar onlarla iftihar
etmelidir” diye kutluyor. İki serüvencinin gezisi, uluslararası
basının ilgisini çekiyor. Proje beklenilenin de üzerinde dünya
gündemine oturuyor, olay ve Türkiye günlerce dünya basınının konusu
haline geliyor.
ABD
Gazi Bakanlığı: VA
Gazi
İşleri Bakanlığı (VA) Amerikalı Gazilere sağladığı haklarla tüm
dünya gazilerine parmak ısırtıyor. Umudumuz, bir gün, Türkiye’
de de başbakanın yanında gazi bakanını görebilmek.
ABD, 200’ den fazla ülkenin varolduğu yeryüzünde, gazilerine en
fazla teşekkür eden ülke. Gazilere verilen haklar ve sağlanan
yardımlar sistemleştirilmiş, yasalarla sağlam kaideler üzerine
oturtulmuş. Federal Hükümet, “Secretary of Veterans Affairs” (VA)
(Gazi İşleri Bakanlığı) ile ülke gazilerinin sorunlarını çözmek
için yıllardır çaba harcıyor. Gazi İşleri Bakanı Anthony Principi
200-250 bin gazilik başvurusunu çözüme ulaştırmanın en fazla önem
taşıyan konu olduğunu vurguladıktan sonra şöyle diyor “Sağlık
Sistemi konusunda ki liderlik rolümüzü korumalıyız. Omurilik rahatsızlığı
çekenler, zihinsel problemi olanlar, uyuşturucu ve alkol bağımlıları,
evsizler - üzerinde önemle durmak zorundayız” VA’ nın yeşerdiği
dönem çok eskilere gidiyor. 400 yıllık bir süreç içinde gelişme
gösteren Gazi olgusu, haklı sebeplerle ABD’ de en yüksek değeri
buluyor vegazilerin problemleri çözülüyor.
ABD
Gazi İşleri Bakanlığı (VA)’ nın Kısa Tarihi
1620’
lerde, “May Flower” gemisi ile Amerika’ ya göç eden ingilizler
(Pilgrims of Plymout Colony), Peguot yerlileri ile kıyasıya bir
savaşa girdiler. “Pilgrims” kolonisi, savaş sonu, sakat kalan
insanlara bazı haklar sağlanmasını kanunlaştırdı. Amerikan tarihinde
gazilere verilen ilk hak bu yasayla gerçeklik kazanmış oldu (1636).
Kıta
Kongresi, 1776’ da, Bağımsızlık Savaşı’ ndan sonra sakat kalan
askerlere emekli maaşı verilmesini sağlamak amacıyla gazilerin
kayıt altına alınmasını sağladı. Cumhuriyetin ilk döneminde bazı
eyaletler ve kurumlar birbirlerinden ayrı ve bağımsız çalışmalarla
gazilere tıbbi destekte bulundular.
Federal
Hükümet, ilk kez 1811’ de, gazilere sağlık yardımı yapılmasını
onayladı. 19. yüzyılda gazilere yönelik programların kapsamı genişletildi
ve gazilerin bakmakla yükümlü oldukları da haklardan yararlanmaya
başladı.
İç
Savaş’ tan (Civil War) sonra bir çok eyalette “Gazi Merkezleri”
kuruldu. Bu kurumlar, asker-sivil, savaşın izlerini taşıyanların
yaralarını sarmak için tüm eyaletlerde sağlık hizmetlerinde bulundular.
İç savaş’ tan sonra yapılan savaşlarda yer alan gazilere de bu
kurumlar tarafından hizmet verilmeye devam edildi.
1917’
de ABD’ de I. Dünya Savaşı’ na girdiği dönem de Amerikan Meclisi
(Kıta Kongresi) gazilere geniş olanaklar tanıyan yeni bir sistem
geliştirdi. Bu sistem; malül aylığı, sigorta hakkı, sağlık yardımı
ve rehabilitasyon içeriyordu. 1920’ lere gelindiğinde gazilere
fayda sağlayan üç yetkili ve etkili kuruluşla karşılaşıyoruz:
The Veteran Bureau (Gazi Şubesi), The Bureau of Pensions of Interior
Department (Maaş Ödeme Bürosu ve The National Home for Disabled
Valunteer Soldiers (Sakat Kalan Gönüllü Askerler Merkezi) ABD
Meclisi, Federal hükümet’ lerin gaziler konusunda daha aktif bir
koordinasyon içine girebilmelerini sağlayacak yetkiyi 1930’larda
verdi. Bu yetkiyle VA’nın temeli de atılmış oldu.
Meclis’
in yetkilisini olan Federal Hükümet, öncelikle bu üç ayrı bağımsız
çalışan kurumu “Gazi İdaresi”altında yönlendirmeye başladı.Bu
kurumun başına Tuğgeneral Frank T. Hines getirildi. Başkan görevini
1945’lere kadar sürdürdü.
VA’nın
Sağlık Sistemi 1930’da 54 hastaheyle hizmet veriyordu. Takip eden
yıllarda bu hizmet geliştirildi.171 Tıbbi merkez,350’den fazla
Acil Servis,126 Huzur Evi,gazilerin emrine giriyordu.II. Dünya
Savaşı sadece gazi nüfusundaki artışa sebep olmadı, aynı zamanda
meclis,gazilere yeni haklar ve faydalar sağlayan kanunlar çıkardı.Örneğin
eğitim yardımı gazi konusunda ABD’nin duyarlılığının önemli bir
göstergesiydi.
Ulusal
Mezarlık Sistemi ordunun omuzlarında 1973’ lü yıllara kadar taşındı.
“Gaziler İdaresi” (VA) National Cemetery System adlı programı
düzenleyerek öncelikle mezarların yeni bir tasnifini yaptı. Eyaletlerde
Kabristan İnşası için bağış kampanyalarını yönetti.
15
Mart 1989’ da “Gaziler İdaresi” (VA) bakanlar kurulunda temsil
ediliyordu. Gazilerin bakanı da zirve yönetimde sandalyesine oturmuştu.
Başkan Bush, yeni bakanlığı selamlarken şöyle diyordu “Artık Amerikalı
Gaziler’ in Başkan’ ın yanında, bakanlar kurulunda bir yeri var”
ABD’
li Gazi Nüfusu Milyonu aşıyor.
1
Temmuz 1997’ de yapılan bir sayım Amerikalı Gazi nüfusunun 25.6
milyon olduğunu gösteriyor. yaşayan her yüz gaziden 80’ i savaş
ortamında yer almış. Nüfusun üçte biri yaklaşık 70 milyon kişi
gazi ve bakmakla yükümlü oldukları aileleri. Onların hepsi VA’
nın olanaklarından ve hizmetlerinden faydalanmaya uygun statüdedir.
Halen gaziler ve merhum gazilerin çocukları VA’ nın idaresinde
bu hakları kullanmayı sürdürüyor.
Gazilerin
Avantajları
Günümüzde
hala bir çok gazi devletin kendilerine sağlamış olduğu avantajlardan
haberdar değil. Bu avantajlardan faydalanmak için belli bir başvuru
mühleti yok ancak ne kadar erken başvurulursa o kadar erken avantajlardan
yararlanılabilir. Bu faydalardan yararlanmak için genellikle “general”
veya “şeref” ünvanının alınmış olması isteniyor. ancak başka bir
ünvan alınmışsa A.B.D Gazi İşleri Departmanına (VA) gidip ne gibi
haklardan faydalanabilecekleri konusunda bilgi alabilirler.
Göreve
İlişkin Tazminatlar
VA’
nın bilinen en iyi servisidir. Hizmet malüllerine her ay ödenen
bir ücreti vardır. Sakatlıkları onaylanmış gaziler 2 yıl içinde
başvurmaları halinde devletten 10 bin dolar değerinde yaşam sigortası
kazanabilirler.Bu ücret 20 bin Dolar’a çıkabilir.
Göreve
İlişkisiz Tazminatlar
Kazancı
belli bir miktarın altında olan ya da yoksulluk sınırına yakın
olan gazilerde VA unutmuyor. Hem düşük gelirli gaziler hemde savaş
zamanı geri hizmette servis yapmış olanlarıda aylık maaşlarla
hatırlıyor.
Konut
Edinme Servisi
Ülkesi
adına yaşamını risk eden gazilerin barınma sorunu olmamalı. toprak
uğruna kan dökülürse anlam taşır. Bu kanı dökülürse anlam taşır.
Bu kanı dökenlere bir ev için toprak haktır. VA, bunu uyguluyor.
ABD gazisi bir ev almak istediğinde kefili VA’ dır. Az peşinle
yada peşinatsız konut sahibi olmak. Ne güzel bir fırsat.
Sağlık
Hizmetleri
Bir
çok ABD gazisi ücretsiz tahlil ve tedavi hizmetlerinden yararlanma
hakkına sahiptir. Bu hizmet VA’ nın 172 tıp merkezinde sağlanır.
Ayrıva hemşire evleri, Klinikler ve domiciliary (Fakir ve uzun
süre bakım isteyen gazilere hizmet verir) de sağlık hizmeti veren
merkezdir. VA’ nın Post Travma Stress rahatsızlığına, alkol ve
uyuşturucu bağımlılığına karşı savaşan merkezleri de yurdun dört
bir yanına dağılmış durumdalar.
Gazi
Ailelerine Faydalar
Gazi
çocuklarına bakan eşleri değil, eski eşler bile tazminat alma
hakkına sahiptir. Bunun dışında defin işlerinde de VA görev başındadır.
ABD tarihinde gazi ilişkileri VA’ nın dışında bir çok kuruluşun
organizasyonları ile pekiştiriliyor.
Gazilere
ve Yakınlarına Federal Haklar
Gaziler
Dergisi, Amerikalı Vietnamlı Gaziler’ in resmi yayın organı Veteran
(Gazi) ın editörü Mokie Pratt Porter’ dan aldığı, 2001 baskısı,
Gazi İşleri Bakanlığı’ nın kitapçığını tercüme ettirip gelecek
günlerde yayınlamayı düşünüyor. Bu kitap, gazilere ve yakınlarına
Amerika Birleşik Devletleri’ nin temin ettiği hakları kapsıyor.
Sağlık Yardımları, Defin İşleri ve Yardımları, Yakınlarına Sağlanan
Haklar, Kadın Gazilere Sağlanan Haklar, Evsizlere Katkılar, Meslek
Edindirme çabaları, Eğitim Yardımları bir bütün olarak bu kitapta
yer alıyor. Bu bilgi kitapçığı ile birçok gazi, haklarının ne
olduğunu da öğrenmiş oluyor.
Gaziler
Günü "Veteran's Day"
ABD'de
Gaziler Günü
1918
yılının 11. ayının 11. gününde ve saat tam 11’ de bütün dünya
sevinç ve kutlama gösterilerine sahne oldu. Dört yıl süren I.
Dünya Savaş’ ından sonra ateşkes imzalanmıştı. Bütün savaşları
bitiren savaş sona ermişti. I. Dünya Savaşı boyunca kadınların
ve erkeklerin yaptıkları fedakarlıkları hatırlamak ve sürekli
bir barışı sağlamak amacıyla, 11 Kasım 1919 günü Amerika’ da “Ateşkes
Günü” (Armistice Day) olarak belirlendi. Ateşkes Gününde, savaştan
hayatta kalan askerler memleketlerinde gösteri yürüyüşü yaptılar.
Politikacılar ve gaziler konuşmalar yaptı ve kazanmış oldukları
barış için şükran seremonileri gerçekleştirildi.
Savaş
bittikten 20 yıl sonra, 1938’ de Meclis, Ateşkes Günü’ nün ulusal
tatil olmasını onayladı. Fakat Amerikalılar I. Dünya Savaş’ ının
sonuncu savaş olmadığının farkına vardı. Takip eden yılda II.
Dünya Savaş’ ı başladı ve uluslar bu kanlı mücadeleye küçük ve
büyük tekrar katıldılar. II. Dünya Savaş’ ından sonra da Ateşkes
Günü 11 Kasım’ da anılmaya devam edildi. 1953 yılında Emporia,
Kansas halkı memleketlerindeki gazilere minnettarları nedeniyle
bu günü Gaziler Günü tatili olarak adlandırdı. Daha sonra Kansas’
lı bir milletvekili tarafından sunulan , bu günün “Gaziler Günü”
olarak adlandırılıp ulusal bir gün olması hakkında bir yasa meclisten
geçti. 1971’ de Başkan Nixon, kasım ayının ikinci pazartesi gününü
ulusal tatil olarak ilan etti.
Amerikalılar
hala Gaziler Günü’ nde barış için şükranlarını sunarlar. Konuşmalar
ve seremoniler yapılır ve sabah 11’ de çoğu amerikalı barış için
savaşanları hatırlamak için bir dakikalık saygı duruşunda bulunurlar.
Amerika Birleşik Devletleri’ nin Vietnam Şavaşı’ na katılımından
sonra bu günün aktivitelerine olan önem değişti. Daha az askeri
gösteri ve seremoni oldu. Gaziler, Washington DC’ deki Vietnam
Şehitlerini Anma Mezarlığında toplanırlar ve Vietnam Savaş’ ında
ölen yakınları ve arkadaşlarının mezarlıkları önünde sessizce
nöbet tutarlar. Savaşta kızlarını ve oğullarını kaybeden aileler
daha çok barışa yönelik ve gelecekteki savaşlardan sakınma hakkında
düşüncelerini söylerler.
Askeri
hizmet emeklileri “American Legion” ve “Veterans of Foreign Wars”
gibi destekliyici gruplar bu günü organize ederler. Gaziler gününde
ve Anma Günün’ de (Memorial Day) bu gruplar, sakat gaziler tarafından
yapılan kağıttan gelincikler satarak hayırsever aktiviteleri için
para toplarlar. Belçeka’ da “Flanders Alanı” olarak adlandırılan
gelincik tarlasındaki kanlı bir savaştan sonra, bu canlı kırmızı
çiçek I. Dünya Savaşı’ nın bir sembolü olmuştur.
Çoğu
Amerikalı bu günü çok ciddiye alır ve kutlarlar. Evlerine ve işyerlerine
Amerikan bayrakları asarlar. Ameriken Başkanı, isimsiz şehitlerin
mezarların ziyaret eder ve bir konuşma yapar. Gazeteler Gaziler
ve katıldıkları savaşlar hakkında bir hikayeler ve yazılar yayınlar.
Postahaneler dahil bütün resmi kuruluşlar bankalar ve bir çok
işletmeler tatil olur. Diğer işletmeler normal saatlerinden daha
az çalışır.
Türkiye’
nin en genç Gazisi
•
Babası bir polis’ti. Türkiye’nin dört bir yanında görev yapmaktan
kaçınmayan polisin, çocuğuydu. Birgün terör onu evinde yakaladı.
01.01.1990 tarihinde Çubuk ilçesinde doğdu. Babası polis Çetin,
Batman’ ın Kozluk İlçesi’ nde görevliydi. Her polisin özlemini
çektiği bir lojman dairesinde ikamet ediyordu. Kendini şanslı
sayıyordu, bir lojman dairesinde yaşamını sürdürmekle. Terör’
ün hedefiydi. Çünkü, Batman’ da, terörün kan kustuğu savaş tarlasında
bir polisti Çetin Yıldırım. Kendini, ülkesi uğruna risk etmekten
kaçınmadı, korkmadı. Cesaretle ve devletine bağlılık ülküsüyle
koşmuştu mayın tarlalarına.
Fakat
bilemezdi, bu savaşın kahpeliğini. Bu savaşta kurşun, roket adres
sormuyordu. Bebeler, çocuklar, kadınlar, yaşlılar da hedef tahtasıydı.
Bir gün çocuklarıyla güldüğü, eğlendiği ve yaşadığı adrese terör
silahını doğrulttu, roketlerini ateşlemeye hazırladı. 29 Kasım
1995’ di, terörün roketi hedefi bulduğunda. 5 yaşındaydı oğul
Hüseyin. Koşmak, oynamak isteyen her çocuk gibiydi. Vurdu onu,
sağ diz altından, bir terör roketi. Roketi gönderen, tetiğine
basan acımasız, top oynamak isteyen bir çocuğun ayağını almak
istemişti, adres sormamıştı, bu çirkin savaşta.
Uzun
tedaviler sonucu sağlığına kavuştu Hüseyin. 5 yaşında acıyla tanıştı,
oynamak isterken. Bir dizi ameliyat, karanlığa çeviriyordu pembe
dünyasını. Ameliyat bile edilmesi güçtü, yaşı 5’ di, daha sonraya
bırakıldı bazı operasyonlar. 2001 Haziran’ da tekrar ameliyat
ettiler, alışmıştı bu acılara, Türkiye’ nin en genç gazisi Hüseyin
Yıldırım.
Gazileri
ve Şehitleri gündemde tutan, yardımlarına koşan, onlarla yatıp
onlarla kalkan Çubuk İlçesi Terör Mağdurları Derneği unutmadı
bu genç gaziyi. Dernek Başkanı Zeki Avan ve Şehit Babası Talip
Kaya, genç gazi Hüseyin’ i evinde ziyaret ve onure etme inceliğini
gösterdiler. Zeki Avan söyle diyor “Genç Gazimizi devamlı ziyaret
ederiz. Yapmış olduğumuz törenlere onuda davet ediyoruz. Onlara
borcumuz olduğunu ve onure etme zorunluluğumuzu bu tip etkinliklerle
göstermek durumundayız” Ayrıca Başkan Zeki AVAN eliyle, genç gaziye
kendi fotoğrafınıda içeren bir “Şehit Panosu” takdim etti.
Cenk
GÜÇLÜ
Bir
dönüm noktası; 30 Ağustos
“Zafer Bayramı” Türkiye’ nin dört bir yanında ve KKTC ile dış
temsilciliklerde coşkuyla kutlandı.
İlk olarak 30 Ağustos 1923’ te Ankara, Afyon ve İzmir’ de düzenlenen
şenliklerde coşku içinde kutlandı. İzleyen yıllar da ulusun başında
taç gibi duran ve Büyük Taarruz’ un son günü yapılan Başkumandanlık
Meydan Savaşı’ nın (30 Ağustos 1922) yıldönümlerinde bir kutlama
olarak algılanan “Zafer Bayramı” ulusun varlığının sembolü haline
geldi.
Zafer
Bayramı’ nda yapılacak törenler 1981’ de çıkarılan 3456 ve 4400
sayılı iki bakanlar kurulu kararnamesi ve ekli bir yönetmelikle
yeniden belirlendi. Bayram ve tatil günlerini düzenleyen 17 Mart
1981 tarihli 2429 sayılı yasayla da 30 Ağustos gününün “Zafer
Bayramı” olduğu ve o gün yapılacak törenleri düzenleme işinin
Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarına
ve bunların yerel örgütlerine verildiği belirtildi.
1
gün tatil yapıldığı bayram günü çeşitli törenlere vesile olur.
Ankara’ da Anıtkabir’ de, diğer şehirlerde de Atatürk anıtına
ve şehitliklere Genelkurmay ve yetkililerce çelenk konur, geçit
töreni yapılır. Dış temsilciliklerde de askeri ateşenin katılımıyla
kutlanır.
STÖ
Bayrama Sıcak Bakmalı
Yıllarca
kutlanan ve Türkiye Cumhuriyeti’ nin varlık nedeni olan “30 Ağustos”
yakın tarihimize duyduğumuz ilgisizlik ve romantik tarih anlayışının
da etkisiyle ne yazık ki kutlamalar, diğer alanlarda aktif tavır
sergileyen STÖ (Sivil Toplum Örgütleri) nin ilgi alanına yeterince
girmiyor. Zafer Bayramı’ nın ülke genelindeki fotoğrafını çıkarttığımızda;
devlet erkanı ve TSK mensuplarının dışında katılımın düşük seviyesi
bu uğurda yaşamlarını risk eden şehit ve gazilerimizin ruhlarını
incitiyor.
30
Ağustos Dönüm Noktası
Bu
bayramın içeriğinin daha iyi anlaşılması için ulusal bağımsızlığın
temel taşı şeklinde nitelendirilen “Zafer Bayramı” öncesi ve sonrasına
bir göz atalım.
Toprakları
düşman çizmeleriyle çiğnenen, sosyo-ekonomik seviyeleri çağdaşlığın
çok gerisinde, ancak özgürlüğü tarihsel bilincinde yıllarca saklı
tutan insanımız Atatürk ve arkadaşlarının öncülüğünde mücadele
kararını tereddütsüz almıştı. Osmanlı, I. Dünya Savaşı’ nı kaybetmişti.
Büyük bir İmraratorluğun aczi karşısında köklü askeri geleneklere
sahip bir grup asker ve aydın, saflara katılan köylü, kendilerine
“dayatılan mütareke” ye sessiz kalamazlardı. Ve kalmadılar. Hızla
örgütlenen bu çekirdek, bağımsızlık ateşini 1919’ da Samsun’ da
yaktı. Uzun ve zorlu mücadeleyi kanları ve canları pahasına sürdürdü.
Son
noktaya gelindi: 20 Ağustos 1922’ de. Batı Cephesi, Akşehir’ de
konuşlanıyordu. Savaş Tarihinde, bir askeri deha tarafından planlanan
sanat eseri, görücüye çıkmaya o gün hazırdı. Birinci ve İkinci
Ordu Komutanları, Batı Cephesi Komutanı Atatürk’ ün anlattığı
savaş stratejisini dinlemek ve Büyük Taarruz emrini almak için
biraraya geldiler. Yapılan plan dönemin önemli bir askeri sanatıydı.
Savaş, baskın şeklinde olacaktı. Bu nedenle büyük bir gizlilik
içinde birlikler konuşlandırılmalıydı. Gece hazırlanıyor, gündüz
dinleniyorlardı. 24 Ağustos 1922’ de Karargah Akşehir’ den saldırı
cephesi olan Şuhut kasabasına getirildi. 25 Ağustos 1922 sabahı
da savaşın yönetildiği Kocatepe’ nin güney batısındaki çadırlı
ordugahta ilk saldırı onaylandı. 26 Ağustos sabahı saat 05:30’
da topçu ateşimizle saldırı başladı. Çok kısa bir büre içinde
düşman ordularının Komutanı General Trikopis’ in de esir alındığı
bir zafer geldi.
31
Ağustos 1922’ de ordularımız, ana kuvvetleriyle İzmir’ e doğru
hareket ettiler. 5 Eylül 1922’ de Atatürk, sonuç değerlendirmesini
dünyaya şöyle duyurdu: “Yunan ordusu kesin yenilmiştir. Anadolu
için her hangi bir görüşmeye gerek kalmamıştır. Ateşkes anlaşması,
ancak Trakya için yapılır. Bunun için eylül’ ün sonuna kadar Yunan
Hükümeti, hükümetimize başvurursa limanları bize verecek ve anadolu’
da yaptığı zararın bedelini ödüyecek”
Ve
bu zaferi takip eden aylarda Cumhuriyet kurulur. Ulusun önünün
açılması, çağdaşlaşma, gelişme 30Ağustos Zafer Bayramı ile örtüşür.
Şu çok önemli; bu zafer Türkiye’ nin her bölgesinde akıtılan kanla
elde edildi. Bu sebeple “Zafer Bayramı” coşku içinde kutlanması
gereken ancak, gözden kaçan bir bayramdır.
78.
nci Yıldönümü Mesajları
Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet Sezer, 30 Ağustos Zaferi’ nin tarihimizin akışını
değiştiren, Türk ulusunun geleceğe yönelişini etkileyen çok önemli
bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Sezer, zaferin yıldönümü nedeniyle
yayımladığı mesajda, şöyle dedi: “Türkiye Cumhuriyeti’ nin ülkesi
ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünün, Atatürk ilke ve devrimlerinin
korunup kollanmasında hepimize önemli sorumluluklar düşmektedir.
Cumhuriyet’ in bizlere sunduğu demokrasi kültürünü yaşam biçimi
olarak benimsemeli, insan hakları alanlarındaki eksikliklerimizi
gidermeliyiz.”
Başbakan
Bülent Ecevit ise mesajında, Başkomutanlık Meydan Muharebesi’
nin tarihin en büyük zaferlerinden biri olduğunu, bu zaferle bağımsızlığın
güvenceye kavuştuğunu söyledi. Ecevit, zaferin kazanılmasında
halkın birliği, askerin kahramanlığının etken olduğunu vurguladı.
Başbakan Yardımcısı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türk
Milleti’ nin güçlü yanını dikkate çekerek ekonomik krizin aşılacağına
olan inancını yineledi. Başbakan Yardımcısı ANAP Lideri Mesut
Yılmaz, 30 Ağustos’ un Türk tarihinin son dönemlerindeki en büyük
zaferlerinden biri olduğunu bildirdi.
Komutanlar
“Her Türlü Tehtidin Karşısındayız”
30
Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla ilk tören Anıtkabir’ de düzenlendi.
Anıtkabir’ deki törene, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin
Kıvrıkoğlu ve Kuvvet Komutanları katıldı. Zafer Bayramı’ nın 78'nci
yıldönümü için hipodromda düzenlenen törende de devletin zirvesi
biraraya geldi. F-4, F-16 savaş uçaklarınında katıldığı törende,
Türk Yıldızları’ nın gösterisi nefes keserken, Askeri Mehteran
Bölüğü büyük alkış aldı. Tören Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’
in , eşi Sema Sezer ile Şeref Tribünü’ ne girmesiyle saat 11.00’
de başladı. Açılışta konuşan Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim
Tümen Komutanı Tümgeneral Servet Yörük, TSK’ nin devletin bölünmez
bütünlüğü ile Türk milletine her türlü iç ve dış tehditi ortadan
kaldırma yolundaki kararlılığını vurguladı. Tümgeneral Yörük tank
üzerinde yaptığı konuşmada Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluşunda
temel taş olan Kurtuluş Savaşı’ nın esaret halindeki diğer uluslara
bağımsızlık mücadeleri için ümit verdiğini söyledi. Konuşmanın
ardından TSK paraşütçüleri 3 bin metreden atladılar. Paraşütçülerin
gösterilerinin ardından TSK Onur Taburu ile geçit töreni yapıldı.
Lobilerin
Karşısındaki ABD’ liler
Amerika’
da ilk kez bir vali, Rum ve Ermeni lobisinin tepkilerini göze
alarak, Türk halkının Kurtuluş Savaşı sırasında çektiği acıları
anma kararı aldı. ABD’ nin güneyindeki Alabama eyaletinin Valisi
Don Siegelman, Türklerin Kurtuluş Savaşı mücadelesinde yaşadığı
zorluklara ve sıkıntılara atfen 30 Ağustos gününü, “Kurtuluş,
Eğemenlik ve Bağımsızlık Yolunda Türklerin Yaşadığı Trajediyi
Anma Günü” ilan etti. Vali Siegelman, 30 Ağustos’ u Alabama’ nın
resmi günü kabul ederken, Türk ordusunun işgalci Yunan birliklerini
kesin şekilde yenilgiye uğrattığı 30 Ağustos’ u seçerek Yunan
lobisini, açıklamasında 1912 - 1922 yılları arasında Türk halkının
çektiği acıyı vurgulayarak da Ermeni lobisini karşısına aldı.
Cumhuriyetçi
Vali Siegelman, açıklamasında, “Birinci Dünya Savaşı sırasında
ve Osmanlı İmparatorluğu’ nun yıkılışında, değişik etnik ve dini
köklerden milyonlarca Osmanlı vatandaşının, toplum içi çatışmalar,
sürgün ve hastalıklardan yaşamını yitirdiğini” ifade etti. “Türk
halkının, Mustafa Kemal Atatürk’ ün önderliğinde, egemenliğini
ve bağımsızlığını korumak için, uzun süren Kurtuluş Savaşı’ nda
kahramanca mücadele ederek, 29 Ekim 1923’ te Türkiye Cumhuriyeti’
ni kurduğunu” vurgulayan Siegelman, “Bundan sonra savaş dönemlerinde
insanlık trajedilerinin önlenmesi açısından. Türklerin yaşadığı
trajedinin tanınması çok önemlidir” dedi.
ABD’
nin Alabama eyaletinden sonra Connecticut’ ta , 30 Ağustos Zafer
Bayramı’ nın kutlanması kararı aldı. Connectiuc eyaletinin Hartford
şehri Belediye Başkanı Michael P. Peters’ in imzasıyla yayınlanan
kararnameyle, 30 Ağustos tarihi, “Türkiye’ nin Zafer Bayramı’
nı Kutlama Günü” ilan edildi. Kararnamede Türklerin yaşadığı trajedinin
tanınması gerektiği vurgulandı. Michael Peters’ in yayınladığı
kararnamede, farklı dini ve etnik altyapısı olan milyonlarca Osmanlı
İmparatorluğu vatandaşının şiddet, göç, hastalık ve açlık nedeniyle
Birinci Dünya Savaşı ve İmparatorluğun çöküşü sırasında öldüğü
belirtildi. Türk asıllı Amerikalıların, 1912 ile 1922 yılları
arasında atalarının çektiği acılardan büyük üzüntü duyduğu vurgulanırken,
Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Türk halkının, Kurtuluş Savaşı
vererek, 29 Ekim 1923’ te Türkiye Cumhuriyeti’ ni kurduğu anlatıldı.
Peters, yayınladığı kararnamede, Türklerin yaşadığı trajedinin
tanınmasının, gelecekte sivillere karşı savaş zamanında işlenen
suçların tekrarlanmaması için hayati önem taşıdığını kaydetti.
Kararnamede, Türklerin, farklı etnik, coğrafi ve kültürel mirası
olan gruplarla uyum ve dostluk içinde yaşadıkları bir tarihte
sahip oldukları hatırlatılarak, Türkiye’ nin Müslüman dünyadaki
tek laik demokrasi olarak ABD’ nin Balkanlar, Ortadoğu, Orta Asya
ve Kafkaslar’ daki politikasında önemli rol oynadığı belirtildi.
Kore
Savaşı’ ndan beri Türkiye’ nin, ABD için önemli bir müttefik olduğu,
NATO ve Avrupa Konseyi üyelikleriyle de Türkiye’ nin Avrupa’ nın
bölünmez bir parçası haline geldiği kaydedildi. Kararnamede, Connecticut
sakinlerinin savaş zamanı sivillere karşı işlenen suçlara yönelik
duyarlılığı vurgulanırken, Türk asıllı Amerikalıların, Connecticut’
ta eğitim, kültür, ekonomi ve toplumun gelişmesine önemli katkıda
bulunduğu belirtildi. Kısa süre önce de, Alabama Valisi Dan Siegelman,
30 Ağustos tarihini, Kurtuluş Savaşı mücadelesinde yaşananlara
atfen, Türklarin yaşadığı trajediyi anma günü ilan etmişti. Alabama
Valisi Siegelman’ in bu kararı, ABD’ deki Ermeni ve Rum lobilerinin
tepkisine yol açmıştı. Alabama’ dan sonra Connecticut’ taki bu
girişimin de, Türkiye karşıtı lobileri rahatsız etmesi bekleniyor.
Şehit
ve Gazilerimize Armağan Olsun
Bayramda,
kıyafet konusu gaziler tarafından yinelendi. Geçen bayramda getirilen
bir yasak gazilerimizi üzüyor. Haki renkli eski askeri kıyafet,
kütüklük ve silah kılıfı taşımalarının yasaklanması üzerine İzmit’
teki kutlamalara lacivert ceket, gri pantolon ve başlarında kalpakla
katılan Gaziler serzenişte bulundular. “Ortaokul ve Lise öğrencilerine
benzedik. Kıyafetlerimizi istiyoruz” diyen Gazilerin bu kıyafet
konusu yeniden değerlendirmeye alındı. Bir gazinin üniforması
ne anlam taşır sorusuna en iyi yanıtı ancak bir gaziden alabiliriz.
Bu
ülkeyi bize emanet eden şehit ve gaziler Zafer Bayramı sizlere
armağan olsun.
Yüzlerce
Şehit verdi, teröre hedef oldu ama yılmadı
Sen,
savaş tarlasına giden “Bilgi işçisi” ydin öğretmenim
Bugünün dünyası, bilginin gerçek sermaye ve zenginlik yaratan
başlıca kaynak olduğunu onaylıyor. Eğitim Neferleri de bu zenginliği
en ücra noktalara taşıyor, karanlıklar efendisi cehaletin ve terörün
engellemelerine karşın. Öğretmenlik, bilgi verme sürecinde uzmanlaşmış
bireylerin yüklendiği bir meslek. Toplumun yaşamında önemli roller
üstlenen ve düşünsel bağlamda göze batan, sınıfsal yelpazede saygınlığı
korunan ciddi bir iş. Almanya 18. yüzyılda öğretmenlerin eğitimi
konusunda ilk kez resmi ölçütler getirerek başka ülkelere de örnek
oldu. 20. yüzyıl öğretmenler için patlamaya sahne oldu. Mesleğin
tanınması uğruna verilen mücadelede meyveler toplandı. Eğitimin
kalitesi arttı.
Ülkemizde
Öğretmenlik
Öğretmen
yetiştiren ilk kurum, 1848’ de, rüştiye’ lere erkek öğretmen yetiştirmek
üzere Darülmuallimin-i Rüşdi adıyla anılan okuldu. Cumhuriyet’
in ilanından sonra bu okullar erkek muallim ve kız muallim mektepleri
adını alarak görevlerini sürdürdü. 1973’ te yürürlüğe giren Milli
Eğitim Temel Kanunu’ nda öğretmenlik bir ihtisas mesleği olarak
tanımlandı. 1983’ te de tüm öğretmen okulları üniversitelere bağlandı.
1908’ li yıllarda kurulan Encümen-i Muallim ilk öğretim okulunun
ardından gelen Muallimler ve Muallimeler Cemiyeti Kurtuluş Savaşı
yıllarında bazı etkinliklerde bulundu, devletin kuruluşuna da
önemli katkıları oldu.
Eğitimde
Öğretmenin yeri
Türkiye Cumhuriyeti Kurucuları eğitim sistemi konusunda çağcıl
yargılarla yüklüydü. Diğer bir anlamda üreterek, iş içinde, eğitimleşme
ve kültürleşmeydi. Atatürk “ Bilgi, bir süs mü, uygarlık zevk
mi ya da baskı aracı mı? Yoksa, yaşamda başarıya ulaşmayı sağlayan
işe yarar bir aygıt mı? Eğitim sistemimizi işe yarar, kullanabilir
bir duruma getirmeliyiz” derken, nasıl bi eğitim sistemi olmalı
sorusunu da yanıtlıyor.
Ulusal
eğitim sistemimizin temel felsefesi şu ilkelere dayandırılmak
zorunda:
1) Eğitim ve öğretim yaparak, yaşayarak ilkesinden yola çıkmalı.
2) Sistemde öncelik, ülke genelinde gerekseme içeren alanlarda
istihdamlaştırmaya verilmeli
3) Eğitilenlerin uzmanlaşma yolları açık tutulmalı. Eğitim sisteminde
öğretmenimiz yüklendiği işin farkında. Ancak gerek ekonomik sorunlar
gerekse değerbilirlik eksikliği, iş yapma isteklerini kırıyor.
Yazılı ve görsel basında özü aynı adı farklı çeşitli öğretmen
trajedilerine tanık oluyoruz. “Bizimkiler” adlı Tv. dizisinde,
Halit Akçatepe’ nin yüklendiği rolde öğretmenin sosyo-ekonomik
dramı kamuoyu tarafından da iyi biliniyor.
Eğitimi
büyük değişiklikler bekliyor
Peter
F. Drucker, “ Yeni Gerçekler” kitabında “Önümüzdeki onyıllarda
eğitim alanında meydana gelecek değişiklikler, modern okulun,
üç yüzyılı aşkın bir süre önce kitapların basılmasıyla ortaya
çıkışından bu yana görülen değişikliklerden daha büyük olacaktır”
şeklinde yaptığı saptama eğitim ve öğretim’ in önemine bir kez
daha bakmamızı gerektiriyor. Diplomanın iş sağladığı, onsuz iş
bulmanın zorlaşacağı bir dünyaya adım attık. Amerikan okullarının
1930’ lu yıllarda öncü olduklarını ancak 1960’ lı yıllardan sonra
gerilediğini ifade eden Peter F. Drucker “ Ama o zamanlar hiç
bir ülkede genel düzey, Amerika’ daki kadar yüksek değildi. Ancak
Amerika’ nın sanayi alanındaki öncülüğü, Amerikalı imalatçıları
nasıl kendini beğenmiş hale getirmişse, Amerika’ nın otuz yıl
önceki eğitim öncülüğü de Amerikalı eğitimcileri aynı şekilde
kendini beğenmiş bir duruma getirmiştir. Okul ve eğitim konuları,
ilerki yıllarda Amerikan toplum hayatında ve politikasında çok
önemli bir yer tutacaklardır” tezini sürerken bazı mesajlar da
gönderiyor.
Şehit
ve Gazi Öğretmenler
Ünlü
düşünür P. Drucker, ABD eğitim ve öğretim sistemini eleştirirken,
Türkiye’ ye bir göz atsaydı neler söylerdi? Bilemiyoruz. Ancak,
yazılı ve görsel basın, öğretmenin ekonomik çıkmaz içinde kendilerine
yaraşmayan bir standartta bulunduklarını bildiriyor. Çeşitli açmazlar
girdabında boğulduklarını, ruhumuzu yaralayarak başımıza tokmak
gibi vuruyor. Araştırma yapacağı yerde belediye zabıtalarından
kaçan işportacıyı oynuyor öğretmen.
Bir
başka boyut daha var gözden kaçan. 1980 öncesi yaşanan ideolojik
çatışmada bir çok öğretmen katledildi. Yaklaşık 15 yıl süren terörle
mücadelede ise 131 öğretemen şehit edildi. Çatışma bölgesine tayini
çıktığı halde gitmeyen, istifa eden arkadaşlarına gülerek giden
ve vücudunu siper eden “ Kahraman Öğretmenler” imiz bayraklara
sarılı veda ettiler. Aldırmadılar, terörün, gelirsen vururuz tehtidine.
Sıra sıra gittiler ölüme. Ya! dönenlere ne oldu? Kadirşinas toplum
gözden mi kaçırdı? Öğretmen Şehitleri’ nin yakınlarıyla Milli
Eğitim Bakanı ilgilenmiyor mu?
Gaziler
Dergisi, 1997 yılında, 110. sayısında, Hantepe’ de şehit düşen
öğretmenleri kapak yaptı ve sordu “Şehit Öğretmen varsa, Gazi
Öğretmen nerede? Hantepe katliamından kurtulan öğretmenler gereken
ilgiyi gördüler mi? 4 yıl geçti. Herhangi bir bilgi kırıntısına
rastlamadık. Milli Eğitim Bakanı, Metin Bostancıoğlu, yukarıdaki
sorulara yanıt bulmak zorunda. Şehit ve Gazi Öğretmeni tanıyan
ilk Milli Eğitim Bakanı olmak istiyorsa... Tarihe geçmek için
tarihi değiştirmelisiniz. Hadi sayın Bostancıoğlu değiştirin bu
tarihi, tanıyın şehit ve gazi öğretmeni...
Em.Öğretmen
Nazif ÇAKMAK .
Şehit
ve Gazi İşlem Müdürlüğü
Şehit ve Yaralılara yapılan işlemlerin çabuklaştırılması, Kara
Kuvvetleri Komutanlığı Karargahındaki işlemlerin tek elden ve
süratle yerine getirilebilmesi maksadıyla Şehit Gazi İşlem Şubesi
teşkil edilmiştir.
Şehit
Gazi İşlem Şube Müdürlüğü; şehitlik yönergesi’ nin (MYS. 439-1)
7’ nci maddesinde belirtilen görevlerin ifası sırasında vefat
eden Kara Kuvvetleri Komutanlığı mensubu asker ve sivil personelin
şehitlik işlemleri ile 3713 sayılı terörle mücadele kanunu, 2453
sayılı yurt dışında görevli personel kanunu, 3497 sayılı kara
sınırlarının korunması ve güvenliği hakkındaki kanunda belirtilen
görevlerden dolayı sakat kalan gazi personelin özlük haklarının
tahakkuk ettirilmesindeki işlemleri takip etmekte ve anılan personele
yapılan yardımların zamanında almalarına yardımcı olmaktadır.
Hangi
görevlerde vefat eden personele şehit işlemi yapılır?
Bir
personele şehit işlemi yapılabilmesi için; şehitlik yönergesi
(MSY. 439-1) nin 7 nci maddesinde “Şehitliklere defnedilecekler”
de belirtilen görevlerin ifası sırasında vefat etmesi gerekmektedir.
Bu
görevler şunlardır:
Harpte,
iç güvenlik görevlerinde, eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi
görevleri sırasında, sabit görev yerlerinden ayrılmalarından sonra
vuku olan bir olayda, hudut emniyet hizmetlerinde, kaçakçılığın
men ve takibinde, askeri tesis, kışla, bina vs. nin yangın, sel,
deprem, heyelan, çığ gibi doğal afetlerde, askeri uçak, helikopter,
gemi, denizaltının düşmesi, batması, infilak etmesi ile yurt dışındaki
görevlerinde, ölenler veya yaralanıpta daha sonra ölenler şehit
işlemine tabi tutulmaktadır.
Gazi
kime denir?
A.
Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarından harbe fiilen katılanlara
muharip gazi,
B.
Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarından; Türkiye Cumhuriyeti Devleti
sınırlarını karumak ve güvenliğini sağlamak görevi ile harpte
veya devletin bekasını hedef alan terör örgütlerine karşı yurtiçi
ve yurtdışı mücadelede her çeşit düşman veya terörist silahlarının
tesiriyle veya harp bölgesindeki harekat ve hizmetleri sırasında;
bu harekat ve hizmetlerin sebep ve tesiriyle yaralanarak tedavileri
sonucunda sakatlığı rapor ile kesinleşenlere malül gazi denir.Şehit
varislerine yapılan yardımlar ile malül gazi personele yapılan
yardımlar şunlardır.
Şehit
varislerine yapılan yardımlar.
(1)-
K.K.K. lığı destek yardımı (Uzman Erbaş, Erbaş/Er): Şehit olan
erbaş, erbaş ve erlerin ailesine cenazede yapacakları masrafları
karşılamaları maksadıyla para yardımı yapılmaktadır.
(2)- Genelkurmay Başkanlığı ilk destek yardımı (SB./ASTSB.) Şehit
olan subay ve astsubayların ailesinin acil ihtiyaçlarını karşılamak
maksadıyla şehit ailesine para yardımı gönderilmektedir.
(3)- Nakdi Tazminat (SB./ ASTSB./UZM.ERB./ERBAŞ-ER.) verilmesi:
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve aylık bağlanması hakkındaki kanun
gereği aşağıda belirtilen yasalar kapsamında şehit olan veya vefat
eden personelin kanuni varislerine Nakdi Tazminat ödenmektedir.
Bu yasalardan;
A- 3713 sayılı terörle mücadele kanunu,
B- 2453 sayılı yurt dışında görevli personele Nakdi Tazminat verilmesi
ve aylık bağlanması hakkında kanunu,
C- 3497 sayılı kara sınırlarının korunması ve güvenlik hakkında
kanunu kapsamında şehit olan veya vefat eden pensonele MSB. lığınca
Nakdi Tazminat ödenmekte,
D- 2629 sayılı uçuş, paraşüt, denzaltı, dalgıç ve kurbağa adam
hizmetleri tazminat kanunu kapsamına girenlerin kanuni varislerine
Nakdi Tazminatları ise Birlik Komutanlıklarınca ödenmektedir.
(4)- T.C.EM.SAN.GN.MD. lüğünce maaş bağlanması, emekli ikramiyesi
verilmesi, tütün ve alkol ürünlerinin satış bedellerinden pay
verilmesi ve öğrenim yardımı yapılması:
A- Maaş bağlanması (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER): 5434 sayılı Emekli
Sandığı Kanununa göre hizmet süresi 30 yıldan az olan şehit personelin
eşi , çocukları, baba ve annesine 30 yıl üzerinden, hizmet süresi
30 yıldan fazla hizmeti olanlara da fiili ve itibarı hizmet süreleri
toplamı üzerinden T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce maaş
bağlanmaktadır.
B- Emekli ikramiyesi verilmesi (SB./ASTSB./UZM.ERB.): Şehit olanların
varislerine 30 yıl hizmet yapmış gibi emekli ikramiyesi ödenmektedir.
C- Tütün ve Alkol ürünlerinin satış bedellerinden pay verilmesi
(SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER): Şehit olan personelin dul ve yetimlerine
T.C. Em. San. Gn. Md. lüğünce Tütün ve Alkol satış ürünlerinin
bedellerinden pay verilerek yılda bir kez para yardımı yapılmaktadır.
D- Öğrenim Yardımı (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER): Şehit personelin
öğrenim görmekte olan çocuklarına T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce
öğrenim yardımı yapılmaktadır.
(5)- Ordu Yardımlaşma Kurumu Yardımı (SB./ASTSB./UZM.ERB.) Oyak
Gn. Md. lüğünce 205 sayılı kanun gereğince, subay, astsubay ve
üye olmaları halinde uzman erbaşların ölümleri halinde ölüm yardımı
yapılır.
(6)- Toplu Konut Kredisi verilmesi (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER)
5434 Sayılı T.C. Em. Sand. Kanunun 64. maddesi; 2330 ve 2453 sayılı
yurtdışında görevli personele Nakdi Tazminat verilmesi ve aylık
bağlanması hakkındaki kanun ile, 2629 sayılı uçuş, parasüt, denizaltı,
dalgıç ve kurbağa adam hizmetleri tazminat kanunu kapsamındaki
görevleri nedeniyle şehit olanların öncelik sıralamasına göre:
- Maaşa bağlanan dul eşine, - Maaşa bağlanan bakmakla yükümlü
olduğu baba veya annesine, bu kredi verilir.
(7)- Kamu konutlarından yararlanma ve kira yardımı (SB./ASTSB./UZM.ERB.):
3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21. madde (B) fıkrası gereği
yurtiçinde veya yurtdışında kamu konutlarından yararlanmakta iken
ölenlerin aylığa müstehak dul ve yetimleri bir yıl süreyle lojman
kirası ve yakıt parası oturan tarafından karşılanması kaydıyla
yararlanmasına devam ettirilir. Bu süre sonunda ikametgah olarak
kullanacakları yurtiçindeki taşınmazın kira bedelide on yıl süre
ile devletçe karşılanır.
(8)- Halk Bankası Destek Kredisi (Şehit Dul Yetimi) yardımı; Terörle
mücadelede şehit olan personelin kanuni varislerine işyeri açmaları
için T.C. Halk Bankası şubelirince şehit dul ve yetimi kredisi
verilir.
(9)- Şehit Yakınlarına İş Temini: 3713 sayılı Terörle Mücadele
Kanunu kapsamındaki olaylarda terör eylemleri nedeni veya etkisiyle
şehit olan kamu görevlileri ile ebaş ve erlerin yakınlarından
birine kamu ve özel sektörde iş verilmesi hususu 4131 sayılı kanun
ile düzenlenmiş olup uygulama İçişleri Bakanlığınca yürütülmektedir.
B- Şehit varislerine yapılan yardımlar dışında tanınan diğer hakları
şunlardır:
(1)- Şahadet Belgesi: Şehit olan personele Birlik Komutanlığınca
Şahadet Belgesi düzenleyerek ailesine gönderilmektedir.
(2)- Bayrak Verilmesi: Şehidin tabutuna sarılan bayrak bir kutuya
konarak erkek çocuğuna yoksa babasına verilir.
(3)- Madalya ve Berat verilmesi: Şehit olan personelin varislerine
Bakanlar Kurulu kararı ile Devlet Övünç Madalyası ve Beratı verilmektedir.
(4)- Şehidin kendisinden sonraki kardeşinin askerlikten muaf tutulması
(TD.SB./ERB.ER): Şehit personelin kendisinden sonra askerlik sırası
gelen ilk erkek kardeşi istekli olmadıkça 1111 sayılı yasa gereğince
silah altına alınmaz.
(5)- Şehit kardeşlerinin ikametgahlarına yakın bir yerde askerlik
hizmetlerini yapması (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER): Şehit personelin
kardeşleri, eğitim merkezlerindeki eğitimlerini müteakip ikamet
yerlerinde veya askerlik şubelerine yakın birlik, kurum ve karargahlara
tertip edilir.
(6)- Hastaneden Yararlanma: Maaş bağlanan eş, çocuk, anne ve baba
sağlık karneleri T.C. Emekli Sandığı tarafından verilerek hastahanelerden
faydalanmaları sağlanır.
(7)- Askeri hastahanelere giriş için kimlik kartı verilmesi: TSK.
Kimlik kartı yönergesi (MYS.52-7 (A)) gereği, şehit subay, astsubay
ve uzman erbaşların dul eşleri, “yalnız askeri hastahanelere giriş
için geçerlidir” kimlik kartları bağlı bulundukları bulundukları
askerlik şubesi başkanlıklarınca verilir.
(8)- Orduevlerinden Yararlanma (SB./ASTSB.): Şehit subay, astsubay
anne ve babalarına, Garnizon K. lıklarınca tanınmış kişi adledilerek
orduevlerinin günübirlik istifadelerine imkan tanınmıştır.
(9)- Özel Eğitim Merkezlerinden Yararlanma (Yaz/Kış): Şehit subay,
astsubay eş ve çocuklarına özel eğitim merkezlerinden daha çok
faydalanmaları için (+10) puan verilmektedir.
(10)- Ulaşım Araçlarından Ücretsiz İstifade (SB./ASTSB./UZM./ERB.ER):
Terörle mücadelede şehit olanların dul kalan eşleri ve reşit olmayan
çocuklarına, maaş bağlanan anne ve babalarına, yurtiçinde devlet
demir yollarında, denizyolları şehir hatlarında ve belediye toplu
taşıma araçlarında ücretsiz seyahat etme imkanı tanınmıştır.
(11)- 2684 sayılı kanuna göre ilköğretim ve ortaöğretimde parasız
yatılı veya burslu öğrenci okutma ve bunlara yapılacak sosyal
yardım: Milli Eğitim Bakanlığınca tespit edilecek kontenjan kadar
şehit çocukları sınavsız olarak parasız yatılı öğrenciliğe alınarak
parasız eğitim yapma imkanı sağlanmıştır.
(12)- Okullara Öncelikle Alınma: Giriş koşullarını taşıyan şehit
çocukları ile öz kardeşleri askeri okullara girişte belirlenen
oranda puan almaları halinde giriş notlarına değişik oranlarda
not ilavesi yapılarak askeri okullara girmeleri sağlanmıştır.
(13)- Şehit SB./ASTSB. Şahsi Tabancalarının Varislerine Devri:
Şehit personelin anne, baba, eş ve çocuklarına şehit varisi olduğunu
belgelemeleri şartıyla İl EM. MD’ lüklerince silah bulundurma
ruhsatı vermektedir.
(14)- Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne
Bağlı Yurtlardan Öncelikle Yararlanma: Şehit çocukları durumlarını
belgelemeleri halinde yurtlardan öncelikli olarak faydalanmaları
sağlanmaktadır.
(15)- Ücretsiz Seyahat Hakkı (SB./ASTSB/UZM.ERB./ERB-ER) 3713
sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat
ve Aylık Bağlanması hakkında kanun kapsamına girenlerden görevi
esnasında ölenlerin maaş alan dul eşi, reşit olmayan çocukları
ile anne ve babaları yurtiçinde Devlet Demiryollarında, Demiryolları
Şehir Hatlarında ve Belediye Toplu Taşım Araçları ile Belediye
Tarafından kurulan Şirketler ve özel firmalar aracılığıyla yaptırılan
toplu taşım işinde kullanılan araçlarda ücretsiz seyahat edebilir.
(16) Onur Hat Verilmesi Telsim A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından
şehit personelin 1’ nci derecede yakınlarına hizmet amacıyla “Onur
Hat” uygulaması verilmektedir.
(17)- Yüksek Öğrenim Katkı PayıAlınması(SB./ASTSB./UZM.ERB./UZM.-ER)
Şehit olan personelin geride kalan çocuklarından yüksek öğrenim
kurumlarında öğrenim görenlerden yüksek öğrenim katkı payı alınmamaktadır.
(18)- Mehmetçik Vakfı (ERBAŞ/ER) Yardımı: Şehit olan veya her
ne sebepten olursa olsun vefat eden erbaş ve erlerin varislerine
her yıl belirlenen oranda ölüm yardımı yapılmakta, çocuklarına
ise öğrenim yardımı verilmektedir.
Şehit
Varislerine Sağlanan Maddi Haklar Yardım Çeşitleri ve Miktarı
1- Nakdi Tazminat 13.119.500.000 Tl.
2- Kuvvet Komutanlığı Yardımı (UZ.ERB.,ERB.,ER) 180.000.000 Tl.
3- Birlik Komutanlığınca Yapılan Ölüm Yardımı (SB.-ASTSB.) 262.390.000
Tl.
4- Tütün Bey’ iye İkramiyesi 552.400.000 Tl.
5- Emekli İkramiyesi (SB.,ASTSB.,UZM.ERB.) 14.669.700.000 Tl.
6- Emekli Maaşı Tahsil Durumuna Göre (ERB.ER) Hizmet Esnasına
Göre (SB.ASTSB.UZM) 7- Oyak Ölüm Yardımı (SB.ASTSB.) 7.584.010.000
Tl.
8- Oyak Emeklilik İkramiyesi (SB.ASTSB.) Hizmete Bağlı
9- Toplu Konut Kredisi 8.500.000.000 Tl.
10- Halk Bankası Şehit Dul ve Yetim Kredisi 1.000.000.000 Tl.
11- Mehmetçik Vakfı Yardımı (ERBAŞ.ER) 1.150.000.000 Tl.
12- Kira Bedelinin Devletçe Ödenmesi (SB.ASTSB.UZM.) 10 Yıl Süreyle
13- T.C. Emekli Sandığı Öğretim Yardımı - İlkokul - Ortaokul -
Lise - Yüksekokul 108.000.000 Tl. 162.000.000 Tl. 216.000.000
Tl. 324.000.000 Tl.
Şehit
Varislerinin Haklarının Tahakkuku için gerekli olan belgeler:
Birlik
Komutanlığınca Düzenlenecek Belgeler (6’ şar Suret):
(1) Görev Emri
(2) Olay Tutanağı
(3) Ölü Muayene ve Otopsi Raporu
Olay,Adli
Kovuşturma Konusu ise, Yukarıdaki Belgeleri İlave Olarak;
(1) Ayrıntılı Kaza Raporu
(2) İdari Tahkikat Raporu
(3) Mahkeme Kararı Birlik Komutanlıklarınca; şehit olan personelin
kayıtlı oldukları nüfus idaresine ölüm kaydının yapılması işlemi;
otopsiyi yapan savcılık ve olay mahalindeki nüfus idaresi ile
koordine edilerek sonuçlandırılıncaya kadar takip edilecek ve
yukarıda belirtilen diğer belgeler olayın olmasını müteakip 15
gün içinde K.K.PER.İŞL.D.BŞK. lığına gönderilecektir.
Varislerce
Düzenlenecek Belgeler (6’ şar Suret):
(1) Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği (Şehidin kendisi, anne, baba,
eş, çocuk ve kardeşleri gösterilecek)
(2) Veraset İlamı
(3) Dilekçeler (Nakdi Tazminat, Maaş ve Mehmetçik Vakfı için 18
yaşından büyük her varis ayrı ayrı yazacak ve dilekçelerde ikamet
adresi ve telefon numarası ile banka hesap numarası belirtilecektir.)
(4) Kimlik Araştırma Belgesi (Maaş Bağlanacaklar İçin)
(5) Şehit, dul ve yetim bıraktıysa baba için muhtaçlık belgesi
(Çatışmada Şehit Olanlar Hariç)
(6) Varislerin üçer adet fotoğrafları (Maaş bağlanacaklar için)
(7) Şehidin öğrenim belgesinin tasdikli sureti
(8) Şehidin 1 adet vesikalık fotoğrafı. Şehidin varislerine düzenlenecek
belgelerin tamamlattırılması amacıyla şehit ailelerine, ikamet
ettikleri yerdeki Garnizon Komutanlıklarınca yardımcı olunacak,
hazırlanacak belgeler doğrudan K.K.PER.İŞL.D.BŞK’ lığına gönderilecektir.
Askerlik
hizmetini yaparken yaralanan ve sakat kalan malül gazilere yapılan
yardımlar:
2330
sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması hakkındaki kanun gereği;
3713 sayılı terörle mücadele kanunu, 2453 sayılı yurt dışında
görevli personel Nakdi Tazminat verilmesi ve Aylık Bağlanması
hakkındaki kanunu, 3497 sayılı paraşüt, denizaltı, dalgıç ve kurbağa
adam hizmetleri tazminat kanunu kapsamına girenlerden yaralanan
personele iş günü/iş kaybı oranına göre Nakdi Tazminat ödenmektedir.
Terörle
mücadelede sakat kalan personele yapılan maddi yardımlar şunlardır:
Nakdi Tazminat (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERBAŞ-ER) yardımı:
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması hakkındaki kanun
gereği aşağıda belirtilen yasalar kapsamında sakat kalan personele
sakatlık derecelerine göre değişik oranlarda Nakdi Tazminat ödenmektedir.
Bu
yasalardan;
(1) 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu Kapsamında,
(2) 2453 Sayılı yurtduşunda görevli personele Nakdi Tazminat verilmesi
ve aylık bağlanması hakkında kanun kapsamında,
(3) 3497 Sayılı kara sınırlarının korunması ve güvenlik hakkında
kanun kapsamında şehit olan veya vefat eden personele MSB. lığınca
Nakdi Tazminat ödenmekte,
(4) 2629 Sayılı uçuş, paraşüt, denizaltı, dalgıç ve kurbağa adam
hizmetleri tazminat kanunu kapsamına girenlerin kanuni varislerine
Nakdi Tazminatları ise Birlik Komutanlıklarınca ödenmektedir.
Malül
Subay ve Astsubayların TSK’ de Göreve Devam Etmeleri ve Kamu Konutlarından
İstifadeleri:
“TSK’ lerinde Görev Yapamaz” raporu alan ve organ kaybı bulunan
subay ve astsubaylardan kuvvet komutanlığınca uygun görülenlerden
GATA profösörler sağlık kuruluna sevk edilen ve “Belirtilen Görevleri
Yapar” kararı alan ve Genelkurmay Başkanlığınca onaylanan subay
ve astsubaylar, tekrar TSK’ inde uygun kadro görev yerlerinde
mevcut statüleri ile istihdam edilir. İstihdam edilen personelin
bu durumlarını belgelemeleri halinde görev tahsislilerle birlikte
TSK’ nde görev yaptığı sürece konut tahsisi yapılır.
C.T.C.EM.SAND.GN.MD’
lüğünce maaş bağlanması, emekli ikramiyesi verilmesi, tütün ve
alkol ürünlerinin satış bedellerinden pay verilmesi ve öğrenim
yardımı yapılması:
(1) Maaş Bağlanması (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER): 2330 sayılı
Nakdi Tazminat ve aylık Bağlanması hakkındaki kanunun 4’ ncü maddesi
kapsamına girenlere maaş bağlanmaktadır. Maaş ilgilinin tahsil
durumuna ve sakatlık derecelerine göre değişmektedir.
(2) Emekli İkramiyesi Verilmesi (SB./ASTSB./UZM.ERB.): Yaşamak
için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını bir başkasının
yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malül olanlara 30
yıl hizmet yapmış gibi T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce
Emekli İkramiyesi ödenmektedir. .
Ayıplarımızdan
Kurtulmalıyız.
Son
dönemlerde ulusal ve yerel basın yıllar önce yaptığımız çalışmaları
ülke gündemine taşımayabaşladılar. Gaziler gerçeğini törenlerde
değil, onların, sosyo-ekonomik koşullarında da arama zorunluluğunu
dile getiriyorlar.
Yıllar önce, “resmi geçit törenlerinde değil, gazilerin sorunlarında
gerçeği arayın” mesajını iletebilme yolunda örnek teşkil edecek
bazı yayınlarımız oldu: Yıl: 1992 Sayı: 74 Konu: Bir Gazinin Dramı.
Yıl: 93 Sayı:82 Konu: Simitçi Gazi. Yıl: 1995 Sayı: 97-98 Konu:
“Onurumuz İçin Gazi Bakanlığı İstiyoruz”. Yıl: 1997 Sayı: 108
Konu: “Terör Kurbanları Haklarını Almalı...”
Bu
yayınlarımızda olumlu olduğu kadar olumsuz tepkiler aldık. Örneğin
“ Bir Gazinin Dramı” Yıl:1992 Sayı: 74 başlıklı yayın, dönemin
İstanbul Muharip Gaziler Derneği Başkanı tarafından acımasız ve
sığ eleştiriye maruz kaldı. Dönemin başkanı şeref Bozan şunu ifade
etti “Röportaj yaptığımız Kore Gazisi bir arkadaşınızdır. Onu
‘ tuvaletci gazi ‘ şeklinde vermeniz yalnış ve etik kurallarla
bağdaşmaz. Bu konu mahkemeye intikal edecek” dedi ve dediğini
yaptı. Dergi yetkililerinin Fatih Adliyesi Ağır Ceza Savcısı tarafından
ifadeleri alındı. Ancak bir mahkeme açılmadı.
GüneşBalçıkla
Sıvanmıyor
Geçmişle
yaşanmaz, ama dersler çıkartılır. Gerçek, acımasızdır. Örtüler
altında ya saklanır ya da unutulur. Ancak, hiç bir engel tanımaz.
Koşulları oluştuğunda yerden mantar gibi biter.
9 yıl önce gerçeği ortaya koyduğumuzda, İstanbul Muharip Gaziler
şube Başkanı Sayın şeref Bozan sırça köşkte yaşıyordu. Acaba şimdi
neredeler? gazilerin trajedileri basında sıkça yer almaya başladığı
bugünün Türkiye’ sinde...
4
Temmuz 2001 tarihli, İstanbul Akşam Gazetesi, Marmara Baskısı
“Vefasızlığın Böylesi” başlıklı haber ile 16 Ağustos 2001 tarihli
İstanbul Gözcü Gazetesi’ nin 1. sayfasında ki “Vah Gazim Vah!”
yayını, dün, söylemekten sakınılan, söylendiği takdirde çeşitli
mesnetsiz suçlamalara maruz kalınan ortamda, yayınlamaktan çekinmediğimiz
haberlerimizle örtüşmekte ve onları onaylamaktadır. Bu konunun
ulusal ve yerel basında işlenmesi gazileri ve bu konuya duyarlı
olanları umutlandırır.
Bayramın
Kutlu Olsun
Habercilerimizden
Mustafa Kaplan, Kurtuluş Savaşı yıllarında acının, gözyaşının,
kahramanlığın, korkaklığın, bağımsızlığın, ulus olma bilincinin
içeriğini yaşayarak hissederek öğrenen Gazi Ali Gökay’ la görüşmek
üzere ivedikle Zonguldak Ereğli’ nin yolunu tuttu. Öyle ya, misak-ı
milli sınırlar içinde bayrağımızın dalgalanmasına, miras aldığımız
Türkiye Cumhuriyet’ inin oluşmasına, özgür bireyler olarak hukuk
devletinde yaşamamıza olanak sağlayan ve sayıları bir elin parmaklarına
düşen ve onurlu örneklerimizden Gazi Ali Gökay ile röportaj yapmanın
mutluluğu ifade edilemezdi.
Gazeteci
arkadaşımız Mustafa Kaplan’ ın bir başka amacıda Gazi Ali Dede’
nin elini öpmek ve bayramını, onun bayramını yani “Gaziler Haftası”
nda onu anmaktı. Haberci Mustafa Kaplan “ Bayramlaşmak için yakınlarımı
ziyarete giderim. Ancak bir gazinin özel gününü kutlamak için
ona misafir olmak çok daha farklı anlam ve duygu taşıyan bir olay”
şeklindeki sözleri bir mesaj olarak alınmalı. Gazilerimizi birebir
ziyaret edelim, hiç almassa “Gazi Haftası” nda... Mustafa Kaplan,
kutlamanın ardından görev bilinci içersinde sorularını, Gazi Ali
Gökay’ a yanıtlaması için yöneltti.
M.Kaplan:
Doğum yeriniz ve tevellüt
Gazi Ali Gökay: Kastamonu, İnebolu’ da dünyaya geldim. Tevellüt
1318. Nüfus Belgesi’ ni de 20 yıl sonra çıkarttım. Bu belge şimdiki
gibi gözde değildi.
M.Kaplan: Nüfus Belgesi, ifade ettiğiniz gibi doğumdan yıllar
sonra çıkartılan ya da bazı bölgelerde büyük çocuğun vefatı halinde
küçük kardeş tarafından kullanılan bir belge. Ancak bu belge bugün
önemli. Ne düşünüyorsunuz bu belge üzerinde?
Gazi Ali Gökay: şimdi , bakın, o evrak, sadece Türkiye Cumhuriyeti
yazısını ve ay-yıldız amblemi taşıyan bir kağıt mı? Yoksa, herkesin
taşıdığı bu belge, bulunduranların, dedelerinin ayrı ayrı acı
ve gözyaşı taşıyan onur mücadelesinin teyit belgesi mi?
M.Kaplan: Askerlikle ilgili söyliyecekleriniz ?
Gazi Ali Gökay: Ankara, Cebeci’ de göreve başladım. Toprağı toprak
yapan üzerinde verilen onur mücadelesidir. Bu düşünce ve inanç
içinde o yıllarda savaş verdik. Ancak, bugün, verdiğimiz mücadeleyi
paylaştığım beni geçmişin güzel günlerine götürecek arkadaşlarım
vefat nedeniyle yoklar. Kendimi yalnız hissediyorum.
M.Kaplan: Gazilik ünvanınızı tescil ettirdinizmi?
Gazi
Ali Gökay: Öncelikle kimsenin şüphesi olmasın “Ben bir gaziyim”.
Gerekli işlemleri o dönemde yapamadım. Bu nedenle gazilik ünvanı
alamadım. şunu eklemek istiyorum “Bu vatan için ölümü göze aldım”.
M.Kaplan: Basında çıkan yazılar konusunda neler söylemek isterdiniz?
Gazi Ali Gökay: Gazilerin görünmeyen bir yüzü var. Gaziler Dergisi
“ Gazi Bakanlığı” nı neden istiyor, çünkü bizler bir trajedi yaşıyoruz.
Basınımız bu trajediyi göz önüne serdikçe siyasiler bu sorunu
anlayacaklar.
M.Kaplan: Ekonomik sıkıntılarınız olduğu biliniyor. Basınımızda
bu nokta işleniyor. Bu sizin onurunuzu zedeliyor mu?
Gazi Ali Gökay: Benim maddi derdim bana. Ancak gaziliğim Türkiye
Cumhuriyeti’ ne. Herkes maddi sıkıntı çeker. Ben bundan utanmam.
Yalnız bir gaziye gösterilen değer bu olmamalı. Ben değil utanması
gereken utansın.
M.Kaplan: 19 Eylül şehitler ve Gaziler günü, bu günde, sizler
adına bazı etkinlikler düzenliyoruz. “Gaziler Haftısı” nı gazilerin
sesi olan dergimiz, gücü oranında gerçekleştiriyor. Sizi unutmadığımızı
göstermek amacıyla görevlendirildim. Gaziler Haftası hakkındaki
düşüncelerinizi öğrenebilirmiyiz?
Gazi Ali Gökay: Sizin dışınızda kaç kurum, kuruluş, erkan buna
katılıyor. Sanırım yok denecek kadar azdır. Gaziler Haftası’ nı
gazilerin yayını olan “Gaziler Dergisi” ninde düzenlemesi normal
olan bir davranış. Ancak ne oranda bu etkinliğe ilgi olacak o
merak konusu...
Etik
Değerlerimize Ne Oluyor?
Gazi
Ali Gökay yaşadıklarını özlü olarak ortaya koyarken, ders çıkarmamıza
etken olacak bulgularıda bizim değerlendirmemize sunuyor. Öncelikle
kabul edilmesi gereken nokta şu; sosyo-ekonomik problemler gazilerimizin
bazılarını ayıp! düzeyde fotoğraflamakta. Gerçeğin üzerini örtemezsiniz.
Bu konuda tartışma yapmak da abes. Gecekondu koşullarında, 70
yaşındaki kızıyla birlikte, Ereğli’ de, Bağlık Mah. Hacı Eşref
Sok. No: 4’ te ki konutta! yaşamını ekonomiyle savaşarak sürdüren
“Gazi”yi, yalnızca nüfus belgelerimize baktığımızda hatırlıyabileceğimizi
bir düşünün.
Etik
değerlerin yerini materyal değerlerin aldığı 20. yüzyılı geride
bıraktık. Yarınlarda şehitlere ve gazilere daha fazla özen gösteren
bir ülke konumuna girmek için diğer uluslarla rekabet içinde olmalıyız.
ABD ve Anzak örnekleri gerçeği çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır.
Etkili
ve Yetkili Olanlar Görev Başına
Karadeniz
Ereğli, Bağlar Mahallesi Muhtarı Ayhan İşeri, Gazi Ali Gökay’
ın problemini ilgililere taşınması ve basında bu konuda bir şeyler
yazılmasını arzuluyan, gazi konusuna duyarlı bir vatandaş ve görevli.
Ayrıca bölgeden seçilen, devlet bakanlarımızdan sayın Hasan Gemici’
de muhtar Ayhan İşeri kadar duyarlı olmalı. Kurtuluş Savaşı Gazileri’
nin anıt mezarlığı olmadığı ülkemizde, az sayıda gazimize sahip
çıkmak bir devlet bakanı için zor olmamalı. Ayrıca 3 Aralık 1999
1. Özürlüler şurası’ nda Sayın Gemici “ Özürlülerin haklarının
anayasa ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alındığını
ancak bu güne kadar özürlülere acınacak ve yardım edilecek kişiler
olarak bakıldığını” kaydetti. Bölgedeki seçmenlerin oylarıyla
Ankara’ ya gönderilen Devlet Bakanı Hasan Gemici şura’ da ilginç
bir saptama yapıyor: “ Özürlüler kendilerine acınmasını istemiyor,
tüketen değil üreten insan olmak istiyorlar”.
Hasan
Gemici’ nin saptamasına katılmamak mümkün değil. Elbette özürlü
ya da özürsüz, hiç kimse, sadaka istemez, üretmek onu mutlu kılacak
olan yegane değerdir.
Bizim
dile getirmek istediğimiz şudur: Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumundan Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici’ nin 100 yaşını
aşmış Gazi Ali Gökay’ ı ziyaret etmesidir! Gazilerimiz özürlü
değildir, ancak Gazi Ali’ de ilgiye muhtaçtır.
Mustafa
KAPLAN .
Terör
Mağduru Diplomatlar
Batının
göbeğinde, ASALA diplomatlarımızın kanını içerken “terör” ü görmekten
uzaktılar.
Dünya Ticaret Merkezi ve Pentogon’ a düzenlenen uluslararası destekli
“11 Eylül Terör Saldırısı” dünyanın gündemine bomba gibi düştü.
Sosyo-ekonomik dengeler bir anda şok dalgasına kapıldı. Terörist
saldırısının sofistikasyonu, programlanması ve uygulanması “tahmin
edilemeyeni tahmit et” sözünü şiar edinen batı dünyasında ironi
yarattı.
Oysa
ASALA’ nın diğer terör örgütleriyle koordinasyonunu ve ölümcül
şovlarını yaşayan Türkiye için bilinen ancak anlaşılamayan! bir
olguydu “TERÖR”.
Geçmişin
tozlu raflarından indirilen Osmanlı Rus çıkar savaşlarında filizlenen
“Ermeni Meselesi” gerek uluslararası teröre gerekse batının oy
avcısı politikacılarına malzeme oldu. Bu stratejinin görünen yüzü
“ASALA TERÖR ÖRGÜTÜ” saldırdığında dünyanın kulakları “Midas’
ın Kulakları” ndan çok uzaktı.
Dünya,
Terörle Mücadeleyi Başlattı
ABD, bu saldırının ardından çevik bir politik hareketle NATO’
nun 5. maddesini çalıştırdı. 5. maddeye göre üye devletlerden
birine yapılan saldırı diğer devletlere de yapılmış sayılır. Diğer
üye ülkeler saldırıya uğruyan ülkenin yanında uygun gördükleri
koşullarla yardıma hazır olur. Ancak bir sorun var; Çünkü Terör
Gölge Düşman.
NATO’
nun Türkiye Daimi Temsilcisi Onur öymen “NATO ilk kez 5. maddeyi
çalıştırdı ve teröre karşı bu madde işletilmeye çalışılıyor” beyanı
da bu düşmanın ciddiyetini vurguluyor.
Emekli
Büyükelçilerimizden İnal Batu’ nun “NATO’ nun 5. maddesinin terörizm
için çalıştırılmasını ilk isteyen biziz ama, o zaman üye devletlerin
hiçbiri ilğilenmedi. Asala’ ya, Öcalan’ a verilen destekleri unutmadık,
bunu en iyi Türk diplomatları bilir” ifadesi de eleştiriden çok
bir gerçeğin altını çizmesiyle önemli; benim- senin, dinli-dinsiz,
sağcı-solcu terörist olarak ayırıp terörü algılayamayız.
UNUTULAN
ŞEHİTLİK
124.
sayımızda “Şehit Maaşı Unutuldu” başlığı altında Ermeni teröristler
tarafından 1982 yılında şehit edilen Boston Fahri Başkonsolos’
u Onhan Gündüz’ e 19 yıldır maaş bağlanmamasıyla ilgili haberimiz
bir çok telefon ve faks aldı. Emekli Büyükelçi İnal Batu’ nun
“Bizler yıllarca hangi köşede üzerimize hangi silah çevrilecek
diyerek dolaştık. Meslektaşlarımızın katilleri birkaç yıllık göstermelik
cezalardan sonra salıverildi” beyanından anlaşılacağı gibi ülkemizi
yurt dışında, hayatını risk ederek temsil eden diplomatlarımıza
gereken önemi gösterdiğimizi söylemek zor olacak.
1973-1984
arası Teröre Mağruz Kalan Diplomatlar
Yaklaşık
11 yıl, Asala vurdu, batı seyretti. Diplomatlarımızın kadavraları
üzerinde politika yapmakla kalmayıp Asala Terör’ ünü teyit edecek
anıtlar, kabullenmeler, anmalar icra etti. Ermeniler mazlum halk
Asala’ da intikam gücüydü.
11
Eylül’ den sonra vicdanlarına ne diyecekler, insanlıklarınla
nasıl yüzleşecekler aşağıdaki listeyi gördüklerinde...
27
Ocak 1973 Türkiye’ nin Los Engeles Başkonsolosu Mehmet Baydar
ve Konsolos Bahadır Demir, 78 yaşındaki Amerikan uyruklu Ermeni
Gürgen (Karakin) Yanikiyan tarafından şehit edildi.
22
Ekim 1975 Türkiye’ nin Viyana Büyükelçisi Danis Tunalıgil,
büyükelçiliği basan 3 terörist tarafından şehit edildi.
24 Ekim 1975 Türkiye’ nin Paris Büyükelçisi İsmail EREZ
ve makam şöförü Talip YENER, büyükelçilik yakınlarında katledildi.
Saldırıyı ‘Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları’ adlı örgüt üslendi.
15
Şubat 1976 Türkiye’nin Beyrut Büyükelçiliği Başkatibi Oktar
CİRİT ,bir salonda otururken Ermeni terörizminin kurbanı oldu.
Saldırıyı ASALA üstlendi. ASALA ilk kez bu cinayetle adını ortaya
attı.
2
Haziran 1977 Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Taha CARİM,büyükelçilik
ikametkahının önünde iki teröristin açtığı ateş sonucu öldü.Saldırıyı
bu kez ‘Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları’adlı örgüt üstlendi.
2
Haziran 1978 Madrit’te Büyükelçi Zeki KUNARALP’in eşi Necla
KUNARALP Ermeni bir saldırgan tarafından öldürüldü.Aynı saldırı
sırasında.emekli Büyükelçi Beşir BALCIOĞLU da vefat etti.
12
Ekim 1979 Hollanda’daki Türkiye Büyükelçisi Özdemir BENLER’in
oğlu Ahmet BENLER, silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Olayı bu
kez hem ‘Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları’ hem de ASALA ayrı
ayrı üstlendi.
22
Aralık 1979 Türkiye’nin Paris Turizm Müşaviri Yılmaz ÇOLPAN
bir teröristin saldırısı sonucu katledildi.
6 Şubat 1980 Türkiye’nin İsviçre Büyükelçisi Doğan TÜRKMEN,
Bern’de uğradığı saldırıdan yara almadan kurtuldu.
17
Nisan 1980 Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Vecdi TÜREL’in
makam aracına ateş açıldı. TÜREL ve koruma görevlisi Tahsin GÜVENÇ
saldırıdan yaralı olarak kurtuldular.
31
Temmuz 1980
Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği İdari Ateşesi Galip ÖZMEN ile
14 yaşındaki kızı Neslihan ÖZMEN bir teröristin silahlı saldırısı
sonucu katledildiler.Saldırıyı ASALA üstlendi.
26
Eylül 1980 Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği Basın Danışmanı
Selçuk BAKKALBAŞI uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.
17
ARALIK 1980 Türkiye’nin Avusturalya Başkonsolosu Sarik ARIYAK
ile koruma görevlisi Engin SEVER, Ermeni terörizminin kurbanı
oldular.
4
Mart 1981 Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi
Reşat MORALI ile din görevlisi Tecelli ARI, Çalışma ateşeliğinden
çıkıp arabaya binecekleri sırada 2 teröristin saldırısına uğrayarak
hayatlarını kaybettiler. Saldırıyı ASALA üstlendi.
2 Haziran 1981 Türkiye’ nin Kophenag Çalışma Ateşesi Cavit
DEMİR oturduğu apartmanın asansöründe uğradığı silahlı saldırıdan
yaralı olarak kurtuldu.
9
Haziran 1981 Türkiye’ nin Cenevre Başkonsolosluğu Sözleşmeli
Sekreteri Mehmet Savaş YERGÜZ evine gitmek üzere konsolosluktan
ayrıldıktan hemen sonra uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.
Saldırıyı ASALA üstlendi.
24
Eylül 1981 Türkiye’ nin Paris Başkonsolosluğu ile Kültür Ateşeliği’
nin bulunduğu binayı işgal eden dört Ermeni Terörist 56 Türk görevli
ve vatandaşı rehin aldı. Güvenlik görevlisi Cemal ÖZEN’ i öldürüp
Başkonsolos Kaya İNAL’ ı yaraladılar. Olayı ASALA üstlendi.
25
Ekim 1981 Türkiye’ nin Roma Büyükelçiliği İkinci Katibi Gökberk
ERGENEKON yolda yürürken saldırıya uğradı. ERGENEKON olaydan hafif
yaralarla kurtuldu.
28
Ocak 1982 Türkiye’ nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal ARIKAN
öldürüldü. ARIKAN’ ın katili Tasnak Militanı Hampig Sasunyan,
müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
8
Nisan 1982 Türkiye’ nin Ottowa Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri
Kani GÜNGÖR, uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.
5
Mayıs 1982 Türkiye’ nin Boston Fahri Başkonsolosu Orhan GÜNDÜZ,
uğradığı silahlı saldırıda öldü.
7
Haziran 1982 Lizbon Büyükelçiliği İdari Ateşesi Erkut AKBAY,
Ermeni bir militan tarafından öldürüldü.
21
Temmuz 1982 Türkiye’ nin Rotterdam Başkonsolosu Kemal DEMİRER’
e konutu önünde silahlı saldırı düzenlendi. DEMERER, olaydan yara
almadan kurtulurken, saldırgan yaralı olarak yakalandı.
27
Ağustos 1982 Türkiye’ nin Ottowa Büyükelçiliği Askeri Ateşesi
Atilla ALTIKAT, silahlı saldırı sonucu öldü.
9
Mart 1983 Türkiye’ nin Burgaz Başkonsolosluğu İdari Ateşesi
Bora SÜELKAN katledildi.
16
Haziran 1983 Türkiye’ nin Belgrad Büyükelçisi Galip BALKAR’
a 2 terörist tarafından 9 Martta silahlı saldırı düzenlendi. Olayda
ağır yaralanan BALKAR, 11 Mart’ ta hayatını kaybetti. Olayda,
bir Yugoslav öğrencide öldü. Saldırıyı yapan Kirkor Levonyan ile
Raffi Aleksanrır, olaydan tam bir yıl sonra 9 Mark 1984’ de 20’
şer yıl ağır hapis cezasına çarptırıldılar.
15
Temmuz 1983 Brüksel İdari Ateşesi Dursun AKSOY, bir ermeni
teröristin tabancayla düzenlediği süikast sonucu öldürüldü. Katil
olaydan sonra kaçarken, suikast Asala ve Adalet Komandoları adlı
örgütler tarafından ayrı ayrı üstlendi.
27
Temmuz 1983 Türkiye’ nin Lizbon Büyükelçiliği, 5 Ermeni terörist
tarafından basıldı ve bina içindekiler rehin alındı. Baskın sırasında
Büyükelçilik Müsteşarı Yurtsev Mihçioğlu’ nun eşi Cahide Mıhçıoğlu
hayatını kaybetti. Saldırıyı “Ermeni Devrimci Ordusu” adlı örgüt
üstlendi.
29
Mart 1984 Türkiye’ nin Tahran Büyükelçiliği Ticaret Müşavir
Yardımcısı Işıl ÜNER’ in otomobiline bomba yerleştirmeye çalışan
bir terörist, bombanın elinde patlaması sonucu öldü.
28
Mart 1984 Tahran’ da Büyükelçilik Başkatibi Hasan Servet ÖKTEM
ve Büyükelçilik Ataşe Yardımcısı İsmail Pamukçu, evlerinin önünde
uğradıkları silahlı saldırıda yaralandılar.
28
Nisan 1984 Türkiye’ nin Tahran Büyükelçiliği Sekreteri Sadiye
YÖNDER’ in eşi, İran ile Türkile arasında ticaret yapan iş adamı
Işık YÖNDER, bir ASALA Militanı tarafından öldürüldü.
20
Haziran 1984 Türkeye’ nin Viyana Büyükelçiliği Çalışma Ateşesi
Erdoğan ÖZEN, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu
öldü. Olayı “Ermeni Devrimci Ordusu” adlı örgüt üstlendi.
19
Kasım 1984 BM görevlisi Enver ERGÜN, Viyana’ da Ermeni teröristlerce
öldürüldü. .
T.S.K.
Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi
Kimin
başı sıkışsa ya karakola ya da askere gider. Ancak, bu unutulduğunda
bir paranoya hakim olur.
Ekonomik
buhran döneminde olduğumuz bu günlerde yöneten kadroların, önce
beyinlerinden ardından dilinden çıkan en küçük olumsuzluk doların
yükselmesine, borsanın düşmesine, vatandaşın yüzünün asılmasına
ve düşmanların ellerini ovuşturmasına sebep oluyor. Ağustos 2001’
de, Mesut Yılmaz’ ın ortaya attığı “Ulusal Güvenlik” kavramı üzerine
yüklenen söylemler en yakın ve canlı örneği. Bir milyon beşyüz
bini aşan dolar saçları diken diken etmesiyle hafızalarda unutulmamacasına
yerini aldı.
Bir
paranoya hakim. Sivil otoritenin eksik ve hatalı yönetimleri sonucu
doğan yetki boşluğu ordu tarafından üç kez dolduruldu. Askerlik
mesleği dışında ülke yönetimi gibi farklı bir konuda başarılı
çalışmalar sergileyen ordu, paranoyak kafaların eleştirisine maruz
kaldı.
Polise
yönelen kasıtlı eleştiriler, orduya yöneldi. Abuk sabuk yüklemeler
yapıldı. Jandarma üzerine yapılan yıpratıcı spekülasyonlar halen
belleklerde. Jandarma, toplamış - namazı bile kılınır mı - sorusuna
muatapları soyguncuları, vermiş mahkemeye. Ama paranoyak kafa
karışmaya başlamış jandarmanın işine...
Yapılan
tüm istatistikler, ordunun, yıpranmadığını, en güvenilir kurum
olduğunu, teknoloji ile içli dışlı ilişkide geleceği planladığını,
yozlaşmadığını, disiplini ve etik kuralları muhafaza ettiğini
gözler önüne sermeye devam ediyor. Ordunun, ülkede askeri güvenlik
konusu dışında, vatandaşın hizmetinde, gelişmeye yönelik hizmetler
içersinde olduğunun son kanıtı 17 Ağustos Depreminde görüldü.
Jandarma’ nın operasyonları hortumcuları, soyguncuları ürküttü.
Devamlı
yenilik içinde ve ileriye dönük planlar kapsamında gayret sarfeden
ordu bir ilke daha imza attı. Savaşın bir gideni birde döneni
olduğunu en iyi bilen kurum; ülke savunması ve terörle mücadele
esnasında sakatlanan veya uzvunu kaybeden gazi mehmetçikler için
hizmet verecek ve onları tekrar sağlıklı yaşamlarına döndürecek
modern bir “Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi”
ni 21 Nisan 2000’ de hizmete açtı.
Özellikle
dönenleri, gazileri, ilgilendiren rehabilitasyon konusunda en
gelişmiş ülke ABD. Yüzlerce psikolog ve klinik gazilerin ya da
dönenlerin topluma uyum sağlama problemlerini gidermek amacıyla
hizmet veriyor. Türkiye’ de de böylesine önemli bir konuda ilk
adımı ordu atıyor. Sivil yöneticiler de nutuk atıyor.
Şehit
ve gaziyi düşünen ordu.Gaziyi topluma kazandıran ordu. Şehit ve
gaziye maaş veren ve yardıma koşanda ordunun vakıfları. Türkiye’
de yüzlerce vakıf var. Şehit ve Gaziler için ne yaptıklarına bir
bakın sonrada çaresizliğinizi çözmek için ordudan elinizi çekin
ve işinize bakın.
“TSK
Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi” ni dergi okurlarına ve özellikle
gazilerin bilgisine sunuyoruz.
Düşüncenin
Doğuşu
Ülkenin
dirlik ve birliği için mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri 1995
yılının Mart ayında dünya kamuoyunun da yakından izlediği, çok
büyük çapta bir iç güvenlik hareketi icra etmek zorunda kaldı.
Yürütülen
bu operasyon, ülkede büyük takdirle karşılandı ve yurdu büyük
bir coşku kapladı.
Bu
arada Türk milletinin hissiyatına tercüman olan Ankara Gazeteciler
Cemiyeti ve Türkiye Radyo Televizyon Kurumu tarafından bir maddi
destek kampanyası başlatıldı.
Türk
halkının ordusuna her zaman gösterdiği şükran duygusu; bu girişimini
kendiliğinden ve gönüllü olarak bütün ülkeyi ve yurt dışındaki
vatandaşlarımızı kapsayan “Haydi Türkiye Mehmetçikle ELELE” kampanyası
haline dönüştürdü.
Türkiye’
yi tek bir vücut tek bir yürek haline getiren kampanyada, 56 saat
gibi kısa bir sürede, aziz milletimizin gönlünden kopan yardımlar
bir çığ gibi büyüdü. Toplanan bu bağışlarla; Genelkurmay Başkanlığı
Karargahı’ nda yürütülen kapsamlı ve geniş katılımlı çalışmalar
sonucunda, ülke savunması ve terörle mücadele esnasında sakatlanan
veya uzvunu kaybeden gazi mehmetçikler için hizmet verecek ve
onları tekrar sağlıklı yaşamlarına döndürecek modern bir “Türk
Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi” kurulması
kararlaştırıldı.
Projeyi
yüklenen ELELE VAKFI
Hedeflenen
bu yüce amacın bir vakıf eli ile gerçekleştirilmesinin ve yaşatılmasının
daha uygun olacağının değerlendirilmesi üzerine, kurucu üyeliklerini,
Sayın Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile Jandarma Genel
Komutanının oluşturduğu “Türk Silahlı Kuvvetleri ELELE Vakfı”
doğmuş oldu.
Proje
çalışmaları Milletimizin verdiği bu emaneti üstlenen ELELE Vakfı
21 Nisan 1996 tarihli resmi gazetede tesis senedinin yayınlanmasıyla,
kuruluşunu tamamladı ve genel müdürlük 03 Haziran 1996 tarihinden
itibaren Ankara’ da çalışmaya başladı.
Tesisin
projesi mimari yarışma sonucunda elde edilmiş ve MSB İnşaat Emlak
Daire Başkanlığı’ nca Tepe İnşaat Sanayii A.Ş.’ ye ihale edilmesi,
kontrol ve inşası sağlanmıştır. Tesisin ihtiyaç programı Genelkurmay
Lojistik Başkanlığı ve GATA tarafından teşkil edilen bir heyet
tarafından hazırlanmıştır.
Merkezin
Yeri
“Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi” Ankara
ili, Çankaya ilçesi, Bilkent yolu üzerindeki Lodumlu bölgesinde
konuşlandırılmıştır. Tesis için; Gülhane Askeri Tıp Akademisi
tarafından orman arazisi olarak kullanılan alan ile birlikte 1.000.000
m2’ lik arazi tahsis edilmiş, bu alanın 321.000 m2’ lik bölümü
inşaat alanı olarak kullanılmıştır. İnşaat taban alanı 38.500
m2, toplam inşaat alanı 102.500 m2. olan projesi inşa edilmiş,
inşaat sahası dışındaki 282.500 m2’ lik diğer yerler peyzaj ve
rekreasyon alanı olarak kullanılması uygun görülmüştür.
Kompleksin
Kapsamı
TSK
Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Kompleksi Kapsamında; 200 Yataklı
Omurilik ve Ortopedik Rehabilitasyon Hastahanesi, 50 Yataklı Devamlı
Bakım Evi, 50 Yataklı Hasta Misafirhanesi, Meşguliyet-Mesleki
Rehabilitasyon Üniteleri, Aliş-Veriş Merkezi, Amfi Tiyatro, Sera
ve Botanik Bahçesi, Gölet ve Süs Havuzu, 2 Adet Voleybol Sahası,
4 Aret Basketbol Sahası, 1 Adet Futbol Sahası, Gülle, Cirit, Koşu
Parkuru, Okçuluk ve Lobut Sahaları, Santranç Oyun Alanı, Otopark,
Rekreasyon Alanı, Tören Alanı, Helikopter Pisti, Başkanlık ve
Diğer İdari Bilimler, TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Personeli
için Lojman, Kreş v.b. gibi tesislerden yararlanacak tüm personelin
ihtiyacına yönelik her nevi kolaylık inşa edilmiştir.
Meşguliyet
ve rehabilitasyon üniteleri, gazileri hastahane ortamından uzaklaştıracak
ve çevre ile başbaşa bırakacak değişik rekreasyon alanları tasarlanmıştır.
Tesislerin
Asıl Amacı
Türk
Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinin hizmete
girmesiyle halen GATA ve diğer askeri hastahanelerde mevcut imkanlarla
tedavi gören Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin fiziki, tıbbi
ve sosyal açıdan tam anlamıyla bir rehabilitasyona tabii tutulmaları,
Meşguliyet
tedavisi ve meslek edindirilmeleri, engelli hale düşenlerin ve
bakıma muhtaç olanların yaşam boyu devamlı bakımlarının yapılması,
gerekli her türlü imkanın sağlanması suretiyle yeniden sosyal
hayata döndürülmeleri mümkün olacaktır. Böylece bu tesis Türk
Silahlı Kuvvetlerine moral motivasyon yönünden çok büyük katkı
sağlıyacaktır.
Türk
Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi 1999 birim
fiyatlarıyla 61 trilyon TL’ na mal olan TSK Rehabilitasyon ve
Bakım Merkezi emsallerinde bulunmayan peyzaj ve rekreasyon öğeleri
ile, gerekse içinde bulundurduğu özel ve son teknolojik donanımlarla
Türkiye’ nin yanısıra Avrupa ve dünyada ön sıralarda yer alabilecek
bir tesis niteliğindedir. Maliyet olarak benzerlerinden daha ekonomik
ayrıca nitelik olarak daha üstün bir rehabilitasyon ve bakım merkezi
inşa edilmiştir.
Açılış
Töreni
Kahraman
Türk Ordusu personeline, her durumda hizmete hazır olan TSK Rehabilitasyon
ve Bakım Merkezinin açılış töreni 21 Nisan 2000 tarihinde Sn.
8’ nci Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL, Sn. Genelkurmay Başkanı,
Kuvvet Komutanları, protokole dahil zevat, gazilerimiz ve aileleri
ve bu tesisisin gerçekleşmesinde emeği geçen aziz vatandaşlarımızın
katılımıyla gerçekleştirilmiştir.
Kahraman
gazilerimizin bu tesiste şifa bularak en kısa zamanda sağlıklı
yaşamlarına dönmelerini ve aramıza katılmalarını diliyoruz. Ülkesi
ve milleti uğruna canlarını feda eden şehitlerimizi de rahmet
ve minnetle anıyoruz.
Teşekkürler
Türkiye
Türkiye’
nin gazilerine vefa borcu olarak armağan ettiği, ülkemizde ve
bölgemizde eşi benzeri bulunmayan, tıbbin ve teknolojinin çağdaş
her türlü imkanı ile donatılmış bu anıtsal eserin oluşmasında;
maddi ve manevi katkı ve yardımlarda bulunan, yurtiçindeki ve
yurt dışındaki milyonlarca hayırsever vatandaşımıza, kurum ve
kuruluşlarımıza yürekleri gazilerimizle birlikte çarpan tüm halkımıza
TSK adına en derin saygı ile şükranlarımızı sunarız.
BAĞIŞLARINIZ
İÇİN BANKA HESAP NUMARALARI:
YURTİÇİ; ZİRAAT BANKASI ANKARA MERKEZ ŞUBE: 5000.7 - VAKIFLAR
BANKASI ANKARA MERKEZ ŞUBE: 02050000 - EMLAK BANKASI ANKARA MEŞRUTİYET
ŞUBESİ: 5000000 -HALK BANKASI ANKARA MALTEPE ŞUBESİ: 58888880
- ZİRAAT BANKASI ANKARA MERKEZ ŞUBESİ: 48139 DEM 48137 USD
YUDTDIŞI; İŞ BANKASI FRANKFURT ŞUBESİ: 44000008 DEM VAKIFBANK
NEWYORK ŞUBESİ: 40222001 USD
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ REHABİLİTASYON VE BAKIM MERKEZİ (ELELE)
VAKFI GENEL MÜDÜRLÜK Adres: Ziya Gökalp Cad. Ataç 2 Sok. No: 43/18
06420 Kızılay/ANKARA Tel: 0 312 431 99 36 402 43 38 - 430 55 75
Fax: 0.312. 431 07 36
e-mail: tskelelevakfi@superonline.com
Teröre
Karşı Savaş Başladı
Yıllarca
anlattıklarımıza aldırmayan batı dünyası yeryüzünün en büyük gücüne
yapılan saldırı sonrası teröre savaş açtı.
Japon asıllı Amerikalı Fukuyama’ nın “Tarihin Sonu” adlı yapıtı
tozlu raflarda yerini aldı. Çünkü 11 Eylül 2001 yeni bir tarihin
dönüm noktasıydı. Ulusal devlet ve terör arasında yaşanacak uzun
süreli bir savaşla tüm barış umutları gölgelendi. Yıllardır çağın
vebası olan “Terör” konusunda dikkati çekebilmek için terör mağdurlarını
gündemde tutmaya çalıştık. Gaziler Dergisi’ nde bugüne değin yayınladığımız
terörle ilgili bazı paragraflar alıntılıyalım.
1993
yılının 81. sayısında, Gaziler Dergisi, başyazıda geçen bir cümle
çok ilginçti; “20. yüzyılda kapsamlı düşünceler idealizm ve materyalizm
kamplarında yoğunlaşmıştır. Kamplara bağlı topluluklar sürekli
çatışmış ve tarihi kanla süslemişlerdir” Ve yine 1995’ te 99.
sayımızda (Başyazıda) “Avrupalı’ nın anlamadığı şuydu “Terör uluslararası
bir boyutta ele alınmalıdır. Onlar, kendi ülkesinin bağımsızlığı
ve bütünlüğü, halkının huzurundan başka bir şey düşünmeyen Türk
Silahlı Kuvvetleri’ nin, Irak’ ın toprak bütünlüğüne tecavüz olarak
düşüncelerini ifade ederken. 21. yüzyılın en büyük düşmanı olan
terörü göremiyorlardı. Oklohoma, New York, Tokyo örnekleri gündemdeyken
bile kavrayamıyorlardı. Belki de işlerine gelmiyordu”
102.
sayıda (1995) “Hızla globalleşen bir dünyada, toplum bilimciler
21. yüzyıl savaşlarının devletler arasında değil, devletlerle
terör örgütleri arasında geçeceğini belirtiyorlar. Terör, amacına
ulaşmak için ‘ Her şey mübahtır’ anlayışıyla hareket ederek; yaşlı
- genç, çoluk - çocuk, kadın - erkek, asker - sivil ayırtetmeksizin
saldırılarını gerçekleştiriyor. Terör’ e karşı savaşta sadece
askerler değil, tüm kamu görevlileri ve masum sivil vatandaşlar
da tehdit altında...”
Bir
başka örnek de 1997’ de, sayı 108’ de “Bizden” adlı köşede verilmiş.
Siyasal eğimlilerin silahlı çatışmalara dönüştüğü bir dünyada
yaşıyoruz. Ülkemiz bu konumun içinde yer almaktadır. Terör, devlet
görevlilerini fark gözetmeksizin katlediyor. Siyasal bir hedefe
ulaşmak amacı ile devlet görevlilerine ya da bireylere karşı sistemli
şiddet eylemlerine baş vuruyor. 20. yüzyıl da terör, büyük değişiklikler
geçirdi. Aşırı sağdan aşırı sola uzanan politik yelpazede çok
sayıda harekete damgasını vurdu. Elektrikle patlatılan kompakt
patlayıcıların, otomatik silahların geliştirilmesi teröristlere
büyük bir hareketlilik ve vurucu güç kazandırdı. Modern iletişim
araçlarının devreye girmesiyle terörizmin halk üzerinde ki ürkütücü
etkisi daha da arttı. Televizyonlarda gösterilen şiddet eylemlerinin
haber konusu olması; terörizmin kullanılmasını gündeme getirdi.
Ve
son olarak sayı 109 (1997) yer alan terör konusundan bir paragraf
“Son ikiyüz yıl dünya gerçeği üzerine şok edici gelişmelere sahne
oldu ve hızı giderek artıyor. Güvenlik hizmeti veren firmalarda
bir patlama yaşanması, içinde bulunduğumuz çağın “Bilgi Çağı”
olmakla beraber “Şiddet Çağı” olacağını kanıtlar nitelikte. Teknoloji
bireyin bin anda yalnızlaşmasına neden oluyor. Ayrıca bireyin,
şiddet eylemlerini kendi başına üretecek şekle dönüştürebiliyor.
TV kanalları bunun somut örneği. 5 yıllık bir peryod içinden seçtiklerimizin
bazılarını aktarmaya çalıştık. Terör, insanlığın geleceğini tehdit
eden en zararlı düşman.
Amerika
Şok Oldu
New
York saati 08:55’ i gösteriyordu 11 Eylül 2001’ de. Kaçırılan
uçaklar hedeflerine yaklaşıyordu sessiz ve derinden. Binlerce
masum insan rutin bir şekilde işyerine ulaşmaya çalışıyordu. Bazıları
ölüme bir an önce yetişebilmek için metroyu, otobüsü gözlüyordu.
Aksilik yaşayanlar sıkıntılıydı. Yetişememişlerdi ölüme. Ya! işyerinde
olanlar; yeni bir güne başlamanın mutluluğu içinde bekliyorlardı
ölüm uçaklarını.
Ve
o uçaklar, füze kalkanı ile güvenlik olmaya çalışan Amerikayı
mermi gibi vurdu. Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon yere indirilmişti.
Başkan Bush saklanıyordu! Amerikalılar şoktaydı. Binlerce masum
insan böylesine acımasız yakalanmışlardı ölüme.
Çifte
Standart
Son
onbeş yılda 30 bin insanımızı “Terörle Mücadele” de yitirdik.
Terör’ ün dini imanı, milleti olmadığını anlattık. Bireyin kabullendiği
bazı kavramların içi boşaltılarak kurşunlar, silahlar doldurulduğunu
söyledik. Kuzu postu giymiş kurtlar dedik terör için. Ancak, anlatamadık.
Bırakın algılamalarını insan hakları, özgürlük diye karşı tavır
bile aldılar. Fransa Cumhurbaşkanı Chirac saldırıdan sonra yaptığı
konuşmada Fransa’ nın terörün karşısında olduğunu belirtiyor.
Sorarlar adama! Asala, Bölücü Terör bizleri katlederken neredeydin?
Terör,
Hakkın Değil Azrail’ in Yanındadır
Büyük
saldırının ardından bazı kafalar “iyi oldu, yaptığını çekiyor”
mantığıyla çalışıyor. Bu kafalar, terörün şeytani yüzüyle değil
hedefleriyle ilgili düşünce kapasitesini aşamadıkları için teröre
hizmet ettiklerini kavramadan da noksanlar. Terör’ e bakış açısı
izafi olmamalıdır. Avrupa, yıllardır, yaşadığımız teröre “haklı”
gözle baktı. Demokrasi havariliğine soyundu. Öyle ya! Uygarlığın
menşei onlardı. 11 Eylül balyozu tepelerine binince kendilerine
geldiler. Terör, sınır aştı. Uluslararası nitelik kazandı. Tasarlanması,
planlanması ve uygulanması birden fazla ülkeyi kapsadı.
Terör,
renksizdir. Ancak renk pınarı gibi bazı kavramlarla çok iyi uyum
sağlar. Kimi zaman dini kimi zamanda eşitlikçi, özgürlükçü ve
adalet kavramlarının içine çok iyi sızar. Bu kavramlar silikleşince
terör acımasız yüzünü gösterir. Kavramlar kaidesi üzerinde masum
insanların kanı ile yaşam bulmaya çalışır. Bir başka ilginç yöne
de; İnsanları ve dünyayı kurtarma safsatasını, saf insanların
sarıldıkları “Kurtarıcı Gelecek” beklentisiyle örtüştürmesidir.
Doğayla uyum içinde sürdürülen tek düze yaşamı değiştiren “benim
aklım” mantığı ya da aklın bilinçsizce yüceltilmesi terörün beslendiği
felsefi temeldir.
Üç
Dinden Teröre Lanet Okundu
ABD
Başkanı George W. Bush’ un isteği üzerine, terör saldırısında
ölen kurbanlar ve aileleri için Washington’ daki Ulusal Katedral’
de ayin düzenlendi. Hıristiyan, Müslüman ve Musevi dini temsilcilerin
konuşmalarıyla başlayan ayinde, Başkan Bush eşi Laura ve babası
eski başkan George Bush, annesi Barbara Bush ile birlikte oturdu.
ABD’
nin içinde bulunduğu birliği göstermek amacıyla, Bush’ un geçen
yılki başkanlık seçimindeki rakibi, Demokrat Partili Al Gore’
u telefonla arayarak ayine katılmasını rica ettiği belirtildi.
Viyana’ da bir toplantıda bulunan Gore, hava sahasının kısıtlı
kullanımına karşın, Washington’ a ulaşarak ayine katıldı. Ayinde
eski Başkan Bill Clinton, New York Senatörü eşi Hillary Clinton,
kızları Chelsea, Bush kabinesinin bütün üyeleri ve eşleri ile
eski bakanlar yer alırken, güvenlik nedeniyle ABD Başkan Yardımcısı
Dick Cheney, Camp David’ deki başkanlık dinlenme evinde tutuldu.
Ayinde
Kuzey Amerika İslami Toplumu adına konuşan İmam Muzammil Sıddıki,
“Bu saldırılar kalplerimizi kırdı. Gözlerimizi yaşarttı. Allah
bize yardım etsin, bütün farklı inançları, ülkemizin iyiliği için
bir arada tutsun. Bizi kötülerden korusun” dedi.
Bush’
da, “Ülkemize zalimce bir saldırı düzenlendi. Şimdi büyük bir
yas içindeyiz. Milletimizin üzüntüsünü ifade ediyoruz. Halan yangın,
kül ve yıkıntı görüntülerini izliyoruz” ifadelerini kullandı.
Başkan Bush, “Pek çok Amerikalı ağlıyor. Pek çok Amerikalı kızgın.
Şimdi, her inançtan, her partiden insanın birleşmesi zamanıdır”
dedi.
Ekonomi
Çöktü
ABD’
deki saldırının ardından açılan mali piyasalarda beklentiler doğrultusunda
en büyük kayıp İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ nda yaşandı.
Tedirgin bir bekleyişin hakim olduğu faiz ve döviz cephesinde
korunmaya çalışan mevcut seviyeler Irak’ ın ABD ve İngiliz uçakları
tarafından bombalandığı yönündeki haberlerle sarsıldı. Bu haberin
üzerine bono faizleri 4 puan yükselirken dolar 1 milyon 500 bin
liraya ulaştı.
Piyasaların
artık ABD’ ye yönelik terörist saldırının hangi ülke veya grup
tarafından yapıldığı ile ilgilendiğini belirten uzmanlar, Türkiye
ile aynı bölgedeki bir ülkenin ortaya çıkması halinde satış baskısının
artacağını söylediler. ABD’ deki facianın sorumluları bulunmadan
piyasalardaki tedirginliğin süreceğini söyleyen borsacılar, “Her
an zayıf tepki alımları gelebilir veya gelecek haberlere göre
satış baskısı artabilir. Şimdilik satış ihtimali daha yüksek görünüyor”
dediler.
Türkiye
Alarmda
NATO’nun
ittifak anlaşmasının 5. maddesini yürürlüğe koymasının ardından
Ankara savaş hazırlıklarına başladı. Müdahalenin ‘komşuları’da
kapsaması olasılığı ve müdahaleye katkı çerçevesinde seçenekli
planlamalar yapılıyor.
Kriz
Yönetimine fiilen işlerlik kazandırırken, müdahale ile birlikte
Kriz Yönetim Merkezi’ne hukuken de geçilecek. Yetkililer Türkiye’yi
bekleyen birinci tehdidin “kitlesel göç” olduğuna işaret ederek,”
böyle bir göç Türkiye için facia olur. Bu kesinlikle engellenmeli”görüşünde
birleşti.
Genelkurmay
Başkanlığı’na bağlı özel kuvvetler, Arama ve Kurtarma Ekipleri,
SAT ve SAS timleri ile Amfibi birlikleri ile F-4 ve F-16 uçakları
öncelikli güç olarak hazır hale getirildi. Türkiye’de bulunan
tüm füze başlıklarının fileleri çıkarılarak kullanıma hazırlandı.
TSK’nın tüm birimlerinde izinli personelin de panik yaşanmaması
için birebir telefonlarla göreve çağrıldığı öğrenildi. Stratejik
öneme sahip GAP,MKE-TÜPRAŞ,PETKİM ve baraj bölgelerinde koruma
tedbirleri arttırılırken bu bölgelerde bulunan füzeler hazır hale
getirildi. Kızılay da 65 bin çadır ve bu çadırların kapasitesine
göre battaniye, seyyar hastane ve mutfak donanımı ile hazır olduğunu
Başbakalık Kriz Merkezi’ne bildirdi. Sağlık Bakanlığı ise bölgede
görev yapacak sağlık personeli ve ekipmanlarıyla ilgili çalışmaları
sürdürüyor. Ulaştırma Bakanlığı savaş halinde, hava trafiğinin
kapanması sonrasında açılacak hava koridoru ve buralardan geçişlerle
ilgili çalışmaları tamamladı. Telekom’da iletişimin güvenliği
ve ek kanallar değerlendirildi. Uydulardan ilave iki kanal askeri
görüşmeler için ayrıldı.
Gelecek
Karanlık
Terör,
yalnızca örgütsel değil aynı zamanda bireysel de yansıyor. Kendine
hakim olamayan, hastalıklı beyinler ülkelerin az-çok gelişmesine
bakmadan icraatlarını gerçekleştiriyor. Düşünebiliyormusunuz?
Komşunuzun bir gün çıldırıp size saldıracağını. Ya da Üzeyir Garih
olayındaki gibi para vermediğinizde katledileceğinizi...
Gerek
örgütsel gerekse bireysel terör geleceği karanlığa çevirmeye hazırlanıyor.
Savaşın başlangıç tarihi 11 Eylül 2001. İnsanlık değerine önem
verenlere bazı sorumluluklar düşüyor; bu mücadele hepimizin.
|