SAYI 125

BİZDEN

Vatandaş Nerede ?

Çağın Vebası Terör’ dür olgusu dergimizde değişik zamanlarda, değişik boyutlarda çeşitli pencereler açılarak incelendi. ABD Başkanı G. Bush’ un “Gölge Düşmanla Karşıkarşıyayız” mesajındaki anlamı yıllardır çeşitli vesilelerle yazdık, çizdik. Binlerce şehit ve gazi verdiğimiz kabus yıllarında acı tecrübeler kazandık. Dökülen kanlar, gözyaşlarıyla temizlendi. Ve göz yaşları temizlemeye devam etmekte...

ABD’ nin dediği gibi bu bir savaştı. Her ne kadar adını koymakta geciken bir ülke olsak da Güneydoğu’ da bir savaş yaşandı. 40 bin insan öldü. Yüzbinlerce kahraman savaş tarlalarında yaşamlarını, uzuvlarını ve ruhsal değerlerini yitirdi.

Devletin her kurumuna mensup görevlisinin ve üniter yapının özünü benimsemiş yöre halkının, ikiz kulelerin yerle bir olmasıyla şok olan ABD ve sarsılan Dünya Ekonomi’ sinin bu aczi karşısında şaşkın olduklarından eminim. Terör’ ün içeriğini kavrayamayan AB üyesi bir çok ülkenin baskıları karşısında, dünya tarihine örnek olacak bir mücadele sergileyen bu kahramanları devlet geçen yıl hatırlayıp Eylül’ ün 3. Haftası Şehit ve Gaziler Haftası ilan etti.

Sıkça sorulan bir soru “Devlet Nerede?”

Herkesin ağzında sakız oldu. Olumsuz giden ne varsa tek sorumlu devletmiş gibi nerede devlet sorusu takılıyor dillere...

Oysa şunu da sormalıyız;

Vatandaş Nerede?

“Şehit ve Gaziler Haftası Etkinlikleri” adlı sofistike bir proje hazırlattık. İki kaide üzerindeki projelerden biri yaklaşık 80.000 dolar civarındaydı. Bir Jip parası... Proje TSK Güçlendirme, Mehmetçik Vakfı gibi kuruluşlara götürüldü. Geç kaldığımız söylendi. Ancak “2002” etkinliklerinde katkı sağlayacakları sözünü verdiler.

Gaziler Dergisi, bütçesi doğrultusunda ikinci projeyi hayata geçirdi. “Teşekkür” içerikli pankartlar asıldı. Bayraklar ve Afişler dağıtıldı. Taksim’ deki törende yerini aldı. İstanbul Valisi ve Şehit - Gazi Dernekleri de görevlerini ifa ettiler.

Ancak Taksim’ deki törende ya da ülkenin diğer bölgelerinde “Vatandaş Neredeydi?” Taşıdıkları kimliklerin ve pasaportların bedeli sadece bir kağıttan mı ibaretti? Şehidini anmak, gazisine teşekkür etmek vicdani bir zorunluluk değilmiydi?

Umarım 2002’ de bu soruların yanıtlarını veren geniş bir tabanın katılımı ile şehit ve gazilere olan sorumluluğumuzu yerine getiririz. Yeniden görüşmek üzere esen kalın.

Metin YALABIK

“Şehit ve Gaziler Haftası” Etkinlikleri

Tarihimizin sayfaları bizlere gurur veren ve övüneceğimiz zaferlerle doludur. İlk sayfalar “Kurtuluş Savaşı” destanlarına kucak açar. Ulusumuz, savaşın her aşamasında birlik ve beraberlik içinde bütün engelleri aşmış ve cumhuriyeti gelecek kuşaklara emanet bırakmıştır. Sakarya Meydan Savaşı’nın başarıya ulaşmasının ardından 19 Eylül 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal Atatürk’e “Gazi Ünvanı” verilmesi ulusun, özgürlük yolunu açanlara şükran ve minnet duygularının ifedesi olmuştur. Bugünlere gelindiğinde ise 19 Eylül ve o gün başlayan haftayı şehit ve gazilerimize adamış bulunduğumuzu görmekteyiz.

Gaziler Dergisi İş Başında

Gazilerin sözcüsü olan “Gaziler Dergisi” Şehit ve Gazi Haftası dolayısıyla bir dizi çalışma içine girdi. Öncelikle yer tesbiti yapıldı. Popüler bir mekan olan Beyoğlu ve İstiklal caddesine 10’larca günün önemini belirten pankartlar asıldı. “Gazilere Teşekkürü Bir Borç Biliriz” vurgulu afişler Beyoğlu’nun duyarlı esnafı tarafından dükkanlarının camlarına yapıştırıldı. 19 Eylül, saat 10.00’da,Taksim Anıtı’nda saygı duruşunda bulunmak üzere yaptırılan davetiyelerin dağıtımı yapıldı. Bir yüzü Türk Bayrağı, diğer yüzü 19 Eylül Gaziler Günü yazılı özel bayraklar hazırlatıldı.

“Gaziler Haftası”Projesi Şimdilik Rafta”

Bu çalışmalar yürütülürken daha kapsamlı projenin gereği üzerinde karar alındı. Ünlü tasarımcılarımızdan Hasan Diker tarafından bir proje çizildi. Proje’de amaçlanan günün önemini arttırıcı nitelik taşımasıydı.Taksim’deki,Atatürk Kültür Merkezi,500 m2’lik bir pankatla kaplanacaktı,asker,polis ve öğretmen şehitlerimize ve gazilerimize teşekkür edilecekti.Yine Taksim Meydanı’nda Açık Sergi düzenlenecekti. İstiklal caddesine 200 adet günün önemini belirten panolar asılacaktı .Tişort ve şapkalar ücretsiz dağıtılacaktı. Kapsamlı bir anma töreni yapmanın maliyeti de yüksekti.Yaklaşık 100.000 dolar civarındaydı.Sponsor gerekiyordu.Ancak zamana karşı yarış vardı.TSK Güçlendirme Vakfı,Mehmetçik Vakfı,Şehit Aileleri Yardımlaşma Derneği,Beyoğlu Belediyesi gibi kurumlara sponsorluk önerildi.

Genelde bu kurumların yaklaşımları 2002’de,Şehitler ve Gaziler Haftası’nda organize olma doğrultusundaydı.Verilen sözlerden anlaşılacağı üzere 2002’deki Anma Törenleri’nin ses getireceğini şimdiden duyabiliriz.

Saygı Duruşu

O an gelmişti.Yılda bir kez,bir dakika onların önünde saygıyla eğilmek.Dergimizin sahibi A.Gönül Palalar,genel koordinatör Çiğdem Bayrak,dergi muhabiri Mustafa Kaplan, dergi okurları ve gaziler Taksim’deydi.Özel hazırlatılmış bayraklar törene katılan okul çocuklarına,gazilere ve vatandaşlara dağıtıldı. Sıra saygı duruşuna gelmişti.Saat 10’nu gösteriyordu.Taksim alanında kalabalık yelpazede her kurum,her birey yerini almıştı.Saygı duruşuna geçildiğinde bir sükün ve sessizlik taplamıştı kanlı sahneleri yaşayan

Taksim’de...Dergimizin sahibi A.Gönül Palalar ve Genel Koordinatör Çiğdem Bayrak İlk gazimiz Atatürk’ün anıtının önünde çelenklerini bıraktıktan sonra A.Gönül Palalar şöyle diyordu”Gazilerimize teşekkür etmeyi bilmedikçe etik kurallardan bahzedemeyiz.Topraktan borç aldık,bir gün ödeyeceğiz.Neden gazilere olan borcumuzu ödemiyoruz?”

Başbakan Bülent ECEVİT,

Şehitler ve Gaziler Günü ve Haftası nedeniyle yapmış olduğu konuşmada “Halkımız, Ulusal kurtuluşunu, bağımsızlığını ve teröre karşı mücadeledeki başarısını, borçlu olduğu Şehit ve Gazilerinin aziz hatırasını ve kahramanlıklarını her zaman şükranla anmaktadır.

Bu nedenle TBMM’ nin yüce önder Atatürk’ e “Gazi” ünvanını verdiği 19 Eylül’ ün özel bir anlamı vardır.Yurdumuzun bölünmez bütünlüğü ve ulusumuzun birliği uğrunda canlarını ortaya koyan tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve minnetle anıyoruz”.

İstanbul Valisi Erol Çakır Etkinliklerde

İstanbul Valisi Erol Çakır Şehit ve Gaziler haftası dolayısıyla bir dizi etkinlik programladı.İstanbul Valisi Erol Çakır,Şehitler ve Gaziler Haftası nedeniyle şehitleri rahmet,gazileri de minnet ve şükranla andığını belirterek “Gazilerimize ve şehit yakınlarına sahip çıkmak,milletçe hepimizin görevidir” dedi.

Hafta dolayısıyla Şehit Aileleri Yardımlaşma Sosyal Kültürel Dayanışma Derneği ile Türkiye Muharip Gaziler Derneği temsilcileri Vali Erol Çakır’ı makamında ziyaret etti. Vali Çakır,kabulde yaptığı konuşmada, bu ülke için canını veren şehitleri rahmetle,gazileri de şükran ve minnet ile andığını kaydetti.Bazı kelimelerin, birbirleri ile ilgisi olmasa bile, birlikte anıldığını belirten Çakır,Türk ile kahramanlık kelimesinin de böyle olduğunu söyledi.Çakır, bu iki kelime ne zaman söylense,birbirini tamamladığını vurguluyarak, kahramanlığın bir ideal uğruna kendini feda edebilmeyi ifade ettiğini, şehit ve gazilerimizin de Türk milletininin kahramanları olduğunu kaydetti.

Çakır “Gazilerimiz ve şehitlerimiz ülkemizde önemli bir belayı defetti.Onlara minettarız. Gazilerimize ve şehit yakınlarına sahip çıkmak,milletçe hepimizin görevidir dedi. Şehit Aileleri Yardımlaşma,Sosyal Kültürel Dayanışma Derneği Genel Başkanı Mehmet Güner de,ulusal değerlerin kaybolmaya başladığı günümüzde,şehit ve gazilerin hatırlanmasının önemine işaret etti.Vali Çakır,dernek temsilcilerine günün anısına Taksim Cumhuriyet Anıtı’nın birer maketini hediye etti.

Muharip Gaziler Dernegi’ nin beyanı

Törende görev üstlenen kurumlarından T.M.G.Derneği Genel Sekreteri Güneş ABACI dergmgz yetkilisi Çiğdem BAYRAK’ a kısa bir söyleşi yaptı, ayrıca törenle ilgili yazılı beyanda bulundu.

Hepinizi Gaziler adına sevgi ve saygı ile selamlarım. Bu gün 19 Eylül Gaziler günü. Şehitlerimizin dünyadaki temsilcisi Muharip Gazilere ve Türk Milletine de kutlu olsun.Bugün yurdumuzda gazi kavramının, nesiller boyu daima var olacağını Türk milleti tarafından haykırıldığı bir günün yıl dönümüdür.

Bugün, Sakarya’ da üstün düşman kuvvetlerine karşı zaferden dolayı, Büyük İnsan, Büyük Kahraman, Büyük Yurtsever Mustafa Kemal’ e Türkiye Büyük Millet Meclisince Mareşallık ve Gazi ünvanının verildiği gündür.

Milli iradeye dayanılarak, kanunla gazilik ünvanını alan ilk asker olan Gazi Mareşal Mustafa Kemal’ i burada şükranla anıyoruz.

Bu manalı günün ifadesi olarak, İstiklal Harbi, Kore Savaşı, Kıbrıs Barış Harekatı Gazileri 1984 yılında “Türkiye Muharip Gaziler Derneği” ismi ile yasal bir çatı altında birleşme mutluluğuna ermişlerdir. Tüm gazilere kutlu olsun.

Bizler Ulusal Değerlerimizin kaybedilmek istendiği bu ortamda, Yüce Türk Milletinin Gazisine sahip çıkmasının mutluluğunu yaşıyor ve bunu kadirşinas Türk Milleti’ nin tarihine ve mazisine bağlılığının bir ifadesi olarak görüyoruz.

Vatanın bölünmez bütünlüğü, Atatürk İlke ve İnkilaplarının ışığı altında, vatanımızın kurtuluşu ve Cumhuriyetimizin kuruluşunda kan döküp, canlarını seve beve veren tüm şehitlerimizi rahmetle anarken, bu uğurda vatan - bayrak uğruna canlarını hiçe sayan Malül ve Muharip Gaziler olarak, Cumhuriyetimizin laik - çağdaş devamında asla taviz vermeyen bir anlayış içinde, Ulusal Devletimizin başlıca teminatı olan “GAZİ” olmanın kıvancını taşıyoruz.

İstiklal Savaşında, Kore Harbinde, Kıbrıs Barış Harekatında, Güneydoğu’ da mücadele veren şanlı ordumuzun gazileri olarak bir güç olduğumuzu haykırıyor ve takipçilerimiz olduğunu görerekte bütünleşiyoruz.

“Orduya Sadakat Şerefimdir” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ e Gazilik ünvanının verilmesini 80’ nci yıldönümünde, bu anlamlı güne katılan sizlere tüm gaziler adına teşekkür ediyor, Türkiye Muharip Gaziler İ stanbul şubesi adına hepinize saygılarımı sunuyorum.

Şehit Aileleri Yard. Sos. Kült. ve Day. Der. Gnl. Mrk.

Başkan Mehmet Güner’ in dergimize verdiği beyanda:

18.09.2001 ile 25.09.2001 Devletimiz Şehit ve Gazi haftasını, Türk Milletine kutlanmasını yaşattığı için şehit çocuğu olarak gazi arkadaşlarım adına da memnuniyetimi belirtmek istiyorum. Bu günü ne kadar anlamlı ve hassas olduğunu Türk Milleti olarak yakından takip etmemiz lazım. Çünkü bu günkü rahat yaşamımızı bizlere bırakan şehit ve gazilerimize çok şeyler borçluyuz. Onun için şehit ve gaziler haftasına 2002 yılında katılımların daha büyük olması ve herkesin bilmesini beklemekteyiz dedi.

2002 de Hep Birlikte Olmalıyız

Vatanını ve insanlık onurunu canından aziz bilerek şehitlik ve gazilik mertebesine yükselmiş askerlerimiz, polisimiz, öğretmenimiz ve bu uğurda can veren vatandaşlarımız milletimizin haklı gurur kaynağıdır.

11 Kasım Amerikan Gazilerinin günüdür (Vetaran’ s Day). Amerikalı’ ların büyük bir bölümü bu günü ciddiye alır ve kutlar. Evlerine ve iş yerlerine bayrak asarlar. Amerikan Başkanı şehit mezarlığına gider ve saygı duruşunda bulunur. Gazeteler, gaziler hakkında hikayeler , röportajlar yayınlar. Resmi kurumlar kapalıdır.

Gelecek yıl eksikliklerimizi kapatma çabası içinde olmalıyız. Şehit ve Gazi konusunu amaç edinmiş kurumlar ve iş camiasının oluşturacağı, ABD’ lilerin dediği gibi bir TaskForce (Geçici İşbirliği) çerçevesinde organize olup şehit ve gazilerimize hakettikleri onuru sunalım.

Büyük Açı

Gazilerimizden Özür Diliyoruz

Sevgili okurlar 11.03.1983 yılında Gaziler adına başlattığımız yayın hayatımız 18. yılın doldurdu. Görev ve sorumluluklarımızı bilerek başlattığımız bu yolda, 19 Eylül “Gaziler Haftası” nda da devam ettik. Türkiye’ nin gaziler konusunda yayın yapan tek yayın kuruluşu olduğumuzu hatırlatarak söze başlayayım.

19 Eylül tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ ün gazilik ünvanı aldığını hepimiz biliyoruz. Bu onurlu günden yola çıkarak bu gün “Gaziler Günü” olarak ilan edilmiştir. Ancak maalesef bu günü hatırlanması bir yana gerekli ilgi ve desteği bile göremedik. Gaziler Dergisi İzmir Bölge Temsilciliği olarak Gaziler Haftası dolayısıyla başlattığımız çalışmalarımızda bölge Belediyelerinden de gerekli desteği sağlamak amacıyla yazışmalarda, röportaj taleplerinde bulunduk. Ancak ne yazıkki başvurduğumuz, İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Piriştina, Bornova Belediye Başkanı Sayın Cengiz Bulut ve Aliağa Belediye Başkanı Sayın Hakkı Ülkü beyefendiler başvurularımızı dikkate dahi almadılar.

Oysa bu şanlı gün gazilere ithaf edilmesine karşın bu denli duyarsızlık yumağının içinde kaybolup gideceği tahmin dahi edilmemiştir sanırım. Kaldı ki sadece bölgemizde değil Şırnak ve çevresinde de başlattığımız çalışmalarımızda Cizre kaymakamı Sayın Süleyman Yıldırım beyefendi ile telefon görüşmelerimizi kabul etmesine rağmen bir türlü mercilerinde bulamadık. Ve üzücüdür ki kendisinden beklenen desteği de alamadık.

Kıssadan hisse Türkiye’ nin bir çok bölgesinde başlattığımız çalışmalarımızda bırakın desteği! tek bir görüşme dahi yapamadık. Oysa her bir gazimiz bu topraklarda özgürce yaşıyabilmenin yapı taşlarından birini oluşturuyor. Ancak onların bize yaptığı bunca özveri ve fedakarlığı maalesef biz onlara gösteremedik.

19 Eylül çarşamba günü yaptığımız kutlamalarda ise tek bir anma faaliyetine rastlayamadık. Bornova’ da gördüğümüz tek faaliyet gazilerimizin bayramını kutlayan Sayın Cengiz Bulut imzalı bir pankarttan öte değildi. Medyamız onca gereksiz binlerce haberi yayınlıyabiliyorken İstanbuldaki yapılan çalışmalarda maalesef yoktular. Ve ne TV’ lerimizde nede yazılı basında tek bir yazıya rastlıyamadık. Dileklerimiz 18 yıldır başlattığımız çabamızda medyadan tutun da, tüm yerel yetkililere kadar bizimle birlikte gazilerimizin yanında yer almalarıydı. Umutlarımızın bir gün gerçekleşmesi dileğimizle, yazmak bizdendi yorumu sizlere bırakıyoruz.

Saygılarımızla Nilay Budak

Sponsorluk İlk Kez Atatürk Tarafından Uygulandı

İstekleri ve beklentileri, sponsor firmalarca uygulaya geçiriliyor. Kurallar konusunda en sıkı kuruluş olarak bilinen IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) dahi, spor müsabakalarının naklen yayınları konusunda tamamen televizyon şirketlerinin belirledikleri takvim üzerine harekete geçiyorlar. Amerika’ da 1994 Dünya Kupası’ nın bir çok maçının, organizasyonu naklen yayınlayan televizyon şirketinin isteği üzerine öğle saatlerine alınması, buna en güzel örnektir. Bunun nedeni ise, naklen yayın ya da sponsorluğu üstlenen firmaların mali gücünün yüksek olmasıdır. Buğün önemli spor organizasyonları, sponsor firmaların adlarıyla anılıyor. FİFA’ nın resmi Gençler Dünya Kupası maçlarına, Coca Cola Kupası denmesi, vs... Sponsorluk konusunda Türkiye beklenen tempoya ulaşmasada, dünyadaki gelişmelere ayak uydurma konusunda fırsatları değerlendiriyor. Fakat sponsorluk sanılanın aksine, Türkiye’ ye geç gelmedi. Ciddi anlamdaki ilk uygulama, 1931 yılıda gerçekleşti. Atatürk’ ün ileri görüşlülüğü, bu konudada karşımıza çıkıyor. İlk sponsorluk, uçma rekoruna destek amaçlıydı... 1930’ ların Amerikası... John Polanda ve Russel Bortman adlı iki macera sever, üstü açık spor bir pır pır uçakla okyanusu geçmeyi düşünüyorlar. Bunu yaparlarken de havada kalma, en uzun noktaya uçuş rekorunu kırmayı hedefliyorlar. Ancak bu iş altından kalkamıyacakları kadar pahalı. Projeyi finansa edecek bir sponsora ihtiyaçları var. Projelerine destek bulmakta zorlanan gençlerin durumu Türkiye’ de, Atatürk’ e bildiriliyor.

Savaş sonrasının güçlüklerini yaşayan ve mali durumu hiç de parlak olmayan Türkiye’ nin, Dünya çapında tanınmaya ihtiyacı var... Atatürk hemen olaya el atıyor. Finansmanla ilgili gereken anlaşmalar yapılıyor. Ve 28 Temmuz 1931 salı günü gençler New York’ tan hareket ediyorlar. Hiç aralıksız 49 saat 5 dakika havada kalan Polanda ve Bortman, hedeflerine ulaşıyorlar. İstanbul semaları da bir dünya rekoruna ev sahipliği yapıyor. İstanbullular dünya basınında Türkiye hakkında çok olumlu demeç veren Amerikalıları bağrına basıyor. Bir gün sonra Bebek Koyu’ nda yapılan kutlama törenleri, ana baba günü gibi. Başarılı iki genç daha sonra gemiyle Yalova’ ya götürülüyorlar. Onları orada bekleyen Atatürk, “Elde ettikleri başarıya göre, Amerikalıları büyük bir tevazu içinde gördüm. Büyük kahramanlıklarını alçak gönüllülük içinde saklıyorlar. Amerikalılar onlarla iftihar etmelidir” diye kutluyor. İki serüvencinin gezisi, uluslararası basının ilgisini çekiyor. Proje beklenilenin de üzerinde dünya gündemine oturuyor, olay ve Türkiye günlerce dünya basınının konusu haline geliyor.

 

ABD Gazi Bakanlığı: VA

Gazi İşleri Bakanlığı (VA) Amerikalı Gazilere sağladığı haklarla tüm dünya gazilerine parmak ısırtıyor. Umudumuz, bir gün, Türkiye’ de de başbakanın yanında gazi bakanını görebilmek.

ABD, 200’ den fazla ülkenin varolduğu yeryüzünde, gazilerine en fazla teşekkür eden ülke. Gazilere verilen haklar ve sağlanan yardımlar sistemleştirilmiş, yasalarla sağlam kaideler üzerine oturtulmuş. Federal Hükümet, “Secretary of Veterans Affairs” (VA) (Gazi İşleri Bakanlığı) ile ülke gazilerinin sorunlarını çözmek için yıllardır çaba harcıyor. Gazi İşleri Bakanı Anthony Principi 200-250 bin gazilik başvurusunu çözüme ulaştırmanın en fazla önem taşıyan konu olduğunu vurguladıktan sonra şöyle diyor “Sağlık Sistemi konusunda ki liderlik rolümüzü korumalıyız. Omurilik rahatsızlığı çekenler, zihinsel problemi olanlar, uyuşturucu ve alkol bağımlıları, evsizler - üzerinde önemle durmak zorundayız” VA’ nın yeşerdiği dönem çok eskilere gidiyor. 400 yıllık bir süreç içinde gelişme gösteren Gazi olgusu, haklı sebeplerle ABD’ de en yüksek değeri buluyor vegazilerin problemleri çözülüyor.

ABD Gazi İşleri Bakanlığı (VA)’ nın Kısa Tarihi

1620’ lerde, “May Flower” gemisi ile Amerika’ ya göç eden ingilizler (Pilgrims of Plymout Colony), Peguot yerlileri ile kıyasıya bir savaşa girdiler. “Pilgrims” kolonisi, savaş sonu, sakat kalan insanlara bazı haklar sağlanmasını kanunlaştırdı. Amerikan tarihinde gazilere verilen ilk hak bu yasayla gerçeklik kazanmış oldu (1636).

Kıta Kongresi, 1776’ da, Bağımsızlık Savaşı’ ndan sonra sakat kalan askerlere emekli maaşı verilmesini sağlamak amacıyla gazilerin kayıt altına alınmasını sağladı. Cumhuriyetin ilk döneminde bazı eyaletler ve kurumlar birbirlerinden ayrı ve bağımsız çalışmalarla gazilere tıbbi destekte bulundular.

Federal Hükümet, ilk kez 1811’ de, gazilere sağlık yardımı yapılmasını onayladı. 19. yüzyılda gazilere yönelik programların kapsamı genişletildi ve gazilerin bakmakla yükümlü oldukları da haklardan yararlanmaya başladı.

İç Savaş’ tan (Civil War) sonra bir çok eyalette “Gazi Merkezleri” kuruldu. Bu kurumlar, asker-sivil, savaşın izlerini taşıyanların yaralarını sarmak için tüm eyaletlerde sağlık hizmetlerinde bulundular. İç savaş’ tan sonra yapılan savaşlarda yer alan gazilere de bu kurumlar tarafından hizmet verilmeye devam edildi.

1917’ de ABD’ de I. Dünya Savaşı’ na girdiği dönem de Amerikan Meclisi (Kıta Kongresi) gazilere geniş olanaklar tanıyan yeni bir sistem geliştirdi. Bu sistem; malül aylığı, sigorta hakkı, sağlık yardımı ve rehabilitasyon içeriyordu. 1920’ lere gelindiğinde gazilere fayda sağlayan üç yetkili ve etkili kuruluşla karşılaşıyoruz: The Veteran Bureau (Gazi Şubesi), The Bureau of Pensions of Interior Department (Maaş Ödeme Bürosu ve The National Home for Disabled Valunteer Soldiers (Sakat Kalan Gönüllü Askerler Merkezi) ABD Meclisi, Federal hükümet’ lerin gaziler konusunda daha aktif bir koordinasyon içine girebilmelerini sağlayacak yetkiyi 1930’larda verdi. Bu yetkiyle VA’nın temeli de atılmış oldu.

Meclis’ in yetkilisini olan Federal Hükümet, öncelikle bu üç ayrı bağımsız çalışan kurumu “Gazi İdaresi”altında yönlendirmeye başladı.Bu kurumun başına Tuğgeneral Frank T. Hines getirildi. Başkan görevini 1945’lere kadar sürdürdü.

VA’nın Sağlık Sistemi 1930’da 54 hastaheyle hizmet veriyordu. Takip eden yıllarda bu hizmet geliştirildi.171 Tıbbi merkez,350’den fazla Acil Servis,126 Huzur Evi,gazilerin emrine giriyordu.II. Dünya Savaşı sadece gazi nüfusundaki artışa sebep olmadı, aynı zamanda meclis,gazilere yeni haklar ve faydalar sağlayan kanunlar çıkardı.Örneğin eğitim yardımı gazi konusunda ABD’nin duyarlılığının önemli bir göstergesiydi.

Ulusal Mezarlık Sistemi ordunun omuzlarında 1973’ lü yıllara kadar taşındı. “Gaziler İdaresi” (VA) National Cemetery System adlı programı düzenleyerek öncelikle mezarların yeni bir tasnifini yaptı. Eyaletlerde Kabristan İnşası için bağış kampanyalarını yönetti.

15 Mart 1989’ da “Gaziler İdaresi” (VA) bakanlar kurulunda temsil ediliyordu. Gazilerin bakanı da zirve yönetimde sandalyesine oturmuştu. Başkan Bush, yeni bakanlığı selamlarken şöyle diyordu “Artık Amerikalı Gaziler’ in Başkan’ ın yanında, bakanlar kurulunda bir yeri var”

ABD’ li Gazi Nüfusu Milyonu aşıyor.

1 Temmuz 1997’ de yapılan bir sayım Amerikalı Gazi nüfusunun 25.6 milyon olduğunu gösteriyor. yaşayan her yüz gaziden 80’ i savaş ortamında yer almış. Nüfusun üçte biri yaklaşık 70 milyon kişi gazi ve bakmakla yükümlü oldukları aileleri. Onların hepsi VA’ nın olanaklarından ve hizmetlerinden faydalanmaya uygun statüdedir. Halen gaziler ve merhum gazilerin çocukları VA’ nın idaresinde bu hakları kullanmayı sürdürüyor.

Gazilerin Avantajları

Günümüzde hala bir çok gazi devletin kendilerine sağlamış olduğu avantajlardan haberdar değil. Bu avantajlardan faydalanmak için belli bir başvuru mühleti yok ancak ne kadar erken başvurulursa o kadar erken avantajlardan yararlanılabilir. Bu faydalardan yararlanmak için genellikle “general” veya “şeref” ünvanının alınmış olması isteniyor. ancak başka bir ünvan alınmışsa A.B.D Gazi İşleri Departmanına (VA) gidip ne gibi haklardan faydalanabilecekleri konusunda bilgi alabilirler.

Göreve İlişkin Tazminatlar

VA’ nın bilinen en iyi servisidir. Hizmet malüllerine her ay ödenen bir ücreti vardır. Sakatlıkları onaylanmış gaziler 2 yıl içinde başvurmaları halinde devletten 10 bin dolar değerinde yaşam sigortası kazanabilirler.Bu ücret 20 bin Dolar’a çıkabilir.

Göreve İlişkisiz Tazminatlar

Kazancı belli bir miktarın altında olan ya da yoksulluk sınırına yakın olan gazilerde VA unutmuyor. Hem düşük gelirli gaziler hemde savaş zamanı geri hizmette servis yapmış olanlarıda aylık maaşlarla hatırlıyor.

Konut Edinme Servisi

Ülkesi adına yaşamını risk eden gazilerin barınma sorunu olmamalı. toprak uğruna kan dökülürse anlam taşır. Bu kanı dökülürse anlam taşır. Bu kanı dökenlere bir ev için toprak haktır. VA, bunu uyguluyor. ABD gazisi bir ev almak istediğinde kefili VA’ dır. Az peşinle yada peşinatsız konut sahibi olmak. Ne güzel bir fırsat.

Sağlık Hizmetleri

Bir çok ABD gazisi ücretsiz tahlil ve tedavi hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptir. Bu hizmet VA’ nın 172 tıp merkezinde sağlanır. Ayrıva hemşire evleri, Klinikler ve domiciliary (Fakir ve uzun süre bakım isteyen gazilere hizmet verir) de sağlık hizmeti veren merkezdir. VA’ nın Post Travma Stress rahatsızlığına, alkol ve uyuşturucu bağımlılığına karşı savaşan merkezleri de yurdun dört bir yanına dağılmış durumdalar.

Gazi Ailelerine Faydalar

Gazi çocuklarına bakan eşleri değil, eski eşler bile tazminat alma hakkına sahiptir. Bunun dışında defin işlerinde de VA görev başındadır. ABD tarihinde gazi ilişkileri VA’ nın dışında bir çok kuruluşun organizasyonları ile pekiştiriliyor.

Gazilere ve Yakınlarına Federal Haklar

Gaziler Dergisi, Amerikalı Vietnamlı Gaziler’ in resmi yayın organı Veteran (Gazi) ın editörü Mokie Pratt Porter’ dan aldığı, 2001 baskısı, Gazi İşleri Bakanlığı’ nın kitapçığını tercüme ettirip gelecek günlerde yayınlamayı düşünüyor. Bu kitap, gazilere ve yakınlarına Amerika Birleşik Devletleri’ nin temin ettiği hakları kapsıyor. Sağlık Yardımları, Defin İşleri ve Yardımları, Yakınlarına Sağlanan Haklar, Kadın Gazilere Sağlanan Haklar, Evsizlere Katkılar, Meslek Edindirme çabaları, Eğitim Yardımları bir bütün olarak bu kitapta yer alıyor. Bu bilgi kitapçığı ile birçok gazi, haklarının ne olduğunu da öğrenmiş oluyor.

Gaziler Günü "Veteran's Day"

ABD'de Gaziler Günü

1918 yılının 11. ayının 11. gününde ve saat tam 11’ de bütün dünya sevinç ve kutlama gösterilerine sahne oldu. Dört yıl süren I. Dünya Savaş’ ından sonra ateşkes imzalanmıştı. Bütün savaşları bitiren savaş sona ermişti. I. Dünya Savaşı boyunca kadınların ve erkeklerin yaptıkları fedakarlıkları hatırlamak ve sürekli bir barışı sağlamak amacıyla, 11 Kasım 1919 günü Amerika’ da “Ateşkes Günü” (Armistice Day) olarak belirlendi. Ateşkes Gününde, savaştan hayatta kalan askerler memleketlerinde gösteri yürüyüşü yaptılar. Politikacılar ve gaziler konuşmalar yaptı ve kazanmış oldukları barış için şükran seremonileri gerçekleştirildi.

Savaş bittikten 20 yıl sonra, 1938’ de Meclis, Ateşkes Günü’ nün ulusal tatil olmasını onayladı. Fakat Amerikalılar I. Dünya Savaş’ ının sonuncu savaş olmadığının farkına vardı. Takip eden yılda II. Dünya Savaş’ ı başladı ve uluslar bu kanlı mücadeleye küçük ve büyük tekrar katıldılar. II. Dünya Savaş’ ından sonra da Ateşkes Günü 11 Kasım’ da anılmaya devam edildi. 1953 yılında Emporia, Kansas halkı memleketlerindeki gazilere minnettarları nedeniyle bu günü Gaziler Günü tatili olarak adlandırdı. Daha sonra Kansas’ lı bir milletvekili tarafından sunulan , bu günün “Gaziler Günü” olarak adlandırılıp ulusal bir gün olması hakkında bir yasa meclisten geçti. 1971’ de Başkan Nixon, kasım ayının ikinci pazartesi gününü ulusal tatil olarak ilan etti.

Amerikalılar hala Gaziler Günü’ nde barış için şükranlarını sunarlar. Konuşmalar ve seremoniler yapılır ve sabah 11’ de çoğu amerikalı barış için savaşanları hatırlamak için bir dakikalık saygı duruşunda bulunurlar. Amerika Birleşik Devletleri’ nin Vietnam Şavaşı’ na katılımından sonra bu günün aktivitelerine olan önem değişti. Daha az askeri gösteri ve seremoni oldu. Gaziler, Washington DC’ deki Vietnam Şehitlerini Anma Mezarlığında toplanırlar ve Vietnam Savaş’ ında ölen yakınları ve arkadaşlarının mezarlıkları önünde sessizce nöbet tutarlar. Savaşta kızlarını ve oğullarını kaybeden aileler daha çok barışa yönelik ve gelecekteki savaşlardan sakınma hakkında düşüncelerini söylerler.

Askeri hizmet emeklileri “American Legion” ve “Veterans of Foreign Wars” gibi destekliyici gruplar bu günü organize ederler. Gaziler gününde ve Anma Günün’ de (Memorial Day) bu gruplar, sakat gaziler tarafından yapılan kağıttan gelincikler satarak hayırsever aktiviteleri için para toplarlar. Belçeka’ da “Flanders Alanı” olarak adlandırılan gelincik tarlasındaki kanlı bir savaştan sonra, bu canlı kırmızı çiçek I. Dünya Savaşı’ nın bir sembolü olmuştur.

Çoğu Amerikalı bu günü çok ciddiye alır ve kutlarlar. Evlerine ve işyerlerine Amerikan bayrakları asarlar. Ameriken Başkanı, isimsiz şehitlerin mezarların ziyaret eder ve bir konuşma yapar. Gazeteler Gaziler ve katıldıkları savaşlar hakkında bir hikayeler ve yazılar yayınlar. Postahaneler dahil bütün resmi kuruluşlar bankalar ve bir çok işletmeler tatil olur. Diğer işletmeler normal saatlerinden daha az çalışır.

Türkiye’ nin en genç Gazisi

• Babası bir polis’ti. Türkiye’nin dört bir yanında görev yapmaktan kaçınmayan polisin, çocuğuydu. Birgün terör onu evinde yakaladı.

01.01.1990 tarihinde Çubuk ilçesinde doğdu. Babası polis Çetin, Batman’ ın Kozluk İlçesi’ nde görevliydi. Her polisin özlemini çektiği bir lojman dairesinde ikamet ediyordu. Kendini şanslı sayıyordu, bir lojman dairesinde yaşamını sürdürmekle. Terör’ ün hedefiydi. Çünkü, Batman’ da, terörün kan kustuğu savaş tarlasında bir polisti Çetin Yıldırım. Kendini, ülkesi uğruna risk etmekten kaçınmadı, korkmadı. Cesaretle ve devletine bağlılık ülküsüyle koşmuştu mayın tarlalarına.

Fakat bilemezdi, bu savaşın kahpeliğini. Bu savaşta kurşun, roket adres sormuyordu. Bebeler, çocuklar, kadınlar, yaşlılar da hedef tahtasıydı. Bir gün çocuklarıyla güldüğü, eğlendiği ve yaşadığı adrese terör silahını doğrulttu, roketlerini ateşlemeye hazırladı. 29 Kasım 1995’ di, terörün roketi hedefi bulduğunda. 5 yaşındaydı oğul Hüseyin. Koşmak, oynamak isteyen her çocuk gibiydi. Vurdu onu, sağ diz altından, bir terör roketi. Roketi gönderen, tetiğine basan acımasız, top oynamak isteyen bir çocuğun ayağını almak istemişti, adres sormamıştı, bu çirkin savaşta.

Uzun tedaviler sonucu sağlığına kavuştu Hüseyin. 5 yaşında acıyla tanıştı, oynamak isterken. Bir dizi ameliyat, karanlığa çeviriyordu pembe dünyasını. Ameliyat bile edilmesi güçtü, yaşı 5’ di, daha sonraya bırakıldı bazı operasyonlar. 2001 Haziran’ da tekrar ameliyat ettiler, alışmıştı bu acılara, Türkiye’ nin en genç gazisi Hüseyin Yıldırım.

Gazileri ve Şehitleri gündemde tutan, yardımlarına koşan, onlarla yatıp onlarla kalkan Çubuk İlçesi Terör Mağdurları Derneği unutmadı bu genç gaziyi. Dernek Başkanı Zeki Avan ve Şehit Babası Talip Kaya, genç gazi Hüseyin’ i evinde ziyaret ve onure etme inceliğini gösterdiler. Zeki Avan söyle diyor “Genç Gazimizi devamlı ziyaret ederiz. Yapmış olduğumuz törenlere onuda davet ediyoruz. Onlara borcumuz olduğunu ve onure etme zorunluluğumuzu bu tip etkinliklerle göstermek durumundayız” Ayrıca Başkan Zeki AVAN eliyle, genç gaziye kendi fotoğrafınıda içeren bir “Şehit Panosu” takdim etti.

Cenk GÜÇLÜ

Bir dönüm noktası; 30 Ağustos

“Zafer Bayramı” Türkiye’ nin dört bir yanında ve KKTC ile dış temsilciliklerde coşkuyla kutlandı.

İlk olarak 30 Ağustos 1923’ te Ankara, Afyon ve İzmir’ de düzenlenen şenliklerde coşku içinde kutlandı. İzleyen yıllar da ulusun başında taç gibi duran ve Büyük Taarruz’ un son günü yapılan Başkumandanlık Meydan Savaşı’ nın (30 Ağustos 1922) yıldönümlerinde bir kutlama olarak algılanan “Zafer Bayramı” ulusun varlığının sembolü haline geldi.

Zafer Bayramı’ nda yapılacak törenler 1981’ de çıkarılan 3456 ve 4400 sayılı iki bakanlar kurulu kararnamesi ve ekli bir yönetmelikle yeniden belirlendi. Bayram ve tatil günlerini düzenleyen 17 Mart 1981 tarihli 2429 sayılı yasayla da 30 Ağustos gününün “Zafer Bayramı” olduğu ve o gün yapılacak törenleri düzenleme işinin Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarına ve bunların yerel örgütlerine verildiği belirtildi.

1 gün tatil yapıldığı bayram günü çeşitli törenlere vesile olur. Ankara’ da Anıtkabir’ de, diğer şehirlerde de Atatürk anıtına ve şehitliklere Genelkurmay ve yetkililerce çelenk konur, geçit töreni yapılır. Dış temsilciliklerde de askeri ateşenin katılımıyla kutlanır.

STÖ Bayrama Sıcak Bakmalı

Yıllarca kutlanan ve Türkiye Cumhuriyeti’ nin varlık nedeni olan “30 Ağustos” yakın tarihimize duyduğumuz ilgisizlik ve romantik tarih anlayışının da etkisiyle ne yazık ki kutlamalar, diğer alanlarda aktif tavır sergileyen STÖ (Sivil Toplum Örgütleri) nin ilgi alanına yeterince girmiyor. Zafer Bayramı’ nın ülke genelindeki fotoğrafını çıkarttığımızda; devlet erkanı ve TSK mensuplarının dışında katılımın düşük seviyesi bu uğurda yaşamlarını risk eden şehit ve gazilerimizin ruhlarını incitiyor.

30 Ağustos Dönüm Noktası

Bu bayramın içeriğinin daha iyi anlaşılması için ulusal bağımsızlığın temel taşı şeklinde nitelendirilen “Zafer Bayramı” öncesi ve sonrasına bir göz atalım.

Toprakları düşman çizmeleriyle çiğnenen, sosyo-ekonomik seviyeleri çağdaşlığın çok gerisinde, ancak özgürlüğü tarihsel bilincinde yıllarca saklı tutan insanımız Atatürk ve arkadaşlarının öncülüğünde mücadele kararını tereddütsüz almıştı. Osmanlı, I. Dünya Savaşı’ nı kaybetmişti. Büyük bir İmraratorluğun aczi karşısında köklü askeri geleneklere sahip bir grup asker ve aydın, saflara katılan köylü, kendilerine “dayatılan mütareke” ye sessiz kalamazlardı. Ve kalmadılar. Hızla örgütlenen bu çekirdek, bağımsızlık ateşini 1919’ da Samsun’ da yaktı. Uzun ve zorlu mücadeleyi kanları ve canları pahasına sürdürdü.

Son noktaya gelindi: 20 Ağustos 1922’ de. Batı Cephesi, Akşehir’ de konuşlanıyordu. Savaş Tarihinde, bir askeri deha tarafından planlanan sanat eseri, görücüye çıkmaya o gün hazırdı. Birinci ve İkinci Ordu Komutanları, Batı Cephesi Komutanı Atatürk’ ün anlattığı savaş stratejisini dinlemek ve Büyük Taarruz emrini almak için biraraya geldiler. Yapılan plan dönemin önemli bir askeri sanatıydı. Savaş, baskın şeklinde olacaktı. Bu nedenle büyük bir gizlilik içinde birlikler konuşlandırılmalıydı. Gece hazırlanıyor, gündüz dinleniyorlardı. 24 Ağustos 1922’ de Karargah Akşehir’ den saldırı cephesi olan Şuhut kasabasına getirildi. 25 Ağustos 1922 sabahı da savaşın yönetildiği Kocatepe’ nin güney batısındaki çadırlı ordugahta ilk saldırı onaylandı. 26 Ağustos sabahı saat 05:30’ da topçu ateşimizle saldırı başladı. Çok kısa bir büre içinde düşman ordularının Komutanı General Trikopis’ in de esir alındığı bir zafer geldi.

31 Ağustos 1922’ de ordularımız, ana kuvvetleriyle İzmir’ e doğru hareket ettiler. 5 Eylül 1922’ de Atatürk, sonuç değerlendirmesini dünyaya şöyle duyurdu: “Yunan ordusu kesin yenilmiştir. Anadolu için her hangi bir görüşmeye gerek kalmamıştır. Ateşkes anlaşması, ancak Trakya için yapılır. Bunun için eylül’ ün sonuna kadar Yunan Hükümeti, hükümetimize başvurursa limanları bize verecek ve anadolu’ da yaptığı zararın bedelini ödüyecek”

Ve bu zaferi takip eden aylarda Cumhuriyet kurulur. Ulusun önünün açılması, çağdaşlaşma, gelişme 30Ağustos Zafer Bayramı ile örtüşür. Şu çok önemli; bu zafer Türkiye’ nin her bölgesinde akıtılan kanla elde edildi. Bu sebeple “Zafer Bayramı” coşku içinde kutlanması gereken ancak, gözden kaçan bir bayramdır.

78. nci Yıldönümü Mesajları

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 30 Ağustos Zaferi’ nin tarihimizin akışını değiştiren, Türk ulusunun geleceğe yönelişini etkileyen çok önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Sezer, zaferin yıldönümü nedeniyle yayımladığı mesajda, şöyle dedi: “Türkiye Cumhuriyeti’ nin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünün, Atatürk ilke ve devrimlerinin korunup kollanmasında hepimize önemli sorumluluklar düşmektedir. Cumhuriyet’ in bizlere sunduğu demokrasi kültürünü yaşam biçimi olarak benimsemeli, insan hakları alanlarındaki eksikliklerimizi gidermeliyiz.”

Başbakan Bülent Ecevit ise mesajında, Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ nin tarihin en büyük zaferlerinden biri olduğunu, bu zaferle bağımsızlığın güvenceye kavuştuğunu söyledi. Ecevit, zaferin kazanılmasında halkın birliği, askerin kahramanlığının etken olduğunu vurguladı. Başbakan Yardımcısı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türk Milleti’ nin güçlü yanını dikkate çekerek ekonomik krizin aşılacağına olan inancını yineledi. Başbakan Yardımcısı ANAP Lideri Mesut Yılmaz, 30 Ağustos’ un Türk tarihinin son dönemlerindeki en büyük zaferlerinden biri olduğunu bildirdi.

Komutanlar “Her Türlü Tehtidin Karşısındayız”

30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla ilk tören Anıtkabir’ de düzenlendi. Anıtkabir’ deki törene, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ve Kuvvet Komutanları katıldı. Zafer Bayramı’ nın 78'nci yıldönümü için hipodromda düzenlenen törende de devletin zirvesi biraraya geldi. F-4, F-16 savaş uçaklarınında katıldığı törende, Türk Yıldızları’ nın gösterisi nefes keserken, Askeri Mehteran Bölüğü büyük alkış aldı. Tören Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’ in , eşi Sema Sezer ile Şeref Tribünü’ ne girmesiyle saat 11.00’ de başladı. Açılışta konuşan Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanı Tümgeneral Servet Yörük, TSK’ nin devletin bölünmez bütünlüğü ile Türk milletine her türlü iç ve dış tehditi ortadan kaldırma yolundaki kararlılığını vurguladı. Tümgeneral Yörük tank üzerinde yaptığı konuşmada Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluşunda temel taş olan Kurtuluş Savaşı’ nın esaret halindeki diğer uluslara bağımsızlık mücadeleri için ümit verdiğini söyledi. Konuşmanın ardından TSK paraşütçüleri 3 bin metreden atladılar. Paraşütçülerin gösterilerinin ardından TSK Onur Taburu ile geçit töreni yapıldı.

Lobilerin Karşısındaki ABD’ liler

Amerika’ da ilk kez bir vali, Rum ve Ermeni lobisinin tepkilerini göze alarak, Türk halkının Kurtuluş Savaşı sırasında çektiği acıları anma kararı aldı. ABD’ nin güneyindeki Alabama eyaletinin Valisi Don Siegelman, Türklerin Kurtuluş Savaşı mücadelesinde yaşadığı zorluklara ve sıkıntılara atfen 30 Ağustos gününü, “Kurtuluş, Eğemenlik ve Bağımsızlık Yolunda Türklerin Yaşadığı Trajediyi Anma Günü” ilan etti. Vali Siegelman, 30 Ağustos’ u Alabama’ nın resmi günü kabul ederken, Türk ordusunun işgalci Yunan birliklerini kesin şekilde yenilgiye uğrattığı 30 Ağustos’ u seçerek Yunan lobisini, açıklamasında 1912 - 1922 yılları arasında Türk halkının çektiği acıyı vurgulayarak da Ermeni lobisini karşısına aldı.

Cumhuriyetçi Vali Siegelman, açıklamasında, “Birinci Dünya Savaşı sırasında ve Osmanlı İmparatorluğu’ nun yıkılışında, değişik etnik ve dini köklerden milyonlarca Osmanlı vatandaşının, toplum içi çatışmalar, sürgün ve hastalıklardan yaşamını yitirdiğini” ifade etti. “Türk halkının, Mustafa Kemal Atatürk’ ün önderliğinde, egemenliğini ve bağımsızlığını korumak için, uzun süren Kurtuluş Savaşı’ nda kahramanca mücadele ederek, 29 Ekim 1923’ te Türkiye Cumhuriyeti’ ni kurduğunu” vurgulayan Siegelman, “Bundan sonra savaş dönemlerinde insanlık trajedilerinin önlenmesi açısından. Türklerin yaşadığı trajedinin tanınması çok önemlidir” dedi.

ABD’ nin Alabama eyaletinden sonra Connecticut’ ta , 30 Ağustos Zafer Bayramı’ nın kutlanması kararı aldı. Connectiuc eyaletinin Hartford şehri Belediye Başkanı Michael P. Peters’ in imzasıyla yayınlanan kararnameyle, 30 Ağustos tarihi, “Türkiye’ nin Zafer Bayramı’ nı Kutlama Günü” ilan edildi. Kararnamede Türklerin yaşadığı trajedinin tanınması gerektiği vurgulandı. Michael Peters’ in yayınladığı kararnamede, farklı dini ve etnik altyapısı olan milyonlarca Osmanlı İmparatorluğu vatandaşının şiddet, göç, hastalık ve açlık nedeniyle Birinci Dünya Savaşı ve İmparatorluğun çöküşü sırasında öldüğü belirtildi. Türk asıllı Amerikalıların, 1912 ile 1922 yılları arasında atalarının çektiği acılardan büyük üzüntü duyduğu vurgulanırken, Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Türk halkının, Kurtuluş Savaşı vererek, 29 Ekim 1923’ te Türkiye Cumhuriyeti’ ni kurduğu anlatıldı. Peters, yayınladığı kararnamede, Türklerin yaşadığı trajedinin tanınmasının, gelecekte sivillere karşı savaş zamanında işlenen suçların tekrarlanmaması için hayati önem taşıdığını kaydetti. Kararnamede, Türklerin, farklı etnik, coğrafi ve kültürel mirası olan gruplarla uyum ve dostluk içinde yaşadıkları bir tarihte sahip oldukları hatırlatılarak, Türkiye’ nin Müslüman dünyadaki tek laik demokrasi olarak ABD’ nin Balkanlar, Ortadoğu, Orta Asya ve Kafkaslar’ daki politikasında önemli rol oynadığı belirtildi.

Kore Savaşı’ ndan beri Türkiye’ nin, ABD için önemli bir müttefik olduğu, NATO ve Avrupa Konseyi üyelikleriyle de Türkiye’ nin Avrupa’ nın bölünmez bir parçası haline geldiği kaydedildi. Kararnamede, Connecticut sakinlerinin savaş zamanı sivillere karşı işlenen suçlara yönelik duyarlılığı vurgulanırken, Türk asıllı Amerikalıların, Connecticut’ ta eğitim, kültür, ekonomi ve toplumun gelişmesine önemli katkıda bulunduğu belirtildi. Kısa süre önce de, Alabama Valisi Dan Siegelman, 30 Ağustos tarihini, Kurtuluş Savaşı mücadelesinde yaşananlara atfen, Türklarin yaşadığı trajediyi anma günü ilan etmişti. Alabama Valisi Siegelman’ in bu kararı, ABD’ deki Ermeni ve Rum lobilerinin tepkisine yol açmıştı. Alabama’ dan sonra Connecticut’ taki bu girişimin de, Türkiye karşıtı lobileri rahatsız etmesi bekleniyor.

Şehit ve Gazilerimize Armağan Olsun

Bayramda, kıyafet konusu gaziler tarafından yinelendi. Geçen bayramda getirilen bir yasak gazilerimizi üzüyor. Haki renkli eski askeri kıyafet, kütüklük ve silah kılıfı taşımalarının yasaklanması üzerine İzmit’ teki kutlamalara lacivert ceket, gri pantolon ve başlarında kalpakla katılan Gaziler serzenişte bulundular. “Ortaokul ve Lise öğrencilerine benzedik. Kıyafetlerimizi istiyoruz” diyen Gazilerin bu kıyafet konusu yeniden değerlendirmeye alındı. Bir gazinin üniforması ne anlam taşır sorusuna en iyi yanıtı ancak bir gaziden alabiliriz.

Bu ülkeyi bize emanet eden şehit ve gaziler Zafer Bayramı sizlere armağan olsun.

Yüzlerce Şehit verdi, teröre hedef oldu ama yılmadı

Sen, savaş tarlasına giden “Bilgi işçisi” ydin öğretmenim

Bugünün dünyası, bilginin gerçek sermaye ve zenginlik yaratan başlıca kaynak olduğunu onaylıyor. Eğitim Neferleri de bu zenginliği en ücra noktalara taşıyor, karanlıklar efendisi cehaletin ve terörün engellemelerine karşın. Öğretmenlik, bilgi verme sürecinde uzmanlaşmış bireylerin yüklendiği bir meslek. Toplumun yaşamında önemli roller üstlenen ve düşünsel bağlamda göze batan, sınıfsal yelpazede saygınlığı korunan ciddi bir iş. Almanya 18. yüzyılda öğretmenlerin eğitimi konusunda ilk kez resmi ölçütler getirerek başka ülkelere de örnek oldu. 20. yüzyıl öğretmenler için patlamaya sahne oldu. Mesleğin tanınması uğruna verilen mücadelede meyveler toplandı. Eğitimin kalitesi arttı.

Ülkemizde Öğretmenlik

Öğretmen yetiştiren ilk kurum, 1848’ de, rüştiye’ lere erkek öğretmen yetiştirmek üzere Darülmuallimin-i Rüşdi adıyla anılan okuldu. Cumhuriyet’ in ilanından sonra bu okullar erkek muallim ve kız muallim mektepleri adını alarak görevlerini sürdürdü. 1973’ te yürürlüğe giren Milli Eğitim Temel Kanunu’ nda öğretmenlik bir ihtisas mesleği olarak tanımlandı. 1983’ te de tüm öğretmen okulları üniversitelere bağlandı. 1908’ li yıllarda kurulan Encümen-i Muallim ilk öğretim okulunun ardından gelen Muallimler ve Muallimeler Cemiyeti Kurtuluş Savaşı yıllarında bazı etkinliklerde bulundu, devletin kuruluşuna da önemli katkıları oldu.

Eğitimde Öğretmenin yeri

Türkiye Cumhuriyeti Kurucuları eğitim sistemi konusunda çağcıl yargılarla yüklüydü. Diğer bir anlamda üreterek, iş içinde, eğitimleşme ve kültürleşmeydi. Atatürk “ Bilgi, bir süs mü, uygarlık zevk mi ya da baskı aracı mı? Yoksa, yaşamda başarıya ulaşmayı sağlayan işe yarar bir aygıt mı? Eğitim sistemimizi işe yarar, kullanabilir bir duruma getirmeliyiz” derken, nasıl bi eğitim sistemi olmalı sorusunu da yanıtlıyor.

Ulusal eğitim sistemimizin temel felsefesi şu ilkelere dayandırılmak zorunda:
1) Eğitim ve öğretim yaparak, yaşayarak ilkesinden yola çıkmalı.
2) Sistemde öncelik, ülke genelinde gerekseme içeren alanlarda istihdamlaştırmaya verilmeli
3) Eğitilenlerin uzmanlaşma yolları açık tutulmalı. Eğitim sisteminde öğretmenimiz yüklendiği işin farkında. Ancak gerek ekonomik sorunlar gerekse değerbilirlik eksikliği, iş yapma isteklerini kırıyor. Yazılı ve görsel basında özü aynı adı farklı çeşitli öğretmen trajedilerine tanık oluyoruz. “Bizimkiler” adlı Tv. dizisinde, Halit Akçatepe’ nin yüklendiği rolde öğretmenin sosyo-ekonomik dramı kamuoyu tarafından da iyi biliniyor.

Eğitimi büyük değişiklikler bekliyor

Peter F. Drucker, “ Yeni Gerçekler” kitabında “Önümüzdeki onyıllarda eğitim alanında meydana gelecek değişiklikler, modern okulun, üç yüzyılı aşkın bir süre önce kitapların basılmasıyla ortaya çıkışından bu yana görülen değişikliklerden daha büyük olacaktır” şeklinde yaptığı saptama eğitim ve öğretim’ in önemine bir kez daha bakmamızı gerektiriyor. Diplomanın iş sağladığı, onsuz iş bulmanın zorlaşacağı bir dünyaya adım attık. Amerikan okullarının 1930’ lu yıllarda öncü olduklarını ancak 1960’ lı yıllardan sonra gerilediğini ifade eden Peter F. Drucker “ Ama o zamanlar hiç bir ülkede genel düzey, Amerika’ daki kadar yüksek değildi. Ancak Amerika’ nın sanayi alanındaki öncülüğü, Amerikalı imalatçıları nasıl kendini beğenmiş hale getirmişse, Amerika’ nın otuz yıl önceki eğitim öncülüğü de Amerikalı eğitimcileri aynı şekilde kendini beğenmiş bir duruma getirmiştir. Okul ve eğitim konuları, ilerki yıllarda Amerikan toplum hayatında ve politikasında çok önemli bir yer tutacaklardır” tezini sürerken bazı mesajlar da gönderiyor.

Şehit ve Gazi Öğretmenler

Ünlü düşünür P. Drucker, ABD eğitim ve öğretim sistemini eleştirirken, Türkiye’ ye bir göz atsaydı neler söylerdi? Bilemiyoruz. Ancak, yazılı ve görsel basın, öğretmenin ekonomik çıkmaz içinde kendilerine yaraşmayan bir standartta bulunduklarını bildiriyor. Çeşitli açmazlar girdabında boğulduklarını, ruhumuzu yaralayarak başımıza tokmak gibi vuruyor. Araştırma yapacağı yerde belediye zabıtalarından kaçan işportacıyı oynuyor öğretmen.

Bir başka boyut daha var gözden kaçan. 1980 öncesi yaşanan ideolojik çatışmada bir çok öğretmen katledildi. Yaklaşık 15 yıl süren terörle mücadelede ise 131 öğretemen şehit edildi. Çatışma bölgesine tayini çıktığı halde gitmeyen, istifa eden arkadaşlarına gülerek giden ve vücudunu siper eden “ Kahraman Öğretmenler” imiz bayraklara sarılı veda ettiler. Aldırmadılar, terörün, gelirsen vururuz tehtidine. Sıra sıra gittiler ölüme. Ya! dönenlere ne oldu? Kadirşinas toplum gözden mi kaçırdı? Öğretmen Şehitleri’ nin yakınlarıyla Milli Eğitim Bakanı ilgilenmiyor mu?

Gaziler Dergisi, 1997 yılında, 110. sayısında, Hantepe’ de şehit düşen öğretmenleri kapak yaptı ve sordu “Şehit Öğretmen varsa, Gazi Öğretmen nerede? Hantepe katliamından kurtulan öğretmenler gereken ilgiyi gördüler mi? 4 yıl geçti. Herhangi bir bilgi kırıntısına rastlamadık. Milli Eğitim Bakanı, Metin Bostancıoğlu, yukarıdaki sorulara yanıt bulmak zorunda. Şehit ve Gazi Öğretmeni tanıyan ilk Milli Eğitim Bakanı olmak istiyorsa... Tarihe geçmek için tarihi değiştirmelisiniz. Hadi sayın Bostancıoğlu değiştirin bu tarihi, tanıyın şehit ve gazi öğretmeni...

Em.Öğretmen Nazif ÇAKMAK .

Şehit ve Gazi İşlem Müdürlüğü

Şehit ve Yaralılara yapılan işlemlerin çabuklaştırılması, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahındaki işlemlerin tek elden ve süratle yerine getirilebilmesi maksadıyla Şehit Gazi İşlem Şubesi teşkil edilmiştir.

Şehit Gazi İşlem Şube Müdürlüğü; şehitlik yönergesi’ nin (MYS. 439-1) 7’ nci maddesinde belirtilen görevlerin ifası sırasında vefat eden Kara Kuvvetleri Komutanlığı mensubu asker ve sivil personelin şehitlik işlemleri ile 3713 sayılı terörle mücadele kanunu, 2453 sayılı yurt dışında görevli personel kanunu, 3497 sayılı kara sınırlarının korunması ve güvenliği hakkındaki kanunda belirtilen görevlerden dolayı sakat kalan gazi personelin özlük haklarının tahakkuk ettirilmesindeki işlemleri takip etmekte ve anılan personele yapılan yardımların zamanında almalarına yardımcı olmaktadır.

Hangi görevlerde vefat eden personele şehit işlemi yapılır?

Bir personele şehit işlemi yapılabilmesi için; şehitlik yönergesi (MSY. 439-1) nin 7 nci maddesinde “Şehitliklere defnedilecekler” de belirtilen görevlerin ifası sırasında vefat etmesi gerekmektedir.

Bu görevler şunlardır:

Harpte, iç güvenlik görevlerinde, eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi görevleri sırasında, sabit görev yerlerinden ayrılmalarından sonra vuku olan bir olayda, hudut emniyet hizmetlerinde, kaçakçılığın men ve takibinde, askeri tesis, kışla, bina vs. nin yangın, sel, deprem, heyelan, çığ gibi doğal afetlerde, askeri uçak, helikopter, gemi, denizaltının düşmesi, batması, infilak etmesi ile yurt dışındaki görevlerinde, ölenler veya yaralanıpta daha sonra ölenler şehit işlemine tabi tutulmaktadır.

Gazi kime denir?

A. Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarından harbe fiilen katılanlara muharip gazi,
B. Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarından; Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırlarını karumak ve güvenliğini sağlamak görevi ile harpte veya devletin bekasını hedef alan terör örgütlerine karşı yurtiçi ve yurtdışı mücadelede her çeşit düşman veya terörist silahlarının tesiriyle veya harp bölgesindeki harekat ve hizmetleri sırasında; bu harekat ve hizmetlerin sebep ve tesiriyle yaralanarak tedavileri sonucunda sakatlığı rapor ile kesinleşenlere malül gazi denir.Şehit varislerine yapılan yardımlar ile malül gazi personele yapılan yardımlar şunlardır.

Şehit varislerine yapılan yardımlar.

(1)- K.K.K. lığı destek yardımı (Uzman Erbaş, Erbaş/Er): Şehit olan erbaş, erbaş ve erlerin ailesine cenazede yapacakları masrafları karşılamaları maksadıyla para yardımı yapılmaktadır.
(2)- Genelkurmay Başkanlığı ilk destek yardımı (SB./ASTSB.) Şehit olan subay ve astsubayların ailesinin acil ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla şehit ailesine para yardımı gönderilmektedir.
(3)- Nakdi Tazminat (SB./ ASTSB./UZM.ERB./ERBAŞ-ER.) verilmesi: 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve aylık bağlanması hakkındaki kanun gereği aşağıda belirtilen yasalar kapsamında şehit olan veya vefat eden personelin kanuni varislerine Nakdi Tazminat ödenmektedir. Bu yasalardan;
A- 3713 sayılı terörle mücadele kanunu,
B- 2453 sayılı yurt dışında görevli personele Nakdi Tazminat verilmesi ve aylık bağlanması hakkında kanunu,
C- 3497 sayılı kara sınırlarının korunması ve güvenlik hakkında kanunu kapsamında şehit olan veya vefat eden pensonele MSB. lığınca Nakdi Tazminat ödenmekte,
D- 2629 sayılı uçuş, paraşüt, denzaltı, dalgıç ve kurbağa adam hizmetleri tazminat kanunu kapsamına girenlerin kanuni varislerine Nakdi Tazminatları ise Birlik Komutanlıklarınca ödenmektedir.
(4)- T.C.EM.SAN.GN.MD. lüğünce maaş bağlanması, emekli ikramiyesi verilmesi, tütün ve alkol ürünlerinin satış bedellerinden pay verilmesi ve öğrenim yardımı yapılması:
A- Maaş bağlanması (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER): 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa göre hizmet süresi 30 yıldan az olan şehit personelin eşi , çocukları, baba ve annesine 30 yıl üzerinden, hizmet süresi 30 yıldan fazla hizmeti olanlara da fiili ve itibarı hizmet süreleri toplamı üzerinden T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce maaş bağlanmaktadır.
B- Emekli ikramiyesi verilmesi (SB./ASTSB./UZM.ERB.): Şehit olanların varislerine 30 yıl hizmet yapmış gibi emekli ikramiyesi ödenmektedir.
C- Tütün ve Alkol ürünlerinin satış bedellerinden pay verilmesi (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER): Şehit olan personelin dul ve yetimlerine T.C. Em. San. Gn. Md. lüğünce Tütün ve Alkol satış ürünlerinin bedellerinden pay verilerek yılda bir kez para yardımı yapılmaktadır.
D- Öğrenim Yardımı (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER): Şehit personelin öğrenim görmekte olan çocuklarına T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce öğrenim yardımı yapılmaktadır.
(5)- Ordu Yardımlaşma Kurumu Yardımı (SB./ASTSB./UZM.ERB.) Oyak Gn. Md. lüğünce 205 sayılı kanun gereğince, subay, astsubay ve üye olmaları halinde uzman erbaşların ölümleri halinde ölüm yardımı yapılır.
(6)- Toplu Konut Kredisi verilmesi (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER) 5434 Sayılı T.C. Em. Sand. Kanunun 64. maddesi; 2330 ve 2453 sayılı yurtdışında görevli personele Nakdi Tazminat verilmesi ve aylık bağlanması hakkındaki kanun ile, 2629 sayılı uçuş, parasüt, denizaltı, dalgıç ve kurbağa adam hizmetleri tazminat kanunu kapsamındaki görevleri nedeniyle şehit olanların öncelik sıralamasına göre: - Maaşa bağlanan dul eşine, - Maaşa bağlanan bakmakla yükümlü olduğu baba veya annesine, bu kredi verilir.
(7)- Kamu konutlarından yararlanma ve kira yardımı (SB./ASTSB./UZM.ERB.): 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21. madde (B) fıkrası gereği yurtiçinde veya yurtdışında kamu konutlarından yararlanmakta iken ölenlerin aylığa müstehak dul ve yetimleri bir yıl süreyle lojman kirası ve yakıt parası oturan tarafından karşılanması kaydıyla yararlanmasına devam ettirilir. Bu süre sonunda ikametgah olarak kullanacakları yurtiçindeki taşınmazın kira bedelide on yıl süre ile devletçe karşılanır.
(8)- Halk Bankası Destek Kredisi (Şehit Dul Yetimi) yardımı; Terörle mücadelede şehit olan personelin kanuni varislerine işyeri açmaları için T.C. Halk Bankası şubelirince şehit dul ve yetimi kredisi verilir.
(9)- Şehit Yakınlarına İş Temini: 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki olaylarda terör eylemleri nedeni veya etkisiyle şehit olan kamu görevlileri ile ebaş ve erlerin yakınlarından birine kamu ve özel sektörde iş verilmesi hususu 4131 sayılı kanun ile düzenlenmiş olup uygulama İçişleri Bakanlığınca yürütülmektedir.
B- Şehit varislerine yapılan yardımlar dışında tanınan diğer hakları şunlardır:
(1)- Şahadet Belgesi: Şehit olan personele Birlik Komutanlığınca Şahadet Belgesi düzenleyerek ailesine gönderilmektedir.
(2)- Bayrak Verilmesi: Şehidin tabutuna sarılan bayrak bir kutuya konarak erkek çocuğuna yoksa babasına verilir.
(3)- Madalya ve Berat verilmesi: Şehit olan personelin varislerine Bakanlar Kurulu kararı ile Devlet Övünç Madalyası ve Beratı verilmektedir.
(4)- Şehidin kendisinden sonraki kardeşinin askerlikten muaf tutulması (TD.SB./ERB.ER): Şehit personelin kendisinden sonra askerlik sırası gelen ilk erkek kardeşi istekli olmadıkça 1111 sayılı yasa gereğince silah altına alınmaz.
(5)- Şehit kardeşlerinin ikametgahlarına yakın bir yerde askerlik hizmetlerini yapması (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER): Şehit personelin kardeşleri, eğitim merkezlerindeki eğitimlerini müteakip ikamet yerlerinde veya askerlik şubelerine yakın birlik, kurum ve karargahlara tertip edilir.
(6)- Hastaneden Yararlanma: Maaş bağlanan eş, çocuk, anne ve baba sağlık karneleri T.C. Emekli Sandığı tarafından verilerek hastahanelerden faydalanmaları sağlanır.
(7)- Askeri hastahanelere giriş için kimlik kartı verilmesi: TSK. Kimlik kartı yönergesi (MYS.52-7 (A)) gereği, şehit subay, astsubay ve uzman erbaşların dul eşleri, “yalnız askeri hastahanelere giriş için geçerlidir” kimlik kartları bağlı bulundukları bulundukları askerlik şubesi başkanlıklarınca verilir.
(8)- Orduevlerinden Yararlanma (SB./ASTSB.): Şehit subay, astsubay anne ve babalarına, Garnizon K. lıklarınca tanınmış kişi adledilerek orduevlerinin günübirlik istifadelerine imkan tanınmıştır.
(9)- Özel Eğitim Merkezlerinden Yararlanma (Yaz/Kış): Şehit subay, astsubay eş ve çocuklarına özel eğitim merkezlerinden daha çok faydalanmaları için (+10) puan verilmektedir.
(10)- Ulaşım Araçlarından Ücretsiz İstifade (SB./ASTSB./UZM./ERB.ER): Terörle mücadelede şehit olanların dul kalan eşleri ve reşit olmayan çocuklarına, maaş bağlanan anne ve babalarına, yurtiçinde devlet demir yollarında, denizyolları şehir hatlarında ve belediye toplu taşıma araçlarında ücretsiz seyahat etme imkanı tanınmıştır.
(11)- 2684 sayılı kanuna göre ilköğretim ve ortaöğretimde parasız yatılı veya burslu öğrenci okutma ve bunlara yapılacak sosyal yardım: Milli Eğitim Bakanlığınca tespit edilecek kontenjan kadar şehit çocukları sınavsız olarak parasız yatılı öğrenciliğe alınarak parasız eğitim yapma imkanı sağlanmıştır.
(12)- Okullara Öncelikle Alınma: Giriş koşullarını taşıyan şehit çocukları ile öz kardeşleri askeri okullara girişte belirlenen oranda puan almaları halinde giriş notlarına değişik oranlarda not ilavesi yapılarak askeri okullara girmeleri sağlanmıştır.
(13)- Şehit SB./ASTSB. Şahsi Tabancalarının Varislerine Devri: Şehit personelin anne, baba, eş ve çocuklarına şehit varisi olduğunu belgelemeleri şartıyla İl EM. MD’ lüklerince silah bulundurma ruhsatı vermektedir.
(14)- Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne Bağlı Yurtlardan Öncelikle Yararlanma: Şehit çocukları durumlarını belgelemeleri halinde yurtlardan öncelikli olarak faydalanmaları sağlanmaktadır.
(15)- Ücretsiz Seyahat Hakkı (SB./ASTSB/UZM.ERB./ERB-ER) 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması hakkında kanun kapsamına girenlerden görevi esnasında ölenlerin maaş alan dul eşi, reşit olmayan çocukları ile anne ve babaları yurtiçinde Devlet Demiryollarında, Demiryolları Şehir Hatlarında ve Belediye Toplu Taşım Araçları ile Belediye Tarafından kurulan Şirketler ve özel firmalar aracılığıyla yaptırılan toplu taşım işinde kullanılan araçlarda ücretsiz seyahat edebilir.
(16) Onur Hat Verilmesi Telsim A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından şehit personelin 1’ nci derecede yakınlarına hizmet amacıyla “Onur Hat” uygulaması verilmektedir.
(17)- Yüksek Öğrenim Katkı PayıAlınması(SB./ASTSB./UZM.ERB./UZM.-ER) Şehit olan personelin geride kalan çocuklarından yüksek öğrenim kurumlarında öğrenim görenlerden yüksek öğrenim katkı payı alınmamaktadır.
(18)- Mehmetçik Vakfı (ERBAŞ/ER) Yardımı: Şehit olan veya her ne sebepten olursa olsun vefat eden erbaş ve erlerin varislerine her yıl belirlenen oranda ölüm yardımı yapılmakta, çocuklarına ise öğrenim yardımı verilmektedir.

Şehit Varislerine Sağlanan Maddi Haklar Yardım Çeşitleri ve Miktarı


1- Nakdi Tazminat 13.119.500.000 Tl.
2- Kuvvet Komutanlığı Yardımı (UZ.ERB.,ERB.,ER) 180.000.000 Tl.
3- Birlik Komutanlığınca Yapılan Ölüm Yardımı (SB.-ASTSB.) 262.390.000 Tl.
4- Tütün Bey’ iye İkramiyesi 552.400.000 Tl.
5- Emekli İkramiyesi (SB.,ASTSB.,UZM.ERB.) 14.669.700.000 Tl.
6- Emekli Maaşı Tahsil Durumuna Göre (ERB.ER) Hizmet Esnasına Göre (SB.ASTSB.UZM) 7- Oyak Ölüm Yardımı (SB.ASTSB.) 7.584.010.000 Tl.
8- Oyak Emeklilik İkramiyesi (SB.ASTSB.) Hizmete Bağlı
9- Toplu Konut Kredisi 8.500.000.000 Tl.
10- Halk Bankası Şehit Dul ve Yetim Kredisi 1.000.000.000 Tl.
11- Mehmetçik Vakfı Yardımı (ERBAŞ.ER) 1.150.000.000 Tl.
12- Kira Bedelinin Devletçe Ödenmesi (SB.ASTSB.UZM.) 10 Yıl Süreyle
13- T.C. Emekli Sandığı Öğretim Yardımı - İlkokul - Ortaokul - Lise - Yüksekokul 108.000.000 Tl. 162.000.000 Tl. 216.000.000 Tl. 324.000.000 Tl.

Şehit Varislerinin Haklarının Tahakkuku için gerekli olan belgeler:

Birlik Komutanlığınca Düzenlenecek Belgeler (6’ şar Suret):
(1) Görev Emri
(2) Olay Tutanağı
(3) Ölü Muayene ve Otopsi Raporu

Olay,Adli Kovuşturma Konusu ise, Yukarıdaki Belgeleri İlave Olarak;
(1) Ayrıntılı Kaza Raporu
(2) İdari Tahkikat Raporu
(3) Mahkeme Kararı Birlik Komutanlıklarınca; şehit olan personelin kayıtlı oldukları nüfus idaresine ölüm kaydının yapılması işlemi; otopsiyi yapan savcılık ve olay mahalindeki nüfus idaresi ile koordine edilerek sonuçlandırılıncaya kadar takip edilecek ve yukarıda belirtilen diğer belgeler olayın olmasını müteakip 15 gün içinde K.K.PER.İŞL.D.BŞK. lığına gönderilecektir.

Varislerce Düzenlenecek Belgeler (6’ şar Suret):
(1) Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği (Şehidin kendisi, anne, baba, eş, çocuk ve kardeşleri gösterilecek)
(2) Veraset İlamı
(3) Dilekçeler (Nakdi Tazminat, Maaş ve Mehmetçik Vakfı için 18 yaşından büyük her varis ayrı ayrı yazacak ve dilekçelerde ikamet adresi ve telefon numarası ile banka hesap numarası belirtilecektir.)
(4) Kimlik Araştırma Belgesi (Maaş Bağlanacaklar İçin)
(5) Şehit, dul ve yetim bıraktıysa baba için muhtaçlık belgesi (Çatışmada Şehit Olanlar Hariç)
(6) Varislerin üçer adet fotoğrafları (Maaş bağlanacaklar için)
(7) Şehidin öğrenim belgesinin tasdikli sureti
(8) Şehidin 1 adet vesikalık fotoğrafı. Şehidin varislerine düzenlenecek belgelerin tamamlattırılması amacıyla şehit ailelerine, ikamet ettikleri yerdeki Garnizon Komutanlıklarınca yardımcı olunacak, hazırlanacak belgeler doğrudan K.K.PER.İŞL.D.BŞK’ lığına gönderilecektir.

Askerlik hizmetini yaparken yaralanan ve sakat kalan malül gazilere yapılan yardımlar:
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması hakkındaki kanun gereği; 3713 sayılı terörle mücadele kanunu, 2453 sayılı yurt dışında görevli personel Nakdi Tazminat verilmesi ve Aylık Bağlanması hakkındaki kanunu, 3497 sayılı paraşüt, denizaltı, dalgıç ve kurbağa adam hizmetleri tazminat kanunu kapsamına girenlerden yaralanan personele iş günü/iş kaybı oranına göre Nakdi Tazminat ödenmektedir.

Terörle mücadelede sakat kalan personele yapılan maddi yardımlar şunlardır: Nakdi Tazminat (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERBAŞ-ER) yardımı:
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması hakkındaki kanun gereği aşağıda belirtilen yasalar kapsamında sakat kalan personele sakatlık derecelerine göre değişik oranlarda Nakdi Tazminat ödenmektedir.

Bu yasalardan;
(1) 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu Kapsamında,
(2) 2453 Sayılı yurtduşunda görevli personele Nakdi Tazminat verilmesi ve aylık bağlanması hakkında kanun kapsamında,
(3) 3497 Sayılı kara sınırlarının korunması ve güvenlik hakkında kanun kapsamında şehit olan veya vefat eden personele MSB. lığınca Nakdi Tazminat ödenmekte,
(4) 2629 Sayılı uçuş, paraşüt, denizaltı, dalgıç ve kurbağa adam hizmetleri tazminat kanunu kapsamına girenlerin kanuni varislerine Nakdi Tazminatları ise Birlik Komutanlıklarınca ödenmektedir.

Malül Subay ve Astsubayların TSK’ de Göreve Devam Etmeleri ve Kamu Konutlarından İstifadeleri:
“TSK’ lerinde Görev Yapamaz” raporu alan ve organ kaybı bulunan subay ve astsubaylardan kuvvet komutanlığınca uygun görülenlerden GATA profösörler sağlık kuruluna sevk edilen ve “Belirtilen Görevleri Yapar” kararı alan ve Genelkurmay Başkanlığınca onaylanan subay ve astsubaylar, tekrar TSK’ inde uygun kadro görev yerlerinde mevcut statüleri ile istihdam edilir. İstihdam edilen personelin bu durumlarını belgelemeleri halinde görev tahsislilerle birlikte TSK’ nde görev yaptığı sürece konut tahsisi yapılır.

C.T.C.EM.SAND.GN.MD’ lüğünce maaş bağlanması, emekli ikramiyesi verilmesi, tütün ve alkol ürünlerinin satış bedellerinden pay verilmesi ve öğrenim yardımı yapılması:
(1) Maaş Bağlanması (SB./ASTSB./UZM.ERB./ERB.ER): 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve aylık Bağlanması hakkındaki kanunun 4’ ncü maddesi kapsamına girenlere maaş bağlanmaktadır. Maaş ilgilinin tahsil durumuna ve sakatlık derecelerine göre değişmektedir.
(2) Emekli İkramiyesi Verilmesi (SB./ASTSB./UZM.ERB.): Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını bir başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malül olanlara 30 yıl hizmet yapmış gibi T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce Emekli İkramiyesi ödenmektedir. .

Ayıplarımızdan Kurtulmalıyız.

Son dönemlerde ulusal ve yerel basın yıllar önce yaptığımız çalışmaları ülke gündemine taşımayabaşladılar. Gaziler gerçeğini törenlerde değil, onların, sosyo-ekonomik koşullarında da arama zorunluluğunu dile getiriyorlar.

Yıllar önce, “resmi geçit törenlerinde değil, gazilerin sorunlarında gerçeği arayın” mesajını iletebilme yolunda örnek teşkil edecek bazı yayınlarımız oldu: Yıl: 1992 Sayı: 74 Konu: Bir Gazinin Dramı. Yıl: 93 Sayı:82 Konu: Simitçi Gazi. Yıl: 1995 Sayı: 97-98 Konu: “Onurumuz İçin Gazi Bakanlığı İstiyoruz”. Yıl: 1997 Sayı: 108 Konu: “Terör Kurbanları Haklarını Almalı...”

Bu yayınlarımızda olumlu olduğu kadar olumsuz tepkiler aldık. Örneğin “ Bir Gazinin Dramı” Yıl:1992 Sayı: 74 başlıklı yayın, dönemin İstanbul Muharip Gaziler Derneği Başkanı tarafından acımasız ve sığ eleştiriye maruz kaldı. Dönemin başkanı şeref Bozan şunu ifade etti “Röportaj yaptığımız Kore Gazisi bir arkadaşınızdır. Onu ‘ tuvaletci gazi ‘ şeklinde vermeniz yalnış ve etik kurallarla bağdaşmaz. Bu konu mahkemeye intikal edecek” dedi ve dediğini yaptı. Dergi yetkililerinin Fatih Adliyesi Ağır Ceza Savcısı tarafından ifadeleri alındı. Ancak bir mahkeme açılmadı.

GüneşBalçıkla Sıvanmıyor

Geçmişle yaşanmaz, ama dersler çıkartılır. Gerçek, acımasızdır. Örtüler altında ya saklanır ya da unutulur. Ancak, hiç bir engel tanımaz. Koşulları oluştuğunda yerden mantar gibi biter.

9 yıl önce gerçeği ortaya koyduğumuzda, İstanbul Muharip Gaziler şube Başkanı Sayın şeref Bozan sırça köşkte yaşıyordu. Acaba şimdi neredeler? gazilerin trajedileri basında sıkça yer almaya başladığı bugünün Türkiye’ sinde...

4 Temmuz 2001 tarihli, İstanbul Akşam Gazetesi, Marmara Baskısı “Vefasızlığın Böylesi” başlıklı haber ile 16 Ağustos 2001 tarihli İstanbul Gözcü Gazetesi’ nin 1. sayfasında ki “Vah Gazim Vah!” yayını, dün, söylemekten sakınılan, söylendiği takdirde çeşitli mesnetsiz suçlamalara maruz kalınan ortamda, yayınlamaktan çekinmediğimiz haberlerimizle örtüşmekte ve onları onaylamaktadır. Bu konunun ulusal ve yerel basında işlenmesi gazileri ve bu konuya duyarlı olanları umutlandırır.

Bayramın Kutlu Olsun

Habercilerimizden Mustafa Kaplan, Kurtuluş Savaşı yıllarında acının, gözyaşının, kahramanlığın, korkaklığın, bağımsızlığın, ulus olma bilincinin içeriğini yaşayarak hissederek öğrenen Gazi Ali Gökay’ la görüşmek üzere ivedikle Zonguldak Ereğli’ nin yolunu tuttu. Öyle ya, misak-ı milli sınırlar içinde bayrağımızın dalgalanmasına, miras aldığımız Türkiye Cumhuriyet’ inin oluşmasına, özgür bireyler olarak hukuk devletinde yaşamamıza olanak sağlayan ve sayıları bir elin parmaklarına düşen ve onurlu örneklerimizden Gazi Ali Gökay ile röportaj yapmanın mutluluğu ifade edilemezdi.

Gazeteci arkadaşımız Mustafa Kaplan’ ın bir başka amacıda Gazi Ali Dede’ nin elini öpmek ve bayramını, onun bayramını yani “Gaziler Haftası” nda onu anmaktı. Haberci Mustafa Kaplan “ Bayramlaşmak için yakınlarımı ziyarete giderim. Ancak bir gazinin özel gününü kutlamak için ona misafir olmak çok daha farklı anlam ve duygu taşıyan bir olay” şeklindeki sözleri bir mesaj olarak alınmalı. Gazilerimizi birebir ziyaret edelim, hiç almassa “Gazi Haftası” nda... Mustafa Kaplan, kutlamanın ardından görev bilinci içersinde sorularını, Gazi Ali Gökay’ a yanıtlaması için yöneltti.

M.Kaplan: Doğum yeriniz ve tevellüt

Gazi Ali Gökay: Kastamonu, İnebolu’ da dünyaya geldim. Tevellüt 1318. Nüfus Belgesi’ ni de 20 yıl sonra çıkarttım. Bu belge şimdiki gibi gözde değildi.

M.Kaplan: Nüfus Belgesi, ifade ettiğiniz gibi doğumdan yıllar sonra çıkartılan ya da bazı bölgelerde büyük çocuğun vefatı halinde küçük kardeş tarafından kullanılan bir belge. Ancak bu belge bugün önemli. Ne düşünüyorsunuz bu belge üzerinde?

Gazi Ali Gökay: şimdi , bakın, o evrak, sadece Türkiye Cumhuriyeti yazısını ve ay-yıldız amblemi taşıyan bir kağıt mı? Yoksa, herkesin taşıdığı bu belge, bulunduranların, dedelerinin ayrı ayrı acı ve gözyaşı taşıyan onur mücadelesinin teyit belgesi mi?

M.Kaplan: Askerlikle ilgili söyliyecekleriniz ?

Gazi Ali Gökay: Ankara, Cebeci’ de göreve başladım. Toprağı toprak yapan üzerinde verilen onur mücadelesidir. Bu düşünce ve inanç içinde o yıllarda savaş verdik. Ancak, bugün, verdiğimiz mücadeleyi paylaştığım beni geçmişin güzel günlerine götürecek arkadaşlarım vefat nedeniyle yoklar. Kendimi yalnız hissediyorum.

M.Kaplan: Gazilik ünvanınızı tescil ettirdinizmi?

Gazi Ali Gökay: Öncelikle kimsenin şüphesi olmasın “Ben bir gaziyim”. Gerekli işlemleri o dönemde yapamadım. Bu nedenle gazilik ünvanı alamadım. şunu eklemek istiyorum “Bu vatan için ölümü göze aldım”.

M.Kaplan: Basında çıkan yazılar konusunda neler söylemek isterdiniz?

Gazi Ali Gökay: Gazilerin görünmeyen bir yüzü var. Gaziler Dergisi “ Gazi Bakanlığı” nı neden istiyor, çünkü bizler bir trajedi yaşıyoruz. Basınımız bu trajediyi göz önüne serdikçe siyasiler bu sorunu anlayacaklar.

M.Kaplan: Ekonomik sıkıntılarınız olduğu biliniyor. Basınımızda bu nokta işleniyor. Bu sizin onurunuzu zedeliyor mu?

Gazi Ali Gökay: Benim maddi derdim bana. Ancak gaziliğim Türkiye Cumhuriyeti’ ne. Herkes maddi sıkıntı çeker. Ben bundan utanmam. Yalnız bir gaziye gösterilen değer bu olmamalı. Ben değil utanması gereken utansın.

M.Kaplan: 19 Eylül şehitler ve Gaziler günü, bu günde, sizler adına bazı etkinlikler düzenliyoruz. “Gaziler Haftısı” nı gazilerin sesi olan dergimiz, gücü oranında gerçekleştiriyor. Sizi unutmadığımızı göstermek amacıyla görevlendirildim. Gaziler Haftası hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilirmiyiz?

Gazi Ali Gökay: Sizin dışınızda kaç kurum, kuruluş, erkan buna katılıyor. Sanırım yok denecek kadar azdır. Gaziler Haftası’ nı gazilerin yayını olan “Gaziler Dergisi” ninde düzenlemesi normal olan bir davranış. Ancak ne oranda bu etkinliğe ilgi olacak o merak konusu...

Etik Değerlerimize Ne Oluyor?

Gazi Ali Gökay yaşadıklarını özlü olarak ortaya koyarken, ders çıkarmamıza etken olacak bulgularıda bizim değerlendirmemize sunuyor. Öncelikle kabul edilmesi gereken nokta şu; sosyo-ekonomik problemler gazilerimizin bazılarını ayıp! düzeyde fotoğraflamakta. Gerçeğin üzerini örtemezsiniz. Bu konuda tartışma yapmak da abes. Gecekondu koşullarında, 70 yaşındaki kızıyla birlikte, Ereğli’ de, Bağlık Mah. Hacı Eşref Sok. No: 4’ te ki konutta! yaşamını ekonomiyle savaşarak sürdüren “Gazi”yi, yalnızca nüfus belgelerimize baktığımızda hatırlıyabileceğimizi bir düşünün.

Etik değerlerin yerini materyal değerlerin aldığı 20. yüzyılı geride bıraktık. Yarınlarda şehitlere ve gazilere daha fazla özen gösteren bir ülke konumuna girmek için diğer uluslarla rekabet içinde olmalıyız. ABD ve Anzak örnekleri gerçeği çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır.

Etkili ve Yetkili Olanlar Görev Başına

Karadeniz Ereğli, Bağlar Mahallesi Muhtarı Ayhan İşeri, Gazi Ali Gökay’ ın problemini ilgililere taşınması ve basında bu konuda bir şeyler yazılmasını arzuluyan, gazi konusuna duyarlı bir vatandaş ve görevli. Ayrıca bölgeden seçilen, devlet bakanlarımızdan sayın Hasan Gemici’ de muhtar Ayhan İşeri kadar duyarlı olmalı. Kurtuluş Savaşı Gazileri’ nin anıt mezarlığı olmadığı ülkemizde, az sayıda gazimize sahip çıkmak bir devlet bakanı için zor olmamalı. Ayrıca 3 Aralık 1999 1. Özürlüler şurası’ nda Sayın Gemici “ Özürlülerin haklarının anayasa ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alındığını ancak bu güne kadar özürlülere acınacak ve yardım edilecek kişiler olarak bakıldığını” kaydetti. Bölgedeki seçmenlerin oylarıyla Ankara’ ya gönderilen Devlet Bakanı Hasan Gemici şura’ da ilginç bir saptama yapıyor: “ Özürlüler kendilerine acınmasını istemiyor, tüketen değil üreten insan olmak istiyorlar”.

Hasan Gemici’ nin saptamasına katılmamak mümkün değil. Elbette özürlü ya da özürsüz, hiç kimse, sadaka istemez, üretmek onu mutlu kılacak olan yegane değerdir.

Bizim dile getirmek istediğimiz şudur: Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumundan Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici’ nin 100 yaşını aşmış Gazi Ali Gökay’ ı ziyaret etmesidir! Gazilerimiz özürlü değildir, ancak Gazi Ali’ de ilgiye muhtaçtır.

Mustafa KAPLAN .

Terör Mağduru Diplomatlar

Batının göbeğinde, ASALA diplomatlarımızın kanını içerken “terör” ü görmekten uzaktılar.

Dünya Ticaret Merkezi ve Pentogon’ a düzenlenen uluslararası destekli “11 Eylül Terör Saldırısı” dünyanın gündemine bomba gibi düştü. Sosyo-ekonomik dengeler bir anda şok dalgasına kapıldı. Terörist saldırısının sofistikasyonu, programlanması ve uygulanması “tahmin edilemeyeni tahmit et” sözünü şiar edinen batı dünyasında ironi yarattı.

Oysa ASALA’ nın diğer terör örgütleriyle koordinasyonunu ve ölümcül şovlarını yaşayan Türkiye için bilinen ancak anlaşılamayan! bir olguydu “TERÖR”.

Geçmişin tozlu raflarından indirilen Osmanlı Rus çıkar savaşlarında filizlenen “Ermeni Meselesi” gerek uluslararası teröre gerekse batının oy avcısı politikacılarına malzeme oldu. Bu stratejinin görünen yüzü “ASALA TERÖR ÖRGÜTÜ” saldırdığında dünyanın kulakları “Midas’ ın Kulakları” ndan çok uzaktı.

Dünya, Terörle Mücadeleyi Başlattı

ABD, bu saldırının ardından çevik bir politik hareketle NATO’ nun 5. maddesini çalıştırdı. 5. maddeye göre üye devletlerden birine yapılan saldırı diğer devletlere de yapılmış sayılır. Diğer üye ülkeler saldırıya uğruyan ülkenin yanında uygun gördükleri koşullarla yardıma hazır olur. Ancak bir sorun var; Çünkü Terör Gölge Düşman.

NATO’ nun Türkiye Daimi Temsilcisi Onur öymen “NATO ilk kez 5. maddeyi çalıştırdı ve teröre karşı bu madde işletilmeye çalışılıyor” beyanı da bu düşmanın ciddiyetini vurguluyor.

Emekli Büyükelçilerimizden İnal Batu’ nun “NATO’ nun 5. maddesinin terörizm için çalıştırılmasını ilk isteyen biziz ama, o zaman üye devletlerin hiçbiri ilğilenmedi. Asala’ ya, Öcalan’ a verilen destekleri unutmadık, bunu en iyi Türk diplomatları bilir” ifadesi de eleştiriden çok bir gerçeğin altını çizmesiyle önemli; benim- senin, dinli-dinsiz, sağcı-solcu terörist olarak ayırıp terörü algılayamayız.

UNUTULAN ŞEHİTLİK

124. sayımızda “Şehit Maaşı Unutuldu” başlığı altında Ermeni teröristler tarafından 1982 yılında şehit edilen Boston Fahri Başkonsolos’ u Onhan Gündüz’ e 19 yıldır maaş bağlanmamasıyla ilgili haberimiz bir çok telefon ve faks aldı. Emekli Büyükelçi İnal Batu’ nun “Bizler yıllarca hangi köşede üzerimize hangi silah çevrilecek diyerek dolaştık. Meslektaşlarımızın katilleri birkaç yıllık göstermelik cezalardan sonra salıverildi” beyanından anlaşılacağı gibi ülkemizi yurt dışında, hayatını risk ederek temsil eden diplomatlarımıza gereken önemi gösterdiğimizi söylemek zor olacak.

1973-1984 arası Teröre Mağruz Kalan Diplomatlar

Yaklaşık 11 yıl, Asala vurdu, batı seyretti. Diplomatlarımızın kadavraları üzerinde politika yapmakla kalmayıp Asala Terör’ ünü teyit edecek anıtlar, kabullenmeler, anmalar icra etti. Ermeniler mazlum halk Asala’ da intikam gücüydü.

11 Eylül’ den sonra vicdanlarına ne diyecekler, insanlıklarınla nasıl yüzleşecekler aşağıdaki listeyi gördüklerinde...

27 Ocak 1973 Türkiye’ nin Los Engeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir, 78 yaşındaki Amerikan uyruklu Ermeni Gürgen (Karakin) Yanikiyan tarafından şehit edildi.

22 Ekim 1975 Türkiye’ nin Viyana Büyükelçisi Danis Tunalıgil, büyükelçiliği basan 3 terörist tarafından şehit edildi.

24 Ekim 1975 Türkiye’ nin Paris Büyükelçisi İsmail EREZ ve makam şöförü Talip YENER, büyükelçilik yakınlarında katledildi. Saldırıyı ‘Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları’ adlı örgüt üslendi.

15 Şubat 1976 Türkiye’nin Beyrut Büyükelçiliği Başkatibi Oktar CİRİT ,bir salonda otururken Ermeni terörizminin kurbanı oldu. Saldırıyı ASALA üstlendi. ASALA ilk kez bu cinayetle adını ortaya attı.

2 Haziran 1977 Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Taha CARİM,büyükelçilik ikametkahının önünde iki teröristin açtığı ateş sonucu öldü.Saldırıyı bu kez ‘Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları’adlı örgüt üstlendi.

2 Haziran 1978 Madrit’te Büyükelçi Zeki KUNARALP’in eşi Necla KUNARALP Ermeni bir saldırgan tarafından öldürüldü.Aynı saldırı sırasında.emekli Büyükelçi Beşir BALCIOĞLU da vefat etti.

12 Ekim 1979 Hollanda’daki Türkiye Büyükelçisi Özdemir BENLER’in oğlu Ahmet BENLER, silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Olayı bu kez hem ‘Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları’ hem de ASALA ayrı ayrı üstlendi.

22 Aralık 1979 Türkiye’nin Paris Turizm Müşaviri Yılmaz ÇOLPAN bir teröristin saldırısı sonucu katledildi.

6 Şubat 1980 Türkiye’nin İsviçre Büyükelçisi Doğan TÜRKMEN, Bern’de uğradığı saldırıdan yara almadan kurtuldu.

17 Nisan 1980 Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Vecdi TÜREL’in makam aracına ateş açıldı. TÜREL ve koruma görevlisi Tahsin GÜVENÇ saldırıdan yaralı olarak kurtuldular.

31 Temmuz 1980 Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği İdari Ateşesi Galip ÖZMEN ile 14 yaşındaki kızı Neslihan ÖZMEN bir teröristin silahlı saldırısı sonucu katledildiler.Saldırıyı ASALA üstlendi.

26 Eylül 1980 Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği Basın Danışmanı Selçuk BAKKALBAŞI uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.

17 ARALIK 1980 Türkiye’nin Avusturalya Başkonsolosu Sarik ARIYAK ile koruma görevlisi Engin SEVER, Ermeni terörizminin kurbanı oldular.

4 Mart 1981 Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Reşat MORALI ile din görevlisi Tecelli ARI, Çalışma ateşeliğinden çıkıp arabaya binecekleri sırada 2 teröristin saldırısına uğrayarak hayatlarını kaybettiler. Saldırıyı ASALA üstlendi.

2 Haziran 1981 Türkiye’ nin Kophenag Çalışma Ateşesi Cavit DEMİR oturduğu apartmanın asansöründe uğradığı silahlı saldırıdan yaralı olarak kurtuldu.

9 Haziran 1981 Türkiye’ nin Cenevre Başkonsolosluğu Sözleşmeli Sekreteri Mehmet Savaş YERGÜZ evine gitmek üzere konsolosluktan ayrıldıktan hemen sonra uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Saldırıyı ASALA üstlendi.

24 Eylül 1981 Türkiye’ nin Paris Başkonsolosluğu ile Kültür Ateşeliği’ nin bulunduğu binayı işgal eden dört Ermeni Terörist 56 Türk görevli ve vatandaşı rehin aldı. Güvenlik görevlisi Cemal ÖZEN’ i öldürüp Başkonsolos Kaya İNAL’ ı yaraladılar. Olayı ASALA üstlendi.

25 Ekim 1981 Türkiye’ nin Roma Büyükelçiliği İkinci Katibi Gökberk ERGENEKON yolda yürürken saldırıya uğradı. ERGENEKON olaydan hafif yaralarla kurtuldu.

28 Ocak 1982 Türkiye’ nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal ARIKAN öldürüldü. ARIKAN’ ın katili Tasnak Militanı Hampig Sasunyan, müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

8 Nisan 1982 Türkiye’ nin Ottowa Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Kani GÜNGÖR, uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.

5 Mayıs 1982 Türkiye’ nin Boston Fahri Başkonsolosu Orhan GÜNDÜZ, uğradığı silahlı saldırıda öldü.

7 Haziran 1982 Lizbon Büyükelçiliği İdari Ateşesi Erkut AKBAY, Ermeni bir militan tarafından öldürüldü.

21 Temmuz 1982 Türkiye’ nin Rotterdam Başkonsolosu Kemal DEMİRER’ e konutu önünde silahlı saldırı düzenlendi. DEMERER, olaydan yara almadan kurtulurken, saldırgan yaralı olarak yakalandı.

27 Ağustos 1982 Türkiye’ nin Ottowa Büyükelçiliği Askeri Ateşesi Atilla ALTIKAT, silahlı saldırı sonucu öldü.

9 Mart 1983 Türkiye’ nin Burgaz Başkonsolosluğu İdari Ateşesi Bora SÜELKAN katledildi.

16 Haziran 1983 Türkiye’ nin Belgrad Büyükelçisi Galip BALKAR’ a 2 terörist tarafından 9 Martta silahlı saldırı düzenlendi. Olayda ağır yaralanan BALKAR, 11 Mart’ ta hayatını kaybetti. Olayda, bir Yugoslav öğrencide öldü. Saldırıyı yapan Kirkor Levonyan ile Raffi Aleksanrır, olaydan tam bir yıl sonra 9 Mark 1984’ de 20’ şer yıl ağır hapis cezasına çarptırıldılar.

15 Temmuz 1983 Brüksel İdari Ateşesi Dursun AKSOY, bir ermeni teröristin tabancayla düzenlediği süikast sonucu öldürüldü. Katil olaydan sonra kaçarken, suikast Asala ve Adalet Komandoları adlı örgütler tarafından ayrı ayrı üstlendi.

27 Temmuz 1983 Türkiye’ nin Lizbon Büyükelçiliği, 5 Ermeni terörist tarafından basıldı ve bina içindekiler rehin alındı. Baskın sırasında Büyükelçilik Müsteşarı Yurtsev Mihçioğlu’ nun eşi Cahide Mıhçıoğlu hayatını kaybetti. Saldırıyı “Ermeni Devrimci Ordusu” adlı örgüt üstlendi.

29 Mart 1984 Türkiye’ nin Tahran Büyükelçiliği Ticaret Müşavir Yardımcısı Işıl ÜNER’ in otomobiline bomba yerleştirmeye çalışan bir terörist, bombanın elinde patlaması sonucu öldü.

28 Mart 1984 Tahran’ da Büyükelçilik Başkatibi Hasan Servet ÖKTEM ve Büyükelçilik Ataşe Yardımcısı İsmail Pamukçu, evlerinin önünde uğradıkları silahlı saldırıda yaralandılar.

28 Nisan 1984 Türkiye’ nin Tahran Büyükelçiliği Sekreteri Sadiye YÖNDER’ in eşi, İran ile Türkile arasında ticaret yapan iş adamı Işık YÖNDER, bir ASALA Militanı tarafından öldürüldü.

20 Haziran 1984 Türkeye’ nin Viyana Büyükelçiliği Çalışma Ateşesi Erdoğan ÖZEN, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldü. Olayı “Ermeni Devrimci Ordusu” adlı örgüt üstlendi.

19 Kasım 1984 BM görevlisi Enver ERGÜN, Viyana’ da Ermeni teröristlerce öldürüldü. .

T.S.K. Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi

Kimin başı sıkışsa ya karakola ya da askere gider. Ancak, bu unutulduğunda bir paranoya hakim olur.

Ekonomik buhran döneminde olduğumuz bu günlerde yöneten kadroların, önce beyinlerinden ardından dilinden çıkan en küçük olumsuzluk doların yükselmesine, borsanın düşmesine, vatandaşın yüzünün asılmasına ve düşmanların ellerini ovuşturmasına sebep oluyor. Ağustos 2001’ de, Mesut Yılmaz’ ın ortaya attığı “Ulusal Güvenlik” kavramı üzerine yüklenen söylemler en yakın ve canlı örneği. Bir milyon beşyüz bini aşan dolar saçları diken diken etmesiyle hafızalarda unutulmamacasına yerini aldı.

Bir paranoya hakim. Sivil otoritenin eksik ve hatalı yönetimleri sonucu doğan yetki boşluğu ordu tarafından üç kez dolduruldu. Askerlik mesleği dışında ülke yönetimi gibi farklı bir konuda başarılı çalışmalar sergileyen ordu, paranoyak kafaların eleştirisine maruz kaldı.

Polise yönelen kasıtlı eleştiriler, orduya yöneldi. Abuk sabuk yüklemeler yapıldı. Jandarma üzerine yapılan yıpratıcı spekülasyonlar halen belleklerde. Jandarma, toplamış - namazı bile kılınır mı - sorusuna muatapları soyguncuları, vermiş mahkemeye. Ama paranoyak kafa karışmaya başlamış jandarmanın işine...

Yapılan tüm istatistikler, ordunun, yıpranmadığını, en güvenilir kurum olduğunu, teknoloji ile içli dışlı ilişkide geleceği planladığını, yozlaşmadığını, disiplini ve etik kuralları muhafaza ettiğini gözler önüne sermeye devam ediyor. Ordunun, ülkede askeri güvenlik konusu dışında, vatandaşın hizmetinde, gelişmeye yönelik hizmetler içersinde olduğunun son kanıtı 17 Ağustos Depreminde görüldü. Jandarma’ nın operasyonları hortumcuları, soyguncuları ürküttü.

Devamlı yenilik içinde ve ileriye dönük planlar kapsamında gayret sarfeden ordu bir ilke daha imza attı. Savaşın bir gideni birde döneni olduğunu en iyi bilen kurum; ülke savunması ve terörle mücadele esnasında sakatlanan veya uzvunu kaybeden gazi mehmetçikler için hizmet verecek ve onları tekrar sağlıklı yaşamlarına döndürecek modern bir “Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi” ni 21 Nisan 2000’ de hizmete açtı.

Özellikle dönenleri, gazileri, ilgilendiren rehabilitasyon konusunda en gelişmiş ülke ABD. Yüzlerce psikolog ve klinik gazilerin ya da dönenlerin topluma uyum sağlama problemlerini gidermek amacıyla hizmet veriyor. Türkiye’ de de böylesine önemli bir konuda ilk adımı ordu atıyor. Sivil yöneticiler de nutuk atıyor.

Şehit ve gaziyi düşünen ordu.Gaziyi topluma kazandıran ordu. Şehit ve gaziye maaş veren ve yardıma koşanda ordunun vakıfları. Türkiye’ de yüzlerce vakıf var. Şehit ve Gaziler için ne yaptıklarına bir bakın sonrada çaresizliğinizi çözmek için ordudan elinizi çekin ve işinize bakın.

“TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi” ni dergi okurlarına ve özellikle gazilerin bilgisine sunuyoruz.

Düşüncenin Doğuşu

Ülkenin dirlik ve birliği için mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri 1995 yılının Mart ayında dünya kamuoyunun da yakından izlediği, çok büyük çapta bir iç güvenlik hareketi icra etmek zorunda kaldı.

Yürütülen bu operasyon, ülkede büyük takdirle karşılandı ve yurdu büyük bir coşku kapladı.

Bu arada Türk milletinin hissiyatına tercüman olan Ankara Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Radyo Televizyon Kurumu tarafından bir maddi destek kampanyası başlatıldı.

Türk halkının ordusuna her zaman gösterdiği şükran duygusu; bu girişimini kendiliğinden ve gönüllü olarak bütün ülkeyi ve yurt dışındaki vatandaşlarımızı kapsayan “Haydi Türkiye Mehmetçikle ELELE” kampanyası haline dönüştürdü.

Türkiye’ yi tek bir vücut tek bir yürek haline getiren kampanyada, 56 saat gibi kısa bir sürede, aziz milletimizin gönlünden kopan yardımlar bir çığ gibi büyüdü. Toplanan bu bağışlarla; Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’ nda yürütülen kapsamlı ve geniş katılımlı çalışmalar sonucunda, ülke savunması ve terörle mücadele esnasında sakatlanan veya uzvunu kaybeden gazi mehmetçikler için hizmet verecek ve onları tekrar sağlıklı yaşamlarına döndürecek modern bir “Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi” kurulması kararlaştırıldı.

Projeyi yüklenen ELELE VAKFI

Hedeflenen bu yüce amacın bir vakıf eli ile gerçekleştirilmesinin ve yaşatılmasının daha uygun olacağının değerlendirilmesi üzerine, kurucu üyeliklerini, Sayın Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile Jandarma Genel Komutanının oluşturduğu “Türk Silahlı Kuvvetleri ELELE Vakfı” doğmuş oldu.

Proje çalışmaları Milletimizin verdiği bu emaneti üstlenen ELELE Vakfı 21 Nisan 1996 tarihli resmi gazetede tesis senedinin yayınlanmasıyla, kuruluşunu tamamladı ve genel müdürlük 03 Haziran 1996 tarihinden itibaren Ankara’ da çalışmaya başladı.

Tesisin projesi mimari yarışma sonucunda elde edilmiş ve MSB İnşaat Emlak Daire Başkanlığı’ nca Tepe İnşaat Sanayii A.Ş.’ ye ihale edilmesi, kontrol ve inşası sağlanmıştır. Tesisin ihtiyaç programı Genelkurmay Lojistik Başkanlığı ve GATA tarafından teşkil edilen bir heyet tarafından hazırlanmıştır.

Merkezin Yeri

“Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi” Ankara ili, Çankaya ilçesi, Bilkent yolu üzerindeki Lodumlu bölgesinde konuşlandırılmıştır. Tesis için; Gülhane Askeri Tıp Akademisi tarafından orman arazisi olarak kullanılan alan ile birlikte 1.000.000 m2’ lik arazi tahsis edilmiş, bu alanın 321.000 m2’ lik bölümü inşaat alanı olarak kullanılmıştır. İnşaat taban alanı 38.500 m2, toplam inşaat alanı 102.500 m2. olan projesi inşa edilmiş, inşaat sahası dışındaki 282.500 m2’ lik diğer yerler peyzaj ve rekreasyon alanı olarak kullanılması uygun görülmüştür.

Kompleksin Kapsamı

TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Kompleksi Kapsamında; 200 Yataklı Omurilik ve Ortopedik Rehabilitasyon Hastahanesi, 50 Yataklı Devamlı Bakım Evi, 50 Yataklı Hasta Misafirhanesi, Meşguliyet-Mesleki Rehabilitasyon Üniteleri, Aliş-Veriş Merkezi, Amfi Tiyatro, Sera ve Botanik Bahçesi, Gölet ve Süs Havuzu, 2 Adet Voleybol Sahası, 4 Aret Basketbol Sahası, 1 Adet Futbol Sahası, Gülle, Cirit, Koşu Parkuru, Okçuluk ve Lobut Sahaları, Santranç Oyun Alanı, Otopark, Rekreasyon Alanı, Tören Alanı, Helikopter Pisti, Başkanlık ve Diğer İdari Bilimler, TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Personeli için Lojman, Kreş v.b. gibi tesislerden yararlanacak tüm personelin ihtiyacına yönelik her nevi kolaylık inşa edilmiştir.

Meşguliyet ve rehabilitasyon üniteleri, gazileri hastahane ortamından uzaklaştıracak ve çevre ile başbaşa bırakacak değişik rekreasyon alanları tasarlanmıştır.

Tesislerin Asıl Amacı

Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinin hizmete girmesiyle halen GATA ve diğer askeri hastahanelerde mevcut imkanlarla tedavi gören Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin fiziki, tıbbi ve sosyal açıdan tam anlamıyla bir rehabilitasyona tabii tutulmaları,

Meşguliyet tedavisi ve meslek edindirilmeleri, engelli hale düşenlerin ve bakıma muhtaç olanların yaşam boyu devamlı bakımlarının yapılması, gerekli her türlü imkanın sağlanması suretiyle yeniden sosyal hayata döndürülmeleri mümkün olacaktır. Böylece bu tesis Türk Silahlı Kuvvetlerine moral motivasyon yönünden çok büyük katkı sağlıyacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi 1999 birim fiyatlarıyla 61 trilyon TL’ na mal olan TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi emsallerinde bulunmayan peyzaj ve rekreasyon öğeleri ile, gerekse içinde bulundurduğu özel ve son teknolojik donanımlarla Türkiye’ nin yanısıra Avrupa ve dünyada ön sıralarda yer alabilecek bir tesis niteliğindedir. Maliyet olarak benzerlerinden daha ekonomik ayrıca nitelik olarak daha üstün bir rehabilitasyon ve bakım merkezi inşa edilmiştir.

Açılış Töreni

Kahraman Türk Ordusu personeline, her durumda hizmete hazır olan TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinin açılış töreni 21 Nisan 2000 tarihinde Sn. 8’ nci Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL, Sn. Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları, protokole dahil zevat, gazilerimiz ve aileleri ve bu tesisisin gerçekleşmesinde emeği geçen aziz vatandaşlarımızın katılımıyla gerçekleştirilmiştir.

Kahraman gazilerimizin bu tesiste şifa bularak en kısa zamanda sağlıklı yaşamlarına dönmelerini ve aramıza katılmalarını diliyoruz. Ülkesi ve milleti uğruna canlarını feda eden şehitlerimizi de rahmet ve minnetle anıyoruz.

Teşekkürler Türkiye

Türkiye’ nin gazilerine vefa borcu olarak armağan ettiği, ülkemizde ve bölgemizde eşi benzeri bulunmayan, tıbbin ve teknolojinin çağdaş her türlü imkanı ile donatılmış bu anıtsal eserin oluşmasında; maddi ve manevi katkı ve yardımlarda bulunan, yurtiçindeki ve yurt dışındaki milyonlarca hayırsever vatandaşımıza, kurum ve kuruluşlarımıza yürekleri gazilerimizle birlikte çarpan tüm halkımıza TSK adına en derin saygı ile şükranlarımızı sunarız.

BAĞIŞLARINIZ İÇİN BANKA HESAP NUMARALARI:
YURTİÇİ; ZİRAAT BANKASI ANKARA MERKEZ ŞUBE: 5000.7 - VAKIFLAR BANKASI ANKARA MERKEZ ŞUBE: 02050000 - EMLAK BANKASI ANKARA MEŞRUTİYET ŞUBESİ: 5000000 -HALK BANKASI ANKARA MALTEPE ŞUBESİ: 58888880 - ZİRAAT BANKASI ANKARA MERKEZ ŞUBESİ: 48139 DEM 48137 USD
YUDTDIŞI; İŞ BANKASI FRANKFURT ŞUBESİ: 44000008 DEM VAKIFBANK NEWYORK ŞUBESİ: 40222001 USD
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ REHABİLİTASYON VE BAKIM MERKEZİ (ELELE) VAKFI GENEL MÜDÜRLÜK Adres: Ziya Gökalp Cad. Ataç 2 Sok. No: 43/18 06420 Kızılay/ANKARA Tel: 0 312 431 99 36 402 43 38 - 430 55 75 Fax: 0.312. 431 07 36
e-mail: tskelelevakfi@superonline.com

Teröre Karşı Savaş Başladı

Yıllarca anlattıklarımıza aldırmayan batı dünyası yeryüzünün en büyük gücüne yapılan saldırı sonrası teröre savaş açtı.

Japon asıllı Amerikalı Fukuyama’ nın “Tarihin Sonu” adlı yapıtı tozlu raflarda yerini aldı. Çünkü 11 Eylül 2001 yeni bir tarihin dönüm noktasıydı. Ulusal devlet ve terör arasında yaşanacak uzun süreli bir savaşla tüm barış umutları gölgelendi. Yıllardır çağın vebası olan “Terör” konusunda dikkati çekebilmek için terör mağdurlarını gündemde tutmaya çalıştık. Gaziler Dergisi’ nde bugüne değin yayınladığımız terörle ilgili bazı paragraflar alıntılıyalım.

1993 yılının 81. sayısında, Gaziler Dergisi, başyazıda geçen bir cümle çok ilginçti; “20. yüzyılda kapsamlı düşünceler idealizm ve materyalizm kamplarında yoğunlaşmıştır. Kamplara bağlı topluluklar sürekli çatışmış ve tarihi kanla süslemişlerdir” Ve yine 1995’ te 99. sayımızda (Başyazıda) “Avrupalı’ nın anlamadığı şuydu “Terör uluslararası bir boyutta ele alınmalıdır. Onlar, kendi ülkesinin bağımsızlığı ve bütünlüğü, halkının huzurundan başka bir şey düşünmeyen Türk Silahlı Kuvvetleri’ nin, Irak’ ın toprak bütünlüğüne tecavüz olarak düşüncelerini ifade ederken. 21. yüzyılın en büyük düşmanı olan terörü göremiyorlardı. Oklohoma, New York, Tokyo örnekleri gündemdeyken bile kavrayamıyorlardı. Belki de işlerine gelmiyordu”

102. sayıda (1995) “Hızla globalleşen bir dünyada, toplum bilimciler 21. yüzyıl savaşlarının devletler arasında değil, devletlerle terör örgütleri arasında geçeceğini belirtiyorlar. Terör, amacına ulaşmak için ‘ Her şey mübahtır’ anlayışıyla hareket ederek; yaşlı - genç, çoluk - çocuk, kadın - erkek, asker - sivil ayırtetmeksizin saldırılarını gerçekleştiriyor. Terör’ e karşı savaşta sadece askerler değil, tüm kamu görevlileri ve masum sivil vatandaşlar da tehdit altında...”

Bir başka örnek de 1997’ de, sayı 108’ de “Bizden” adlı köşede verilmiş. Siyasal eğimlilerin silahlı çatışmalara dönüştüğü bir dünyada yaşıyoruz. Ülkemiz bu konumun içinde yer almaktadır. Terör, devlet görevlilerini fark gözetmeksizin katlediyor. Siyasal bir hedefe ulaşmak amacı ile devlet görevlilerine ya da bireylere karşı sistemli şiddet eylemlerine baş vuruyor. 20. yüzyıl da terör, büyük değişiklikler geçirdi. Aşırı sağdan aşırı sola uzanan politik yelpazede çok sayıda harekete damgasını vurdu. Elektrikle patlatılan kompakt patlayıcıların, otomatik silahların geliştirilmesi teröristlere büyük bir hareketlilik ve vurucu güç kazandırdı. Modern iletişim araçlarının devreye girmesiyle terörizmin halk üzerinde ki ürkütücü etkisi daha da arttı. Televizyonlarda gösterilen şiddet eylemlerinin haber konusu olması; terörizmin kullanılmasını gündeme getirdi.

Ve son olarak sayı 109 (1997) yer alan terör konusundan bir paragraf “Son ikiyüz yıl dünya gerçeği üzerine şok edici gelişmelere sahne oldu ve hızı giderek artıyor. Güvenlik hizmeti veren firmalarda bir patlama yaşanması, içinde bulunduğumuz çağın “Bilgi Çağı” olmakla beraber “Şiddet Çağı” olacağını kanıtlar nitelikte. Teknoloji bireyin bin anda yalnızlaşmasına neden oluyor. Ayrıca bireyin, şiddet eylemlerini kendi başına üretecek şekle dönüştürebiliyor. TV kanalları bunun somut örneği. 5 yıllık bir peryod içinden seçtiklerimizin bazılarını aktarmaya çalıştık. Terör, insanlığın geleceğini tehdit eden en zararlı düşman.

Amerika Şok Oldu

New York saati 08:55’ i gösteriyordu 11 Eylül 2001’ de. Kaçırılan uçaklar hedeflerine yaklaşıyordu sessiz ve derinden. Binlerce masum insan rutin bir şekilde işyerine ulaşmaya çalışıyordu. Bazıları ölüme bir an önce yetişebilmek için metroyu, otobüsü gözlüyordu. Aksilik yaşayanlar sıkıntılıydı. Yetişememişlerdi ölüme. Ya! işyerinde olanlar; yeni bir güne başlamanın mutluluğu içinde bekliyorlardı ölüm uçaklarını.

Ve o uçaklar, füze kalkanı ile güvenlik olmaya çalışan Amerikayı mermi gibi vurdu. Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon yere indirilmişti. Başkan Bush saklanıyordu! Amerikalılar şoktaydı. Binlerce masum insan böylesine acımasız yakalanmışlardı ölüme.

Çifte Standart

Son onbeş yılda 30 bin insanımızı “Terörle Mücadele” de yitirdik. Terör’ ün dini imanı, milleti olmadığını anlattık. Bireyin kabullendiği bazı kavramların içi boşaltılarak kurşunlar, silahlar doldurulduğunu söyledik. Kuzu postu giymiş kurtlar dedik terör için. Ancak, anlatamadık. Bırakın algılamalarını insan hakları, özgürlük diye karşı tavır bile aldılar. Fransa Cumhurbaşkanı Chirac saldırıdan sonra yaptığı konuşmada Fransa’ nın terörün karşısında olduğunu belirtiyor. Sorarlar adama! Asala, Bölücü Terör bizleri katlederken neredeydin?

Terör, Hakkın Değil Azrail’ in Yanındadır

Büyük saldırının ardından bazı kafalar “iyi oldu, yaptığını çekiyor” mantığıyla çalışıyor. Bu kafalar, terörün şeytani yüzüyle değil hedefleriyle ilgili düşünce kapasitesini aşamadıkları için teröre hizmet ettiklerini kavramadan da noksanlar. Terör’ e bakış açısı izafi olmamalıdır. Avrupa, yıllardır, yaşadığımız teröre “haklı” gözle baktı. Demokrasi havariliğine soyundu. Öyle ya! Uygarlığın menşei onlardı. 11 Eylül balyozu tepelerine binince kendilerine geldiler. Terör, sınır aştı. Uluslararası nitelik kazandı. Tasarlanması, planlanması ve uygulanması birden fazla ülkeyi kapsadı.

Terör, renksizdir. Ancak renk pınarı gibi bazı kavramlarla çok iyi uyum sağlar. Kimi zaman dini kimi zamanda eşitlikçi, özgürlükçü ve adalet kavramlarının içine çok iyi sızar. Bu kavramlar silikleşince terör acımasız yüzünü gösterir. Kavramlar kaidesi üzerinde masum insanların kanı ile yaşam bulmaya çalışır. Bir başka ilginç yöne de; İnsanları ve dünyayı kurtarma safsatasını, saf insanların sarıldıkları “Kurtarıcı Gelecek” beklentisiyle örtüştürmesidir. Doğayla uyum içinde sürdürülen tek düze yaşamı değiştiren “benim aklım” mantığı ya da aklın bilinçsizce yüceltilmesi terörün beslendiği felsefi temeldir.

Üç Dinden Teröre Lanet Okundu

ABD Başkanı George W. Bush’ un isteği üzerine, terör saldırısında ölen kurbanlar ve aileleri için Washington’ daki Ulusal Katedral’ de ayin düzenlendi. Hıristiyan, Müslüman ve Musevi dini temsilcilerin konuşmalarıyla başlayan ayinde, Başkan Bush eşi Laura ve babası eski başkan George Bush, annesi Barbara Bush ile birlikte oturdu.

ABD’ nin içinde bulunduğu birliği göstermek amacıyla, Bush’ un geçen yılki başkanlık seçimindeki rakibi, Demokrat Partili Al Gore’ u telefonla arayarak ayine katılmasını rica ettiği belirtildi. Viyana’ da bir toplantıda bulunan Gore, hava sahasının kısıtlı kullanımına karşın, Washington’ a ulaşarak ayine katıldı. Ayinde eski Başkan Bill Clinton, New York Senatörü eşi Hillary Clinton, kızları Chelsea, Bush kabinesinin bütün üyeleri ve eşleri ile eski bakanlar yer alırken, güvenlik nedeniyle ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Camp David’ deki başkanlık dinlenme evinde tutuldu.

Ayinde Kuzey Amerika İslami Toplumu adına konuşan İmam Muzammil Sıddıki, “Bu saldırılar kalplerimizi kırdı. Gözlerimizi yaşarttı. Allah bize yardım etsin, bütün farklı inançları, ülkemizin iyiliği için bir arada tutsun. Bizi kötülerden korusun” dedi.

Bush’ da, “Ülkemize zalimce bir saldırı düzenlendi. Şimdi büyük bir yas içindeyiz. Milletimizin üzüntüsünü ifade ediyoruz. Halan yangın, kül ve yıkıntı görüntülerini izliyoruz” ifadelerini kullandı. Başkan Bush, “Pek çok Amerikalı ağlıyor. Pek çok Amerikalı kızgın. Şimdi, her inançtan, her partiden insanın birleşmesi zamanıdır” dedi.

Ekonomi Çöktü

ABD’ deki saldırının ardından açılan mali piyasalarda beklentiler doğrultusunda en büyük kayıp İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ nda yaşandı. Tedirgin bir bekleyişin hakim olduğu faiz ve döviz cephesinde korunmaya çalışan mevcut seviyeler Irak’ ın ABD ve İngiliz uçakları tarafından bombalandığı yönündeki haberlerle sarsıldı. Bu haberin üzerine bono faizleri 4 puan yükselirken dolar 1 milyon 500 bin liraya ulaştı.

Piyasaların artık ABD’ ye yönelik terörist saldırının hangi ülke veya grup tarafından yapıldığı ile ilgilendiğini belirten uzmanlar, Türkiye ile aynı bölgedeki bir ülkenin ortaya çıkması halinde satış baskısının artacağını söylediler. ABD’ deki facianın sorumluları bulunmadan piyasalardaki tedirginliğin süreceğini söyleyen borsacılar, “Her an zayıf tepki alımları gelebilir veya gelecek haberlere göre satış baskısı artabilir. Şimdilik satış ihtimali daha yüksek görünüyor” dediler.

Türkiye Alarmda

NATO’nun ittifak anlaşmasının 5. maddesini yürürlüğe koymasının ardından Ankara savaş hazırlıklarına başladı. Müdahalenin ‘komşuları’da kapsaması olasılığı ve müdahaleye katkı çerçevesinde seçenekli planlamalar yapılıyor.

Kriz Yönetimine fiilen işlerlik kazandırırken, müdahale ile birlikte Kriz Yönetim Merkezi’ne hukuken de geçilecek. Yetkililer Türkiye’yi bekleyen birinci tehdidin “kitlesel göç” olduğuna işaret ederek,” böyle bir göç Türkiye için facia olur. Bu kesinlikle engellenmeli”görüşünde birleşti.

Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı özel kuvvetler, Arama ve Kurtarma Ekipleri, SAT ve SAS timleri ile Amfibi birlikleri ile F-4 ve F-16 uçakları öncelikli güç olarak hazır hale getirildi. Türkiye’de bulunan tüm füze başlıklarının fileleri çıkarılarak kullanıma hazırlandı. TSK’nın tüm birimlerinde izinli personelin de panik yaşanmaması için birebir telefonlarla göreve çağrıldığı öğrenildi. Stratejik öneme sahip GAP,MKE-TÜPRAŞ,PETKİM ve baraj bölgelerinde koruma tedbirleri arttırılırken bu bölgelerde bulunan füzeler hazır hale getirildi. Kızılay da 65 bin çadır ve bu çadırların kapasitesine göre battaniye, seyyar hastane ve mutfak donanımı ile hazır olduğunu Başbakalık Kriz Merkezi’ne bildirdi. Sağlık Bakanlığı ise bölgede görev yapacak sağlık personeli ve ekipmanlarıyla ilgili çalışmaları sürdürüyor. Ulaştırma Bakanlığı savaş halinde, hava trafiğinin kapanması sonrasında açılacak hava koridoru ve buralardan geçişlerle ilgili çalışmaları tamamladı. Telekom’da iletişimin güvenliği ve ek kanallar değerlendirildi. Uydulardan ilave iki kanal askeri görüşmeler için ayrıldı.

Gelecek Karanlık

Terör, yalnızca örgütsel değil aynı zamanda bireysel de yansıyor. Kendine hakim olamayan, hastalıklı beyinler ülkelerin az-çok gelişmesine bakmadan icraatlarını gerçekleştiriyor. Düşünebiliyormusunuz? Komşunuzun bir gün çıldırıp size saldıracağını. Ya da Üzeyir Garih olayındaki gibi para vermediğinizde katledileceğinizi...

Gerek örgütsel gerekse bireysel terör geleceği karanlığa çevirmeye hazırlanıyor. Savaşın başlangıç tarihi 11 Eylül 2001. İnsanlık değerine önem verenlere bazı sorumluluklar düşüyor; bu mücadele hepimizin.

Sayfa Başına Dön
Gaziler Dergisi Yazı Servisi .