BİZDEN

Gazi Temsilcilerine Sahip Çıkmalıyız

Ülkemizde, bugün, gaziler sivil toplum örgütleri denilen dernek ve vakıflarla temsil edilir. Bu kurumlar, özerk bir uygulamayla, bütçeleri oranında bünyesinde kayıtlı olan gazilere sosyal , ekonomik ve sağlık hizmetleri götürürler. Bu kahramanların üzerinde dolaşan sahipsizlik bulutlarını gidermeyi, onurlu bir yaşam sürdürmelerini erek olarak kabul ederler. Misyonları gazileri kamuoyunun gündeminde tutmaktır.

Devlet ve değerbilir, yardımsever vatandaşlarınkatkılarıyla oluşan yardım ve bağış bütçesinden pay alan bu kurumlar değişik büyüklükte ve çaptadır. Örneğin “Mehmetçik Vakfı” gaziler alanında işlevi en yoğun olan kurumdur. Bir başka örnek ise; Türkiye Muharip Gaziler Derneği’ dir. 30’ a yakın ilde organize olmuş bu kurum gazilere hizmette en eski organizasyondur.

Şimdi bir noktanın altını çizmek gerekir; daha geniş bir tabanda, siyasilerinde yer aldığı bir zirvede gaziler meselesi tartışılmalı. Medya da konuya daha duyarlı olmalı. Sinema, edebiyat, bu konuyu çeşitli açılardan irdelemeli ve yansıtmalı. Popüleritesi sahip olanların gazi sorunlarına odaklanmasıda ayrı bir önem taşır. Bir örnek vermek gerekirse; TRT 1’ de şehit ve gazi olgularını programlarına taşıyan Ertürk Yöndem’ in “Türkiye Gaziler Kültür ve Yardımlaşma Vakfı” genel başkanlığına getirilmesidir. Halkın güvenini kazanmış ciddi televizyon programcılarından Ertürk Yöndem’ in bu vakfa ve gazilere sağlayacağı katkı ve destek gaziler adına umut vericidir.

Mesajlarımız, tartışıldığında, derin detayların gazilik olgusunu özümsemede ve çözümlemede etken olduğu görülecektir. Milyonlara varan gazi ve aileleri nüfusuna sahibiz. Siyasilerin gözünden kaçan, vatandaşları salt hayır amaçlı bağlamda algıladığı ve etik ilkelerin unutulduğu bir mesele, yoğun bir gündeme sahip ülkemizde ne zaman tartışılacak ve üzerinde fikir yürütülecek?

“Zaman, en iyi ilaçtır” derler, fakat “Çubuk Terör Mağdurları Derneği” açısından bu bir ilaç değil. Dernek kapanmak üzere. Direniyorlar, ama nereye kadar. Muhabir arkadaşların görüştüğü dernek başkanı Zeki AVAN “Şehit ve Gaziler bu milletin ortak değerleridir. Bu dava hepimizin milli davasıdır” diyor, ancak bu gönüllü adam “parasızlıktan” kapanmak üzere olan Terör Mağdurları Derneği için sessiz ve derinden ağlıyor. Şehit ailelerine ve gazilere hizmet götüren bu kurum kapanırsa ve gönüllüler ordusu calışamaz hale gelirse, kim sorumlu olacak?.

Metin YALABIK

NATO’ nun Türk Kore Gazilerine Az Maaş Vermesini Hala Anlıyamadım...

Gazi Temsilcileri Duayenlerinden Kore Gazisi Mehmet Songül:

Gazi Temsilcilerine her zaman örnek davranış sergileyen Eski Muharip Gaziler Derneği başkanı ile bir durum değerlendirmesi yapmak amacıyla biraraya geldik.

1995 yılında 94. sayımızda “Gaziler Dert Küpü” başlıklı yazı ile tanıdı okurlar onu... Mehmet Songül, İstanbul Muharip Gaziler Derneği başkanı. Hem Kore Savaşı gazisi hem de Gazi Temsilcisi. Ve söylemleri, onu gerçek gazi temsilcisi yapmakta.

6 yıl önce Başkan Gazi Mehmet Songül’ ün dergimize yaptığı açıklamada dile getirdiği gerçekler ancak, bugün daha iyi anlaşılıyor. Bazı eleştiriler yöneltmişti haklı olarak... Örneğin “ Gazi Mezarlığı” konusunu açmıştı. Gazilerin bir Anıt Mezarlıklarının olmayışına serzenişte bulunuyordu.

Gaziler Dergisi sahibi A. Gönül PALALAR ve asistanı Çiğdem BAYRAK, geçen bu 6 yılın bir değerlendirmesini yapmak ve ülkede gazi meselesinin duayenlerinden Kore Gazisi Mehmet Songül’ ün görüşlerini almak için onu, evinde ziyaret ettiler. Başkanın şivesini de bu röportaja aktardık. Amaçlanan doğallığının bozulmamasıydı.

Kendinizden ve Kore’ den bahseder misiniz?

Doğum yerim Tarsus, 03.12.1932 yılında doğdum. Babam şekercilik yapardı, yanındaydım, şekerci Mahmut’ un oğluyum, Tarsuslu. Tabi zamanla büyüdük asker olduk. İzmir 46. Piyade Alayına. Kore’ ye gönüllü olarak çıktım ve kazandım, ondan sonra İstanbul Selimiye Orduevine geldik.Orda görmüş olduğumuz kurslardan sonra Seferihisar’ da bütün silahlar üzerine kurs gördük. Havan topları, A4 makinaları, bazukalar. Bunların kursu bittikten sonra Kore’ ye hareket ettik, işte Kore’ de Seul’ e indik, Seul’ den Pusan’ a geçtik. Pusan’ dan trenlere bindirdiler. Artık, Allah biliyor, ana baba günü, gece gündüz kar, yağmur, çamur, trenle gittik. Neyin ne olduğunu bilmiyoruz tabi. Dediler ki burası Çorban cephesi. Biz bölük erkanı olarak 10 kişi arka arkaya gittik arkadaşlarımızla. Yuvarlak bir çizgi haline geldik. Ne kadar korkmuyoruz desek, biraz korktuk ondan sonra bizim topçularımız onların top ateşlerine gittiler. Giderken sizlere ömür hepsi şehit oldu. Anlatması çok zor, çok. (ağlıyor) Ondan sona biz geri çekildik. Geri çeklidikten sonra İjonba’ ya gittik. Suvon şehrine vardıktan sonra işte ateş başladı, cemselerle, kimkime tımtıma. İşte, savaştan sonra 1953’ de Amerikan (ABD) Başkanı Eisenower tarafından sulh ilan edildi. Tabi bütün erat bir sevinç içinde. Tekrar bizi geri çektiler. Pusan’ a geldik, Pusan’ dan gemilere bindirilerek Türkiye’ ye dönüş yolculuğuna başladık. Bu anı çok güzel bir şey de savaş çok zor. Her türlü, nasıl bizim burda analarımız, bacılarımız, köyümüz varsa onların da aynı şekilde. Acırmısın, öldürürmüsün, hepsi de birbirlerine benziyorlar, ne yapacağını bilemezsin. Dördü de birbirine benziyor, fakat içinden bir tanesi düşmanın. Ya hepsi ya sen. Bu anılar böyle, çok zor yani. Çok zor günler geçirdik. Allah’ a çok şükür bu yaşa kadar yaşıyoruz, eğer milletime bir hayır yapmışsam ne mutlu bana. Türkiye’ mle gurur duyarım her yerde. Her tarafta söylerim. Çelik gibi kollar, kuştan ayaklar, Türk hiç yılar mı? Türk yılmaz, cihan da yıkılsa Türk yılmaz. Yılmadık, çalıştık çabaladık, bu duruma geldik. Zor, çok şeyler var ama anlatmakla bitmez.

Kore’ ye gittiğinizde savaşacağınızı biliyor muydunuz? Savaşa diye mi gittiniz?

Savaşa diye gittik. Savaş için gittik. O zaman 1950’ de NATO’ ya girmişti rahmetli Adnan Menderes. Celal Bayar Cumrurbaşkanıydı. NATO’ ya girince, Birleşmiş Devletler her devletten asker istedi. Bizi de kuraya tabi tuttular, gönüllü çıkan gönüllü çıktı. Bu vaziyette gittik geldik. 4. Bölük erkanı olarak biz 10 kişiydik. Nerde dımpırtı, orda buluntu. Adımız Northstar, güvercin parola. Mesela 4. Bölük yemek yedi, 3. Bölük yemek vermedi, bu bizim parolamızdı. Fakat işte dağlara, ormana girdiğin zaman her taraf mayın, ne kadar yani korkmuyoruz desek yalan söylemiş oluruz. Evet, Türk kormaz ama İngilizler olsun, Amerikalılar olsun Suudi Arabistan olsun, kim olursa olsun, çemberi yaran gine Türkler, önde giden gine Türkler. Yeter ki Allah’ ın ismini an, o sana yeter. Cenab-ı hak aklına geldi miydi karşıdaki düşmanı toprak halinde görürsün... Allah tarafından sana bir kuvvet geliyor. Allah Allah sesleriyle ilerlediğinde. (ağlıyor) Anılar çok, anlatmak çok zor bunları. Bunları çeken bilir. Komutanlarımız, mesela Kunuri Savaşı’ nda 700 kişi öldü, onların mevlüdü işte Kasım ayında okutulur Türkiye’ de. Gazilere o kadar yardım etmek lazım ki, fakat madalyayı takıyon, adam diyor ki sporcumusun? Okullarda hiç ders almamışlar, göstermemişler ki. İşte bazı kesimler gazilik nedir bilmiyorlar, ünvan nedir bilmiyorlar. Cenab-ı Hak ne demiş, şehitsen şehit ol, gaziysen gazisin, peygamberimiz bile başını sıvazlamış, gazi, bu rütbe sana helal olsun, sağ sağlim yurduna döndün.

Peki dönerken neler hissettiniz?

Dönerken işte General Braşford gemisiyle 1953’de döndük,Suveyş kanalından,tabi seviniyoruz. Ölen arkadaşlarımız var,üzülüyoruz,fakat vatan hasreti burnumuzda tütmüş,vatan diye.İlk geldiğim zaman toprağı öptüm. Kurban Bayramına rastlamıştı. İzmir Alsancak, gemiden indiğimiz,İzmir Alsancak’ta bir araba tutarak üç arkadaş Mersin’e doğru hareket ettik. Bayramın 1. günü Tekirdağ Yaylasında bütün köylüler yolumuzu keserek arabanın önünde kurbanları kestiler ve karnımızı doyurdular.Bizim için büyük bir gururdu. Arabamız süslenmiş bayraklarla, işte Kore gazileri.(ağlıyor)

Sonra ne iş yaptınız?

Askerden geldikten sonra rahmetli babamın yanında tezgahtarlık yaptım,ondan sonra adliye zabıt katipliği yaptım, adliye zabit katipliğinden sonra karayolları 5.Bölge Kilis yolunda çalıştım,ondan sonra İzmir 3.Noterliğine girdim ve ondan sonra Güven Sigortaya imtihan kazanarak girdim.Annemin,babamın ölümünden sonra tayini Mersin’e yaptırdım. Mersin Belediye Zabıta Müdürlüğü’ nde 25 senemi doldurarak emekli oldum. Hala bu güne kadar 1980’ den beri emekliyim. Almış olduğum ayda 60 milyon maaşla geçinmekteyim. Bir Kore gazisi olarak ayda 20 milyon elimize para geçmektedir. Gazilik şerefimiz bundan ibaret, ne arayan var, ne soran var.

Gazilerle ilgilenilmesi lazım, giderken davullarla git, geldikten sonra bir an için unutuldu. Gazilik bu mu? Gazilik şerefi bu mu? Üç ayda 60 milyon mayış almakla gaziler hatırlanır mı? Ben şahsen utanıyorum. Sigara parası değil, ekmek alamazsınız bu parayla. Bu kadar hükümetimiz hiç bir şey düşünmüyor mu? Gazi şudur, şurdan kısıp da burdan kısıp da ne var gazilere 10 kuruş fazla verseniz. Tabi yarısı gitmiş.

Gidişinizde şenlik oldu mu?

Gidişimizde davullarla, zurnalarla, rahmetli annem Kore’ ye gideceğimi duydu, İzmir’ e gelerek, gemiden beni 5 dakika izinlen aşağı gönderdiler. Annamle görüştüğüm an işte o zaman işte fotoğraf da o zaman çekildi, 5 dakka görüştük, gemiye tekrar bindim, ondan sonra 29 gün gece gündüz devam ettik. Yunanistan’ a uğradık, Kızıldeniz, Umman denizi, Çin Denizi, Hindistan. Zaten 11 gün ne bir ada gördük, ne birşey. Aynen devam 29 gün sonra Seul’ e indik.

Dönüşünüzde şenlik oldu mu?

Gelişimiz daha başka oldu, hüzün içinde döndük. Şöyle ki, yaralı askerlerimiz vardı, insan bakıyor, yanındaki insanlar yok. Zoruna gidiyor tabii arkadaşınla beraber dönmemek. Tekrar aynı gemiyle General Brashford gemisiylen geri döndük, gene İzmir Alsancak. Ondan sonra herkes evine dağılıyor tabi, Konak meydanında subaylarımız güle güle, öpüştük filan, hepimiz ayrıldık. Ayrı ayrı yerlere, ben Mersin’e, Adana’ya, Antep’e herkes dağıldı gitti. Yıllardan sonra, insan arkadaşını arıyor, asker arkadaşı bambaşka, başka bir şeye benzemez. 45 sene sonra arkadaşımı buldum. Bu hakikaten güzel bir olay. Konuştuk, beraber gezdik, şöyle yaptık, eski anıları anlattık, fakat bir yere gittiğin zaman, gazimi gazi diyorlar, o kadar değerimiz yok. Ne gazisi, Kore gazisi, ne yapmış, gitmişte ne yapmış diyenler var, bilmiyor bu zamanki gençlerimiz bilmiyor. Kore’ye gitmiş de ne yapmış, hiç birşey yapmadık, gittik, geldik,gezmeye gittik. Böyle oluyor yani.

Devlet de tam olarak tanıtmadı. Hala Kore savaşı olduğunu bilmeyen çocuklar var.

Şimdiki gençler bilmiyorlar ki. Kore Savaşı nedir, neden gitti, niçin gitti. Sadece onlar kendilerini yaşamakla, gençlik budur yani, yaşıyoruz filan, böyle savaşırız, böyle yaparız diyorlar bizim gençlerimiz. Savaş kolay değil, gelsinler de savaş nasıl olurmuş görsünler. Öyle Taksim Meydanına çıkarak ben savaşırım, ben ederim filan, bunlar, bunlar geçmiş artık. Herif şimdi oturduğu yerden düğmeye basıyor, oturduğu yerden, kırmızı telefon kaldırdın gitti. İşte gençlere, yanlız Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bir ricam var. Bu husuları Milli Eğitim Bakanı olarak hiç olmazsa dergilerin bir kenarına geçsin ve talebeler gençken bunu okusun, öğrensinler, gazilik nedir, gazilik ünvanı nedir, kimse bilmiyor. Madalyayı takmışım, geziyorsun vapurda, trende, pehlivanlıktan mı aldın diyor, böyle konuşuyor. Valla öyle konuşuyor. Koskoca ihtiyar adam ayakta gidiyor, gençler oturmuş, yüzünü çeviriyor. Bu zamanın gençleri, nasıl deyim yani, öğrenmemiş, bilmiyor, okumamış, okumuş da bu gibi şeyleri okumamış. Nasıl savaşılmış, İstiklal Gazisi, Kore Gazisi, Kıbrıs Gazisi nasıl savaşmış bilmiyorlar ki, hiç olmazsa her okulda ayda bir, altı ayda bir olarak bir gazi tarafından çağrılarak, Dernek’ten bir gazi istenerek bir iki talebelere ne olduğunu anlatsın ki, onlar da öğrensin. Fakat bu yok. Ne gazisi diye soruyor, Kore Gazisi, ne işiniz vardı diyorlar. Eee... biz gönüllü çıktık, Türk hükümetimizi temsil etmek için gittik oraya. Birleşik Devletlere, NATO’ya girdin, mecbursun gitmeye. Yoksa .

NATO’ya alırlar mıydı Türkiye’yi?

Menderes olmasaydı NATO’ya giremezdik mesela. O rahmetli oldu, o gitti, gazinin pili bitti. Hakikat böyle. Celal Bayar, Menderes olmasaydı bu Kore işi olmayacaktı. Ama onlar o zaman 46’nın adamları. Tek başına iktidara, iktidar oldular, tek başına bu işi yaptılar. Ekseriyet onlarındı. Şimdinin hükümetleri bir bohça gibi. O riyor aman böyle, öbürü diyor aman şöyle aman böyle, böyle dönüüüp gidiyor işte. Neymiş? Türkiye’ymiş. Bunu dışardan destekleyecek, hükümete öbür partiler destek çıkacak böyle şeylerde. Ama bizde o yok, hepsi ayrı ayrı. O koltuk benim olsun, bu koltuk benim olsun, gazilikle ilgili bir meselenin Meclis’te toplantısı varsa Meclis’te bilmem kim konsey heyeti bulunmadığından kanun geriye bırakılmış, tamam 7 sene tekrar onu bekle çıkıcak diye. Söz veriyorlar gazilere şu kadar zam, ne çıkarıyorlar, ne ediyorlar, ne bakıyorlar. Böyle gelmiş, böyle de gidiyor. 45 sene, 48 senedir böyle gidiyor. Almış olduğum 20 milyon mayış (maaş), ekmek mi alacam, sigara mı alacam, hadi benden daha ihtiyarıda var bunun. Onlar ne yapsınlar? Hükümete gidiyon, tamam diyorlar, olur diyorlar, ondan sonra işte Meclis’e gidin Meclis’le konuşun çocuklar, komserler kurulu bulunmadığından geriye bırakılmıştır. İş bitti, tamam, bekle Allah, bir daha olacak.. Ve bir türlü de kolay kolay olmaz, anca, tek başına olursa, bu iş olur.

Siz Kore’deyken diğer askerlerle, Amerikalı, Yunanlı, İngiliz askerlerle nasıldı aranız?

Şimdi bizim askerlikte, Kore’de zorumuza giden şuydu: Bir Yunan askeri 20 dolar aylık alıyor, bir Türk askeri 5 dolar alıyor. Bu bizim çok zorumuza giderdi. Birleşik Devletler’le eşit olması lazım. Biz parasında falan değiliz, yanlız zorumuza gidiyordu.Niye bir Yunan askeri 20 dolar alıyor da bir Türk askeri 5 dolar alsın? Bu nedendir? Bir türlü aklım ermedi buna. Bu yaştayım halan aklım ermiyor. İngilizler, Amerikalılar, Suudi Arabistanlılar bir çok 16 devlet çarpışıyor, onlar şu kadar, biz bu kadar alıyoruz. Bunun neden olduğunu halan çözemedim.

Bunu saptayan kimdi? Size verilecek parayı saptayan kimdi?

Bunları saptayan o zamanın generalleri. Mesela Yunanistan, onun bir generali var, başlarında tabii, eee onlar 20 dolar aylık alıyor, biz Türk askeri 5 dolar aylık alıyoruz. Neden bu yani, soruyorsun, eee bu kadar diyor. Birleşik Devletler’in almış olduğu karar. Bir Türk askeri 5 dolar, bir Yunan askeri 20 dolar. Şimdi gine öyle, biz Türk gazisi olarak 20 milyon aylık alıyoruz, 3 ayda 60 milyon, bir Yunan gazisi 120 milyon aylık alıyor. O kadar mı kıymetimiz var yani? Komutanlar hiç sormuyorlar mıydı neden böyle diye? Komutanlar değil, buna hükümetin bakması lazım. Biz orada Amerika’nın 25. Tümenine bağlı olarak çalıştık. Amerika’nın 25. Tümeni NATO kanalıylan Türk gazilerine dolar olarak gönderiyor, bizim aldığımız mayış 20 milyon. Bizim hükümetimizde kabahat, bakmıyorlar, bakan yok. Meclis’e bir önerge verirsin, tamam derler, içeri girersin, komisyon bulunmadığından geriye bırakılmıştır, bitti. Gazilik bu mu ya! Milletvekilleri gazileri seviyorsa parmaklarını kaldırsınlar. Bugün banaysa, yarın onlara. Yarın, onların da çocukları var. Bu işler böyle bitmez.

Şimdi bugün ayrımcılık var. Türkiye o günler savaş esnasında da böyle birşey söz konusumuydu, yani yaşam standartlarınız aynı mıydı diğer askerlerle?

Savaş esnasında Türk önde, Türk önde, çemberi yaran Türk, baskını yapan Türk, koşturan Türk, aç kalan Türk, 5 dolar alan da Türk. İşte bu bizim hükümetlerimizin ayıbıdır, bizim değil. Çemberi yaran Türk, dünyaya sesini duyuran bu Kore gazileri Türk olarak 5 dolar alsın, bir Yunan askeri 20 dolar alsın.

Peki o döneme dönecek olursak biraz ordaki yaşamınızdan, onlarla birlikteliklerinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Orda farkımız öyleydi, değişen bir şey yok, fakat siz Türk olarak, Türk ordusunu temsil ettiğiniz zaman Türk’teki cesaret kimsede yoktu. Havada, karada, denizde, heryerde gene Türk. Ödleri kopardı, gine Türkler öndeydi. Arkamızdan destek geliyor, herifler kaybolmuştu. Üsteğmen Muzaffer Aytü, Allah rahmet eylesin, bölük geriye dön, ateş! Dedi. Böyle erkek subaylarımız var, böyle koç gibi subaylarımız var.Türk deyip de açma kızım. Ya Allah dedin miydi valla herşey biter....Hiç bir devlette savaşın olmasını istemem, çünkü savaş günah, iki siyasi parti birbirine girer, bilmem ne, şu ortamda güllük gülistanlık, bunlar böyle. O hükümet diyor böyle, o diyor savaş isterim, öbürü diyor toprak isterim. Otururum oturduğum yerde. Allahıma şükrederim, nimetime şükrederim. Savaş kolay değil, eski, bizim savaşlara benzemiyor şimdiki savaşlar. Herif tetiğe basıyor 2 bin kilometre yerden tak vuruyor, bu zamana geldik. Eskisi gibi tüfek çak, yok artık, tüfekler yok artık, hepsi otomatiğe bağlandı. Tak, tak tak, ateş. Yani kimse kimsenin burnunun kanamasını istemez. Mesela Suriye, PKK’yı besliyor. Biz Suriye’yi besliyoruz, suyun burdan gidiyor, bu burdan gidiyor, o burdan gidiyor, sen daha hala bilmem neyi besliyon. Yazık değil mi millet bu kadar kırılsın. Yok bilem ne kurucaz, yok bilmem ne kuracaz. Türk bayrağı altında kurdururlar mı sana, kuramazsın. Sonra bir karış toprak verir mi Türkiye? İmkanı yok. Bu vatan şehitlerin kanıyla sulanmış, bu kadar gazileri olmuş sen geliyon daha bilmem ne devleti kurucam, bilmem ne devleti kurucam, uğraşıyon. Türk milleti sana bunu bırakır mı? Dünya da Türk’ün Türk’ten başka dostu yok. Dünyayı gördüm, inan, nelerine baktım, nelerini gördüm Türk milleti gibi millet bulunmaz. Acıma hissi Türk’te, yediren Türk, içiren Türk, bu bize dedelerimizden, atalarımızdan kalma şeyler. Ama ufak bir şeyine, toprağına el uzatanın eli kırılır, bizde böyle. Mesela bütün siyasi partiler dahi hooop, bir savaş anında bir dakkada anlaşırlar, iş biter yani. Bakma birbirlerine bağırıyorlar, sen böylesin, sen şöylesin ama, bir savaş halinde hepsi bir tane olurlar.İşte Türk, bir Türk dünyaya bedeldir. Onlarda bizim gibi. Bir köye gittiğin zaman savaş yerinde, millet aç, varsa yapıcan vericen yoksa ne yapcanki? Pusan, Seul gördüğün zaman her taraf delik deşik. Şimdi ne oldu? Maşallahı var, onlar bize yardım ediyor, şimdi onlar. Kore, Güney Kore devleti bize yardım ediyor şimdi. Biz burda iki ay çalıştık, savaş yaptık Kıbrıs’ta, ne oldu? İki ay savaş yaptık, 17 yıl geri gittik. Neden? Tutkunluk olmadığı için.Kimde tutkunluk yok, siyasette tutkunluk yok. Ordu olmasa memleket elden gider. Yatsın kalksın bu hükümet orduya dua etsin. Ordu olmasa, hele bu zamanda Allah korusun, ööö, paşalarımız olmasın, subaylarımız olmasın acırım Türkiye’nin haline.

Savaş günlük yaşamı nasıl etkiledi Kore’de? Fotoğraflarda insanların gündelik yaşamına devam ettiği görülüyor, sanki ülkede savaş yokmuş gibi fotoğraflarda?

Şimdi Kuzey Kore, Güney Kore’ye karşı savaş açtı. Güney Kore’nin şimdiki durumu başka, 50-51-52 durumu başka. O zaman her taraf harab içindeydi. Ölen ölene, kalan kalana, kim kimleydi? Ne zaman 1953’te “ Hombogen” anlaşması oldu, askerler geri çekildi, onlar geri çekildi, onlar kafalarını kullandılar, çalıştılar aynı mevkiye geldiler. Fakat Güney Kore’nin Türk halkını çok sevdiğini bilirim. Türkiş dedi miydi bir daha demezdi.

Vefa borcu yani.

Tabi, onları kurtaran biziz. Nasıl, buraya elçiler geliyor, subaylar geliyor, hepsi anılarını anlatıyorlar. Eee bizim hoşumuza gidiyor onları işittiğimiz zaman. Biz onlara diyorduk ki o subaylara, siz o zaman bebektiniz. Haklılar, gülüyorlar. Ama öyle konuşmaları var ki, anlayamıyorum bende, Allah razı olsun demek istiyorlar. Hala da bizlen beraberler, Allah var şimdi. Güney Kore hakikat, biz Türk olarak onları çok sevdik. Onlarda bizi hala seviyor. Unutulmuyor. Biz de onları unutmuyoruz. Elimizden gelen yardımı yaptık ve onlar elinden gelen yardımı yapıyorlar. Şu anda gene yapıyorlar.

Peki savaşa gitmeden önce o savaş psikolojisine hazır mıydınız? Eğitim aldınız mı?

Aldım. Gönüllü çıktığım zaman sevindim. Savaşıcam dedim bu genç yaşta, savaşayım dedim. Duyardım İstiklal Gazileri vatanımızı nasıl kurtarmışlar, o kafayla bende gönüllü olarak İzmir 46. Piyade Alayı’ndan çıktım, imzaladım. Ondan sonra Selimiye’de kurs verdiler. Selimiye’deki kurs bittikten sonra İzmir Seferihisar’da kurs verdiler.Bütün silahları öğrendikten sonra bizi götürdüler.

Kore’yi biliyor muydunuz daha önce? Nasıl tasarladınız gitmeden önce?

Hayır. Dünyanın öbür ucuna gideceğimizi biliyorduk da döneceğimizi bilmiyorduk. Gideceğimizi biliyorduk da geri geleceğimizi bilmiyorduk, bu bir şans eseri yani. Cenabı Hak ne der? Ben yarattım, ben alırım der. Demek ki seviyormuş ki kulunu almamış ve ben bunu hala böyle yorumlarım. Allah ne derse o olur.

Peki savaştan sonra neler yaşadınız? Savaşın etkisinden kurtulmanız nasıl oldu?

Tabi bu biraz, geçti, yatakta bile yattığın zaman aklına geldiği zaman, mesela aklına geliyor, rüyana giriyor fırlıyorsun. O zaman anam koşardı, bacım koşardı, abim ne oluyor derdi, hiç birşey yok derdim. Fakat rüyana giren, aklına giren o anda yaşamış olduğun bütün olaylar aklına geldiği zaman yataktan fırlıyordum. Anam, babam başımda ne oluyor filan derlerdi, en sonunda anladılar. Onların sayesinde tabi zaman geçtikçe, o korku üzerinden kalkıyor. Eee... tabi gençlikte çalışmak istiyorsun, işte memuriyete girdik, yavaş yavaş büyüdük, ettik. Hala da böyle devam ediyorum. Allah öldürmediği müddetçe şükürler olsun. Başka birşey diyeceğim yok.

Savaşta yara aldınız mı?

Ufak, ayağımda var. (Hanımı araya girer) böbreğin? Böbreğim düştüğümde oldu. Oldu ama ne yapayım olduysa, orda oldu, burda olmadı ki. Gençlikte tabi hatırlayamıyorsun böyle şeyleri. Düştüğüm zaman böbreğim iki kaburga arasına girmişti. Gençlikte anlıyormusun, anlıyormusun böyle şeyleri. Yaş gittikçe hepsi meydana çıkıyor, dökülmeye başlıyoruz işte.

Hastanede yattınız mı?

Hıı, bakıyorlar herifler, bizim bir doktora gittik, dişimizi çek dedik, herif kerpetenle çekiyor, Amerikalı geldi, No! No! dedi bizimkine, adam pamuğa bir ilaç koydu, teşekkür, thank you very mach, iş bitti, bi dakkalık heriflerde. Biz de Ya Allah Ya Muhammed (gülüyor) öyle. Başka ne deyim valla çok.

Gazilik hakkında biraz konuşalım. Muhakkak size gazilik gurur veriyor. Ülkemizde gaziliğe verilen değer hakkında....

Valla bu gaziliğimlen şahsım adıma ve arkadaşlarıma gurur duyuyorum. Fakat zorumuza giden, bakmıyorlar, yani bir yere gidiyorsun, hüviyetini göster, gazisen bana ne diyor. Otobüse binicen, otobüse biniyon arkadaşlar ayakta alıyor, kafasını öbür tarafa çeviriyor. Bana diyor öyle. Bunu Milli Eğitim Bakanı’nın okullara bir bildiriyle yazması lazım, öğrenmesi lazım gençler ki zamanla gazi olduğunu bilsin, gazi ne demek. Gaziler var, gençler soruyor, bu ne diyor, penlivanlıktan mı kazandın madalyayı diyor. Eee bilmiyor ki. Nasıl olsa okula mecmualar geliyor, çocukların aldığı bir şey dergi var. Dergilerin kenarına gazilik şudur, gazilik ünvanı budur, gazilere şöyle hürmet filan deseler, daha başka olur, öğrenir çocuklar, küçükten kafalarına girer. Ama yok. Sadece bizi çağırırlar okullara, gelin konuşun, öğrensinler. Orda binde bir, işte Atatürk’ün ölüm yılı 10 kasım, o zaman gelip ararlar, sorarlar yani. Başka bir şey yok, ne soran var, ne arayan var ne eden var.

Gazilik kavramında bir kargaşa var, işte İstiklal Gazileri, Kore gazileri, ama şimdi Güneydoğu’da bir savaş var, orda yaralanan, bulunan kişilere gazi gözüyle bakılmıyor tam olarak. Kimlerdir gazi, kimler değildir?

İstiklal gazisi, Kore gazisi, Kıbrıs gazisi resmi gaste bunları ibraz etmiş, bunlar gazidir diye. Onlar da ne zaman gazilik ünvanını alacaklar T.B.M.M. gazilik ünvanı verilsin derse gazi olabilirler. Bu hükümete kalmış, T.B.M.M.’e kalmış.

Şimdi onlar şöyle bir ayrım yapıyorlar, Güneydoğu’daki bir iç savaş olduğu için onları gazi statüsüne koymak istemiyorlar.

Şimdi şöyle, onlar Türk topraklarında çarpıştığı için alamıyorlar, Türk topraklarında çarpıştıkları için. Dünyanın öbür ucunda çarpıştık, ölmeden geri döndük ve gazilik ünvanını kazandık. Onlar kendi toprağımız içinde çarpışıyorlar. Onu da T.B.M.M.’nin öngöreceği bir kanunla gazilik ünvanı verebilirler. O, hükümete kalmış birşeydir.

Peki gazi kimdir, yani sınırlar dışında savaşan kişi midir?

Gazi sınırlar dışında ve sınırlar içinde çarpışıp ve yaralanıp dönen gazidir. Bu T.B.M.M.’nin vereceği birşeydir. Mesela şimdi o gazilerimiz var, Güneydoğu gazisi, kendi topraklarımızda savaşıyor PKK’ya karşı mesela. Onlar da savaş çıkarıyor, biz de. Bu ünvan Meclis’e aittir. Şimdi bizim gibi gazilik kartı taşıyan, bu ünvana sahip olan kişi gazidir. Bunlar da olacak, bu hükümetin araştırmasına bağlıdır. İşte resmi gaste ne diyor, Kore gazisi, Kıbrıs 1. ve 2. çıkartması diyor. O kadar, orda kesmiş, resmi gaste yayınladı mı, bu kanundur, resmi gaste yayınlamazsa bu kanun değildir. Mesela şu kadar zam yapacam diyorlar, şu kadar zam yapacam diyorlar, imkanı yok inanmam, ne zaman resmi gasteyi okurum, hıııııı, eyvallah ama yok imkanı yok.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Valla eklemek istediğim şu var. Türkiye Cumhuriyeti hükümetine bir ricam var, bu gazilerine iyi baksın. Bak gine söylüyorum mesela doğuda, batıda, kuzeyde ve güneyde vatanım için çarpışmaya hazırım. Toprağım için ölürüm. Boşuna dememişler bir Türk dünyaya bedeldir. Hepinize saygılar sunuyorum.

Çiğdem BAYRAK .

ABD’ li VİETNAM GAZİLERİ VVA (Vietnam Veterans of America)

ABD’ nin Vietnam dönemi gazilerini ülke çapinda temsil eden, dernek ve vakiflarin öncülüğünü gerçekleştiren VVA’ nin savunduğu şiar: “Hiçbirzaman, gazilerin bir kuşaği bir diğerini asla terk etmeyecektir.”

Yeryüzünde gaziler konusunda en ciddi, en geniş ve en derin çaba ve çalişmalar ABD’de yapilmakta. Gazi konusundaki keşmekeşliğe son vermek, gazilik olgusunu Kongre (ABD meclisi) düzeyinde ele almak amaciyla 15 Mart 1989’ da bugünkü başkan George W. Bush’un babasinin hükümeti döneminde Gazi Bakanliği kuruldu.

Gazi Bakani hükümette başkanin yaninda temsil edilmeden önce gazilere sahip çikmaya çalişan dernek ve vakiflar bir kaos konumundaydi.

Politikacilar oy için gazileri kullaniyor,bazi dernek ve vakif yöneticiliri de şahsi çikarlarini gözetiyordu. II.Dünya Savaşi gazileri ünvanlarini alirken Vietnam Gazileri ünvan alamiyordu, gazi olarak görülmüyordu.

İşte Vietnam Gazileri (VVA) böylesine bunalimli bir dönemde 15 Vietnam gazisinin Washington’ da başlattiği girişimle doğdu.

VVA’ nın iki ayda bir yayinlanan ve binlerce aboneye ulaşan bir dergisi var; “Gazi” (Veteran).

“Veteran” Dergisinin editörü Mokie Pratt Porter’ la ilişkiye geçen Gaziler Dergisi ABD’ nin Vietnam Gazileri hakkinda bilgi ve belge istedi 29.04.2001 tarihli yazimizin yaniti bizzat M.Pratt Porter’ dan 12.06.2001 tarihinde geldi. Editör M.Pratt Porter gönderdiği yazida şunu ifade ediyordu.

“Sayin Gaziler Dergisi Amerikan Vietnam Gazilerine olan ilginize teşekkür ederiz.

Ekte malzeme paketini bulacaksiniz ve sahip olduğunuz sorulara yanit bulacağinizi umut ediyorum.

Size yardim edebileceğimiz herhangi bir yöntem varsa lütfen bize bildiriniz”.

Küçük bir gazi gurubunun büyük adımı

Amerika’ nın Vietnam eski askerleri (gazileri) (VVA), kongre tarafindan berat verilen yegane ulusal Vietnam gazileri organizasyonu olup kendisini sadece Vietnam dönemi gazilerine ve onların ailelerine adamıştır. 1970’ lerin sonlarina doğru, oluşturulan Gazi Gruplarinin, Vietnam gazileri ile ilgili konuları gündeme taşimada başarisiz olduklari görüldü. Sonuç olarak, Ulusun kanunlarinda ve halkin gündeminde bir boşluk vardi. 1978 Ocak ayinda, Vietnam gazilerinin iş başinda olanlarinin küçük bir grubu, Vietnam gazilerinin ihtiyaçlarina kendisini adamiş bir savunma organizasyonunun yaratilmasini desteklemek amaci ile dostlar aramak için Washington DC’ ye geldiler. VVA başlangiçta Vietnam gazilerinin konseyi olarak tanindi ve çalişmasina başladi. 1979’ da çalişmaya başlamasinin ilk yilinda, toplam varliği $ 46,506’ idi.

Konsey üyeleri, ulusun dikkatinin Vietnam Gazilerinin özel ihtiyaçlarına yoğunlaştığı takdirde, minnettar bir ulusun çareler için adımlarını hızla atacağına inanıyorlardı. Bununla birlikte, çok sayida önde gelen Amerikan Gazetelerinde çıkan makaleler tarafindan büyütülen kongre öncesinde ikna mahiyetindeki fikir yazılarına rağmen, Vietnam gazilerine ve ailelerine yardim için yeni ve ihtiyaç duyulmuş programlarin yaratilmasinda bir tek zafer mahiyetinde yasa çıkarmayi başaramamişlardir. Sadece etik açidan, eşitlik ve adalet bakimindan ifade edilen münazaralarin yeterli olmadiği çok geçmeden açiğa çikti. Amerikan Kongresi, kendilerini temsil etmeyi açıkça ifade eden organizasyonun siyasi güce sahip olduğu takdirde yalnizca Vietnam Gazilerinin meşru ihtiyaçlarina yanit verecekti. Bu durumda, güç, üyeliği ifade eden rakkamlara tercüme edildi. 1979 yazina kadar, Vietnam Gazilerinin Konseyi, bir Gaziler Hizmet Organizasyonu ve kendisini Vietnam Gazilerine tahsis etmiş olan Amerikanin Vietnam Gazilerine dönüşü.

Amerikan Vietnam Gazileri, Gelişim için önemli sermaye eksikliğinden duraksamaya uğradı ve üyelik sayısındaki artış başlangiçta yavaşti. Büyük başari, Amerikali rehineler 1981 yili Ocak ayinda İran’ dan geri döndüklerinde ortaya çikti. Bu durum, Amerikanin, kamuoyunda halkin tartişmasi için masaya konmuş Vietnam Döneminin olaylarini öne süren duygusal bir psikoterapi gibi olmuştu. Sorulan soru şuydu: neden rehineler için törenler vardi da Vietnam Gazileri için yoktu? Çok sayida Gazi, geçmişteki Ulusal Hizmet için taninma ve kıymet bilme hususundaki eksiklik hakkinda şikayet ettiler. Vietnam dönemi Gazileri, daha önceki savaşlarin gazileri gibi ayni durumdaki gazilerin en son neslini gösteren programlar biçimde faaliyete geçmesini istediler. Üyelik sürekli artişa geçti ve, ilk kez, VVA önemli düzeyde katkilari güven altina aldi. Vietnam Savaşi ve Gazilerin kendileri ile ilgili öne çikan konularla beraber su yüzüne çikan temel konular hakkinda konuşmak için halkin arzusunun birleşmesi, 1982 Kasım ayinda Vietnam Gazileri Anitinin Ulusal açiliş töreni ile büyüdü.

Haftalar alan uzun faaliyetler Gaziler arasında kardeşlik hissini ve ihmal edilemeyecek kadar önemli olan bir deneyimi paylaşma duygusunu alevlendirdi.

Gazilerin Genel İhtiyacı Yasal Hakları

1983 yılında, VVA hükümetten imtiyaz ve hizmet elde etme arayışındaki gazilere yardım temini için Amerika Vietnam Gazilerine Yasal Hizmetler (VVALS) kurumunu oluşturacak önemli bir aşamayı kaydetmiş oldu. Bir gazi temsilcisinin sadece kolaylaştırıcıdan ziyade bir gazi için avukat (taraftar) olması gerektiği teorisi kapsamında çalışarak, VVALS, hızla bizzat kendisi en ehil ve girişken yasal yardım programını gazilerin hizmetine sundu. VVALS, Gazi Hizmet Temsilcileri için şimdiye kadar geliştirilmiş en mantikli anlaşilir klavuzu yayinladi ve 1985 yilinda, VVALS, şu anda baskida olan 150.000 nüshayi aşan, geniş çapli şekilde ilan edilen “Vietnam Gazilerinin Hayatta Kalma Klavuzu” nu yazdı.

İlerliyen yıllarda VVA’ nin büyüklük, kişilik ve prestij bakımından büyüdüğü görüldü.VVA’nin profesyonel üyelik hizmetleri,gaziler hizmeti ve avukatlık (taraftarlık) çalışması kongrenin ve 1986 yılında,VVA’nin örnek çalışmasına resmi olarak meclis beratinin onayının verildiği bildirilmiştir. Bugün, Amerika’ nın Vietnam Gazileri, Birleşik Devletler, Porto Riko,Virgin Adaları ve Guam’in her tarafinda 525 bölümden oluşan yaklaşık 50.000 ulusal üyeye sahiptir.VVA eyalet konseyleri, yerel bölümlerinin faaliyetlerini koordine ederler.VVA, ulusal faaliyetlerini ve programlarını yerel bölümleri ve eyalet konseylerinin çalışması ile koordine etmeye büyük önem verir ve ulusal düzeyde kazanılmış zaferlerin mahalli olarak uygulanmasini temin etmek için organize olurlar.VVA bireysel ve grup yetkisi için çalişir ve gazilere, cemiyetlerinin diğer yardima muhtaç üyelerine yardim etmek amaci ile mahalli olarak ortaya çikmiş faaliyettir. Bu gönüllü program, sürekli olarak büyüyen bir nüfusa yegane ve yenilikçi hizmetleri sunar. Bu hizmetler şunlari içermektedir: evsizlere siğinak temini,öz değerin kötü kullanimi ile ilgili eğitim projeleri ve suçu önleme kampanyalari, gençlik sporlarinin sponsorluğu, Erkek izci / Kiz izci, Büyük Erkekler / Büyük Kizlar ve doğal felaketler ile kronik fakirliğin etkilediği diğer topluluklar yardim etme. VVA, Ulusal bir yönetim kurulu ve VVA delegeleri tarafindan demokratik olarak seçilmiş 24 kadın ve erkek ulusal müdürler tarafindan idare edilmekte olup bu kişiler,iki yillik anlaşmalarla ilgili bölümlerine gönderilirler. VVA’ nin temel amaci, Vietnam-dönemi gazileri sivil hayata eğitim, ekonomik, sağlik, kültürel ve duygusal olarak tekrardan kazandirmaktir. Bu kazandirma prosedürü,Vietnam gazileri tarafindan çekilen ayrimcilik sikintisinin bertaraf edilmesi amaci ile yasal ve genel ödüllendirme programlarinin teşvik edilmesiyle yapilir.

VVA’nin idari-ilişkilerle ilgili gayretleri, büyük işler peşinde koşan gündemin başarisinda,yaşama alaninda başariya temel teşkil eden üç katkinin, lobicilik, seçmenleri harekete geçirilmesi ve medya ile çalişmayi birleştirir. Yasama ile ilgili zaferler, Gazi Merkezi Sisteminin kurulmasi ve genişletilmesini,işsiz ve çalişmakta olan Vietnam-dönemi gaziler için artan - iş eğitimi ve işe-yerleştirme amaci ile tesis edilen kanunlarin geçirilmesini, Agent Orange’ ye (bir çeşit hastalik) maruz kalan gazilere yardim eden ilk kanunlar ve mahkemede karşit yönde VA kararlarina mücadele etmek için gazilere izin veren landmark yasasi (yani, Gazileri iddialarinin adli olarak gözden geçirilmesi) içermektedir.Tüm bunlar,VVA’nin yasal çabalarinin bir sonucu olarak büyük çapta kanunlaşmiştir. Kongredeki (VVIC) Vietnam dönemi Gazileri, VVA’ nin çabalariyla, kismende olsa, şimdi Kongre’ de yaklaşik 100 üyeye sahipler.

VVA, sürekli bir esasa göre yazili belgeleri yayinlayarak Vietnam dönemi gazilerini çevreleyen önemli olaylarin daha kapsamli olarak halkin bilgisine sunmaya yardimci olur. VVA’ nin ödül kazandiran gazetesi, tüm VVA üyelerine ve kuruluşun tüm dostlarina postalanir.

Vietnam Gazileri (VVA) Yetkilileri

George C.Dugin,
Vietnam’da görev yapmiş Amerikali gazilerin geçmişte görev yapan ulusal başkanidir. George C. Dugins beş uzman rütbesini kazanarak 1965 yili Temmuz ayindan 1969 yili Nisan ayina kadar Birleşik Devletler Ordu Güvenlik Ajansi (ASA) da hizmette bulundu. George C. Dugins Mayis 1966’dan Aralik 1967’ye kadar Phu-Bai’deki ASA’da ve Nisan 1968’den Nisan 1969’a kadar da Pleiku’daki ASA’da Vietnam’da iki devre hizmet etti.İkinci devresinden sonra George C. Dugins ‘ in görevine onurlu bir şekilde son verildi. Bilgisayar teknolojisi konusunda aldiği bir dereceyle Tidewar Community College’den mezun olan George C. Dugins uzun süre gazilerin avukatliğini yapti ve gazilere göstermiş olduğu hizmeti için sayisiz ödüller kazandi. Kendisi , Virjinya’ da bulunan VVA’nin Tidewater 48. bölümünün üyeliğini elinde bulundurarak Vietnam’da görev yapan Amerikali gazilerin yaşayan bir üyesiydi. George C. Dugins VVA’ nin ulusal yönetim kurulunda ve üyeliklerinde bulundu,vekilliklerini yapti, anlaşmalarini yapti ve azinlik çalişma komitelerinde bulundu. 1995 yilinda da ulusal ikinci başkan olarak seçildi. 1996 yilinda POW/MIA konusunu araştirmak üzere Başkan Clinton tarafindan Vietnam Laos ve Kamboçya’ ya Birleşik Devletler delegasyonunun resmi bir üyesi olarak gönderildi. George C. Duggins 1997 Ocak ayinda Vietnam’ da görev yapmiş Amerikali gazilerin ulusal başkani oldu. Geonge C. Duggins, Muharip Asker Çalişmalari konusunda Chesapeake Şehrinin Belediye Başkanlari Komitesinde başkanlik sandalyesine sahip olup Metropolitan A.M.E. Zion Kilisesinde Yediemin Kurulunun başkanliğini yapmaktadir. Avci Kimyasallari ve Aolin Klübü’ ndeki Sivil Danişmanlik Kurulunda da görev yapmaktadir. George C. Duggins, Virginya’ da bulunan Nortfolk’ daki Value Options’ da bilgisayar sistem mühendisi olarak çaliştirilmaktadir. Value Options, Birleşik Devletler’ deki davranişlarla ilgili olarak işletilip yönetilen ikinci büyük sağlik şirketidir ve ‘daha çok insana daha fazla seçenek’ sunmaktadir.

Tom Corey
Bugün Vietnam’ da görev yapmiş Amerikali gazilerin İkinci Başkani olarak görev yapmaktadir. Corey, Detroit’ in bir yerlisi olarak Birleşik Devletler Ordusuna 1967 yilinda alindi ve Mayis 1967’ de Vietnam’ a gönderildi. Birinci Hava Süvari Tümeni’ nde tim komutani olarak görev yapti. 31 Ocak 1968 tarihinde düşman mevzilerine karşi yapilan bir saldiriya katildi. Bu saldirida boynuna bir düşman şarapneli isabet edip omuriliğinden vuruldu. Her iki kol ve bacağindan felç oldu. Tibben Mayis 1968 yilinda emekliye ayrildi.

Uzun bir süre hastanede tedavi olduktan sonra, Corey Detroit’ te bulunan ailesine geri döndü. Zamaninin çoğunu burada bulunan yerel VA (Gazi Bakanliği) hastanesinin içinde ve dişinda geçirdi. 1972 yilinda Florida’ daki West Palm Beach’ e tekrar yerleştirildi. Burada dernek işleriyle ilgilendi ve pek çok danişmanlik kurullarinda görev yapti. Gazilerin ve özürlü kişilerin haklari konusunda yaptiği konuşmalar sebebiyle pek çok ödül aldi.

Corey, Vietnam’ da görev yapmiş gazilerin arasinda Amerikanin Övünç Madalyasini alan bir kişidir. Bu madalya, kidemli askerlere, bunlarin ailelerine ve topluma yapilan hizmet için verilen VVA’ nin en büyük ödülüdür.

Florida’ nin Felçli Gazi Askerler Derneğinin Yönetimi Kurulu üyesi ve Başkani olarak hizmet verdi. Florida’ daki West Palm Beach’ de bulunan VA Medical Center’ in (Gazi Bakanliği Tip Merkezi) danişmanlik kurulunda, Palm Beaches VA Araştirma Kuruluşu’ nda, VISN 8 Yönetim Yardim Konseyinda ve Vietnam Gazileri Yardim Fonu’ nda da görev yapmaktadir.

1985 yilinda Corey, VVA Palm Beach İlçesi 25. bölümünün kurucu başkanliğini yapti. 1991 yilinda onuncu yildönümü kutlamasinda bu bölüm, Thomas H. Corey bölümü adini aldi. 1985 yilinda VVA Ulusal Kurulu Üyesi olarak iki yillik bir dönem için seçildi ve 1989, 1991, 1993 ve 1995 yillarinda da VVA’ nin ulusal sekreteri olarak bu konum için tekrar seçildi. 1997’ de VVA’ nin İkinci Ulusal Başkani seçildi.

Nancy S. Switzer
Vietnam’ da görev yapmiş Amerikali Gazi Derneklerinin Ulusal Başkanliğini yapmaktadir. Bayan Swetzer, Vietnam dönemi konusunda odaklanan gazi programlarinda son derece aktif bir şekilde çalişmaktadir.

Rochester Pratik Hemşirelik Okulunun ve kayitli LPN’ nin bir mezunu olarak Rochester Veterans Outreach Center, Strong Memorial Hospital ve Monreo Community Hospital’ de yönetici asistani konumlarinda bulundu. Kendisi, Amerikali Vietnam Gazileri Derneklerinin yaşayan bir üyesidir. Rochester, New York’ da bulunan 20. bölümden Yilin Üyesi; New York Eyaleti Yilin Üyesi; Bati New York Eyalet Bölgesinin Yilin Gazisi Ödülü; Amerikan Ulusal Övünç Madalyasi sahibi Vietnam’ da görev yapmiş bunu ilk kez alan dernek üyesidir; Dört Papaz Kilisesinden Hayirseverlik Ödülü gibi ödüller dahil olmak üzere gazilerle ilgili olarak yaptiği çalişmalari için sayisiz ödüller aldi.

Bayan Switzer, 1981 yilindan bu yana bölgesel ve ulusal programlara iştirak etti. Monreo Kontluğu, New York Eyaleti, Gazi Danişmanlik Komitesi, bu sahada çalişan Outreach Gazileri Yönetimi Kurulunda hizmette bulundu ve Vietnam’ da görev yapmiş Amerikali Gazilerini - Amerikanin Vietnam Gazileri, Derneklerinin Dostluğu Projesi programini harekete geçirdi. Ayrica, Bayan Switzer, Travma Stres Bozukluğuna maruz kalan Vietnam gazilerinin eşleri ve çocuklari için başarili olma becerilerini kazanmayi öğretmektedir.

Bayan Switzer, New York Rochester’ daki W.Wood, Esp’ in avukatlik bürolarinda halen yasal bir yardimci olarak çalişmaktadir.

ABD Vietnam Gazileri (VVA) 23 Yıldır Görevde

Ulusun Kongre tarafindan onaylanmiş tek Vietnam Gazileri Teşkilati ve ülkedeki en geniş ve en başarili Vietnam Gazileri Teşkilati olan Amerika’ nin Vietnam Gazileri 1978’ de kuruluşundan bu yana başarilarinin kayitlarindan gurur duymaktadir.

Vietnam Gazileri adina 20 yili aşkin bir süredir çikarlari savunan ve kuruluş ilkesi olan ‘Hiçbir zaman Gazilerin bir kuşaği bir diğerini asla terketmiyecektir’ in yerine getirilmesine devam etmektedir. Bu başarilar, burada görülebileceği gibi, birçok ve çeşitlidir.

* Vietnam çaği gazilerinin arkadaşliğinin yeniden tesis edilmesi ve hizmette bir değerlilik ve onur duygusunun genişletilmesi.

* Gaziler ve aileleri için cemaat liderleri ve ulus çapindaki muhataplari ile iletişime geçmeye izin vermeyi sağlayan iki yilda bir yapilan Ulusal Liderlik Konferanslari ve Ulusal Toplantilar düzenlemek. Bu toplantilar Gazilere İttifaklar ve şubeler tesis etmek için firsat tanimaktadir. Gazilere ve ailelerine mevcut firsatlarin iyileştirilmesi firsatlarini tanimaktadir.

* Vietnam Gazileri Sandiği’ na, bunun organlarina ve bölümlerine mali yardim sağlayan bir kamu yarari amacini güden Vietnam Gazileri Yardim Sandiğinin kurulmasi ve devam ettirilmesi.

* Ulusal ve yerel sempozyumlar ve oturumlari desteklemenin de dahil olduğu Evsiz Gazilerle çalişmada öncülük yapma. Eylül 1986 tarihinde Gazi İşleri Komite Merkezi’ nde evsiz gaziler konularinda ilk kongre oturumlarini yapmak üzere ABD Temsilcisi Lane Evans ile birlikte çalişmanin da içinde yer aldiği çabalarin gösterilmesi.

* Mahkum olan Vietnam Gazileri için ulusal bir savunma olarak ve emsalsiz ve etkin bir programin geliştirilmesi, hizmetlerinin bir sonucu olarak hak kazanmiş olduklari Gazi Yardimi menfaatleri ve hizmetlerine erişimlerinde onlara yardimci olmak.

* 20 yildan daha fazla bir süredir POW/MIA’ nin tam hesaplari için mücadelede öncülük yapmak, Vietnam Gazileri Yardim Derneği, yurtsuz kalmiş, kayip veya diğer türlü olarak Vietnam Savaşinda ülkesine hizmetin bir sonucu olarak anlaşilamayanlar hizmet üyeleri için hesap verme sorumluluğunda olan ve derin bir güven ve yükümlülüğü olan bir dernek olmak.

* 1991 yilindan bu yana Amerikan ve Vietnam Gazileri arasindaki Vietnam savaş kayiplari ve anlaşilmayan Amerikan hizmet adamlarinin bilgilerinin doğrudan mübadelesini sağlayan Gazilerden Gazilere bir hizmet olan başarili bir Gaziler Girişimi Görev Gücünün yaratilmasi. Her iki taraftan da bir çok kayip askerler için açiklama yapmaya Gaziler Girişiminin yardimi olmuştur.

*Gaziler Yardim Derneğinde tesislerinde Kadin Gaziler için uygun tibbi tedavi ve menfaatlere hizmet erişimin taninmasinin sağlanmasinin da içinde olduğu kadin gaziler konularinin tüm ayrintilarinda öncülükte bulunmak. Başlangiçlarinda, Vietnam Gazileri Yardim Derneğinin kadin gaziler adina savunmasi ve sosyal hizmet ve tibbi yardim, atak bir enerjiyle ve konulara hassasiyetle şekillindirilmiştir. kadin Vietnam Gazileri Yardim Derneğinin her aşamasina katilirlar ve hizmet verirler.

* Kuruluş amacina Ulusal Körfez Savaş Kaynaği Merkezine ofis alani ve destek sağlamaninda dahil olduğu diğer çalişmalarda gazilere erişmek ve onlara destek sunmak suretiyle sadik kalmak.

*Menfaatleri için talepte bulunan sakat gazilerin yargi incelemelerinde mücadelede ve onun hakkinin kazanilmasinda öncü olmak. Vietnam Gazileri Yardim Derneğinin sebatkar lobi faaliyetleri sayesinde Kongre 1988 yilinda, Gazi yardim menfaatleri itirazlarinin bir mahkemeye ilk defa temyize başvurmalarina, gazilere izin veren bir ABD Gazi Temyizleri Mahkemesinin kuruluşunu sağlayan bir yasanin oluşturulmasina neden olmuştur.

* Gazi Merkezi programinin kurulmasi ve devam ettirilmesi için uzun ve başarili bir lobi çabasina öncülük etmek.

*Okullarla, tutuk evleriyle, gençler için islah kamplariyla birlikte çalişan bir ulusal “Gaziler Uyuşturucuya Karşi” programi ve uyuşturucu kullanmaktan Amerikan gençlerini vazgeçirmeye yardimci olan diğer programlara ön ayak olmak ve bunlari yürütmek.

*İşsiz ve eksik istihdam edilen Vietnam zamani gazileri için artan iş başi eğitimi ve işe yerleştirme yardimini destekleyen kanunlarin kongreden geçirilmesi için tereddütsüz savunma sağlamak.

*Azinlik Gazi işleri üzerine Azinlik GAZİLER ve Danişma Konseyi Merkezinin teşkili için öncü ve destek olmak gibi azinlik gazi konularina öncülük etmek.

*Yirmi yildan fazla bir süre için Agent Orange (bir çeşit hastalik) maddesi konusunda belli başli bir güç olmak, 1986 da açilan Vietnam Gazileri Yardim Derneğinin Nehmeri Gaziler Yönetimi karşi hukuk davasi Vietnam Gazilerini Vietnam’ daki Agent Orange (bir çeşit hastalik) maddesine maruz kalmaya bağli hastaliklar için gazileri tazmin edilmeye zorlanmiştir. Ulusal Bilim Akademisi’ nin Agent Orange (bir çeşit hastalik) maddesine maruz kalma ile ilgili hastaliklar konusunda rapor vermesini gerektiren Agent Orange maddesi Kanununun Kongreden 1991 yilinda geçirilmesinde ikna edici olan ilk hareket eden Vietnam Gazileri Yardim Derneğidir.

*Askeri hizmetleri nedeniyle genetik zarar görmüş olan gazi ebeveynlere sahip olan çocuklara- bu durumda Vietnam’ da Agent Orange maddesine ebeveynlerinin maruz kalmasi ile ilişkili olan omurganin arka kismi üzerinde gelişim kusuruna bağli doğuştan olan açiklik doğum hatalari olan Vietnam Gazilerinin çocuklari tibbi bakim ve tazminati ilk kez sağlayan yer sarsici 1996 yasasi için mesul olmak.

*Hak ettikleri hükümet menfaatleri hakkinda gazilere eğitim sağlayan ve Gazi Yardim menfaatlerini güvenceye alma taleplerinde gazileri temsil etmek üzere gönüllüleri eğiten Gaziler Menfaatler Programini yürütmek.

*Gazi haklarinin ihlalleri durumunda kurumun bu kolu olan Gazi Yardim Programi, karşi hukuk davalarinda gazilerin sürekli temsil edilmesinin sağlanmasi. Vietnam Gaziler Derneğinin Guisti Bravo Gaziler İdaresine karşi hukuk davasi Porto Rico soylu Amerikan gazilerine karşi geniş bir ayrima maruz birakmiştir. Sonuç olarak Gazi Yardim Derneği, adil olarak iddialari hakkinda yeniden karar vermeye razi oldu ve Porto Rico’ lu gaziler geriye dönük 30 milyon dolarlik haklar elde ettiler.

*Herhangi diğer hizmet organizasyonlarindan daha fazla bir yüzde ile Gaziler Yardim Derneğinin Gazi Temyizleri Kurulunda davalarin istikrarli bir şekilde kazanilmasi.

*1978 de hazirlanan ve Ulusal bir Anayasa komitesi ve bir Ulusal Karalar Komitesi tarafindan izlenen bir ayrintili Ulusal Anayasasi yoluyla çalişmalarina devam etmek, örgütün yapmasini üyeliğin istediği yönde hareket etmeye uymak ve örgütün üyeleri ile temasta olduğu güvencesini üyelerine sağlamak.

*Ülke çapinda orta öğrenim sonrasi eğitim kuruluşlarinda Vietnam Gazilerinin hak eden oğullari, kizlari ve diğer akrabalarina burslar verilmesi. Burslar yillik olarak 10,000 dolarin üzerindedir.

*Vietnam Gazileri Derneği Gazi adli ödül sahibi bir ulusal gazetenin basilmasi.

*Devlet ve yerel Vietnam Gazileri törenlerinin yüzlercesi hakkinda bilgilerin mübadelesini sağlayan ülkenin tek bilgi müzakere merkezini Ulusal Merkezde yürütmek.

*Ulusal Merkezde Vietnam Savaşi Gerçek ve Bilim Kurgu kitaplari, videolar, CD’ ler, ses bantlari ve CD Romlardan oluşan ulusun en pahali kütüphanelerini oluşturmak .

Çeviri Yavuz Altaç.

Milli Eğitim Vakfı

Malul Öğretmenin Hizmetinde....

Ülkemizde son otuz yıldan beri artan nüfus, köyden kente göç, endüstriyel değişim, ekonomik sıkıntılar vb. konular Türk Milli eğitimi’ nin yükünü arttırmaktadır. Bu alandaki ihtiyaçlar bütçe ile tam olarak karşılanmamakta ve bütçeye ek gelir sağlayacak kurumların devreye girmesi gerekmektedir. Bunu gören eğitim yöneticileri her dönemde bununla ilgili çabalara girmişlerdir. Okul kurumlarının daha geniş imkanlara kavuşturulup, ihtiyaçlarının giderilebilmesi için sivil toplum örgütleri olarak adlandırılan dernek, vakıf gibi birimlerin kurulup, amaçları doğrultusunda çalışmaları, belli oranda kamusal kuruluşlara rahatlık sağlamaktadır.

Milli Eğitim Vakfı da Vakıf Senedi’ nde belirtildiği gibi; “Milli Eğitim hedeflerine ulaşmak, temel ilkelerini gerçekleştirmek, devletçe tahsis edilen kaynakları ve yapılan hizmetleri desteklemek” amacıyla 17.02.1981 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak kurulmuştur.

Amacın Gerçekleşmesi

Bu amaçlar doğrultusunda kurulan vakfın, vakıf senedinde amaçla ilgili belirtilen maddeler şunlardır:

Madde 3-

Vakıf, amacın gerçekleştirilmesi için aşağıdaki faaliyetlerde bulunur:

Milli Eğitim geliştirici araştırmalar yapmak ve yaptırmak,

Milli eğitim Bakanlığı’ na bağlı her kademe ve her türdeki eğitim kurumları ile Bakanlığın merkez ve tasra kuruluşu olan hizmet birimlerinde, bağımsızlığına kavuşan Türk Cumhuriyetleri ve Türk Topluluklarında;

* Kurumların ihtiyacı olan araç ve gereçlerin sağlanması,

* Ders ve Yardımcı ders kitapları ile basılı eğitim malzemeleri ve benzeri materyallerin hazırlatılarak veya yurt içinden ve yurtdışından satın alınarak, ihtiyacı olan kurumların istifadesine sunulması,

* Öğrencilerin eğitim, öğretim, sağlık ve her türlü ihtiyaçlarının karşılanmasına ve halen görevde bulunan veya emekliye ayrılan öğretmenlerle Milli Eğitim mensuplarının, kurumlarınca karşılanamayan zorunlu sağlık giderlerine katkı sağlanması,

* Şehit öğretmen ve Bakanlık mensuplarının ailelerine, malul duruma düşen öğretmenlere ve bakanlık mensuplarına, maddi ve aynı yardımda bulunulması,

* Hazınlanacak özel yönetmeliklerine uygun olarak; Bakanlığa bağlı pansiyonlu ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında yatılı öğrenci okutulması, ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine karşılıksız öğrenim bursu verilmesi, burs almakta olan öğrencilerden bir yüksek öğretim kurumuna girenlerin öğrenim burslarının, yüksek öğrenimleri süresince de devam ettirilmesi,

* Hazırlanacak özel yönetmeliklerine uygun olarak; Milli Eğitim Bakanlığı’ nın merkez ve tasra teşkilatında görevli öğretmen ve memurlar ile bu görevlerden emekliye ayrılanların çocuklarına yüksek öğrenim bursu verilmesi,

* Türk Cumhuriyetleri’ nin ve bağımsızlıklarına kavuşan Türk Toplumlarının, eğitim ve öğretim faaliyetlerine, her türlü maddi katkı ve yardımı sağlanması, Her kademe vetürdeki eğitim kurumları ile eğitim tesislerinin, öğrenci yurtlarının, sağlık kurumları ve tesislerinin, yaz kampları ve dinlenme tesislerinin, açık ve kapalı spor tesislerinin, öğretmen evlerinin, eğitim müzelerinin ve kütüphanelerin yapılması ve hizmete açılmasına, mevcutlarının işletilmesine, bütün bu binalarla tesislerin bakım ve onarımına katkı sağlamak, Milli Eğitim kurumları yönetici ve öğretmenlerini, eğitim etkinliğini arttırıcı çalışmalarda bulummaya teşvik etmek ve bu konuda başarı gösterenleri ödüllendirmek,

Milli Eğitim Kurumlarında;

* Öğretmen ve öğrenci arasında yarışmalar düzenlemek suretiyle, eğitim kurumlarında eğitimin gelişmesine, Atatürkçü düşüncenin yerleşmesine,

* Yapılan üretimin pazarlanmasına ve tanıtılmasına,

* Binaların yapım ve onarımına katkıda bulunmak,

Eğitim kurumlarının üretim ve hizmet kapasitelerinin kullanım ve işletimine yardımcı olmak,

Milli Eğitim Kurumlarıyla iş ve endüstri arasında kurulacak işbirliğinin desteklemek ve bu konuda yardımcı olmak,

Eğitim ve öğretim konularında yayın yapmak ve yaptırmak, Milli eğitim amaçlarını gerçekleştirici, öğrencilerin sosyal ve moral ihtiyaçlarını karşılayacak ve vakfa gelir sağlayacak sosyal ekonomik ve kültürel etkinlikte bulunmak,

Öğretim programlarıyla ilgili olarak seminerler düzenlemek, yerli ve yabancı uzmanlara çalışmalar yaptırmak suretiyle Bakanlığa yardım etmek ve destek olmak,

Gerektiğinde amaçları doğrultusunda; her kademe ve türdeki özel okullar ile kursların ve yükseköğretim kurumlarının açılması ve işletilmesini kuracağı bu eğitim kurumlarında en az %10 oranındaki kapasitenin yetenekli ancak maddi imkanlardan yoksun öğrencilerin eğitim ve öğretimlerine tahsis edilmesini sağlamak,

Eğitim, Öğretim ve yönetim konularında; araştırma ve geliştirme çalışmaları yapmak, yaptırmak, mevcut eğitim teknolojisini geliştirmek veya yeni eğitim teknolojisi arayışlarına yönelmektir.

Vakıf Genel Başkanı

Madde 9- Milli Eğitim Bakanı, Milli Eğitim Vakfı’ nın Genel Başkanıdır. Vakfın, katıldığı her türlü çalışma ve toplantılarına başkanlık eder.

Genel Kurulu Olusturanlar

Madde 10- Genel Kurulu oluşturanlar şunlardır;

a. Vakıf Senedinin altında imzaları bulunan gerçek kişiler,

b. Vakıf Senedinde adları yazılı tüzel kişiler,

c. Vakfın kuruluşundan itibaren ilk bir yıl içinde 250.000. TL. tutarında taşınır, taşınmaz mal veya para bağışlayan gerçek veya tüzel kişilerden; Merkez Yönetim Kurulu’ nun teklifi üzerine, Genel Kurul kararı ile Kurucu Üye sıfatı verilenler,

d. Vakfın gelişmesinde gösterdikleri olağanüstü hizmetleri ve katkıları tespit edilenlerden; Merkez Yönetim Kurulu’ nun teklifi ve Genel Kurulun onayı ile kendilerine Genel Kurul Üyeliği sıfatı verilenler;

e. Vakıf Genel Başkanlığı görevinde bulunan Milli Eğitim Bakanları,

f. Milli Eğitim vakfı’ nın; Merkez Yönetim ve Denetim Kurumlarında halen görev yapan Üyeler ile Vakıf Genel Müdürü,

g. Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı,

h. Temsilciler Kurulunca, Genel Kurul Üyeliğine seçilenler,

i. Ankara, İstanbul ve İzmir Valileri,

Vakıf Senedinin altında imzaları bulunanlar ile kuruluşundan itibaren ilk bir yıl içinde, Vakfa bağışta bulunmak suretiyle, Genel Kurul Üyeliği sıfatını kazanan gerçek kişiler; vefatları, iş görmez hale gelmeleri, hastalıkları veya çekilmeleri halinde, kendi yerlerine kimin geleceğini tahin bakımından, en az iki adayın ismini kapalı zarf içinde, Vakıf Genel Müdürlüğüne verirler. Bu zarflar, verenlerce her zaman değiştirilebilir.

Ayrılan üyelerin yerine, verilmiş olan adaylar arasından, Genel Kurulca seçim yapılır. Vakıf ta tüzel kişiyi temsil eden şahıs, tüzel kişi tarafından temsil yetkisi verildiği tarihten itibaren, görevine devam ettiği sürece vakıf üyesi olup, tüzel kişilikteki görevinden ayrılması halinde yerine atanan kişi, Vakıf üyesi sıfatını sürdürür. Görevlerinden veya olağanüstü hizmetlerinden dolayı, Genel Kurul üyeliği sıfatını kazananların; ölüm veya ayrılmaları halinde bu sıfatları, varislerine intikal etmez.

Genel Müdürlük

Vakıf Genel Müdürlüğü Ankara’ da olup, şubeleriyle tüm Türkiye çapında hizmet vermeye çaba göstermektedir.

Madde 20- Genel Müdürlük, Merkez Yönetim Kurulunun hazırlayacağı statüye göre teşekkül eder.

Genel Müdürün Görevi:

Madde 21- Genel Müdür; Genel Müdürlüğün yönetiminden, Merkez Yönetim Kuruluna karşı sorumludur. Merkez Yönetim Kurulu’ nun toplantılarına katılır, oy’ a katımaz. Gene Müdür, Vakfı, Merkez Yönetim Kurulunun kararına ve genel mevzuata uygun olarak yönetir. Kurulca verilen yetkileri kullanılır. Genel Müdürün ve Genel Müdürlük Teşkilatı ile bu teşkilatın görev yetki ve sorumlulukları; Merkez Yönetim Kurulunca yapılacak, bir yönetmelikle düzenlenir.

Cemal Erol ÖKTEM Genel Müdür

1936 yılında Karacabel’ de doğdu. İlkokulu Akçadağ’ da, ortaokulu Alaşehir’ de, liseyi Konya’ da bitirdi. Milli Eğitim Bakanlığınca Türkiye genelinde yapılan eleme ve seçme sınavlarını kazanarak 1954 yılında yüksek öğrenimine başladığı Ankara erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’ nun elektrik Bölümü’ nden mezun oldu. Meslek hayatına Ankara 2. Sanat Enstitüsü Elektrik Bölümü, atölye ve meslek dersleri stajer öğretmenliği göreviyle başladı. Askerliğini Muharebe Yedek Subayı olarak yaptı. Terhisinden sonra sırasıyla Ankara, Elazığ, İzmir ve Samsun illerindeki sanat enstitüleri ve teknisyen okullarında, atölye ve meslek dersleri öğretmenliği, atölye ve bölüm şefliği, müdür yardımcılığı ve okul müdürlüğü görevinde çalıştı. 1974 yılında Genel Müdür Başyardımcısı, 1978 yılında Bakanlık Müşaviri, 1980 yılı Ocak ayında tekrar Genel Müdür Yardımcısı olmak üzere, yaklaşık dokuz yıl süre ile Bakanlık Merkez Teşkilatında hizmet verdi. 1982 yılı Şubat ayında Erkek Teknik Öğretim Genel Müdür Başyardımcısı iken, kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Milli Eğitim Vakfı’ nın Kurucu Üyesidir.

M.E.V. Merkez Yönetim Kurulu Başkanı - M.E.V. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı - Abdullah ÇELİK - M.E.V. Yönetim Kurulu Üyesi Ali SUNGURTEKİN - M.E.V. Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Fatma BARKÇIN - M.E.V. Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin ACAR - M.E.V. Yönetim Kurulu Üyesi - M.E.V. Yönetim Kurulu Üyesi Naim DURMAZ - M.E.V. Yönetim Kurulu Üyesi Aydın ÖZYAD - M.E.V. Denetleme Kurulu Üyesi - M.E.V. Denetleme Kurulu Üyesi Remzi KALAYCIOĞLU - M.E.V. Denetleme Kurulu

Genel Merkezce Gerçekleştirilen Aktiviteler

Bu çalışmalarımızdan tanıtıma ve toplumla bağların güçlendirilmesine yönelik olanları, her yılın başında yapılan planlamaya göre yürütüldüğü gibi, yıl içinde ortaya çıkan gelişmeler de dikkate alınarak yeni etkinlikler uygulamaya konulmaktadır. Yayın ve tanıtım çalışmalarının, süreç içinde birbirini tamamlayan unsurlar olması ve devamlılık göstermesi nedeniyle, çeşitli yöntemler kullanılmakta ve bunların her birinden ayrı yararlar beklenmektedir. Çünkü, Vakfımız için vazgeçilmez gelir kaynağı, yapılan bağışlardır. Bu da , yapılan çalışmaların kamuoyunca bilinmesi ve Vakfı güvenilir bir kurum imajı yaratmasıyla mümkündür.

Vakfımızın tanıtımı için yapılan çalışmalarda; ayrılan bütçe ödeneklerinin dışında, sponsorluk üstlenen kurum ve kuruluşların da katkıları sağlanmaktadır.

1998 yılı mayıs ayında 1997 Yılı Çalışma Raporu 2000 adet bastırılarak kurucu üyelerimize, bağışçılarımıza ve şubelerimize gönderilmiştir.

1998 yılı içinde, Cumhuriyetimizin 75’ nci kuruluş yıldönümünü kutlamak amacıyla yapılan çeşitli etkinlikler çerçevesinde; Türkiye genelinde lise öğrencileri arasında afiş yarışması düzenlenmiş, bu yarışmanın sponsorluğunu VAKIFBANK üstlenerek 2 milyar lira katkıda bulunmuştur. 28 Mart 1998’ de tamamlanan başvuru süresinden sona 8 Mayıs 1998 tarihinde toplanan seçici kurulun yaptığı değerlendirmede ödül kazanan ve sergilenmeye değer bulunan eserler, 11 Aralık 1998 tarihinde düzenlenen ödül töreni ile 3 hafta süreyle sergilenmiştir. Bu sergiyle Milli Eğitim Vakfı Sanat Galerisi’ nin de açılışı yapılmıştır.

Serginin duyurulması için 500 adet afiş ile 5000 adet yarışma sonuçları kataloğu hazırlanarak dağıtılmıştır.

Bu sergimiz; İstanbul Özel Öğretim Kurumlarımızca; İstanbum Bakırköy Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi’ nde düzenlenen “İnsan Gelişimindeki Besin Kaynağı; Eğitim” konulu panel sırasında ve yine istanbul TÜYAP SERGİ ve FUAR Merkezi’ nde düzenlenen “1’ nci Uluslararası Eğitim Öğretim Fuarında Vakfımıza” ayrılan stant içinde sergilenmiştir.

Öğretmen ve öğrencilerin sanatsal çalışmalarını ücretsiz sergiledikleri mev sanat galerisi hem Vakfımızın tanıtımı için bir araç, hem de ülkemizin sanatsal ve kültürel eğitimine bir katkıdır. Açıldığı günden beri galerimize 4 sergi düzenlendi. Bunlardan ilki Vakfımızın düzenlediği “Cumhuriyetin 75’ nci Yılında Türkiye” konulu afiş yarışması sergisidir.

Bağışlar

Vakfımızın bütün illerde ve ilçelerde şubeleri vardır. Şubelerimiz eğitim hizmetlerine kaynak yaratmak ve çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Genel Merkezimizden makbuz isteyip, bağış toplanmaktadır. Yıllardır uygulamakta olduğumuz, makbuz gelirlerinin % 75’ lik şube payı, % 25’ lik Genel Merkez oranları; Şubelerimizin bu konudaki yoğun istekleri de dikkate alınarak, Vakıf Yönetmeliğinin 39’ uncu maddesi hükmünün Merkez Yönetim Kurulumuzun kararıyla değiştirilmesi üzerine 3 Ekim 1997 tarihinden itibaren % 85 şube payı, % 15’ i il vakıf şubesine, % 5’ i de makbuzu kullanan ilçe Vakif şubesinde açılacak havuz hesabına aktarılarak Vakıf Senedine uygun bir şekilde, Şube Yönetim Kurullarının kararı ile sarf edilmektedir. Böylece okulların ve şubelerin payı arttırılmış, daha çok kaynak kullanımlarının yahı sıra daha çok bağış toplamaları sağlanmıştır.

Adres:
Azerbeycan Cad. Kasım Gülek Sk. No: 6 Bahçelievler / ANKARA Tel: 0.312. 215 43 10 Pbx Fax: 0.312. 215 40 97 / 98

İletişim:
Bütün il ve ilçelerde şubeleri olan Milli Eğitim Vakfı’ nın genel merkezi Ankara’ dadır.
Mehtap KENAR

 

Maaş Gibi Öğretmen de Eriyor

Öğretmenlerin 55 yıl önce 12 Cumhuriyet Altını’ na denk gelen maaşları, bugün 4.9 Cumhuriyet Altını düzeyine geriledi.Yapılan bir ankete göre, öğretmenlik yapanların büyük bir kısmı, bir daha öğretmen olmak istemiyor ve çocuklarına da tavsiye etmiyor.

Eğitim - Sen Genel Merkezi’ nin yaptığı araştırmaya göre, 1946 yılında ortalama 400 lira olan öğretmen maaşıyla 12 adet Cumhuriyet Altını alınabiliyordu. Bugün en yüksek olan 1. derecenin 4. kademesindeki öğretmenin aylığı olan 439 milyon lira 4.9 Altın almaya yetiyor. Araştırmaya göre, OECD ülkelerinde 15 yıllık bir öğretmen yılda ortalama 28 bin dolar ücret alıyor. Türkiye’ deki öğretmenler ise bunun 8’ de 1’ i olan 3 bin 500 dolara çalışıyor.

Öğretmenler, Japonya’ da 41, Almanya ve İngiltere’ de 38, Avustralya’ da 36, ABD’ de 32, Danimarka’ da 31, Fransa’ da 29, Yunanistan’ da 24, Macaristan’ da da yılda ortalama 11 bin dolar maaş alıyor.

1993 yılının Ocak ayında 25 yıllık bir öğretmen 570 dolar karşılığı ücret alırken, 5 Nisan kararları ile ücretleri 237 dolara kadar geriledi.

Aradan geçen yıllarda öğretmenin maaşı 350 - 450 dolar düzeyinde bir sehir izlerken, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında öğretmenin bordrosundaki ücreti 433 dolara karşılık geliyordu. Ekonomik kriz ve develüasyon ise maaşları iyice eritti.Geçen yıl 433 dolar düzeyinde ücret alan öğretmenin maaşı, bu yıl 283 dolara geriledi.

Eğitim - Sen’ nin 200’ ü kadın toplam 500 öğretmen arasında yaptığı ankete göre de, “Tekrar Öğretmen olmak istermisiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 46.4’ ü “hayır” cevabını verdi.

“Çocuğunuzun öğretmen olmasını istermisiniz?” sorusunu öğretmenlerin günde 28.8’ i “Evet”, yüzde 53.8’ i de “Hayır” şeklinde yanıtladı. Yüzde 17.4’ ü ise “Çekimser kaldı”.

Anketin Çarpıcı Sonuçları:

Öğretmenlerin yüzde 95.5’ i Milli Eğitim’ den memnun değil.

Yüzde 29’ u sistemi gereğinden fazla bürokratik ve hantal buluyor.

Yüzde 23’ ü geçinebilmek için ek işlerde çalışıyor.

Yüzde 68’ i çocuğunun öğretmen olmasını istemiyor.

Yüzde 75’ i branşlarıyla ilgili bilimsel ve teknolojik gelişmeleri takip edemiyor.

Yüzde 37.2’ si mesleği istiyerek seçmemiş.

Yüzde 46.4’ ü tekrar öğretmen olmak istemiyor.

Tatile gidenlerin oranı yüzde 12, her hangi bir yere gitmeyenlerin oranı yüzde 43, tatilini memleketinde geçirenlerin oranı yüzde 25, köyünde geçirenlirin oranı yüzde 13,

Yüzde 37.7’ si kültürel etkinliklere hiç katılamıyor.

Yüzde 75’ i hergün bir gazete alamıyor. Gazete okuyamıyanların oranı yüzde 56 iken, öğretmenlerin yüzde 11’ i de istediği gibi bir gazete bulamıyor.

Yüzde 39’ u ayda bir, yüzde 35’ i bir aydan fazla bir sürede, yüzde 6.9’ u haftada bir kitap okuyor.

Yabancı dil bilmeyen öğretmenlerin oranı yüzde 73, bilgisayar kullanmayı bilmeyen öğretmenlerin oranı yüzda 41, öğretmenlerin yüzde 77’ sinin bilgisayarı yok ve yüzde 85’ i internetten faydalanamıyor.

Zekiye Öğretmen

İşte Türkiye’nin umursamamzlığına kurban verdiğimiz öğretmenlerimizden sadece biri,Zekiye Hun...

Aslen Rusyalı. Babası Rusya-Türkiye arasında kürk tüccarlığı yapmış.Türkiye’yi beğenincede yerleşmeye karar vermiş. Hali vakti gayet yerinde olan bir ailenin kızıymış Zekiye Hun. Edirnekapı’da 22 odalı bir konakta büyümüş,yetişmiş.

Cumhuriyet Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra üniversiteye gidebilmek için ailesine çok yalvarmış.O zamanlar üniversiteler olaylı olduğu için halası ona “sen bana Abdullah’ımdan yadigarsın.Ya oralara gidipte dönemezsen” diye sorunca sesini çıkaramamış. Üniversiteye gitmesine gidememiş ya yinede içinde taşidiği öğretmenlik sevgisini Tarih öğretmeni olarak içinden atmış.

“İçimdeki bu hevesi gerçeklestirdim ama dönüp baktığımda kazandığım şeylerin kocaman bir sıfır olduğunu görüyorum.”

Bu sözleri söylerken gözlerinin dolduğunu ve senki ayıp birşey söylemiş gibi yüzünün kızardığını görüyorum.

Peki neden Zekiye Hocamız pişmandı bu mesleği seçtiğinden? Kendisine soruyorum ve bana “Asla pişman olmadım, oldurttular!” dedi. Şaşırdım. Bir insan, daha doğrusu bir öğretmen nasıl pişman oldurttulurdu? Dilerseniz Zekiye Hocamıza bir kulak verelim,onun ağzından olan biteni öğrenelim.

“Öğretmenliğe başladığım senelerde pek hevesliydim. Ama hevesim kursağımda kaldı diyebilirim.Bizlerin sadece isimleri vardı.Hiçbir hakkımız yoktu.Elimize üç-beş maaş sıkıştırıldı. Oysa ki bizim isteğimiz ülkede belli bir konuma sahip olmaktı. Bizler insan yetiştiriyorduk, yetiştirmeyi öğretiyorduk. “Yani size hiçbir hak tanımıyorlarmıydı?” Türkiye’de hak var mı ? Ne hakkı veriyorlarki?

Bu sözlerden sonra Hoca’mın canının epey sıkıldığını ve artık bu konu hakkında konuşmak istemediğini farkediyorum.Bir odadan diğerine geçiyor,kitaplarını karıştırıyor,okumaktan gözünü alamadığı “Ülkeyi yönetenleri Atatürk’e şikayet” başlıklı gazetesini gösterip başını iki yana sallıyor.

“Aslına bakarsan ben hala öğretmenim. Öğretmenlik hem öğrenmek hem de öğretmek değilmidir? Bende gördüğüm bu kitaplardan öğreniyorum, çevremdekilere de öğretiyorum. Bu da bana yetiyor artık.

Zekiye Hoca’nın kendine ait kitap odası var. Evet yanlış okumadınız. Her tarafı kitapla tıkabasa dolu bir kitap odası. Hayretle bu odayı kolaçan ederken “İşim gücüm ne? Karnımı doyurmak, kitap okumak” diyor.

Sen çok yaşa Zekiye Hocam. Umarız senin sesini duyan olur da öğretmenlerimizin hakkını vermeye yetecek yeni yasalar masaya oturtulur.

Röp: Çağlayan SAYIN

 

“Gazi Öğretmen” ünvanı unutulmuş haktır

2000 - 2001 Çalışma Programında Yok Ancak,

Her yıl “Öğretmenler Günü” vaadler ve nutuklar bandosu eşliğinde geçiştirilir. Bu yıl ki kutlamalarda da terör mağduru öğretmenler unutuldu.

Hayatı boyunca birçok acı ve tatlı olaylar yaşayan insanoğlu geleceğe,dağarcığına bilgi filizleri katarak yürümelidir.Yıllar geçtikçe geriye doğru çevrilmeye başlayan gözler,daima dinlenecek bir gölge arar.

İşte bu ağacın köklerini bizlere veren kişiler,öğretmenlerimiz...Peki ya bizler? Bizler onlara göstermemiz gereken ilgiyi, tanımamız gereken hakları,yeterince yerine getiriyor muyuz?

Şahsen bu soruyu yanıtlayabilecek kadar bilinçli hissetmiyorum kendimi.Bu yüzden Haliç Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sekreteri Doç.Dr Tuncer Ulutürk’ten yardım istiyorum, seve seve kabul ediyor. Bir anlamda da içini döküyor.

Eğitimde öğretmenin yeri?

Toplum,ışığını idealist insanlardan alır.İşte bu nedenledir ki bizler olmasaydık, ülkemizin içinde taşıdığı aydınlık gelecek umudu dahi olamazdı.

Sizlere tanınan haklar ve olanaklar nelerdir?

Maalesef pek bir hak tanındığını söyleyemeyeceğim. Tam olarak ekonomik karşılık alamıyoruz. Oysa ekonomik düzey yüksek olursa, öğrencilere verdiğimiz dersde onları farklı kitaplardan da yararlanmalarını sağlar, konuya bakış açılarını daha da genişletebiliriz. Maaş haricinde de yararlandığımız herhangi bir şey yok zaten.

Sizce, elinizde ne gibi olanaklar olmalıydı?

Öncelikle bizlere sosyal yönden imtiyazlar sağlanmalıdır. Bizler kendimizi geliştirebileceğimiz müddetçe, yetiştirdiğimiz insanlara faydalı olabiliriz. Biliyorsunuz dünyada gelişen ve değişen herşey internette. En azından bunları takip edebileceğimiz bir yerlere sahip olmalıyız. Ayrıca öğretmenlerin, vazifelerini yapmaya başlamalarından itibaren kalabilecekleri tesisler olmalı.

Neden herhangi bir devlet üniversitesi değil de, özel üniversite?

Haliç üniversitesi Bizim Lösemili Çocuklar yararına kurulmuş bir vakıf üniversitesi. Yani belli bir şahısa ait özel üniversite değil. Ve ben dejenere edilmediği takdirde bir vakıf üniversitesinde görev almayı tercih ederim. Çünkü vakıf üniversitesinde kar amacı güdülmez. Tek hedef, öğrencilere verilecek bilginin en üst seviyelerde tutulması ve yardımda bulunduğu kuruma birşeyler kazandırabilmesidir.

Evet, işte uzun ve yorucu, bir o kadar da zorlayıcı uğraşlar sonucu Doçentliğe kadar yükselmiş, yine de cüzzi bir maaşla yetinmek zorunda bırakılmış öğretmlenlerimizden sadece biri. Ya diğerleri? Sizcede artık hak edenlerle etmeyenleri birbirinden ayırt etme zamanı gelmedi mi?

Terör öğretmene şöyle sesleniyordu; “Gelirsen, vururuz” korkanlar vardı, istifa ettiler. Ancak bazıları vardı namluya yakın, cesur, kahraman yani korkmayanlar...! Terör 11 Eylül saldırısının ardından ciddi olarak algılanmaya başladı. Ülkemiz bu konuda 15 yıl acılar çekti. Güneydoğu Bölgesine atanan öğretmenlerden bazıları istifa ederken bazıları görevi kabul etti.

Bu karşıt iki davranışı değerlendirirmisiniz?

Batıda rahat bir eğitim - öğretim süreci yaşanırken Güneydoğu bölgesinde durum bu kadar iç açıcı değil özellikle mesleğe yeni başlayanlar doğuya atanmaktan çekiniyorlar. Öysa ki öğretmen adını taşıyabilmek için, her ne koşulda olursa olsun, yeni yetişen insanlara sahip olunan bilgi birikimini aktarabilmek gerekmektedir. Ancak Türkiye’ yi doğu - batı kompleksi olarak ikiye ayırmayan kişinin öğretmen adını taşımaya hakkı vardır.

Şehit olan öğretmenler bayrağa sarılı tabutlarda uğurlandı, resmi törenler yapıldı. Fiziksel ve psikolojik olarak yararlananlara ne ad vermeliyiz? Onları nasıl tanımlamalıyız, devlet ne gibi olanaklar sunmalı, vatandaş nasıl yaklaşmalı?

Maalesef Türkiye’ de ruhani yaralar almış öğretmenlerimiz çok fazla. Bir çoğu mesleklerinden ( ki senelerini verip maddi manevi olanakları sunup okuyan bir meslek sahibi olup devlete yararlı bir şahıs olabilmek için çabalayan) vazgeçmek zorunda kalıyor. Bu gibi öğretmenlere gazilik ünvanı verilmeli çünkü onlar mağdur duruma düşüyorlar, ellerinde olanlarıda kaybediyorlar. Belirli bir maaşa bağlanmalarını düşünüyorum. Çevresindeki kişilerin onlara pisikolojisi bozuk insan olarak değilde vatanın her köşesindeki insanlara faydalı olabilmek adına kendini feda etmiş bir kahraman olarak yaklaşmaları gerekiyor.

17.02.1981 tarihinde kurulan Milli Eğitim vakfı’ nın Vakıf Senedinde amaçla ilgili bölümün 3. maddesinde “şehit öğretmenler ve malul duruma düşen öğretmenlere maddi ve ayni yardımda bulunulur” hükmü var. Güneydoğuda görev yapan ve psikolojik yara alan öğretmenler malül değilmidir? Kimdir malül duruma düşen öğretmenler?

Burada görev alan öğretmenler tabiki maluldur. Daha başka bir tanımda olamaz zaten. Buralarda her türlü baskı altında, her türlü imkansızlıklar içinde görev azmiyle tutuşan ve görevlerini her türlü koşulda yürütmeye çalışanlar maluldur. Muhakkaktırki burada görev alan öğretmenlerimize maddi ve manevi desteğimizi kesinlikle göstermeliyiz.

Milli Eğitim Bakanlığından edinilen bilgilere göre bakanlık “2001 - 2005 çalışma programı” nda bir karar aldı; belirli deneyim, birikim ile eğitsel yeterlilik esas alınarak, öğretmenlik mesleğinin kariyer basamakları halinde düzenlenmesi sağlanacak ve özlük haklar bu basamaklarla ilişkilendirilecek.

Mesleğin aday öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen ve baş öğretmen şeklindeki hiyerarşik dizilişinin olumlu ve olumsuz etkilerinin değerlendirilmesini yaparmısınız?

Nitelikli öğretmen yetersizliği, özellikle bilim ve matematik dallarında son yıllarda büyük bir endişe kaynağı olmaktadır. Son yapılan incelemeler öğretmenler arasında çalışma koşulları açısından güçlü bir hoşnut suzluk olduğunu göstermektedir. Bunun bir sonucu olarak öğretmen adaylarının sayısı ve niteliği düşmüştür. Öğretmenler için başarı primi ve ünlü öğretmenler ve baş öğretmenler için yeni kariyer yollarının yaratılması önerilmiştir. Böylece mesleğe daha çok yetenekli kişiler seçileceği umulmaktadır. Ama öğretmen örgütleri bu önerilerin genelde öğretmen ücretlerindeki eşitsizlikleri düzeltmeye yönelik çabaları baltalayacağından korkmaktadır

Röp: Çağlayan SAYAN

Cumhuriyet’ in 78. Yıldönümü

Coşkulu Törenlerle Kutlandı

Bugün ülkenin fotoğrafına baktığımızda ekonomik ejderhanın alevlerine kapılmış işsizler ordusunu, yatırımların durmasını, doların yükselmesini, enflasyonun artmasını görmekteyiz. Ancak, fotoğrafın bir başka bölümünde ise cumhuriyete verilen önemin devlet - halk iç içeliğinde yükseldiğini de görmemezlikten gelemeyiz.

Yaklaşık 300 bin şehit verdiğimiz Çanakkale Savaşı ile başlayan işgalcilere direniş hareketi, sonuçta, anadolu toprakları üzerinde güneş gibi doğan cumhuriyet’ in oluşumunu belirledi. İç ve dış mihrakların tezgahları karşısında yıllardır tavır sergiliyen cumhuriyet rejimini 78 yıldır yaşattık ve yaşatmaya da devam edeceğiz.

30 - 40 yıl öncesinde cumhuriyet kutlamaları coşku içinde kutlanırdı. Çocuklar, havai fişek’ in atası olan çatapat, maytap, füze, mantar tabancası gibi araçlarla bir başka hava katarlardı bayrama... Sokaklarda, toplumun her kesiminden insanları ellerinde bayraklarla uzun kortejler oluştururdu. İstanbul - Taksim Meydanı’ nındaki ışıklandırılmış şelalenin önünde içi hınca hınç dolu insanları taşıyan arabalarla turlanırdı.

Bayramın bu neşe içinde kutlanılması ilerliyen yıllarda yerini soğuk ve sadece resmi törenlerle cumhuriyetin anılmasına bıraktı. Saklanan, rengi solmuş bayrakların asılması, ilköğretim öğrencilerine tören yaptırılması, Çankaya da resepsiyon verilmesi cumhuriyet kutlamalarının sığ politikasıydı. Gaziler Dergisi, halkın da bu bayramın içine çekilebilmesi amacıyla “ Cumhuriyet Bayramı Balosu” adı altında yemekli geceler tertipledi. Vatandaş o gece gülmeli, eğlenmeli ya da efkar dağıtmalıydı...

1996 Cumhuriyet Bayramı Balosu

Hedef; vatandaşın bazı önemli değerlere dikkatini çekmek. Ekonomik sıkıntıların sel olup yuttuğu bu dünyada 1 milyar insan aç, 3 milyar insan günde 1 dolarla yaşıyor. Türkiye’ de ekonomik depremin öncüsünün - arpçısını bir çok kez yaşıyor. Bu tespitler üzerinde ortak bir paydada buluşabiliriz. Ekonomik durumumuzu sorguluyabiliriz. Unutmamamız gereken manevi değerlerede bu ciddiyette ve süreçte önem vermeliyiz. Kuruluşumuzun temel taşı cumhuriyeti de vatandaşlık bilincinin getirdiği sorumluluk duygusuyla ele almalıyız.

Bu düşünceler ve sorgular Gaziler Dergisi’ ne de görev yüklüyordu. Ne yapılabilir di? İlgi nasıl geliştirilebilir di? İlk adım olarak 1996’ da bir balo düzenledik Bursa, İzmir, Trabzon illerinde icra edilen bu baloya halkın talebi umduğumuzun üstünde oldu. Bursa, Anatolia Otel’ deki resepsiyonda konuşan Emekli Binbaşı Ercüment Güngör’ ün cumhuriyetle ilgili verdiği mesaj şuydu: “Gazilerimize gereken önemi verdiğimizi söylemek pek güç. Hayatlarını risk eden bu insanlarımıza duyarlı olmak zorundayız”. 5 yıl evvel bir cumhuriyet bayramı mesajı gazilere odaklıydı.

Yağmurda da Yürüsünler

Objektif gazetecilik anlayışının pek görülmediği basın camiasında İstanbul Valisi Erol Çakır’ ın bir kararı gündem oluşturdu. Görevini yapan valiye sorulan şuydu: Hatırlatma mı, yoksa zorunluluk mu? Vali Erol Çakır’ ın yanıtı ise şöyle oldu: “ Zorunludur, vali herkese görevini hatırlatır, görev sahipleri ise bu talimatı ifa ederler”. İstanbul Valisi Erol Çakır, öğrencilerin, bayram dolayısıyla gerekirse ‘ yağmurda bile yürüyeceklerini’ söyledi. Daha önce bu konuda bir genelge yayımlayan Vali Çakır, yağmurun başladığını ve öğrencilerin yağmura rağmen yürüyüp yürümeyeceklerini soran gazetecilere sinirlendi. Çakır, “Öyle ya ben 20 gün önce yağmur yağacağını düşünecektim. Ben görevimi yaptım, gayet de güzel yaptığım inancındayım. Çok iyi oldu, çok iyi olacak. Yağmurda da yürüyecekler” diye çıkıştı.

Vali Çakır, genelgede Cumhuriyet Bayramı’ nın kutlanmasıyla ilgili maddeler bulunduğunu hatırlatarak şunları söyledi: “

Bunlar arasında okullarımızın kendi semtlerinde, tespit edecekleri güzergahta, ellerinde Cumhuriyet’ in kazanımlarını da gösteren pankartlarla kısa yürüyüşler yaparak Cumhuriyet’ e, Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlılıklarını belirtmeleri vardı. Bunların halka ve öğrencilerimize hatırlatılması bunların talep edilmesi benim görevlerim arasındadır. Bu görevi yaptım”

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’ in Mesajı

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla hem vatandaşlara hem de Meclis’ e mesaj verdi. Ekonomik zorlukların el birliğiyle aşılacağına dikkat çeken Sezer, milletvekillerinden de Meclis’ in saygınlığını zedeleyecek girişimlerden kaçınmalarını istedi.

Milletvekillerinin maaş zammı ve referandum krizi, Cumhurbaşkanı’ nın bayram mesajına da yansıdı. Cumhuriyet’ in, yalnız kurum ve kurallarla yaşatılamıyacağını, Cumhuriyet’ i yücelten en önemli etkenin yurttaşlık erdemi olduğunu vurguluyan Sezer, “Demokratik parlementer sistemin omurgası olan Yüce Meclisimizin saygınlığını her koşulda korumalıyız. Meclisimizin saygınlığını zedeleyecek tartışma ve girişimler, demokratikleşme sürecini de olumsuz etkileyecektir. Bu konuda, Meclisimizin değerli üyeleri, halkımızın temsilcileri olarak daha büyük sorumluluk altındadır. T.B.M.M.’ ye ve üyelerine güven ve desteğin korunması, demokratik rejimimizi güçlendirerek, çağdaşlaşma ve Avrupa Birliği’ ne üyelik sürecindeki kararların hızla çıkarılmasını kolaylaştıracaktır” dedi.

Türkiye’ nin ekonomik yönden zor bir dönemden geçtiğine dikkati çeken Sezer güven ortamının yeniden sağlanması ve geleceğe dönük kaygıların ortadan kaldırılmasının, sorunlarla savaşımı kolaylaştıracağını söyledi. Geleceğe olan inancın yitirilmemesini isteyen Sezer şöyle devam etti: Geçmişten ders alarak toplumun her bireyinin ulusumuz için çaba göstermesi, Türkiye Cumhuriyet’ inin sonsuza dek var olmasını sağlayacaktır. Türk ulusu bu gün karşılaşılan zorlukları ve gelişme yolunda önüne çıkabilecek engelleri, geçmişte olduğu gibi birlik ve dirlik içinde, yine aynı güçle aşacaktır.

George Bush “Kore’ den Kosova’ ya”

ABD Başkanı George Bush, Cumhuriyet’ in 78’ inci kuruluş yıldönümü dolayısıyla Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’ e bir mesaj gönderdi. Uluslararası toplumun önde gelen bir devleti olan Türkiye’ nin, 11 Eylül saldırılarından sonra ABD’ ye verdiği destekten dolayı minnettar olduklarını belirten Bush, mesajında şöyle dedi:

Sayın Cumhurbaşkanı, Sizi ve Türk halkını, Türkiye Cumhuriyeti’ nin 78’ nci yıldönümü nedeniyle Amerikan halkı adına kutluyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ ün çağdaş gönenç içinde yaşayan ve demokratik değerlere bağlı Türkiye düşüncesi, ülkenizin uluslararası alanda güçlenmekte olmasıyla bugün gerçekleşmiş bulunmaktadır. ABD, 11 Eylül olayları sonrasında Türk halkının gösterdiği cömert duygudaşlık ile Türkiye’ nin teröre kaşı kurulan uluslararası koalisyon içindeki güçlü desteğe için minnettardır. NATO ittifakının kilit üyesi ve uluslararası toplumun önde gelen bir devleti olan Türkiye, demokrasi ve özgürlükten yana yerini kararlı biçimde almıştır. Dostluk ve karşılıklı saygıya dayanan ittifak ilişkimizin, zamanın sınavını başarıyla geçmesi, bize gurur vermektedir. ABD ile Türkiye arasındaki dostluk ve işbirliğinin, Kore’den Kosova’ya, Kosova’ danda günümüze dek güçlendiği gibi, gelecek yılda güçlenmeye devam edeceğine eminim".

Mustafa KAPLAN

İşte Şeffaflık İşte Askeri Prensipler

OYAK faaliyet raporu dış denetimden geçti

40 yıl sonra ilk kez faaliyet raporunu açıklayan ORDU YARDIMLAŞMA KURUMU (OYAK), şeffaf ve ilkeli olmanın güvenini yitiren halkın moralini yükselteceğinin bilincini de taşıyor.

1961’de, 205 sayılı yasa ile kurulan, meslektaşlarına maddi manevi katkı sağlamayı hedefleyen, tembelliğin karşıtı çalışkanlığı yöntem olarak belirleyen Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) 40 yıl askeri prensipleri pratiğe geçirerek bugün 25 şirkete ulaşan dev bir holding konumunda.

Bugün, ünü yurt dışına yayılan ve Türkiye’ nin büyük holdinglerinle yarışan OYAK’ ın Genel Müdürü Dr.Şerif Coşkun Ulusoy “Şeffaflık ilkesi gereği, dış denetimden geçen kurum hesaplarını ilk kez kamuoyuna açıklıyoruz” beyanı ulusal basının gündemine oturdu.

Firmalar Kapanırken OYAK Büyüdü

Müflis iş adamı Halil Bezmen “Borç yiğidin kamçısıdır” söylemini yaptığı dönemde çoluk çocuk kredi kartı taşıyorduk. Sanayiciye, üretici reel sektöre kredi vermeyen bankalar araba, yazlık isteyenleri kırmızı halılarla karşılıyordu.Nasıl tüketeceğini bilemeyen yığınların modernleşiyoruz safsatasıyla milyar dolarları ithalatın yollarına döküyorduk. Özeleştiriden kaçınan bir toplum olduk. Niteliksiz eleştiri bolluğuda meseleleri özünden uzaklaştırdı.

Sonuç, ekonomik kriz... Binlerce firma battı, kapılarına kilit vurdu,işsizler ordusuna katılım çoğaldı. Televizyonlar ekonomistlerin hücumuna uğradı. Herkes bir olumsuzluğu yorumluyordu.Ancak çözüm üretenler yoktu.

Böylesine ekonomik bir kaos içinde

OYAK büyüdü. Elbette krizden pozitiv çıkış bir takım prensiplerin belirli bir disiplin içinde uygulanmasıyla gerçekleşir.İşte kurum,bunu çok iyi biliyordu.Genel Müdür Coşkun Ulusoy’un “2001 başında krizi erken farkedip önlemlerimizi aldık.Birçok şirkette yeni yatırımları durdurup, küçüldük. Sonuçta büyük zarar etmedik,dengeleri koruduk.” şeklindeki ifadesi ayağını yorganına göre uzatmayanlara da ders niteliği taşıyor.

Finans Dünyasına Girdik

-Coşkun Ulusoy, “Yatırımlarımızı ana faaliyet alanı yerine finansal piyasalarda değerlendirdik. Bunu yaparken fabrika kapatmadık. Ama satış olmadığı için stokları kullanıp üretimde harcanacak parayı finansal alanda değerlendirdik, döviz aldık.

Ayrıca da çok ciddi tasarrufa gittik” dedi.

Ulusoy, “Üyelerimize emekli maaşı veriyoruz. Bunun için de çeşitli şirket ve iştiraklere yatırım yapıyoruz” diye konuştu. Geçen yıllar boyunca kurumun iştirak etmekle kalmayıp yatırımlarını finans alanına taşıdığını belirten Ulusoy, 2001’ in çok başarılı geçtiğini ifade etti. Aynı dönemde TL bazında yüzde 300 gelir artışı olduğunu, dolar bazında yüzde 50’ye yakın artış gerçekleşeceğini söyleyen Ulusoy, “Karımız yarım katrilyon lirayı geçti, 600 trilyon liraya doğru gidiyor” saptamasıyla da kurumun gelişimini işaretliyor.

Askeri Yaklaşım Avantaj

OYAK Holding Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, düzenlenen basın toplantasında iş yaşamının da muharebe olduğuna inandığını söyledi. Coşkun Ulusoy, bu noktada Mustafa Kemal Atatürk’ün Conkbayırı’ nda savaşı kazanmak için uyguladığı stratejiyi örnek göstermiş ve “Conkbayırı’ nda alayın hepsi şehit oldu, ama savaş kazanıldı” dedi. Coşkun Ulusoy, binlerce asırdır kanla test edilen askeri prensiplerin iş yaşamında uygulanması halinde hata yapma olasılığının olmadığını da belirtti.

Coşkun Ulusoy, “Babam da askerdi. Benim kanımda da var. Birgün Askeri Prensiplerin İşletmeciliğe Uyarlanması adında bir kitap yazacağım” dedi.

Coşkun Ulusoy, ilk kez faaliyet raporunun basına açıklandığı toplantıda, askeri prensiplerden sıkça söz ettiğinin hatırlatılarak, askeri yaklaşımların yönetim faaliyetlerinde nasıl bir avantaj sağladığının sorulması üzerine, “zararı yok faydası var” değerlendirmesinde bulundu.

Yönetim Kurulu’ nda yer alan asker kökenli ve halen askeri görevlerde bulunan üyelerle birlikte nasıl bir yönetim stratejisi izlendiğinin sorulması üzerine de Coşkun Ulusoy, şunları kaydetti:

“Asker kökenli ve halen asker olan yönetim kurulu üyelerimiz ile çok rahat çalışılıyor. Rahat, planlı, programlı, bilimsel ve rasyonel bir çalışmayı hep birlikte yapıyoruz. Kararları profesyoneller, kurallar içinde veriyor.”

Coşkun Ulusoy, kurum yönetimindeki bu üyelerin direktiflerine ilişkin bir soruya da, “Emir vermiyorlar ki, emirleri ben veriyorum. Ben yönetirken, yönetici olarak kim verir emirleri? Kurallar ve düzen içinde yöneticiler” karşılığını verdi.

Coşkun Ulusoy, asker kökenli ya da fiilen askeri görevlerini sürdüren üyelerin, kurum idaresinde stratejik olarak ne gibi etkileri olduğunu sorulması üzerine, “Bu yönetim kurulu üyelerimiz tercihlerini ifade ediyorlar,üyelere yönelik tercihlerini... Biz de onları değerlendirip gereğini yapıyoruz” karşılığını verdi.

Tüm kararlarını bahsettiği askeri ilkeler ışığında aldığını aktaran Coşkun Ulusoy, “Askeri ilkelerden hiç şaşmayın. Kitabını yazayım okursunuz” diye konuştu.

OYAK Holding Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, askeri prensiplerin yönetimde uygulanmasına ilişkin örnek olarak, fırsatları değerlendirmelerini gösterdi.

Sosyal Güvenlik Sorunu

Yönetim Kurulu Başkanı Korgeneral Selçuk Saka mesajında, Oyak’ ın ekonomik kalkınmaya önemli katkı sağladığını belirterek, bütün toplumların ortak endişesi olan sosyal güvenlik sorununun gündemde olduğu bir dönemde Oyak’ ın müstesna bir örnek alma özelliğini koruduğunu ifade etti.

Rapordan Notlar:

2000 yılında 3 katrilyon 20 trilyon liralık satış, 733 triyon liralık ihracat gerçekleştirildi. 12 bin 572 kişinin çalıştığı kurum, 2000 yılında 87.3 trilyon lira vergi ödedi. Toplam işlem hacmi ise 9.2 katrilyon lira olarak gerçekleşti.

Otomotiv, finans, çimento, gıda-kimya ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren 25 şirketi ile OYAK, 2000 yılında 3 katrilyon 20 tiriylon lira bürüt satış hasılatı gerçekleştirdi. 287 tirilyon Türk Lirası brüt kar elde etti. 87 trilyon lira vergi verdi.

OYAK 2000 yılında 3 bin 672 üyesine, emeklilik yardımı olarak 2 trilyon 49 milyar lira ödedi.

OYAK konut inşaatları için 3 trilyon 53 milyar lira harcadı. Konut arsaları için 795 milyar 89 milyon lira harcama yaptı. 65 bin 314 adet ve 29.5 trilyon borç verme yardımı yaptı.

Türkiye’ de bir sosyal yardımlaşma kurumu tarafından kurulan ilk fon olan OYAKFON-1, 31 Aralık 2000 verilerine göre dolaşımdaki pay sayısı 52 milyon 716. bin 200 fon toplam değeri 11.9 trilyon lira.

THY ve TELEKOM ile ilgileniyoruz

Resmi olmayan değerlendirmelere göre Türkiyenin en güçlü 10 şirketi arasında gösterilen OYAK, uzun bir süredir THY ile ilgileniyor.Daha önce Türkiye’ de dev bir holding OYAK’ ı almak istemiş ve karşılığında her subay ve astsubaya mezuniyette araba emeklilikte de ev vermeyi taahhüt etmişti. Bütün astsubay ve subayların üye olduğu OYAK’ ta, maaşlardan kişi başına ortalama 50-60 milyon TL kesinti yapılıyor.

Ulusoy,1 TL bile borçları olmadıklarını belirterek, şöyle konuştu:” Türkiye’ nin bu sıkıntılı günlerinde parlayan yıldızlar da olabiliyormuş. Doğru analiz, doğru karar verme bunu beraberinde getiriyor. Türkiye’ ye sığmıyoruz. Türkiye’ yi yurt dışına taşıyacağız. Telekom ve enerji konuları için araştırmalarımız var.”

Yönetim Kurulu

2000 yılı faaliyet raporunda OYAK’ın 8 kişiden oluşan yönetim kurulu fotoğrafında, J.Tümgeneral Osman Özbek yer almasına karşın, Özbek’ in yönetim kurulundan ayrıldığı, yerine, J.Tümgeneral İbrahim Açıkmeşe’ nin geldiği öğrenildi. Bir üyeliği boş bulunan OYAK Yönetim Kurulu, şu isimlerden oluşuyor:

Emekli Korgeneral Y.Selçuk Saka (Yönetim Kurulu Başkanı), Dr.Şerif Coşkun Ulusoy (Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi), Tuğamiral Ahmet Feyyaz Öğütçü (Denetçi), Emekli Hakim Tuğamiral Nafiz Kartal, Lütfi Fikret Tuncel, Hava Tuğgeneral Bekir Ata Yılmaz, Tuğgeneral Sabri Demirezen, Jandarma Tümgeneral İbrahim Açıkmeşe, emekli Tümgeneral Cevat Temel Özkaynak.

Darısı Diğer Kurumların Başına

Askeri sanat’ ın iş dünyasındaki pozitif etkisi OYAK’ ın yükselişiyle su yüzüne çıkıyor. Sır’ rın bir erdem olduğunun bilinci içerisinde şeffaf politikalar ve yöntemler üreten asker mantığı ve felsefesi, OYAK’ ın bu başarısında kör inançla yıkanmak istiyenlere bundan sakınmayı öğütlüyor.

Faaliyet raporlarını bağımsız dış denetimden geçiren OYAK, diğer sivil toplum örgütlerine, vakıflara ve derneklere de örnek olmalı. Güven kazanmada tüm çabalar “şeffaf ve açıklık” noktası üzerinde yoğunlaşır.

1961 yılında kurulan OYAK’ ın kuruluş tarihinde yaklaşık 65 bin olan üye sayısı, bugün 180 bine ulaşmıştır. Üyelikteki 3 kat artışın sebeplerini tesbit edip sonuçları değerlendirip, tatbik etmek diğer kurumların misyonu olmalı.

Ordu Yardımlaşma Kurumu

Ana Britannica’ dan

1 Mart 1961’de 205 sayılı yasayla ek sosyal güvenlik kurumu nitelemesiyle kurulan Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) yasa gereğince mali ve yönetsel açıdan özerk bir kuruluştur. Emekli Sandığınca sağlanan güvencelere ek olarak emeklilik, maluliyet ve ölüm yardımı adıyla sosyal yardımlar yapar. Ayrıca başta konut kredisi olmak üzere düşük faizli krediler verir. Ülkenin çeşitli bölgelerinde kurdukları ordu pazarları ile ucuz tüketim malları sağlar. Silahlı Kuvvetlerdeki subay, astsubay ve askeri memurların tümü kurumun sürekli üyesidir.

OYAK’ın gelirleri sürekli üyelerin maaşlarından yüzde 10 oranında yapılan kesintilerden, fonların işletilmesinden elde edilen gelirlerden ve bağışlardan oluşur. Kurum,yatırım ve vergi alanlarında sağlanan bağışıklıklardan yararlanarak çeşitli sektörlerde yatırıma girişmiş, böylece birçok büyük şirketi bünyesinde toplamıştır. 1986 yılında, en büyük üç holdingin arkasından dördüncü sırada yer alan kurum, otomotiv sektöründe yüzde 40’ a yakın bir ağırlığa sahip oluyordu.

OYAK kendi inşaat şirketi aracılığıyla üyeleri için konut üretmesinin yanı sıra yurtdışı taahhüt hizmetlerini de gerçekleştirmiştir.

Gıda sektöründe sermayesinin tamamına sahip olduğu TUKAŞ’ ın yanı sıra yüzde 15 ile yüzde 60 arasında değişen sermaye paylarını elinde tuttuğu iştirakleri vardır. Çimento, petrol ve petro kimya, tarımsal ilaç, elektronik sahalarında da aktif rol oynar. OYAK Menkul Kıymetler, OYAK Sigorta firmalarıyla da Finans Sektöründe yer alır.

Kuruluşun yönetim organizasyonu, Temsilciler Meclisi, Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlük’ ten oluşur. Temsilciler Meclisi mali hesapları inceler, Genel Kurul’ un 20 üyesini seçer ve üç yılda bir toplanır. Genel Kurul’ da, Milli Savunma Bakanlığı’ nın seçtiği üç üyede görev alır. Her yıl toplanan Genel Kurul Yönetim ve Denetim Kurullarının üyelerini seçer. Yedi kişiden oluşan Yönetim Kurulu’ nun üç üyesi Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından seçilir. Bu kurul tarafından seçilen Genel Müdürlük ise icra organı işlevi görür

OYAK’ a bağlı Şirketler

OTOMOTİV:
Oyak Renault, Mais, Omsan, Omsan France, Omsan GMBH, Selyak, Goodyear.

ÇİMENTO:
Adana Çimento, Adana Kağıt Torba, Çimsa, Bolu Çimento, Ünye Çimento, Mardin Çimento, Elazığ Çimento, Oysa Niğde Çimento, Oysa İskenderun Çimento.

FİNANS:
Axa Oyak Holding, Axa Oyak Sigorta, Axa Oyak Hayat Sigortası, Oyak Menkul Değerler, Oyak Bank, Oyak Ankerbank, European Finance, O/B Yatırım Menkul Değerler, Oyak Portföy Yönetimi, Halk Leazing

HİZMET:
Oyak İnşaat, Oytur, Oytaş Oycem, Oypa, Oyak Güvenlik.

GIDA -KİMYA:
Hektaş, Tukaş, Tam Gıda, Eti Pazarlama.

OYAK’ ın 2000 yılı bilançosu (Milyar TL.)

Toplam Satış 3.020.601

Toplam İşlem Hacmi 9.233.815

Toplam İhracat 733.275

Toplam Vergi 87.323

Aktif Toplamı 1.635.943

Personel (Kişi)12.572

Fatma DUR

Gazilere duyarlı illerimizden

ŞIRNAK

1913 yılında ilçe olmuş ve 16 mayıs 1990 tarihli ve 367 sayı yasa uyarınca 73. ili olmuştur. Şırnak ili topraklarında birçok uygarlıklar kurulmuş; bu topraklar buğdayın ilk kullanıldığı, tekerleğin, yazının bulunduğu medeniyetleri içinde barındırmıştır.

19.800 yıllık geçmişi olan “Tufan” olayı Şırnak ili sınırlarında bulunan Cudi dağında noktalandığından bütün dünya insanlarının ikinci beşiği Şırnak olmaktadır. Hz Hun ‘AS)’ ın türbesininde Cizre ilçemizde oluşu, Guti, Babil, Asur kitabeleri ve kabartmaları bunları kanıtlamaktadır. Ayrıca yüce kitabımız Kur’ an - ı Kerim’ in Hut süresinin 44. ayeti açıkça Nuh gemisinin Cudi Dağında durduğunu yazmaktadır.

Şırnak ili, tarihte birçok önemli devletin başkentini kendi topraklarında barındırmıştır. 1. Babil Devletinin başkenti Babil (kebeli köyü) ile Guti (Gudi) imparatorluğunun başkenti olan BASARKARD ilimiz sınırları içerisindedir. Kasrık köyü arasındaki kızıl su ınmağı kenarında beyaz kayalarla ayrılmış kral ile kraliye kabartmalarında Guti İmparatorluğu izleridir.

Tarihi zenginliği kadar verimli topraklarıylada gelir kaynaklarını oluşturan; yöre halkının faaliyet alanlarını şu şekilde sıralayabiliriz.

1-) Madencilik gelirleri

2-) İthalat ve ihracat faaliyetleri

3-) Tarımsal ürünlerden elde edilen gelirler.

Şırnak ilinde ekonomisini canlandırabilecek tek yer kaynağı asjaltitdir. Petrol kökenli katı yakıtlardır. Şırnak ili çevresinde tahmini 100 milyon ton kömür rezervi olduğu tahmin edilmektedir. Ancak bütün kömür ocakları çeşitli nedenlerle işletilmediği için (güvenlik v.b.) ve işletilenlerde ilkel yöntemlerle çıkarıldığı için yeterli derecede rağbet görmemektedir.

İlimiz Habur gümrük kapısı aracılığı ile Dış ticarette yeni gelişmelere hazır bulunmaktadır. Ancak Irak’ a uygulanan ambargo buna izin vermemektedir. Buna rağmen ihracat hacmi giderek artmaktadır. Şırnak, tarihinin ilk evrelerinden beri tarım ve özellikle hayvancılığa dayalı ekonomik bir yapıya sahiptir. Tarımsal mekanizasyon arazinin doğal yapısınında etkisiyle pek uygulanmamıştır. Şırnak ilinde tarım genel olarak enstantif bir şekilde yapılmaktadır.

Kullanılabilir arazide buğdayı, arpa, çavdar, nohut, kırmızı mercimek, pamuk, susam, soğan, patates gibi ürünler yetiştirilmektedir. Ayrıca, yonca, karunga ve tığ gibi yem bitkileri, fasülye ve nohut gibi baklagiller yetiştirilmektedir. Şırnak ili toprakları batı kesimi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ nin Dicle bölümünde yer alır. Öteki yarısıda Doğu Anadolu Bölgesi sınırları içerisinde kalan ilin, toplam alanı 7.172 km2 dir. İl batıda Mardin, kuzeyde siirt, kuzeydoğuda Hakkarı ve Van illeri güney Irak ve Suriye ile çevrilidir.

1990 yılında il olan Şırnak “Kurtuluş Savaşı” döneminde de oldukça fazla işgallere uğrayışı konumundan dolayı savaşlara sahne olmuştur. Oldukça fazla şehit ve gaziyi bünyesinde barındıran Şırnak ilinin bu konuya duyarlı olan halkı bulunmaktadır. Gaziler dergisi olarak yaptığımız çalışmalarımızda Şırnak, Silopi ve Cizre halkına teşekkür ediyor Şırnak’ ta gördüğümüz duyarlılığı diğer illerimizdede görmeyi umut ediyoruz. Bölge halkı ve yetkililerine Gaziler Dergisi ve Uludağ Reklam Ajansı olarak teşekkürümüzü bir borç biliyor saygılarımızı sunuyoruz.

Gerek Şırnak, gerekse Silopi ve Cizrede yürüttüğümüz çalışmalarımızda Şırnaktan

Acar Şirketler Grubu M. Emin Acar

Som Petrol Ürünleri Yusuf Som

Silopi’ den

Penta Petrol Ürün. Genel Müdür Ferzan Bey

Silopi Güven Nakliyat Ahmet Erterk

Yiğitsan Gsm Center Hüsnü Yiğit

Cizre’ den

Sertaç Ltd. Şti.

Cabbar Uca Cizre Un San. Tic. A.Ş. Hazit Acar beyefendilere gerek şahıs gerekse firma olarak dergimizin çalışmalarında yer aldılar. Katkılarından dolayı kendilerine tekrar tekrar teşekkür ediyor saygılar sunuyoruz

Nilay Budak

Ertürk Yöndem ve Gaziler Vakfı

Gazi Temsilcileri’ ne Bu sayımızda da yer veriyoruz. medya dünyasında, ürettiği programlarla gazi nüfusunun da dikkatini çeken Ertürk Yöndem’ in genel başkanlığını yaptığı “Türkiye Gaziler Kültür ve Yardımlaşma Vakfı” nı bilgilerinize sunuyoruz.

9 Kasım, 117 sayılı yazımıza Genel Başkan Ertürk Yöndem imzalı yanıt gecikmedi. Bu arada bilgi iletişiminin “Gazi Temsilcileri” arasında ivedilikle uygulanmasının önemini işaretliyoruz. Sayın Ertürk Yöndem’ in bu ivedilikteki duyarlılığına da teşekkür ediyoruz.

TÜRKİYE GAZİLER KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA VAKFI KURULUŞ

Türkiye Gaziler Vakfı, 1994 yılında Gaziler tarafından kurulmuş olup, Kamu Yayarına Çalışan Vakıf Statüsündedir.

HUKUKİ TANIMI

* Kuruluşu 09.09.1994 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

* 17.11.1999 tarihli Yargı Kararı ile Vakfın Başına TÜRKİYE kelimesi eklenmiştir.

* Bakanlar Kurulunun 17.11.1999 tarih ve 99/13698 sayılı kararı ile Kamu Yararına Çalışan Vakıf Statüsü kazanmıştır.

AMAÇ

Türkiye Gaziler Vakfı Gazilerin;

* Sosyal, ekonomik ve sağlık sorunlarını çözmeyi,

* Sahipsizlik duygusunu gidermeyi, moral değerlerini yükseltmeyi,

* Onurlu bir yaşam sürmelerini sağlamayı,

* GAZİLİK Kavramını yeni nesillere aşılamayı, Amaçlamaktadır.

HEDEF

Türkiye Gaziler Vakfı;

* Gazilerin sağlık ihtiyaçlarını (protez, tıbbi bakım, ilaç v.s.) gidermeyi,

* Gaziler için “Rehabilitasyon Merkezi” kurmayı,

* Yaşlı ve bakıma muhtaç gaziler için “Gaziler Evi” kurmayı,

* Yardıma muhtaç Gazilere “Ekonomik ve Sosyal” destek sağlamayı,

* Gazi “Çocuklarına Eğitim” bursu vermeyi,

* Gazilerin yasal ve hukuki sorunlarını çözmeyi,

* Gazi, onların dul eşleri ve çocukları arasında yardımlaşmayı,

* “GAZİLİK” kavramını yeni nesillere aşılıyarak, bu kavramın toplumda kutsallığını korumayı ve pekiştirmeyi hedeflemektedir.

FAALİYETLER

Türkiye Gaziler Vakfı 1998 yılından beri ANKARA’ da kiralık bir binada fiilen hizmet üretmektedir. Bu kısa dönemde;

* Gazilerimiz çeşitli kurumlarda işe yerleştirilmiştir,

* Gazilerimize ayni ve nakdi yardım sağlanmıştır,

* Gazi çocuklarına eğitim bursu verilmesi gerçekleştirilmiş,

* Gazilerimize ve Halkımıza hizmet veren bir TIP MERKEZİ açılmış, * Gaziler ile ilgili 2 önemli yasanın çıkartılmasına öncülük edilmiş,

* 46 bayı halinde AYYILDIZ dergi çıkarılmış, 46. sayıdan sonra isim değişikliği yaparak İLK HEDEF olarak yayın hayatına girmiştir.

* Gazilikle ilgili 3 kitap yayımlanmış, * Gazilikle ilgili 25 ayrı konferans, toplantı ve panel düzenlenmiş,

* Cumhuriyetimizin kurucusu büyük ATATÜRK’ e T.B.M.M. Tarafından Gazilik ünvanının verildiği 19 Eylül’ ün her yıl GAZİLER HAFTASI olarak kutlanması geleneği başlatılmış,

* İmralı’ da vatan haininin yargılandığı davaya müdahil olarak katılınmıştır.

DENETİM

Türkiye Gaziler Vakfı çalışmaları:

* Malıye Bakanlığı’ nın

* Vakıflar Genel Müdürlüğü’ nün, denetimindedir.

BAĞIŞ

Türkiye Gaziler Vakfına yapılan maddi ve ayni bağışlar;

* Bağış yapanlara, bağış miktarı kadar vergi indirim imkanı sağlar.

* Vakıf alınan maaşın en az %80’ ni yasal olarak gazilerin hizmetine dönüştürmek zorundadır. %20’ sini ise idari hizmetler için (kira, personel, ulaşım, haberleşme v.b.) harcanır.

25 Ağustos Olağanüstü Genel Kurulda iş başına gelen Yönetim, Denetim ve Disiplin Kurulu Üyeleri:

YÖNETİM KURULU

1-) Ertürk YÖNDEM - Genel Başkan

2-) Selim ESEN - II. Genel Başkan

3-) Gani ÖZTÜRK - Mali İler Md.

4-) Dr. Atilla SARIKAYALI - Basın Yayın Tanıtım Md.

5-) Tuncer GÜÇER

6-) Kahraman ALTAŞ

7-) Güntaç AKTAN

DENETİM KURULU

1-) Mehmet İnal KOLBURAN

2-) Erdem UZUNYAYLA

3-) Kamil ŞİMŞEK

DİSİPLİN KURULU

1-) Av. Yılmaz İÇÖZ - Hukuk Müşaviri

2-) Mehmet KAZAN

3-) Rüstem ŞAHİN

Hazırlayan Serdar ALTINSIR

Gönül Penceresinden

Medya Üzerine

Bazı günler vardır, takvimde işaretlenir, daire içine alınır. Standart takvimler, bayram günlerini kırmızı ya da diğer renklerde vurgular dikkat çeksin diye...

19 Eylül 1921’ de Türk Gazisi için önemli bir takvimdir. O gün, Türkiye Millet Meclisi, Mustafa Kemal’ e ‘GAZİ’ ünvanı vermiştir. Gaziliğin temeli o takvim yılı ve gününde atılmıştır. 2001 yılına uzanan süreçte, 80 yıllık zaman diliminde, kaydettiğimiz olumlu adımlar ne boyutta ve çıtanın gelişen yükselişi hangi seviyede? Bu genel sorgulamayı medya özeline indirgeyip kurcalamakta yarar var.

Öncelikle gazi kavramının 80 yıl içinde aldığı yola bir göz atalım. Kuruluşun ilk günlerinde, diğer sahalarda olduğu gibi gaziliğin üzerinde de olumlu hava egemen olmuş. Çanakkale Savaşı’ nın yarattığı özgürlük mücadelesi, güçlü müttefik orduları karşısında ‘ölmeye geldik’ sloganı ile bütünleşince büyük zafer ortaya çıktı ve zaferin mimarları şehitlik, gazilik ve İstiklal Madalyaları ile onurlandırıldı.

Uzun süren sessizlik dönemi 1950’ deki ‘Kore Savaşı’ ile bozuldu. Olumlu ve olumsuz yönleriyle tarihin gündeminde yerini alan, NATO’ ya girme vesilesi olan bu savaşın gazileri, gazilik olgusunu kamuoyuna yeniden hatırlattı.

1974’ te “Kıbrıs Gazisi” de gazilik yolunda bir kilometre taşı oldu. Kıbrıs hep konuşuldu politika mesajlarında. Veririz, vermeyiz çatılarında sohbet yapıldı.

Kıbrıs Gazisi ne kadar gündeme getirildi?

103. sayımızda, 1996 yılında “ Medya’ nın Geç Uyanışı” başlığını taşıyan bir dosya açtık. Bir paradoks vardı. Genel kanı, medya hızlı calışıyordu, öyle ya anında görüntü. Her alanı didikliyordu, yolsuzları, yolsuzlukları, rüşvetçileri rüşvetleri açığa çıkıyordu.

Ancak gazilik olgusu üzerinde hızlı değildi. Tam tersine kaplumbağadan bile fark yiyordu. Nasıl olsa Gazi Temsilcisi dernek ve vakıflar bu kavramı ve Türk Gazilerini kucaklıyordu. O her şeye burnunu sokan, özel hayatı deşifre eden, gizli kameralarla polisin işini üstlenen medya gazilik konusunda uyuyordu.

İşte kanıtı, bir program gösterin, gazi kavramını tartışan, araştıran, bir haber gösterin, gazinin sorununu yansıtan. Yok, yok, yok...

Samanyolu televizyonunu (STV) küçük bir sitemi anlayışla karşılayacakları umuduyla tenzih ediyorum. Sitemimiz Gaziler Dergisi’ ne ayırdıkları sürenin azlığı üzerine

27.12.2001 tarihinde Samanyolu Televizyonu (STV) sütüdyolarını bizlere açtı. Gazilerin sözcüsü dergimizin gerek hedefler ve amaçlar, gerekse Gazi Bakanlığı konusundaki söylemlerini dile getirmeye çalıştım. İlk kez ‘Gazi Bakanlığı’ Samanyolu TV’ de tarafımdan kamuoyuna ve gazilere duyuruldu. Bu nedenle Samanyolu TV’ ye ve programın sunucusu Nevval SERİNLİ ‘ ye ve tüm çalışanlarına dergimiz ve gaziler adına teşekkürlerimi buradan bildiriyorum.

Diğer TV’ lere sesleniyorum; halk bu programları(!) istiyor tezinden vazgeçin. Göreviniz gerçekleri araştırıp bulup kamuoyunu bilgilendirmek ve bilinçlendirmektir. Reyting sonradan gelir.

Gazi ve aileleri nüfusu milyonlara vardı. Onların sorunlarını dertlerini inceleyen, yansıtan bir çizgide dursanız şundan emin olabilirsiniz; sizi milyonlar izler. Sizde kimsenin inanmadığı ‘60 milyon bizi izliyor’ safsatasından kurtulabilirsiniz.

Gazilerle ilgili yapılacak her programın konuğu olmak bizi şereflendirir. Çünkü söylenecek çok sözümüz var.

A. Gönül PALALAR .

Gaziler Anıt Mezar İstiyor

Herkes bir kez olsun bir yakınının mezarını ziyaret etmiştir. Ancak hangimiz bir gazi mezarlığına gittik. Mezarları başında onlara bir dua okuduk evet hangimiz, hanginiz...

İş adamı Üzeyir Garih olayı bir gerçeği gözler önüne serdi; MEZARLIKLAR...

Ülkemizde mezarlık manzaraları düşündürücü, bir o kadar da ürkütücü.

Mezarlıktan korkanlar vardır; ruh, hayalet fobisiyle kendinden ürkenler, çekinenler vardır; karanık işlerin döndüğü mezarlıklardan. Kimisi de sevdiği, özlediği kişiyle iletişim kuramamanın sıkıntısını yaşar mezarın başında... Kimileri de ciddiyet ister, insanı vicdanıyla baş başa bırakan, yaşamın muhasebesinin yapıldığı ve derin sessizliğin eğemen olduğu mezarlıklarda...

Acaba mezarlıkları olmayan Türkiye’ nin Gazileri ne hisseder, düşünür bu konuda... Bir bilen var mı? İstiklal Harbi Gazileri Anıt Mezarlığı, Kore Gazileri Anıt Mezarlığı, Kıbrıs Gazileri Anıt Mezarlığı, Terörle Mücadele Gazileri Mezarlığı daha inşaa edilemedi.

Anıtmezar (Mozole)

Kavram, Karya Kralının adından türemiştir. Kral Mausolos’ un ölümü üzerine dul karısı Artemisia i.ö. 353-390 arasında Halikarnassos’ da kralın anısına görkemli bir mezar yaptırmıştı. Bir başka görkemli anıtmezar’ da Hindistan’ da Agra kentindeki ‘TACMAHAL’ dır. Sultan Şahcihan tarafından 1631’ de ölen en sevdiği eşinin anısına yaptırmıştır.

1882’ de Sanayi-i Nefise Mekteb-i Ali’ sinin (Genel Sanatlar Akademisi) açılmasıyla birlikte gelişen heykel sanatı ve diğer sanatlar, Cumhuriyetin ilk döneminde anıt ve anıtmezar’ ların tesis edilmesinde önemli rol oynar. Bu okulun üç önemli sanatçısı Mahir Tomruk, Nejat Sirel, İsa Behzat birçok kentte Atatürk ve Kurtuluş Savaşı anıtlarının yapılmasında öncülük etmişlerdir.

Anıt; bir kişiyi, bir düşünceyi ya da olayı anmak ve anımsatmak amacıyla yapılmış, sanat değeri de taşıyan yapılardır. A.W Gulyga’ nın “Eski sömürgecileri tarafından tarihleri yok edilip yadsındığı için, kendi geçmişlerini hatırlama, Asya ve Afrika halkları açısından önemlidir. Bir geçmişe sahip olmayan toplum, bir devlet düşünülemez. Tarih insanlığın benliğidir” demesi çok anlam barındarayor.

Öncelikle, tarihlerin asimile edilmesi, gerçeğin gizlenmesi ve geçmişle bağın koparılmasıyla eş anlamlıdır. Bir ulusun kendini tanıması için düne, yaşanılan tarihe gereksinimi vardır. Anıt ya da Anıtmezar bize tarihimizi unutmamayı dikte eder.Bize kendini adayanlara karşı vicdani sorumluluğumuz onları anlamaktan ve kanımsamaktan geçer.

Cumhurbaşkanlarına Anıt Mezar

Hükümet devlet büyüklerinin mezarlarına ilişkin yeni bir düzenleme yapıyor. Kanun tasarısı, merhum cumhurbaşkanlırının yanısıra bundan sonra yaşamını yitiren cumhurbaşkanları için de anıt mezar yapılmasını öngörüyor. Kim nereye gömülmeli tartışması sürerken, hükümet de devlet büyüklerinin mezarlarına ilişkin yeni bir düzenleme yapıyor. meclis gündemindeki tasarı bundan sonra yaşamı yitiren cumhurbaşkanları için de anıtmezar yapılmasını öngörüyor. Hükümetin hazırlayarak Meclis’ e sevk ettiği ‘Devlet Mezarlığı Dışında Defnedilen Bazı Devlet Büyüklerinin Mezarları Hakkında Kanun Tasarısı’ İçişleri Komisyonu’ nda kabul edilerek, Meclis Genel Kurul gündeminde yerini aldı. Tasarı, devlet büyüklerinin defnedilmesine ve onlara anıt mezar yapılması, mevcut anıtmezaların da onarım, bakım ve korunmasına ilişkin düzenlemeler içeriyor.Buna göre cumhurbaşkanlarının ebediyete intikal etmeleri halinde mezarlarının yapımını devlet üstlenecek. Bu konuda Bayındırlık Bakalığı yetkili olacak. Tasarı kapsamına 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren de giriyor. Cumhurbaşkanlarının ebediyete intikali halinde Bakanlar Kurulu kararı ile Devlet Mezarlığı dışında defnedilirlerse, anıtmezarları Bayındarlık Bakanlığı tarafından yaptırılacak. Tasarının birinci maddesinin gerekçesinde ‘Madde, merhum cumhurbaşkanları için bundan böyle de süreklilik arzedecek şekilde düzenlenmiştir’ denildi. Tasarının gerekçesinde ayrıca, ‘ulusa ve ülkeye büyük hizmetler vermiş olan merhum zevatin mezarlarına ilişkin olarak mevcut boşluğun doldurulması’ için hazırlandığının da altı çizildi. Mevcut anıtmezarlar ve bundan sonra yapılacak anıt mezarların yapımı ve ekleri için Maliye Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı bütçesine ödenek aktaracak. Maliye, bakım onarım ve koruma faaliyetini yürütecek belediyelere de yine bütçeden ödenek verecek. Mezarların yapımında Devlet İhale Kanunu hükümleri uyguyanmayacak.

Gaziler Mezarlık İstiyor

İzmit’ te bulunan ve sayıları 1620 olan Kore ve Kıbrıs gazileri, maaşlarının artırılmasını, öldükten sonra maaşlarının eş ve çocuklarına bağlanmasına ve kentte bir de gaziler mezarlığı kurulmasını istiyor. Anap Kocaeli İl Başkanı Sefer Ekşi’ yi ziyaret eden gaziler, maaşlarından yakındılar. Gaziler, birçok ülkenin gazilerine gözleri gibi baktığını söyledi. Gazilerin sorunlarını dinleyen Sefer Ekşi, bu konuları Mesut Yılmaz’ a iletme sözü verdi. 17 Mayıs 1998 günü Hürriyet Gazetesinde yer alan bu haberin üzerinden üç yıl geçti ANAP başkanı Mesut Yılmaz’ a iletildimi, bilmiyoruz. Ancak 1620 Kore ve Kıbrıs gazisinin mezarlık talepleri henüz yerine getirilmedi.

Gelişmiş Ülkelerde Durum

Amerika, Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerde gazilik konusu hassas ve ciddi ele alınır. Örneğin ABD’ de hükümetlerde “Gazi Bakanı” yer alır. Son üç yüz yıl sürekli savaş halinde olan bu ülkeler gazi gerçeğini bugün iyi görmekteler. İnternet sitelerinde binlerce ilgili kurumun gazilik konusunda gerçekleştirdiği faaliyetler şaşırtıcıdır.

“Gazi Mezarlığı” güncelliğini koruyan bir konudur. Hükümet, bürokrasi, işadamı ve sivil toplum örgütleri gazilerin yanında sorunların çözümünde geniş programlar üretirler. Birçok gazi mezarlığı bu ülkelerde tesis edilmiştir.

Özel günlerde gaziler ve toplum gazi mezarlarının başında kahramanlarını anar, onlarla onur duyar ve ebediyete intikal etmiş gazilerini saygıyla selamlar.

Unutmamak Zorundayız

Ne acıdır, İstiklal Harbi Gazi Mezarlığı’ nı tesis etmemek. Bugün onlar yok. Televizyonlardan öğrendik öldüklerini. Hiçbirini hatırlamıyoruz. Hatta onların yakınları bile ilgilenmiyor dedelerinle.

Fedakarlıklarının karşılığını tam olarak onlara verebildik mi?

Bugün, onları mezarlarının başınra saygıyla anmak istesek bile yapamayız. Çünkü mezarları yok. Devlet mezarlarında sadece bir isim ve kayıtlarda bir sayı onlar. Değerbilir bir toplum bu gaflet uykusundan uyanır. Meclisin çatısı altındakiler, göğe çıkmış gazilere bir mezarlığı çok görmez. Onları mezarlarının başında anmak da hiç bir vatandaşa zor gelmez

Aysel İLERİ .

Gaziler İstismar Edilebilir mi ?

Dünya gazileri ekonomik, politik, hukuki, sosyolojik ve psikolojik açıdan kullanılıyor mu? Bazı çıkar çevreleri onlardan faydalanıyor mu?

5 bin yıldır, savaş içinde zorlukla nefes alan bir dünya yarattık. Malum sebeplerle - bunlar genelde iki karşıt grupta toplanır - insan kurban ediyoruz. Ağzı olanda “barış” adına konuşuyor!

Bilimsel metod gözlem ve analiz gerektirir. Bir bütünün parçalarını ve detaylarını tesbit etmek zorundayız. Savaş’ ın bir bölümünde baki kalan gazilerdir. Savaş olgusunu gözlemlerken rakam olmayan ayrı ayrı öykülerle bezenmiş o kahramanları yadsıyamayız. Böyle bir işe kalkarsak neden savaşıyoruz, savaşmak zorundamıyız? soruları ile birlikte birçok soruya yanıt bulamayız, bulsak da eksik bilgiyle donanırız.

Gaziler Dergisi, gazilik olgusunu bilimsel yöntemler ve belgeler kullanarak kamuoyunun dikkatine sunuyor. Ulusal basında ve yerel basında sıkça yer almayan buna karşın aileleri ile birlikte büyük bir potansiyele ve nüfusa sahip gazilerin sorunlarını belirlerken “öncelikliler” prensibini araç olarak kullanıyor.

Yeni Stratejileri Belirlenmeli

Gazi Temsilcisi dernek, vakıf ve bu konuda yayın yapan dergiler, gazeteler amaçlarını güncelleştirmekle sorumluluklarını ifa ederler. Türkiye Gazi Temsilcileri şuna dikkat etmeli: Yıllardır gazilerin tüm sorununu bağışlarla çözebileceğimizi düşündük. Çeşitli sivil toplum örgütleri, gazilerle ilgili özel basın ve ulusal medya sorunun ekonomik boyutunu gündeme taşıdı. Ancak bugün geldiğimiz nokta hukuksal açıdan gaziler adına bir zafer taşımadığı gibi ekonomik problemin bırakın çözülmesini gazi polis, öğretmen, hakim-savcı, köy kurucusu kapsamında mevcut bütçenin bunu kaldıramıyacağını işaretliyor.

Dolayısıyla artık bir Gazi Bakanının, Başbakanın yanında temsil edilmesinin zamanı gelidi. İşte Gazi Temsilcileri’ nin öncelikli meselesi bir gazi bakanlığı ve teklif edilecek yasa önergeleri üzerinde odaklaşmalıdır. Strateji, haklarını alamayan gazilerin hukuk mücadelesi yönünde belirlenmelidir. Anayasa’nın eşitlik ilkesi, Terörle Mücadelede gazilik hakkını elde edemeyen asker, polis, öğretmen, köy korucusu ve diğer kamu görevlileri üzerinde çiğneniyor.

Gaziler ve Gazilik Olgusu’ nu sömürmeden, çiğnemeden, politik araç görmeden ciddi bir tutum içerisinde değerlendirmenin önem taşıdığı bir dönemden geçmekteyiz. Duygu sömürüsünü araç olarak kullananlar, duyarlı kimselerin ve gazilerin umutlarına ve bilgi edinmelerine, vatandaşlık bilinci ile sivil toplum örgütleri arasındaki bağın zayıflamasına, konuyu içeren gerçek yayın organlarından uzaklaşmalarına neden olmakla birlikte, daha da kötüsü halkın özel ve hassas meselelere olan güvenini sarsıyor.

Amerika’ da Gazi İstismarı

Gazilik olgusunun en gelişmiş ülkelerinden Amerika’ da Hıghlands Today News’te yayınlanan bir köşe yazısı gazilerin istismarıyla ilgili. 2 Mayıs 2001 tarihli makale, Amerika Gaziler Vakfı’ndan gelen telefonlar hakkında bir uyarı yapıyor. Dergimizin tercümanlarından Yavuz Altaç’ ın çevirisini aktarıyoruz:

“Amerika Gazileri Vakfı’ndan gelen telefonlara dikkat edin, telefonlardan sakının.

Miami dışından insanları telefon ile arayan, burs, ilaç, alkol rehabilitasyonu meselelerinde gazilere yardım etmek, evsizlere, sakatlara yardım ve kaynak sağlanması ve kimlik ile müracat merkezi gibi konularda yardım edilmesi amacı ile insanlardan katkıda bulunmalarını talep eden the Veterans of America Foundation Inc (Amerika Gaziler Vakfı) diye adlandırılan askeri bir birlik var.

Vakfın Müdürü R.M.Rad tarafından imzalanmış bir belgeye göre, the Veterans of America Foundation Inc,yardım,eğitim ve bilimsel amaçlar için kurulmuş ve çalışmasına devam eden bir vakıftır. Gazilerin, yararlı kişiler haline getirilmeleri, büyümenin, kendine saygılarının, kendilerine güvenmenin ve faydalı kişiler olmalarının gelişmini gayretlendirmek, cesaretlendirmek ve teşvik etmek bizim amacımızdır. Vakıf çalışmasına, gazilerin ayırt edilmelerinin ortadan kaldırılmasına, sakat olan gazilerin yaşam standartlarının düzelmesine yol açacak faaliyetleri dahil etmiştir.

Florida eyaletinin kayıtlarına göre, the Veterans of America Foundation Inc, kar amacı gütmeyen hukuki bir işletmedir, bununla birlikte, vakfa bir peni (kuruş) göndermeden önce, 31 Aralık 1999 yılı sonunda Tüketici Hizmetleri’ nin eyalet departmanında ortaya çıkan ve dosyalanan raporun mütaalasını dikkate alınız.

Vakfın Bilançosu:

Toplam Gelirler / Toplanan para$599,952

Program Servisleri Maliyeti $29,273 idi.

Yönetim / İdare Masrafları $344,961

Sermaye artış masrafları $221,954

Buna ilave olan şey, gerçekten pis kokan bir şeydir. Bu birlik, $599,952 almakta ve gazilerle irtibatlı herhangi bir şey için küçük miktarda bir meblag mevcut hale gelmeden önce $596,188 harcamaktadır.

VAF’ a (vakıfa) bağışta bulunan Heartland’ lı bir gazi kendi çağrı kimliğini yasalaştırdı ve Güney Florida merkezli üç telefon numarası buldu. Bizim teklif edemeyeceğimiz şey: kanunsuzluk burada ileri düzeyde ama gaziye yardım etme arzusunu taşıyorsanız ve bununla ilgili araçlara sahipseniz, herhangi Heartland VFM, American Legion (Amerika’ nın en büyük Askeri Kuruluşu) veya AmVest post (Amerikan Gazilerine hizmet veren kurum) ile temas kurmanızı tavsiye ederiz. Sizinle çalışmaktan tabiki memnun olacaktır.

FDVA Genel Konseyi, hassisiyet dercesinde doğru olarak belirtilen rakamları ispatlayan Tüketici Hizmetleri departmanı ile gazetede çıkan bu yazı hakkında görüşmüştür. Yüzdelik şeklinde bir döküm listesini, 57,9 İdari masraflar, %37,2 sermaye arttırma maliyeti ve %4.9 program hizmetleri maliyetini de sunmuştur”.

Haberin sonuçlarını değerlendirdiğimizde şunu görmekteyiz: Şeffaflık politikası, gazi istismarcıları ile mücadele ederken Gazi Bakanlığı’ da uygulamada basınla birlikte sonuca gidiyor.

Her İsteyen Gazi ve Şehit Adı ile Dernek Kuramaz

Ülkemizde ne yazık ki hamasi edebiyatların yanına bir gazi bakanlığını uyduramamışız. Oysa gelişmiş ülkeler 14-15 bakanla yönetilirken biz 30-35 bakanla yönetilmişiz. Cesareti, yiğitliği, kahramanlığı, onuru, iade-i itibarı, saygı ve sevgiyi, şükran duygularını sıkça telafuz eden bir ulus olmamıza da ne demeli?

Gaziler, Türkiye’ de yönetsel anlamda sivil toplum örgütleri olarak adlandırılan dernek, vakıf şeklinde temsil edilir. 1980 öncesi dernek ve vakıflar amaçlarından sapma eğilimi içerisindeydi. 1982 Anayasa’ sı bu konu üzerine eğildi. Genel tedbirler gazilik konusunda da 2847 sayılı yasayla kendini gösterdi: Kanun’ un özeti Türkiye Harp Malülü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği ve Türkiye Muharip Gaziler Derneği dışında asker, şehit, muharip, malül adları ve benzeri isimler Kullanarak dernek kurulamaz.

Fakat bu kanun etkisini ilerleyen yıllarda yitirdi. Yasaklı adlarla pek çok dernek hatta vakıf kurulmaya başlandı. Hükümetin etkisinden uzak kalan gazilik olgusu süreç içerisinde kaos’ a döndü.Gazi kavramının taşıdığı değerler, toplumsal yapı içindeki çeşitli sorunlar ve olumsuzluklar düşünüldüğünde, zaman zaman çıkar gruplarının istismarına da uğradı.

Milli Savunma Bakanlığı’ da bunu görmekte gecikmedi. Her isteyenin şehit, gazi ve asker gibi isimleri kullanmalarını önlemek için kanun taslağı hazırladı. Bakanlığın hazırladığı taslak yasalaşırsa 2847 sayılı kanun’ un “yasaklar”ı düzenleyen maddesi değişecek ve kanuna geçici bir madde eklenecek. Bu kanunda kurulması öngörülen Türkiye Emekli Subaylar Derneği, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği, Türkiye Harp Malülü Gaziler ve Şehit Dul ve Yetimleri Derneği ile Türkiye Muharip Gaziler Derneği dışında, aynı amacı güden, bu derneklerin isimleriyle veya bunların baş ve sonuna ekler yaparak veya asker, gazi, şehit, muharip, malül, askeri okul adları veya benzeri isimleri kullanarak dernek, vakıf ve diğer teşekküller kurulamayacak.

Ak ile Kara Ayıklansın

Milyonlarca bir nüfusa sahip şehit aileleri, gaziler ve bakmakla yükümlü oldukları aileler elbette geniş bir yelpazede ele alınmalı. Siyasi partiler, dernekler, vakıflar ve konuya yakın sivil toplum örğütleri detaylı ve ciddi çalışma sergilenecek zemini yaratmalı. Gazi Bakanlığı’ nın dışında bu mesele merkezi dernek ve vakıf oluşturularak çözülemez,bir noktadan yönetilemez ve yönlendirilemez. Dernek ve vakıflar kurulabilir, çoğalabilir. Bunun tek bir koşulu vardır: şeffaf olmak ve basınla birlikte hareket etmek. Akla, kara ayıklanmalı. Halkın meseleye olan güveni sarsılmamalı

Sayfa Başına Dön
Cenk GÜÇLÜ