BİZDEN
Gazi
Temsilcilerine Sahip Çıkmalıyız
Ülkemizde,
bugün, gaziler sivil toplum örgütleri denilen dernek ve vakıflarla
temsil edilir. Bu kurumlar, özerk bir uygulamayla, bütçeleri oranında
bünyesinde kayıtlı olan gazilere sosyal , ekonomik ve sağlık hizmetleri
götürürler. Bu kahramanların üzerinde dolaşan sahipsizlik bulutlarını
gidermeyi, onurlu bir yaşam sürdürmelerini erek olarak kabul ederler.
Misyonları gazileri kamuoyunun gündeminde tutmaktır.
Devlet
ve değerbilir, yardımsever vatandaşlarınkatkılarıyla oluşan yardım
ve bağış bütçesinden pay alan bu kurumlar değişik büyüklükte ve
çaptadır. Örneğin “Mehmetçik Vakfı” gaziler alanında işlevi en
yoğun olan kurumdur. Bir başka örnek ise; Türkiye Muharip Gaziler
Derneği’ dir. 30’ a yakın ilde organize olmuş bu kurum gazilere
hizmette en eski organizasyondur.
Şimdi
bir noktanın altını çizmek gerekir; daha geniş bir tabanda, siyasilerinde
yer aldığı bir zirvede gaziler meselesi tartışılmalı. Medya da
konuya daha duyarlı olmalı. Sinema, edebiyat, bu konuyu çeşitli
açılardan irdelemeli ve yansıtmalı. Popüleritesi sahip olanların
gazi sorunlarına odaklanmasıda ayrı bir önem taşır. Bir örnek
vermek gerekirse; TRT 1’ de şehit ve gazi olgularını programlarına
taşıyan Ertürk Yöndem’ in “Türkiye Gaziler Kültür ve Yardımlaşma
Vakfı” genel başkanlığına getirilmesidir. Halkın güvenini kazanmış
ciddi televizyon programcılarından Ertürk Yöndem’ in bu vakfa
ve gazilere sağlayacağı katkı ve destek gaziler adına umut vericidir.
Mesajlarımız, tartışıldığında, derin detayların gazilik olgusunu
özümsemede ve çözümlemede etken olduğu görülecektir. Milyonlara
varan gazi ve aileleri nüfusuna sahibiz. Siyasilerin gözünden
kaçan, vatandaşları salt hayır amaçlı bağlamda algıladığı ve etik
ilkelerin unutulduğu bir mesele, yoğun bir gündeme sahip ülkemizde
ne zaman tartışılacak ve üzerinde fikir yürütülecek?
“Zaman, en iyi ilaçtır” derler, fakat “Çubuk Terör Mağdurları
Derneği” açısından bu bir ilaç değil. Dernek kapanmak üzere. Direniyorlar,
ama nereye kadar. Muhabir arkadaşların görüştüğü dernek başkanı
Zeki AVAN “Şehit ve Gaziler bu milletin ortak değerleridir. Bu
dava hepimizin milli davasıdır” diyor, ancak bu gönüllü adam “parasızlıktan”
kapanmak üzere olan Terör Mağdurları Derneği için sessiz ve derinden
ağlıyor. Şehit ailelerine ve gazilere hizmet götüren bu kurum
kapanırsa ve gönüllüler ordusu calışamaz hale gelirse, kim sorumlu
olacak?.
Metin YALABIK
NATO’
nun Türk Kore Gazilerine Az Maaş Vermesini Hala Anlıyamadım...
Gazi Temsilcileri Duayenlerinden
Kore Gazisi Mehmet Songül:
Gazi Temsilcilerine her
zaman örnek davranış sergileyen Eski Muharip Gaziler Derneği başkanı
ile bir durum değerlendirmesi yapmak amacıyla biraraya geldik.
1995
yılında 94. sayımızda “Gaziler Dert Küpü” başlıklı yazı ile tanıdı
okurlar onu... Mehmet Songül, İstanbul Muharip Gaziler Derneği
başkanı. Hem Kore Savaşı gazisi hem de Gazi Temsilcisi. Ve söylemleri,
onu gerçek gazi temsilcisi yapmakta.
6 yıl önce Başkan Gazi Mehmet Songül’ ün dergimize yaptığı açıklamada
dile getirdiği gerçekler ancak, bugün daha iyi anlaşılıyor. Bazı
eleştiriler yöneltmişti haklı olarak... Örneğin “ Gazi Mezarlığı”
konusunu açmıştı. Gazilerin bir Anıt Mezarlıklarının olmayışına
serzenişte bulunuyordu.
Gaziler
Dergisi sahibi A. Gönül PALALAR ve asistanı Çiğdem BAYRAK, geçen
bu 6 yılın bir değerlendirmesini yapmak ve ülkede gazi meselesinin
duayenlerinden Kore Gazisi Mehmet Songül’ ün görüşlerini almak
için onu, evinde ziyaret ettiler. Başkanın şivesini de bu röportaja
aktardık. Amaçlanan doğallığının bozulmamasıydı.
Kendinizden
ve Kore’ den bahseder misiniz?
Doğum yerim Tarsus, 03.12.1932 yılında doğdum. Babam şekercilik
yapardı, yanındaydım, şekerci Mahmut’ un oğluyum, Tarsuslu. Tabi
zamanla büyüdük asker olduk. İzmir 46. Piyade Alayına. Kore’ ye
gönüllü olarak çıktım ve kazandım, ondan sonra İstanbul Selimiye
Orduevine geldik.Orda görmüş olduğumuz kurslardan sonra Seferihisar’
da bütün silahlar üzerine kurs gördük. Havan topları, A4 makinaları,
bazukalar. Bunların kursu bittikten sonra Kore’ ye hareket ettik,
işte Kore’ de Seul’ e indik, Seul’ den Pusan’ a geçtik. Pusan’
dan trenlere bindirdiler. Artık, Allah biliyor, ana baba günü,
gece gündüz kar, yağmur, çamur, trenle gittik. Neyin ne olduğunu
bilmiyoruz tabi. Dediler ki burası Çorban cephesi. Biz bölük erkanı
olarak 10 kişi arka arkaya gittik arkadaşlarımızla. Yuvarlak bir
çizgi haline geldik. Ne kadar korkmuyoruz desek, biraz korktuk
ondan sonra bizim topçularımız onların top ateşlerine gittiler.
Giderken sizlere ömür hepsi şehit oldu. Anlatması çok zor, çok.
(ağlıyor) Ondan sona biz geri çekildik. Geri çeklidikten sonra
İjonba’ ya gittik. Suvon şehrine vardıktan sonra işte ateş başladı,
cemselerle, kimkime tımtıma. İşte, savaştan sonra 1953’ de Amerikan
(ABD) Başkanı Eisenower tarafından sulh ilan edildi. Tabi bütün
erat bir sevinç içinde. Tekrar bizi geri çektiler. Pusan’ a geldik,
Pusan’ dan gemilere bindirilerek Türkiye’ ye dönüş yolculuğuna
başladık. Bu anı çok güzel bir şey de savaş çok zor. Her türlü,
nasıl bizim burda analarımız, bacılarımız, köyümüz varsa onların
da aynı şekilde. Acırmısın, öldürürmüsün, hepsi de birbirlerine
benziyorlar, ne yapacağını bilemezsin. Dördü de birbirine benziyor,
fakat içinden bir tanesi düşmanın. Ya hepsi ya sen. Bu anılar
böyle, çok zor yani. Çok zor günler geçirdik. Allah’ a çok şükür
bu yaşa kadar yaşıyoruz, eğer milletime bir hayır yapmışsam ne
mutlu bana. Türkiye’ mle gurur duyarım her yerde. Her tarafta
söylerim. Çelik gibi kollar, kuştan ayaklar, Türk hiç yılar mı?
Türk yılmaz, cihan da yıkılsa Türk yılmaz. Yılmadık, çalıştık
çabaladık, bu duruma geldik. Zor, çok şeyler var ama anlatmakla
bitmez.
Kore’
ye gittiğinizde savaşacağınızı biliyor muydunuz? Savaşa diye mi
gittiniz?
Savaşa
diye gittik. Savaş için gittik. O zaman 1950’ de NATO’ ya girmişti
rahmetli Adnan Menderes. Celal Bayar Cumrurbaşkanıydı. NATO’ ya
girince, Birleşmiş Devletler her devletten asker istedi. Bizi
de kuraya tabi tuttular, gönüllü çıkan gönüllü çıktı. Bu vaziyette
gittik geldik. 4. Bölük erkanı olarak biz 10 kişiydik. Nerde dımpırtı,
orda buluntu. Adımız Northstar, güvercin parola. Mesela 4. Bölük
yemek yedi, 3. Bölük yemek vermedi, bu bizim parolamızdı. Fakat
işte dağlara, ormana girdiğin zaman her taraf mayın, ne kadar
yani korkmuyoruz desek yalan söylemiş oluruz. Evet, Türk kormaz
ama İngilizler olsun, Amerikalılar olsun Suudi Arabistan olsun,
kim olursa olsun, çemberi yaran gine Türkler, önde giden gine
Türkler. Yeter ki Allah’ ın ismini an, o sana yeter. Cenab-ı hak
aklına geldi miydi karşıdaki düşmanı toprak halinde görürsün...
Allah tarafından sana bir kuvvet geliyor. Allah Allah sesleriyle
ilerlediğinde. (ağlıyor) Anılar çok, anlatmak çok zor bunları.
Bunları çeken bilir. Komutanlarımız, mesela Kunuri Savaşı’ nda
700 kişi öldü, onların mevlüdü işte Kasım ayında okutulur Türkiye’
de. Gazilere o kadar yardım etmek lazım ki, fakat madalyayı takıyon,
adam diyor ki sporcumusun? Okullarda hiç ders almamışlar, göstermemişler
ki. İşte bazı kesimler gazilik nedir bilmiyorlar, ünvan nedir
bilmiyorlar. Cenab-ı Hak ne demiş, şehitsen şehit ol, gaziysen
gazisin, peygamberimiz bile başını sıvazlamış, gazi, bu rütbe
sana helal olsun, sağ sağlim yurduna döndün.
Peki
dönerken neler hissettiniz?
Dönerken
işte General Braşford gemisiyle 1953’de döndük,Suveyş kanalından,tabi
seviniyoruz. Ölen arkadaşlarımız var,üzülüyoruz,fakat vatan hasreti
burnumuzda tütmüş,vatan diye.İlk geldiğim zaman toprağı öptüm.
Kurban Bayramına rastlamıştı. İzmir Alsancak, gemiden indiğimiz,İzmir
Alsancak’ta bir araba tutarak üç arkadaş Mersin’e doğru hareket
ettik. Bayramın 1. günü Tekirdağ Yaylasında bütün köylüler yolumuzu
keserek arabanın önünde kurbanları kestiler ve karnımızı doyurdular.Bizim
için büyük bir gururdu. Arabamız süslenmiş bayraklarla, işte Kore
gazileri.(ağlıyor)
Sonra
ne iş yaptınız?
Askerden
geldikten sonra rahmetli babamın yanında tezgahtarlık yaptım,ondan
sonra adliye zabıt katipliği yaptım, adliye zabit katipliğinden
sonra karayolları 5.Bölge Kilis yolunda çalıştım,ondan sonra İzmir
3.Noterliğine girdim ve ondan sonra Güven Sigortaya imtihan kazanarak
girdim.Annemin,babamın ölümünden sonra tayini Mersin’e yaptırdım.
Mersin Belediye Zabıta Müdürlüğü’ nde 25 senemi doldurarak emekli
oldum. Hala bu güne kadar 1980’ den beri emekliyim. Almış olduğum
ayda 60 milyon maaşla geçinmekteyim. Bir Kore gazisi olarak ayda
20 milyon elimize para geçmektedir. Gazilik şerefimiz bundan ibaret,
ne arayan var, ne soran var.
Gazilerle ilgilenilmesi lazım, giderken davullarla git, geldikten
sonra bir an için unutuldu. Gazilik bu mu? Gazilik şerefi bu mu?
Üç ayda 60 milyon mayış almakla gaziler hatırlanır mı? Ben şahsen
utanıyorum. Sigara parası değil, ekmek alamazsınız bu parayla.
Bu kadar hükümetimiz hiç bir şey düşünmüyor mu? Gazi şudur, şurdan
kısıp da burdan kısıp da ne var gazilere 10 kuruş fazla verseniz.
Tabi yarısı gitmiş.
Gidişinizde
şenlik oldu mu?
Gidişimizde
davullarla, zurnalarla, rahmetli annem Kore’ ye gideceğimi duydu,
İzmir’ e gelerek, gemiden beni 5 dakika izinlen aşağı gönderdiler.
Annamle görüştüğüm an işte o zaman işte fotoğraf da o zaman çekildi,
5 dakka görüştük, gemiye tekrar bindim, ondan sonra 29 gün gece
gündüz devam ettik. Yunanistan’ a uğradık, Kızıldeniz, Umman denizi,
Çin Denizi, Hindistan. Zaten 11 gün ne bir ada gördük, ne birşey.
Aynen devam 29 gün sonra Seul’ e indik.
Dönüşünüzde
şenlik oldu mu?
Gelişimiz
daha başka oldu, hüzün içinde döndük. Şöyle ki, yaralı askerlerimiz
vardı, insan bakıyor, yanındaki insanlar yok. Zoruna gidiyor tabii
arkadaşınla beraber dönmemek. Tekrar aynı gemiyle General Brashford
gemisiylen geri döndük, gene İzmir Alsancak. Ondan sonra herkes
evine dağılıyor tabi, Konak meydanında subaylarımız güle güle,
öpüştük filan, hepimiz ayrıldık. Ayrı ayrı yerlere, ben Mersin’e,
Adana’ya, Antep’e herkes dağıldı gitti. Yıllardan sonra, insan
arkadaşını arıyor, asker arkadaşı bambaşka, başka bir şeye benzemez.
45 sene sonra arkadaşımı buldum. Bu hakikaten güzel bir olay.
Konuştuk, beraber gezdik, şöyle yaptık, eski anıları anlattık,
fakat bir yere gittiğin zaman, gazimi gazi diyorlar, o kadar değerimiz
yok. Ne gazisi, Kore gazisi, ne yapmış, gitmişte ne yapmış diyenler
var, bilmiyor bu zamanki gençlerimiz bilmiyor. Kore’ye gitmiş
de ne yapmış, hiç birşey yapmadık, gittik, geldik,gezmeye gittik.
Böyle oluyor yani.
Devlet
de tam olarak tanıtmadı. Hala Kore savaşı olduğunu bilmeyen çocuklar
var.
Şimdiki gençler bilmiyorlar ki. Kore Savaşı nedir, neden gitti,
niçin gitti. Sadece onlar kendilerini yaşamakla, gençlik budur
yani, yaşıyoruz filan, böyle savaşırız, böyle yaparız diyorlar
bizim gençlerimiz. Savaş kolay değil, gelsinler de savaş nasıl
olurmuş görsünler. Öyle Taksim Meydanına çıkarak ben savaşırım,
ben ederim filan, bunlar, bunlar geçmiş artık. Herif şimdi oturduğu
yerden düğmeye basıyor, oturduğu yerden, kırmızı telefon kaldırdın
gitti. İşte gençlere, yanlız Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bir ricam
var. Bu husuları Milli Eğitim Bakanı olarak hiç olmazsa dergilerin
bir kenarına geçsin ve talebeler gençken bunu okusun, öğrensinler,
gazilik nedir, gazilik ünvanı nedir, kimse bilmiyor. Madalyayı
takmışım, geziyorsun vapurda, trende, pehlivanlıktan mı aldın
diyor, böyle konuşuyor. Valla öyle konuşuyor. Koskoca ihtiyar
adam ayakta gidiyor, gençler oturmuş, yüzünü çeviriyor. Bu zamanın
gençleri, nasıl deyim yani, öğrenmemiş, bilmiyor, okumamış, okumuş
da bu gibi şeyleri okumamış. Nasıl savaşılmış, İstiklal Gazisi,
Kore Gazisi, Kıbrıs Gazisi nasıl savaşmış bilmiyorlar ki, hiç
olmazsa her okulda ayda bir, altı ayda bir olarak bir gazi tarafından
çağrılarak, Dernek’ten bir gazi istenerek bir iki talebelere ne
olduğunu anlatsın ki, onlar da öğrensin. Fakat bu yok. Ne gazisi
diye soruyor, Kore Gazisi, ne işiniz vardı diyorlar. Eee... biz
gönüllü çıktık, Türk hükümetimizi temsil etmek için gittik oraya.
Birleşik Devletlere, NATO’ya girdin, mecbursun gitmeye. Yoksa
.
NATO’ya
alırlar mıydı Türkiye’yi?
Menderes
olmasaydı NATO’ya giremezdik mesela. O rahmetli oldu, o gitti,
gazinin pili bitti. Hakikat böyle. Celal Bayar, Menderes olmasaydı
bu Kore işi olmayacaktı. Ama onlar o zaman 46’nın adamları. Tek
başına iktidara, iktidar oldular, tek başına bu işi yaptılar.
Ekseriyet onlarındı. Şimdinin hükümetleri bir bohça gibi. O riyor
aman böyle, öbürü diyor aman şöyle aman böyle, böyle dönüüüp gidiyor
işte. Neymiş? Türkiye’ymiş. Bunu dışardan destekleyecek, hükümete
öbür partiler destek çıkacak böyle şeylerde. Ama bizde o yok,
hepsi ayrı ayrı. O koltuk benim olsun, bu koltuk benim olsun,
gazilikle ilgili bir meselenin Meclis’te toplantısı varsa Meclis’te
bilmem kim konsey heyeti bulunmadığından kanun geriye bırakılmış,
tamam 7 sene tekrar onu bekle çıkıcak diye. Söz veriyorlar gazilere
şu kadar zam, ne çıkarıyorlar, ne ediyorlar, ne bakıyorlar. Böyle
gelmiş, böyle de gidiyor. 45 sene, 48 senedir böyle gidiyor. Almış
olduğum 20 milyon mayış (maaş), ekmek mi alacam, sigara mı alacam,
hadi benden daha ihtiyarıda var bunun. Onlar ne yapsınlar? Hükümete
gidiyon, tamam diyorlar, olur diyorlar, ondan sonra işte Meclis’e
gidin Meclis’le konuşun çocuklar, komserler kurulu bulunmadığından
geriye bırakılmıştır. İş bitti, tamam, bekle Allah, bir daha olacak..
Ve bir türlü de kolay kolay olmaz, anca, tek başına olursa, bu
iş olur.
Siz
Kore’deyken diğer askerlerle, Amerikalı, Yunanlı, İngiliz askerlerle
nasıldı aranız?
Şimdi
bizim askerlikte, Kore’de zorumuza giden şuydu: Bir Yunan askeri
20 dolar aylık alıyor, bir Türk askeri 5 dolar alıyor. Bu bizim
çok zorumuza giderdi. Birleşik Devletler’le eşit olması lazım.
Biz parasında falan değiliz, yanlız zorumuza gidiyordu.Niye bir
Yunan askeri 20 dolar alıyor da bir Türk askeri 5 dolar alsın?
Bu nedendir? Bir türlü aklım ermedi buna. Bu yaştayım halan aklım
ermiyor. İngilizler, Amerikalılar, Suudi Arabistanlılar bir çok
16 devlet çarpışıyor, onlar şu kadar, biz bu kadar alıyoruz. Bunun
neden olduğunu halan çözemedim.
Bunu saptayan kimdi? Size verilecek parayı saptayan kimdi?
Bunları
saptayan o zamanın generalleri. Mesela Yunanistan, onun bir generali
var, başlarında tabii, eee onlar 20 dolar aylık alıyor, biz Türk
askeri 5 dolar aylık alıyoruz. Neden bu yani, soruyorsun, eee
bu kadar diyor. Birleşik Devletler’in almış olduğu karar. Bir
Türk askeri 5 dolar, bir Yunan askeri 20 dolar. Şimdi gine öyle,
biz Türk gazisi olarak 20 milyon aylık alıyoruz, 3 ayda 60 milyon,
bir Yunan gazisi 120 milyon aylık alıyor. O kadar mı kıymetimiz
var yani? Komutanlar hiç sormuyorlar mıydı neden böyle diye? Komutanlar
değil, buna hükümetin bakması lazım. Biz orada Amerika’nın 25.
Tümenine bağlı olarak çalıştık. Amerika’nın 25. Tümeni NATO kanalıylan
Türk gazilerine dolar olarak gönderiyor, bizim aldığımız mayış
20 milyon. Bizim hükümetimizde kabahat, bakmıyorlar, bakan yok.
Meclis’e bir önerge verirsin, tamam derler, içeri girersin, komisyon
bulunmadığından geriye bırakılmıştır, bitti. Gazilik bu mu ya!
Milletvekilleri gazileri seviyorsa parmaklarını kaldırsınlar.
Bugün banaysa, yarın onlara. Yarın, onların da çocukları var.
Bu işler böyle bitmez.
Şimdi
bugün ayrımcılık var. Türkiye o günler savaş esnasında da böyle
birşey söz konusumuydu, yani yaşam standartlarınız aynı mıydı
diğer askerlerle?
Savaş
esnasında Türk önde, Türk önde, çemberi yaran Türk, baskını yapan
Türk, koşturan Türk, aç kalan Türk, 5 dolar alan da Türk. İşte
bu bizim hükümetlerimizin ayıbıdır, bizim değil. Çemberi yaran
Türk, dünyaya sesini duyuran bu Kore gazileri Türk olarak 5 dolar
alsın, bir Yunan askeri 20 dolar alsın.
Peki
o döneme dönecek olursak biraz ordaki yaşamınızdan, onlarla birlikteliklerinizden
biraz bahsedebilir misiniz?
Orda
farkımız öyleydi, değişen bir şey yok, fakat siz Türk olarak,
Türk ordusunu temsil ettiğiniz zaman Türk’teki cesaret kimsede
yoktu. Havada, karada, denizde, heryerde gene Türk. Ödleri kopardı,
gine Türkler öndeydi. Arkamızdan destek geliyor, herifler kaybolmuştu.
Üsteğmen Muzaffer Aytü, Allah rahmet eylesin, bölük geriye dön,
ateş! Dedi. Böyle erkek subaylarımız var, böyle koç gibi subaylarımız
var.Türk deyip de açma kızım. Ya Allah dedin miydi valla herşey
biter....Hiç bir devlette savaşın olmasını istemem, çünkü savaş
günah, iki siyasi parti birbirine girer, bilmem ne, şu ortamda
güllük gülistanlık, bunlar böyle. O hükümet diyor böyle, o diyor
savaş isterim, öbürü diyor toprak isterim. Otururum oturduğum
yerde. Allahıma şükrederim, nimetime şükrederim. Savaş kolay değil,
eski, bizim savaşlara benzemiyor şimdiki savaşlar. Herif tetiğe
basıyor 2 bin kilometre yerden tak vuruyor, bu zamana geldik.
Eskisi gibi tüfek çak, yok artık, tüfekler yok artık, hepsi otomatiğe
bağlandı. Tak, tak tak, ateş. Yani kimse kimsenin burnunun kanamasını
istemez. Mesela Suriye, PKK’yı besliyor. Biz Suriye’yi besliyoruz,
suyun burdan gidiyor, bu burdan gidiyor, o burdan gidiyor, sen
daha hala bilmem neyi besliyon. Yazık değil mi millet bu kadar
kırılsın. Yok bilem ne kurucaz, yok bilmem ne kuracaz. Türk bayrağı
altında kurdururlar mı sana, kuramazsın. Sonra bir karış toprak
verir mi Türkiye? İmkanı yok. Bu vatan şehitlerin kanıyla sulanmış,
bu kadar gazileri olmuş sen geliyon daha bilmem ne devleti kurucam,
bilmem ne devleti kurucam, uğraşıyon. Türk milleti sana bunu bırakır
mı? Dünya da Türk’ün Türk’ten başka dostu yok. Dünyayı gördüm,
inan, nelerine baktım, nelerini gördüm Türk milleti gibi millet
bulunmaz. Acıma hissi Türk’te, yediren Türk, içiren Türk, bu bize
dedelerimizden, atalarımızdan kalma şeyler. Ama ufak bir şeyine,
toprağına el uzatanın eli kırılır, bizde böyle. Mesela bütün siyasi
partiler dahi hooop, bir savaş anında bir dakkada anlaşırlar,
iş biter yani. Bakma birbirlerine bağırıyorlar, sen böylesin,
sen şöylesin ama, bir savaş halinde hepsi bir tane olurlar.İşte
Türk, bir Türk dünyaya bedeldir. Onlarda bizim gibi. Bir köye
gittiğin zaman savaş yerinde, millet aç, varsa yapıcan vericen
yoksa ne yapcanki? Pusan, Seul gördüğün zaman her taraf delik
deşik. Şimdi ne oldu? Maşallahı var, onlar bize yardım ediyor,
şimdi onlar. Kore, Güney Kore devleti bize yardım ediyor şimdi.
Biz burda iki ay çalıştık, savaş yaptık Kıbrıs’ta, ne oldu? İki
ay savaş yaptık, 17 yıl geri gittik. Neden? Tutkunluk olmadığı
için.Kimde tutkunluk yok, siyasette tutkunluk yok. Ordu olmasa
memleket elden gider. Yatsın kalksın bu hükümet orduya dua etsin.
Ordu olmasa, hele bu zamanda Allah korusun, ööö, paşalarımız olmasın,
subaylarımız olmasın acırım Türkiye’nin haline.
Savaş günlük yaşamı nasıl etkiledi Kore’de? Fotoğraflarda
insanların gündelik yaşamına devam ettiği görülüyor, sanki ülkede
savaş yokmuş gibi fotoğraflarda?
Şimdi
Kuzey Kore, Güney Kore’ye karşı savaş açtı. Güney Kore’nin şimdiki
durumu başka, 50-51-52 durumu başka. O zaman her taraf harab içindeydi.
Ölen ölene, kalan kalana, kim kimleydi? Ne zaman 1953’te “ Hombogen”
anlaşması oldu, askerler geri çekildi, onlar geri çekildi, onlar
kafalarını kullandılar, çalıştılar aynı mevkiye geldiler. Fakat
Güney Kore’nin Türk halkını çok sevdiğini bilirim. Türkiş dedi
miydi bir daha demezdi.
Vefa
borcu yani.
Tabi,
onları kurtaran biziz. Nasıl, buraya elçiler geliyor, subaylar
geliyor, hepsi anılarını anlatıyorlar. Eee bizim hoşumuza gidiyor
onları işittiğimiz zaman. Biz onlara diyorduk ki o subaylara,
siz o zaman bebektiniz. Haklılar, gülüyorlar. Ama öyle konuşmaları
var ki, anlayamıyorum bende, Allah razı olsun demek istiyorlar.
Hala da bizlen beraberler, Allah var şimdi. Güney Kore hakikat,
biz Türk olarak onları çok sevdik. Onlarda bizi hala seviyor.
Unutulmuyor. Biz de onları unutmuyoruz. Elimizden gelen yardımı
yaptık ve onlar elinden gelen yardımı yapıyorlar. Şu anda gene
yapıyorlar.
Peki
savaşa gitmeden önce o savaş psikolojisine hazır mıydınız? Eğitim
aldınız mı?
Aldım.
Gönüllü çıktığım zaman sevindim. Savaşıcam dedim bu genç yaşta,
savaşayım dedim. Duyardım İstiklal Gazileri vatanımızı nasıl kurtarmışlar,
o kafayla bende gönüllü olarak İzmir 46. Piyade Alayı’ndan çıktım,
imzaladım. Ondan sonra Selimiye’de kurs verdiler. Selimiye’deki
kurs bittikten sonra İzmir Seferihisar’da kurs verdiler.Bütün
silahları öğrendikten sonra bizi götürdüler.
Kore’yi
biliyor muydunuz daha önce? Nasıl tasarladınız gitmeden önce?
Hayır.
Dünyanın öbür ucuna gideceğimizi biliyorduk da döneceğimizi bilmiyorduk.
Gideceğimizi biliyorduk da geri geleceğimizi bilmiyorduk, bu bir
şans eseri yani. Cenabı Hak ne der? Ben yarattım, ben alırım der.
Demek ki seviyormuş ki kulunu almamış ve ben bunu hala böyle yorumlarım.
Allah ne derse o olur.
Peki
savaştan sonra neler yaşadınız? Savaşın
etkisinden kurtulmanız nasıl oldu?
Tabi
bu biraz, geçti, yatakta bile yattığın zaman aklına geldiği zaman,
mesela aklına geliyor, rüyana giriyor fırlıyorsun. O zaman anam
koşardı, bacım koşardı, abim ne oluyor derdi, hiç birşey yok derdim.
Fakat rüyana giren, aklına giren o anda yaşamış olduğun bütün
olaylar aklına geldiği zaman yataktan fırlıyordum. Anam, babam
başımda ne oluyor filan derlerdi, en sonunda anladılar. Onların
sayesinde tabi zaman geçtikçe, o korku üzerinden kalkıyor. Eee...
tabi gençlikte çalışmak istiyorsun, işte memuriyete girdik, yavaş
yavaş büyüdük, ettik. Hala da böyle devam ediyorum. Allah öldürmediği
müddetçe şükürler olsun. Başka birşey diyeceğim yok.
Savaşta yara aldınız mı?
Ufak,
ayağımda var. (Hanımı araya girer) böbreğin? Böbreğim düştüğümde
oldu. Oldu ama ne yapayım olduysa, orda oldu, burda olmadı ki.
Gençlikte tabi hatırlayamıyorsun böyle şeyleri. Düştüğüm zaman
böbreğim iki kaburga arasına girmişti. Gençlikte anlıyormusun,
anlıyormusun böyle şeyleri. Yaş gittikçe hepsi meydana çıkıyor,
dökülmeye başlıyoruz işte.
Hastanede
yattınız mı?
Hıı, bakıyorlar herifler, bizim bir doktora gittik, dişimizi çek
dedik, herif kerpetenle çekiyor, Amerikalı geldi, No! No! dedi
bizimkine, adam pamuğa bir ilaç koydu, teşekkür, thank you very
mach, iş bitti, bi dakkalık heriflerde. Biz de Ya Allah Ya Muhammed
(gülüyor) öyle. Başka ne deyim valla çok.
Gazilik
hakkında biraz konuşalım. Muhakkak size gazilik gurur veriyor.
Ülkemizde gaziliğe verilen değer hakkında....
Valla
bu gaziliğimlen şahsım adıma ve arkadaşlarıma gurur duyuyorum.
Fakat zorumuza giden, bakmıyorlar, yani bir yere gidiyorsun, hüviyetini
göster, gazisen bana ne diyor. Otobüse binicen, otobüse biniyon
arkadaşlar ayakta alıyor, kafasını öbür tarafa çeviriyor. Bana
diyor öyle. Bunu Milli Eğitim Bakanı’nın okullara bir bildiriyle
yazması lazım, öğrenmesi lazım gençler ki zamanla gazi olduğunu
bilsin, gazi ne demek. Gaziler var, gençler soruyor, bu ne diyor,
penlivanlıktan mı kazandın madalyayı diyor. Eee bilmiyor ki. Nasıl
olsa okula mecmualar geliyor, çocukların aldığı bir şey dergi
var. Dergilerin kenarına gazilik şudur, gazilik ünvanı budur,
gazilere şöyle hürmet filan deseler, daha başka olur, öğrenir
çocuklar, küçükten kafalarına girer. Ama yok. Sadece bizi çağırırlar
okullara, gelin konuşun, öğrensinler. Orda binde bir, işte Atatürk’ün
ölüm yılı 10 kasım, o zaman gelip ararlar, sorarlar yani. Başka
bir şey yok, ne soran var, ne arayan var ne eden var.
Gazilik
kavramında bir kargaşa var, işte İstiklal Gazileri, Kore gazileri,
ama şimdi Güneydoğu’da bir savaş var, orda yaralanan, bulunan
kişilere gazi gözüyle bakılmıyor tam olarak. Kimlerdir gazi, kimler
değildir?
İstiklal
gazisi, Kore gazisi, Kıbrıs gazisi resmi gaste bunları ibraz etmiş,
bunlar gazidir diye. Onlar da ne zaman gazilik ünvanını alacaklar
T.B.M.M. gazilik ünvanı verilsin derse gazi olabilirler. Bu hükümete
kalmış, T.B.M.M.’e kalmış.
Şimdi
onlar şöyle bir ayrım yapıyorlar, Güneydoğu’daki bir iç savaş
olduğu için onları gazi statüsüne koymak istemiyorlar.
Şimdi
şöyle, onlar Türk topraklarında çarpıştığı için alamıyorlar, Türk
topraklarında çarpıştıkları için. Dünyanın öbür ucunda çarpıştık,
ölmeden geri döndük ve gazilik ünvanını kazandık. Onlar kendi
toprağımız içinde çarpışıyorlar. Onu da T.B.M.M.’nin öngöreceği
bir kanunla gazilik ünvanı verebilirler. O, hükümete kalmış birşeydir.
Peki
gazi kimdir, yani sınırlar dışında savaşan kişi midir?
Gazi
sınırlar dışında ve sınırlar içinde çarpışıp ve yaralanıp dönen
gazidir. Bu T.B.M.M.’nin vereceği birşeydir. Mesela şimdi o gazilerimiz
var, Güneydoğu gazisi, kendi topraklarımızda savaşıyor PKK’ya
karşı mesela. Onlar da savaş çıkarıyor, biz de. Bu ünvan Meclis’e
aittir. Şimdi bizim gibi gazilik kartı taşıyan, bu ünvana sahip
olan kişi gazidir. Bunlar da olacak, bu hükümetin araştırmasına
bağlıdır. İşte resmi gaste ne diyor, Kore gazisi, Kıbrıs 1. ve
2. çıkartması diyor. O kadar, orda kesmiş, resmi gaste yayınladı
mı, bu kanundur, resmi gaste yayınlamazsa bu kanun değildir. Mesela
şu kadar zam yapacam diyorlar, şu kadar zam yapacam diyorlar,
imkanı yok inanmam, ne zaman resmi gasteyi okurum, hıııııı, eyvallah
ama yok imkanı yok.
Eklemek
istediğiniz bir şey var mı?
Valla
eklemek istediğim şu var. Türkiye Cumhuriyeti hükümetine bir ricam
var, bu gazilerine iyi baksın. Bak gine söylüyorum mesela doğuda,
batıda, kuzeyde ve güneyde vatanım için çarpışmaya hazırım. Toprağım
için ölürüm. Boşuna dememişler bir Türk dünyaya bedeldir. Hepinize
saygılar sunuyorum.
Çiğdem
BAYRAK .
ABD’
li VİETNAM GAZİLERİ VVA (Vietnam Veterans of America)
ABD’
nin Vietnam dönemi gazilerini ülke çapinda temsil eden, dernek
ve vakiflarin öncülüğünü gerçekleştiren VVA’ nin savunduğu şiar:
“Hiçbirzaman, gazilerin bir kuşaği bir diğerini asla terk etmeyecektir.”
Yeryüzünde
gaziler konusunda en ciddi, en geniş ve en derin çaba ve çalişmalar
ABD’de yapilmakta. Gazi konusundaki keşmekeşliğe son vermek, gazilik
olgusunu Kongre (ABD meclisi) düzeyinde ele almak amaciyla 15
Mart 1989’ da bugünkü başkan George W. Bush’un babasinin hükümeti
döneminde Gazi Bakanliği kuruldu.
Gazi
Bakani hükümette başkanin yaninda temsil edilmeden önce gazilere
sahip çikmaya çalişan dernek ve vakiflar bir kaos konumundaydi.
Politikacilar oy için gazileri kullaniyor,bazi dernek ve vakif
yöneticiliri de şahsi çikarlarini gözetiyordu. II.Dünya Savaşi
gazileri ünvanlarini alirken Vietnam Gazileri ünvan alamiyordu,
gazi olarak görülmüyordu.
İşte
Vietnam Gazileri (VVA) böylesine bunalimli bir dönemde 15 Vietnam
gazisinin Washington’ da başlattiği girişimle doğdu.
VVA’ nın iki ayda bir yayinlanan ve binlerce aboneye ulaşan bir
dergisi var; “Gazi” (Veteran).
“Veteran”
Dergisinin editörü Mokie Pratt Porter’ la ilişkiye geçen Gaziler
Dergisi ABD’ nin Vietnam Gazileri hakkinda bilgi ve belge istedi
29.04.2001 tarihli yazimizin yaniti bizzat M.Pratt Porter’ dan
12.06.2001 tarihinde geldi. Editör M.Pratt Porter gönderdiği yazida
şunu ifade ediyordu.
“Sayin Gaziler Dergisi Amerikan Vietnam Gazilerine olan ilginize
teşekkür ederiz.
Ekte
malzeme paketini bulacaksiniz ve sahip olduğunuz sorulara yanit
bulacağinizi umut ediyorum.
Size
yardim edebileceğimiz herhangi bir yöntem varsa lütfen bize bildiriniz”.
Küçük bir gazi gurubunun büyük adımı
Amerika’
nın Vietnam eski askerleri (gazileri) (VVA), kongre tarafindan
berat verilen yegane ulusal Vietnam gazileri organizasyonu olup
kendisini sadece Vietnam dönemi gazilerine ve onların ailelerine
adamıştır. 1970’ lerin sonlarina doğru, oluşturulan Gazi Gruplarinin,
Vietnam gazileri ile ilgili konuları gündeme taşimada başarisiz
olduklari görüldü. Sonuç olarak, Ulusun kanunlarinda ve halkin
gündeminde bir boşluk vardi. 1978 Ocak ayinda, Vietnam gazilerinin
iş başinda olanlarinin küçük bir grubu, Vietnam gazilerinin ihtiyaçlarina
kendisini adamiş bir savunma organizasyonunun yaratilmasini desteklemek
amaci ile dostlar aramak için Washington DC’ ye geldiler. VVA
başlangiçta Vietnam gazilerinin konseyi olarak tanindi ve çalişmasina
başladi. 1979’ da çalişmaya başlamasinin ilk yilinda, toplam varliği
$ 46,506’ idi.
Konsey
üyeleri, ulusun dikkatinin Vietnam Gazilerinin özel ihtiyaçlarına
yoğunlaştığı takdirde, minnettar bir ulusun çareler için adımlarını
hızla atacağına inanıyorlardı. Bununla birlikte, çok sayida önde
gelen Amerikan Gazetelerinde çıkan makaleler tarafindan büyütülen
kongre öncesinde ikna mahiyetindeki fikir yazılarına rağmen, Vietnam
gazilerine ve ailelerine yardim için yeni ve ihtiyaç duyulmuş
programlarin yaratilmasinda bir tek zafer mahiyetinde yasa çıkarmayi
başaramamişlardir. Sadece etik açidan, eşitlik ve adalet bakimindan
ifade edilen münazaralarin yeterli olmadiği çok geçmeden açiğa
çikti. Amerikan Kongresi, kendilerini temsil etmeyi açıkça ifade
eden organizasyonun siyasi güce sahip olduğu takdirde yalnizca
Vietnam Gazilerinin meşru ihtiyaçlarina yanit verecekti. Bu durumda,
güç, üyeliği ifade eden rakkamlara tercüme edildi. 1979 yazina
kadar, Vietnam Gazilerinin Konseyi, bir Gaziler Hizmet Organizasyonu
ve kendisini Vietnam Gazilerine tahsis etmiş olan Amerikanin Vietnam
Gazilerine dönüşü.
Amerikan
Vietnam Gazileri, Gelişim için önemli sermaye eksikliğinden duraksamaya
uğradı ve üyelik sayısındaki artış başlangiçta yavaşti. Büyük
başari, Amerikali rehineler 1981 yili Ocak ayinda İran’ dan geri
döndüklerinde ortaya çikti. Bu durum, Amerikanin, kamuoyunda halkin
tartişmasi için masaya konmuş Vietnam Döneminin olaylarini öne
süren duygusal bir psikoterapi gibi olmuştu. Sorulan soru şuydu:
neden rehineler için törenler vardi da Vietnam Gazileri için yoktu?
Çok sayida Gazi, geçmişteki Ulusal Hizmet için taninma ve kıymet
bilme hususundaki eksiklik hakkinda şikayet ettiler. Vietnam dönemi
Gazileri, daha önceki savaşlarin gazileri gibi ayni durumdaki
gazilerin en son neslini gösteren programlar biçimde faaliyete
geçmesini istediler. Üyelik sürekli artişa geçti ve, ilk kez,
VVA önemli düzeyde katkilari güven altina aldi. Vietnam Savaşi
ve Gazilerin kendileri ile ilgili öne çikan konularla beraber
su yüzüne çikan temel konular hakkinda konuşmak için halkin arzusunun
birleşmesi, 1982 Kasım ayinda Vietnam Gazileri Anitinin Ulusal
açiliş töreni ile büyüdü.
Haftalar
alan uzun faaliyetler Gaziler arasında kardeşlik hissini ve ihmal
edilemeyecek kadar önemli olan bir deneyimi paylaşma duygusunu
alevlendirdi.
Gazilerin
Genel İhtiyacı Yasal Hakları
1983
yılında, VVA hükümetten imtiyaz ve hizmet elde etme arayışındaki
gazilere yardım temini için Amerika Vietnam Gazilerine Yasal Hizmetler
(VVALS) kurumunu oluşturacak önemli bir aşamayı kaydetmiş oldu.
Bir gazi temsilcisinin sadece kolaylaştırıcıdan ziyade bir gazi
için avukat (taraftar) olması gerektiği teorisi kapsamında çalışarak,
VVALS, hızla bizzat kendisi en ehil ve girişken yasal yardım programını
gazilerin hizmetine sundu. VVALS, Gazi Hizmet Temsilcileri için
şimdiye kadar geliştirilmiş en mantikli anlaşilir klavuzu yayinladi
ve 1985 yilinda, VVALS, şu anda baskida olan 150.000 nüshayi aşan,
geniş çapli şekilde ilan edilen “Vietnam Gazilerinin Hayatta Kalma
Klavuzu” nu yazdı.
İlerliyen
yıllarda VVA’ nin büyüklük, kişilik ve prestij bakımından büyüdüğü
görüldü.VVA’nin profesyonel üyelik hizmetleri,gaziler hizmeti
ve avukatlık (taraftarlık) çalışması kongrenin ve 1986 yılında,VVA’nin
örnek çalışmasına resmi olarak meclis beratinin onayının verildiği
bildirilmiştir. Bugün, Amerika’ nın Vietnam Gazileri, Birleşik
Devletler, Porto Riko,Virgin Adaları ve Guam’in her tarafinda
525 bölümden oluşan yaklaşık 50.000 ulusal üyeye sahiptir.VVA
eyalet konseyleri, yerel bölümlerinin faaliyetlerini koordine
ederler.VVA, ulusal faaliyetlerini ve programlarını yerel bölümleri
ve eyalet konseylerinin çalışması ile koordine etmeye büyük önem
verir ve ulusal düzeyde kazanılmış zaferlerin mahalli olarak uygulanmasini
temin etmek için organize olurlar.VVA bireysel ve grup yetkisi
için çalişir ve gazilere, cemiyetlerinin diğer yardima muhtaç
üyelerine yardim etmek amaci ile mahalli olarak ortaya çikmiş
faaliyettir. Bu gönüllü program, sürekli olarak büyüyen bir nüfusa
yegane ve yenilikçi hizmetleri sunar. Bu hizmetler şunlari içermektedir:
evsizlere siğinak temini,öz değerin kötü kullanimi ile ilgili
eğitim projeleri ve suçu önleme kampanyalari, gençlik sporlarinin
sponsorluğu, Erkek izci / Kiz izci, Büyük Erkekler / Büyük Kizlar
ve doğal felaketler ile kronik fakirliğin etkilediği diğer topluluklar
yardim etme. VVA, Ulusal bir yönetim kurulu ve VVA delegeleri
tarafindan demokratik olarak seçilmiş 24 kadın ve erkek ulusal
müdürler tarafindan idare edilmekte olup bu kişiler,iki yillik
anlaşmalarla ilgili bölümlerine gönderilirler. VVA’ nin temel
amaci, Vietnam-dönemi gazileri sivil hayata eğitim, ekonomik,
sağlik, kültürel ve duygusal olarak tekrardan kazandirmaktir.
Bu kazandirma prosedürü,Vietnam gazileri tarafindan çekilen ayrimcilik
sikintisinin bertaraf edilmesi amaci ile yasal ve genel ödüllendirme
programlarinin teşvik edilmesiyle yapilir.
VVA’nin idari-ilişkilerle ilgili gayretleri, büyük işler peşinde
koşan gündemin başarisinda,yaşama alaninda başariya temel teşkil
eden üç katkinin, lobicilik, seçmenleri harekete geçirilmesi ve
medya ile çalişmayi birleştirir. Yasama ile ilgili zaferler, Gazi
Merkezi Sisteminin kurulmasi ve genişletilmesini,işsiz ve çalişmakta
olan Vietnam-dönemi gaziler için artan - iş eğitimi ve işe-yerleştirme
amaci ile tesis edilen kanunlarin geçirilmesini, Agent Orange’
ye (bir çeşit hastalik) maruz kalan gazilere yardim eden ilk kanunlar
ve mahkemede karşit yönde VA kararlarina mücadele etmek için gazilere
izin veren landmark yasasi (yani, Gazileri iddialarinin adli olarak
gözden geçirilmesi) içermektedir.Tüm bunlar,VVA’nin yasal çabalarinin
bir sonucu olarak büyük çapta kanunlaşmiştir. Kongredeki (VVIC)
Vietnam dönemi Gazileri, VVA’ nin çabalariyla, kismende olsa,
şimdi Kongre’ de yaklaşik 100 üyeye sahipler.
VVA,
sürekli bir esasa göre yazili belgeleri yayinlayarak Vietnam dönemi
gazilerini çevreleyen önemli olaylarin daha kapsamli olarak halkin
bilgisine sunmaya yardimci olur. VVA’ nin ödül kazandiran gazetesi,
tüm VVA üyelerine ve kuruluşun tüm dostlarina postalanir.
Vietnam
Gazileri (VVA) Yetkilileri
George
C.Dugin,
Vietnam’da
görev yapmiş Amerikali gazilerin geçmişte görev yapan ulusal başkanidir.
George C. Dugins beş uzman rütbesini kazanarak 1965 yili Temmuz
ayindan 1969 yili Nisan ayina kadar Birleşik Devletler Ordu Güvenlik
Ajansi (ASA) da hizmette bulundu. George C. Dugins Mayis 1966’dan
Aralik 1967’ye kadar Phu-Bai’deki ASA’da ve Nisan 1968’den Nisan
1969’a kadar da Pleiku’daki ASA’da Vietnam’da iki devre hizmet
etti.İkinci devresinden sonra George C. Dugins ‘ in görevine onurlu
bir şekilde son verildi. Bilgisayar teknolojisi konusunda aldiği
bir dereceyle Tidewar Community College’den mezun olan George
C. Dugins uzun süre gazilerin avukatliğini yapti ve gazilere göstermiş
olduğu hizmeti için sayisiz ödüller kazandi. Kendisi , Virjinya’
da bulunan VVA’nin Tidewater 48. bölümünün üyeliğini elinde bulundurarak
Vietnam’da görev yapan Amerikali gazilerin yaşayan bir üyesiydi.
George C. Dugins VVA’ nin ulusal yönetim kurulunda ve üyeliklerinde
bulundu,vekilliklerini yapti, anlaşmalarini yapti ve azinlik çalişma
komitelerinde bulundu. 1995 yilinda da ulusal ikinci başkan olarak
seçildi. 1996 yilinda POW/MIA konusunu araştirmak üzere Başkan
Clinton tarafindan Vietnam Laos ve Kamboçya’ ya Birleşik Devletler
delegasyonunun resmi bir üyesi olarak gönderildi. George C. Duggins
1997 Ocak ayinda Vietnam’ da görev yapmiş Amerikali gazilerin
ulusal başkani oldu. Geonge C. Duggins, Muharip Asker Çalişmalari
konusunda Chesapeake Şehrinin Belediye Başkanlari Komitesinde
başkanlik sandalyesine sahip olup Metropolitan A.M.E. Zion Kilisesinde
Yediemin Kurulunun başkanliğini yapmaktadir. Avci Kimyasallari
ve Aolin Klübü’ ndeki Sivil Danişmanlik Kurulunda da görev yapmaktadir.
George C. Duggins, Virginya’ da bulunan Nortfolk’ daki Value Options’
da bilgisayar sistem mühendisi olarak çaliştirilmaktadir. Value
Options, Birleşik Devletler’ deki davranişlarla ilgili olarak
işletilip yönetilen ikinci büyük sağlik şirketidir ve ‘daha çok
insana daha fazla seçenek’ sunmaktadir.
Tom
Corey
Bugün Vietnam’ da görev yapmiş Amerikali gazilerin İkinci Başkani
olarak görev yapmaktadir. Corey, Detroit’ in bir yerlisi olarak
Birleşik Devletler Ordusuna 1967 yilinda alindi ve Mayis 1967’
de Vietnam’ a gönderildi. Birinci Hava Süvari Tümeni’ nde tim
komutani olarak görev yapti. 31 Ocak 1968 tarihinde düşman mevzilerine
karşi yapilan bir saldiriya katildi. Bu saldirida boynuna bir
düşman şarapneli isabet edip omuriliğinden vuruldu. Her iki kol
ve bacağindan felç oldu. Tibben Mayis 1968 yilinda emekliye ayrildi.
Uzun
bir süre hastanede tedavi olduktan sonra, Corey Detroit’ te bulunan
ailesine geri döndü. Zamaninin çoğunu burada bulunan yerel VA
(Gazi Bakanliği) hastanesinin içinde ve dişinda geçirdi. 1972
yilinda Florida’ daki West Palm Beach’ e tekrar yerleştirildi.
Burada dernek işleriyle ilgilendi ve pek çok danişmanlik kurullarinda
görev yapti. Gazilerin ve özürlü kişilerin haklari konusunda yaptiği
konuşmalar sebebiyle pek çok ödül aldi.
Corey,
Vietnam’ da görev yapmiş gazilerin arasinda Amerikanin Övünç Madalyasini
alan bir kişidir. Bu madalya, kidemli askerlere, bunlarin ailelerine
ve topluma yapilan hizmet için verilen VVA’ nin en büyük ödülüdür.
Florida’ nin Felçli Gazi Askerler Derneğinin Yönetimi Kurulu üyesi
ve Başkani olarak hizmet verdi. Florida’ daki West Palm Beach’
de bulunan VA Medical Center’ in (Gazi Bakanliği Tip Merkezi)
danişmanlik kurulunda, Palm Beaches VA Araştirma Kuruluşu’ nda,
VISN 8 Yönetim Yardim Konseyinda ve Vietnam Gazileri Yardim Fonu’
nda da görev yapmaktadir.
1985
yilinda Corey, VVA Palm Beach İlçesi 25. bölümünün kurucu başkanliğini
yapti. 1991 yilinda onuncu yildönümü kutlamasinda bu bölüm, Thomas
H. Corey bölümü adini aldi. 1985 yilinda VVA Ulusal Kurulu Üyesi
olarak iki yillik bir dönem için seçildi ve 1989, 1991, 1993 ve
1995 yillarinda da VVA’ nin ulusal sekreteri olarak bu konum için
tekrar seçildi. 1997’ de VVA’ nin İkinci Ulusal Başkani seçildi.
Nancy
S. Switzer
Vietnam’ da görev yapmiş Amerikali Gazi Derneklerinin Ulusal Başkanliğini
yapmaktadir. Bayan Swetzer, Vietnam dönemi konusunda odaklanan
gazi programlarinda son derece aktif bir şekilde çalişmaktadir.
Rochester
Pratik Hemşirelik Okulunun ve kayitli LPN’ nin bir mezunu olarak
Rochester Veterans Outreach Center, Strong Memorial Hospital ve
Monreo Community Hospital’ de yönetici asistani konumlarinda bulundu.
Kendisi, Amerikali Vietnam Gazileri Derneklerinin yaşayan bir
üyesidir. Rochester, New York’ da bulunan 20. bölümden Yilin Üyesi;
New York Eyaleti Yilin Üyesi; Bati New York Eyalet Bölgesinin
Yilin Gazisi Ödülü; Amerikan Ulusal Övünç Madalyasi sahibi Vietnam’
da görev yapmiş bunu ilk kez alan dernek üyesidir; Dört Papaz
Kilisesinden Hayirseverlik Ödülü gibi ödüller dahil olmak üzere
gazilerle ilgili olarak yaptiği çalişmalari için sayisiz ödüller
aldi.
Bayan
Switzer, 1981 yilindan bu yana bölgesel ve ulusal programlara
iştirak etti. Monreo Kontluğu, New York Eyaleti, Gazi Danişmanlik
Komitesi, bu sahada çalişan Outreach Gazileri Yönetimi Kurulunda
hizmette bulundu ve Vietnam’ da görev yapmiş Amerikali Gazilerini
- Amerikanin Vietnam Gazileri, Derneklerinin Dostluğu Projesi
programini harekete geçirdi. Ayrica, Bayan Switzer, Travma Stres
Bozukluğuna maruz kalan Vietnam gazilerinin eşleri ve çocuklari
için başarili olma becerilerini kazanmayi öğretmektedir.
Bayan
Switzer, New York Rochester’ daki W.Wood, Esp’ in avukatlik bürolarinda
halen yasal bir yardimci olarak çalişmaktadir.
ABD
Vietnam Gazileri (VVA) 23 Yıldır Görevde
Ulusun
Kongre tarafindan onaylanmiş tek Vietnam Gazileri Teşkilati ve
ülkedeki en geniş ve en başarili Vietnam Gazileri Teşkilati olan
Amerika’ nin Vietnam Gazileri 1978’ de kuruluşundan bu yana başarilarinin
kayitlarindan gurur duymaktadir.
Vietnam
Gazileri adina 20 yili aşkin bir süredir çikarlari savunan ve
kuruluş ilkesi olan ‘Hiçbir zaman Gazilerin bir kuşaği bir diğerini
asla terketmiyecektir’ in yerine getirilmesine devam etmektedir.
Bu başarilar, burada görülebileceği gibi, birçok ve çeşitlidir.
*
Vietnam çaği gazilerinin arkadaşliğinin yeniden tesis edilmesi
ve hizmette bir değerlilik ve onur duygusunun genişletilmesi.
*
Gaziler ve aileleri için cemaat liderleri ve ulus çapindaki muhataplari
ile iletişime geçmeye izin vermeyi sağlayan iki yilda bir yapilan
Ulusal Liderlik Konferanslari ve Ulusal Toplantilar düzenlemek.
Bu toplantilar Gazilere İttifaklar ve şubeler tesis etmek için
firsat tanimaktadir. Gazilere ve ailelerine mevcut firsatlarin
iyileştirilmesi firsatlarini tanimaktadir.
*
Vietnam Gazileri Sandiği’ na, bunun organlarina ve bölümlerine
mali yardim sağlayan bir kamu yarari amacini güden Vietnam Gazileri
Yardim Sandiğinin kurulmasi ve devam ettirilmesi.
*
Ulusal ve yerel sempozyumlar ve oturumlari desteklemenin de dahil
olduğu Evsiz Gazilerle çalişmada öncülük yapma. Eylül 1986 tarihinde
Gazi İşleri Komite Merkezi’ nde evsiz gaziler konularinda ilk
kongre oturumlarini yapmak üzere ABD Temsilcisi Lane Evans ile
birlikte çalişmanin da içinde yer aldiği çabalarin gösterilmesi.
*
Mahkum olan Vietnam Gazileri için ulusal bir savunma olarak ve
emsalsiz ve etkin bir programin geliştirilmesi, hizmetlerinin
bir sonucu olarak hak kazanmiş olduklari Gazi Yardimi menfaatleri
ve hizmetlerine erişimlerinde onlara yardimci olmak.
* 20 yildan daha fazla bir süredir POW/MIA’ nin tam hesaplari
için mücadelede öncülük yapmak, Vietnam Gazileri Yardim Derneği,
yurtsuz kalmiş, kayip veya diğer türlü olarak Vietnam Savaşinda
ülkesine hizmetin bir sonucu olarak anlaşilamayanlar hizmet üyeleri
için hesap verme sorumluluğunda olan ve derin bir güven ve yükümlülüğü
olan bir dernek olmak.
* 1991 yilindan bu yana Amerikan ve Vietnam Gazileri arasindaki
Vietnam savaş kayiplari ve anlaşilmayan Amerikan hizmet adamlarinin
bilgilerinin doğrudan mübadelesini sağlayan Gazilerden Gazilere
bir hizmet olan başarili bir Gaziler Girişimi Görev Gücünün yaratilmasi.
Her iki taraftan da bir çok kayip askerler için açiklama yapmaya
Gaziler Girişiminin yardimi olmuştur.
*Gaziler Yardim Derneğinde tesislerinde Kadin Gaziler için uygun
tibbi tedavi ve menfaatlere hizmet erişimin taninmasinin sağlanmasinin
da içinde olduğu kadin gaziler konularinin tüm ayrintilarinda
öncülükte bulunmak. Başlangiçlarinda, Vietnam Gazileri Yardim
Derneğinin kadin gaziler adina savunmasi ve sosyal hizmet ve tibbi
yardim, atak bir enerjiyle ve konulara hassasiyetle şekillindirilmiştir.
kadin Vietnam Gazileri Yardim Derneğinin her aşamasina katilirlar
ve hizmet verirler.
*
Kuruluş amacina Ulusal Körfez Savaş Kaynaği Merkezine ofis alani
ve destek sağlamaninda dahil olduğu diğer çalişmalarda gazilere
erişmek ve onlara destek sunmak suretiyle sadik kalmak.
*Menfaatleri için talepte bulunan sakat gazilerin yargi incelemelerinde
mücadelede ve onun hakkinin kazanilmasinda öncü olmak. Vietnam
Gazileri Yardim Derneğinin sebatkar lobi faaliyetleri sayesinde
Kongre 1988 yilinda, Gazi yardim menfaatleri itirazlarinin bir
mahkemeye ilk defa temyize başvurmalarina, gazilere izin veren
bir ABD Gazi Temyizleri Mahkemesinin kuruluşunu sağlayan bir yasanin
oluşturulmasina neden olmuştur.
*
Gazi Merkezi programinin kurulmasi ve devam ettirilmesi için uzun
ve başarili bir lobi çabasina öncülük etmek.
*Okullarla,
tutuk evleriyle, gençler için islah kamplariyla birlikte çalişan
bir ulusal “Gaziler Uyuşturucuya Karşi” programi ve uyuşturucu
kullanmaktan Amerikan gençlerini vazgeçirmeye yardimci olan diğer
programlara ön ayak olmak ve bunlari yürütmek.
*İşsiz ve eksik istihdam edilen Vietnam zamani gazileri için artan
iş başi eğitimi ve işe yerleştirme yardimini destekleyen kanunlarin
kongreden geçirilmesi için tereddütsüz savunma sağlamak.
*Azinlik
Gazi işleri üzerine Azinlik GAZİLER ve Danişma Konseyi Merkezinin
teşkili için öncü ve destek olmak gibi azinlik gazi konularina
öncülük etmek.
*Yirmi yildan fazla bir süre için Agent Orange (bir çeşit hastalik)
maddesi konusunda belli başli bir güç olmak, 1986 da açilan Vietnam
Gazileri Yardim Derneğinin Nehmeri Gaziler Yönetimi karşi hukuk
davasi Vietnam Gazilerini Vietnam’ daki Agent Orange (bir çeşit
hastalik) maddesine maruz kalmaya bağli hastaliklar için gazileri
tazmin edilmeye zorlanmiştir. Ulusal Bilim Akademisi’ nin Agent
Orange (bir çeşit hastalik) maddesine maruz kalma ile ilgili hastaliklar
konusunda rapor vermesini gerektiren Agent Orange maddesi Kanununun
Kongreden 1991 yilinda geçirilmesinde ikna edici olan ilk hareket
eden Vietnam Gazileri Yardim Derneğidir.
*Askeri
hizmetleri nedeniyle genetik zarar görmüş olan gazi ebeveynlere
sahip olan çocuklara- bu durumda Vietnam’ da Agent Orange maddesine
ebeveynlerinin maruz kalmasi ile ilişkili olan omurganin arka
kismi üzerinde gelişim kusuruna bağli doğuştan olan açiklik doğum
hatalari olan Vietnam Gazilerinin çocuklari tibbi bakim ve tazminati
ilk kez sağlayan yer sarsici 1996 yasasi için mesul olmak.
*Hak ettikleri hükümet menfaatleri hakkinda gazilere eğitim sağlayan
ve Gazi Yardim menfaatlerini güvenceye alma taleplerinde gazileri
temsil etmek üzere gönüllüleri eğiten Gaziler Menfaatler Programini
yürütmek.
*Gazi
haklarinin ihlalleri durumunda kurumun bu kolu olan Gazi Yardim
Programi, karşi hukuk davalarinda gazilerin sürekli temsil edilmesinin
sağlanmasi. Vietnam Gaziler Derneğinin Guisti Bravo Gaziler İdaresine
karşi hukuk davasi Porto Rico soylu Amerikan gazilerine karşi
geniş bir ayrima maruz birakmiştir. Sonuç olarak Gazi Yardim Derneği,
adil olarak iddialari hakkinda yeniden karar vermeye razi oldu
ve Porto Rico’ lu gaziler geriye dönük 30 milyon dolarlik haklar
elde ettiler.
*Herhangi
diğer hizmet organizasyonlarindan daha fazla bir yüzde ile Gaziler
Yardim Derneğinin Gazi Temyizleri Kurulunda davalarin istikrarli
bir şekilde kazanilmasi.
*1978
de hazirlanan ve Ulusal bir Anayasa komitesi ve bir Ulusal Karalar
Komitesi tarafindan izlenen bir ayrintili Ulusal Anayasasi yoluyla
çalişmalarina devam etmek, örgütün yapmasini üyeliğin istediği
yönde hareket etmeye uymak ve örgütün üyeleri ile temasta olduğu
güvencesini üyelerine sağlamak.
*Ülke
çapinda orta öğrenim sonrasi eğitim kuruluşlarinda Vietnam Gazilerinin
hak eden oğullari, kizlari ve diğer akrabalarina burslar verilmesi.
Burslar yillik olarak 10,000 dolarin üzerindedir.
*Vietnam
Gazileri Derneği Gazi adli ödül sahibi bir ulusal gazetenin basilmasi.
*Devlet
ve yerel Vietnam Gazileri törenlerinin yüzlercesi hakkinda bilgilerin
mübadelesini sağlayan ülkenin tek bilgi müzakere merkezini Ulusal
Merkezde yürütmek.
*Ulusal
Merkezde Vietnam Savaşi Gerçek ve Bilim Kurgu kitaplari, videolar,
CD’ ler, ses bantlari ve CD Romlardan oluşan ulusun en pahali
kütüphanelerini oluşturmak .
Çeviri
Yavuz Altaç.
Milli
Eğitim Vakfı
Malul
Öğretmenin Hizmetinde....
Ülkemizde son otuz yıldan beri artan nüfus, köyden kente göç,
endüstriyel değişim, ekonomik sıkıntılar vb. konular Türk Milli
eğitimi’ nin yükünü arttırmaktadır. Bu alandaki ihtiyaçlar bütçe
ile tam olarak karşılanmamakta ve bütçeye ek gelir sağlayacak
kurumların devreye girmesi gerekmektedir. Bunu gören eğitim yöneticileri
her dönemde bununla ilgili çabalara girmişlerdir. Okul kurumlarının
daha geniş imkanlara kavuşturulup, ihtiyaçlarının giderilebilmesi
için sivil toplum örgütleri olarak adlandırılan dernek, vakıf
gibi birimlerin kurulup, amaçları doğrultusunda çalışmaları, belli
oranda kamusal kuruluşlara rahatlık sağlamaktadır.
Milli
Eğitim Vakfı da Vakıf Senedi’ nde belirtildiği gibi; “Milli Eğitim
hedeflerine ulaşmak, temel ilkelerini gerçekleştirmek, devletçe
tahsis edilen kaynakları ve yapılan hizmetleri desteklemek” amacıyla
17.02.1981 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak kurulmuştur.
Amacın
Gerçekleşmesi
Bu
amaçlar doğrultusunda kurulan vakfın, vakıf senedinde amaçla ilgili
belirtilen maddeler şunlardır:
Madde
3-
Vakıf,
amacın gerçekleştirilmesi için aşağıdaki faaliyetlerde bulunur:
Milli
Eğitim geliştirici araştırmalar yapmak ve yaptırmak,
Milli
eğitim Bakanlığı’ na bağlı her kademe ve her türdeki eğitim kurumları
ile Bakanlığın merkez ve tasra kuruluşu olan hizmet birimlerinde,
bağımsızlığına kavuşan Türk Cumhuriyetleri ve Türk Topluluklarında;
*
Kurumların ihtiyacı olan araç ve gereçlerin sağlanması,
*
Ders ve Yardımcı ders kitapları ile basılı eğitim malzemeleri
ve benzeri materyallerin hazırlatılarak veya yurt içinden ve yurtdışından
satın alınarak, ihtiyacı olan kurumların istifadesine sunulması,
* Öğrencilerin eğitim, öğretim, sağlık ve her türlü ihtiyaçlarının
karşılanmasına ve halen görevde bulunan veya emekliye ayrılan
öğretmenlerle Milli Eğitim mensuplarının, kurumlarınca karşılanamayan
zorunlu sağlık giderlerine katkı sağlanması,
* Şehit öğretmen ve Bakanlık mensuplarının ailelerine, malul duruma
düşen öğretmenlere ve bakanlık mensuplarına, maddi ve aynı yardımda
bulunulması,
*
Hazınlanacak özel yönetmeliklerine uygun olarak; Bakanlığa bağlı
pansiyonlu ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında yatılı öğrenci
okutulması, ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine karşılıksız
öğrenim bursu verilmesi, burs almakta olan öğrencilerden bir yüksek
öğretim kurumuna girenlerin öğrenim burslarının, yüksek öğrenimleri
süresince de devam ettirilmesi,
* Hazırlanacak özel yönetmeliklerine uygun olarak; Milli Eğitim
Bakanlığı’ nın merkez ve tasra teşkilatında görevli öğretmen ve
memurlar ile bu görevlerden emekliye ayrılanların çocuklarına
yüksek öğrenim bursu verilmesi,
*
Türk Cumhuriyetleri’ nin ve bağımsızlıklarına kavuşan Türk Toplumlarının,
eğitim ve öğretim faaliyetlerine, her türlü maddi katkı ve yardımı
sağlanması, Her kademe vetürdeki eğitim kurumları ile eğitim tesislerinin,
öğrenci yurtlarının, sağlık kurumları ve tesislerinin, yaz kampları
ve dinlenme tesislerinin, açık ve kapalı spor tesislerinin, öğretmen
evlerinin, eğitim müzelerinin ve kütüphanelerin yapılması ve hizmete
açılmasına, mevcutlarının işletilmesine, bütün bu binalarla tesislerin
bakım ve onarımına katkı sağlamak, Milli Eğitim kurumları yönetici
ve öğretmenlerini, eğitim etkinliğini arttırıcı çalışmalarda bulummaya
teşvik etmek ve bu konuda başarı gösterenleri ödüllendirmek,
Milli Eğitim Kurumlarında;
*
Öğretmen ve öğrenci arasında yarışmalar düzenlemek suretiyle,
eğitim kurumlarında eğitimin gelişmesine, Atatürkçü düşüncenin
yerleşmesine,
* Yapılan üretimin pazarlanmasına ve tanıtılmasına,
*
Binaların yapım ve onarımına katkıda bulunmak,
Eğitim
kurumlarının üretim ve hizmet kapasitelerinin kullanım ve işletimine
yardımcı olmak,
Milli
Eğitim Kurumlarıyla iş ve endüstri arasında kurulacak işbirliğinin
desteklemek ve bu konuda yardımcı olmak,
Eğitim
ve öğretim konularında yayın yapmak ve yaptırmak, Milli eğitim
amaçlarını gerçekleştirici, öğrencilerin sosyal ve moral ihtiyaçlarını
karşılayacak ve vakfa gelir sağlayacak sosyal ekonomik ve kültürel
etkinlikte bulunmak,
Öğretim
programlarıyla ilgili olarak seminerler düzenlemek, yerli ve yabancı
uzmanlara çalışmalar yaptırmak suretiyle Bakanlığa yardım etmek
ve destek olmak,
Gerektiğinde
amaçları doğrultusunda; her kademe ve türdeki özel okullar ile
kursların ve yükseköğretim kurumlarının açılması ve işletilmesini
kuracağı bu eğitim kurumlarında en az %10 oranındaki kapasitenin
yetenekli ancak maddi imkanlardan yoksun öğrencilerin eğitim ve
öğretimlerine tahsis edilmesini sağlamak,
Eğitim,
Öğretim ve yönetim konularında; araştırma ve geliştirme çalışmaları
yapmak, yaptırmak, mevcut eğitim teknolojisini geliştirmek veya
yeni eğitim teknolojisi arayışlarına yönelmektir.
Vakıf Genel Başkanı
Madde
9- Milli Eğitim Bakanı, Milli Eğitim Vakfı’ nın Genel Başkanıdır.
Vakfın, katıldığı her türlü çalışma ve toplantılarına başkanlık
eder.
Genel
Kurulu Olusturanlar
Madde
10- Genel Kurulu oluşturanlar şunlardır;
a.
Vakıf Senedinin altında imzaları bulunan gerçek kişiler,
b.
Vakıf Senedinde adları yazılı tüzel kişiler,
c.
Vakfın kuruluşundan itibaren ilk bir yıl içinde 250.000. TL. tutarında
taşınır, taşınmaz mal veya para bağışlayan gerçek veya tüzel kişilerden;
Merkez Yönetim Kurulu’ nun teklifi üzerine, Genel Kurul kararı
ile Kurucu Üye sıfatı verilenler,
d.
Vakfın gelişmesinde gösterdikleri olağanüstü hizmetleri ve katkıları
tespit edilenlerden; Merkez Yönetim Kurulu’ nun teklifi ve Genel
Kurulun onayı ile kendilerine Genel Kurul Üyeliği sıfatı verilenler;
e.
Vakıf Genel Başkanlığı görevinde bulunan Milli Eğitim Bakanları,
f.
Milli Eğitim vakfı’ nın; Merkez Yönetim ve Denetim Kurumlarında
halen görev yapan Üyeler ile Vakıf Genel Müdürü,
g.
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı,
h.
Temsilciler Kurulunca, Genel Kurul Üyeliğine seçilenler,
i.
Ankara, İstanbul ve İzmir Valileri,
Vakıf
Senedinin altında imzaları bulunanlar ile kuruluşundan itibaren
ilk bir yıl içinde, Vakfa bağışta bulunmak suretiyle, Genel Kurul
Üyeliği sıfatını kazanan gerçek kişiler; vefatları, iş görmez
hale gelmeleri, hastalıkları veya çekilmeleri halinde, kendi yerlerine
kimin geleceğini tahin bakımından, en az iki adayın ismini kapalı
zarf içinde, Vakıf Genel Müdürlüğüne verirler. Bu zarflar, verenlerce
her zaman değiştirilebilir.
Ayrılan
üyelerin yerine, verilmiş olan adaylar arasından, Genel Kurulca
seçim yapılır. Vakıf ta tüzel kişiyi temsil eden şahıs, tüzel
kişi tarafından temsil yetkisi verildiği tarihten itibaren, görevine
devam ettiği sürece vakıf üyesi olup, tüzel kişilikteki görevinden
ayrılması halinde yerine atanan kişi, Vakıf üyesi sıfatını sürdürür.
Görevlerinden veya olağanüstü hizmetlerinden dolayı, Genel Kurul
üyeliği sıfatını kazananların; ölüm veya ayrılmaları halinde bu
sıfatları, varislerine intikal etmez.
Genel
Müdürlük
Vakıf
Genel Müdürlüğü Ankara’ da olup, şubeleriyle tüm Türkiye çapında
hizmet vermeye çaba göstermektedir.
Madde
20- Genel Müdürlük, Merkez Yönetim Kurulunun hazırlayacağı statüye
göre teşekkül eder.
Genel
Müdürün Görevi:
Madde
21- Genel Müdür; Genel Müdürlüğün yönetiminden, Merkez Yönetim
Kuruluna karşı sorumludur. Merkez Yönetim Kurulu’ nun toplantılarına
katılır, oy’ a katımaz. Gene Müdür, Vakfı, Merkez Yönetim Kurulunun
kararına ve genel mevzuata uygun olarak yönetir. Kurulca verilen
yetkileri kullanılır. Genel Müdürün ve Genel Müdürlük Teşkilatı
ile bu teşkilatın görev yetki ve sorumlulukları; Merkez Yönetim
Kurulunca yapılacak, bir yönetmelikle düzenlenir.
Cemal
Erol ÖKTEM Genel Müdür
1936
yılında Karacabel’ de doğdu. İlkokulu Akçadağ’ da, ortaokulu Alaşehir’
de, liseyi Konya’ da bitirdi. Milli Eğitim Bakanlığınca Türkiye
genelinde yapılan eleme ve seçme sınavlarını kazanarak 1954 yılında
yüksek öğrenimine başladığı Ankara erkek Teknik Yüksek Öğretmen
Okulu’ nun elektrik Bölümü’ nden mezun oldu. Meslek hayatına Ankara
2. Sanat Enstitüsü Elektrik Bölümü, atölye ve meslek dersleri
stajer öğretmenliği göreviyle başladı. Askerliğini Muharebe Yedek
Subayı olarak yaptı. Terhisinden sonra sırasıyla Ankara, Elazığ,
İzmir ve Samsun illerindeki sanat enstitüleri ve teknisyen okullarında,
atölye ve meslek dersleri öğretmenliği, atölye ve bölüm şefliği,
müdür yardımcılığı ve okul müdürlüğü görevinde çalıştı. 1974 yılında
Genel Müdür Başyardımcısı, 1978 yılında Bakanlık Müşaviri, 1980
yılı Ocak ayında tekrar Genel Müdür Yardımcısı olmak üzere, yaklaşık
dokuz yıl süre ile Bakanlık Merkez Teşkilatında hizmet verdi.
1982 yılı Şubat ayında Erkek Teknik Öğretim Genel Müdür Başyardımcısı
iken, kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Milli Eğitim Vakfı’ nın
Kurucu Üyesidir.
M.E.V.
Merkez Yönetim Kurulu Başkanı - M.E.V. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
- Abdullah ÇELİK - M.E.V. Yönetim Kurulu Üyesi Ali SUNGURTEKİN
- M.E.V. Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Fatma BARKÇIN - M.E.V. Yönetim
Kurulu Üyesi Hüseyin ACAR - M.E.V. Yönetim Kurulu Üyesi - M.E.V.
Yönetim Kurulu Üyesi Naim DURMAZ - M.E.V. Yönetim Kurulu Üyesi
Aydın ÖZYAD - M.E.V. Denetleme Kurulu Üyesi - M.E.V. Denetleme
Kurulu Üyesi Remzi KALAYCIOĞLU - M.E.V. Denetleme Kurulu
Genel
Merkezce Gerçekleştirilen Aktiviteler
Bu
çalışmalarımızdan tanıtıma ve toplumla bağların güçlendirilmesine
yönelik olanları, her yılın başında yapılan planlamaya göre yürütüldüğü
gibi, yıl içinde ortaya çıkan gelişmeler de dikkate alınarak yeni
etkinlikler uygulamaya konulmaktadır. Yayın ve tanıtım çalışmalarının,
süreç içinde birbirini tamamlayan unsurlar olması ve devamlılık
göstermesi nedeniyle, çeşitli yöntemler kullanılmakta ve bunların
her birinden ayrı yararlar beklenmektedir. Çünkü, Vakfımız için
vazgeçilmez gelir kaynağı, yapılan bağışlardır. Bu da , yapılan
çalışmaların kamuoyunca bilinmesi ve Vakfı güvenilir bir kurum
imajı yaratmasıyla mümkündür.
Vakfımızın tanıtımı için yapılan çalışmalarda; ayrılan bütçe ödeneklerinin
dışında, sponsorluk üstlenen kurum ve kuruluşların da katkıları
sağlanmaktadır.
1998
yılı mayıs ayında 1997 Yılı Çalışma Raporu 2000 adet bastırılarak
kurucu üyelerimize, bağışçılarımıza ve şubelerimize gönderilmiştir.
1998
yılı içinde, Cumhuriyetimizin 75’ nci kuruluş yıldönümünü kutlamak
amacıyla yapılan çeşitli etkinlikler çerçevesinde; Türkiye genelinde
lise öğrencileri arasında afiş yarışması düzenlenmiş, bu yarışmanın
sponsorluğunu VAKIFBANK üstlenerek 2 milyar lira katkıda bulunmuştur.
28 Mart 1998’ de tamamlanan başvuru süresinden sona 8 Mayıs 1998
tarihinde toplanan seçici kurulun yaptığı değerlendirmede ödül
kazanan ve sergilenmeye değer bulunan eserler, 11 Aralık 1998
tarihinde düzenlenen ödül töreni ile 3 hafta süreyle sergilenmiştir.
Bu sergiyle Milli Eğitim Vakfı Sanat Galerisi’ nin de açılışı
yapılmıştır.
Serginin
duyurulması için 500 adet afiş ile 5000 adet yarışma sonuçları
kataloğu hazırlanarak dağıtılmıştır.
Bu
sergimiz; İstanbul Özel Öğretim Kurumlarımızca; İstanbum Bakırköy
Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi’ nde düzenlenen “İnsan Gelişimindeki
Besin Kaynağı; Eğitim” konulu panel sırasında ve yine istanbul
TÜYAP SERGİ ve FUAR Merkezi’ nde düzenlenen “1’ nci Uluslararası
Eğitim Öğretim Fuarında Vakfımıza” ayrılan stant içinde sergilenmiştir.
Öğretmen
ve öğrencilerin sanatsal çalışmalarını ücretsiz sergiledikleri
mev sanat galerisi hem Vakfımızın tanıtımı için bir araç, hem
de ülkemizin sanatsal ve kültürel eğitimine bir katkıdır. Açıldığı
günden beri galerimize 4 sergi düzenlendi. Bunlardan ilki Vakfımızın
düzenlediği “Cumhuriyetin 75’ nci Yılında Türkiye” konulu afiş
yarışması sergisidir.
Bağışlar
Vakfımızın
bütün illerde ve ilçelerde şubeleri vardır. Şubelerimiz eğitim
hizmetlerine kaynak yaratmak ve çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak
amacıyla Genel Merkezimizden makbuz isteyip, bağış toplanmaktadır.
Yıllardır uygulamakta olduğumuz, makbuz gelirlerinin % 75’ lik
şube payı, % 25’ lik Genel Merkez oranları; Şubelerimizin bu konudaki
yoğun istekleri de dikkate alınarak, Vakıf Yönetmeliğinin 39’
uncu maddesi hükmünün Merkez Yönetim Kurulumuzun kararıyla değiştirilmesi
üzerine 3 Ekim 1997 tarihinden itibaren % 85 şube payı, % 15’
i il vakıf şubesine, % 5’ i de makbuzu kullanan ilçe Vakif şubesinde
açılacak havuz hesabına aktarılarak Vakıf Senedine uygun bir şekilde,
Şube Yönetim Kurullarının kararı ile sarf edilmektedir. Böylece
okulların ve şubelerin payı arttırılmış, daha çok kaynak kullanımlarının
yahı sıra daha çok bağış toplamaları sağlanmıştır.
Adres:
Azerbeycan Cad. Kasım Gülek Sk. No: 6 Bahçelievler / ANKARA Tel:
0.312. 215 43 10 Pbx Fax: 0.312. 215 40 97 / 98
İletişim:
Bütün il ve ilçelerde şubeleri olan Milli Eğitim Vakfı’ nın genel
merkezi Ankara’ dadır.
Mehtap KENAR
Maaş
Gibi Öğretmen de Eriyor
Öğretmenlerin 55 yıl önce 12 Cumhuriyet Altını’ na denk gelen
maaşları, bugün 4.9 Cumhuriyet Altını düzeyine geriledi.Yapılan
bir ankete göre, öğretmenlik yapanların büyük bir kısmı, bir daha
öğretmen olmak istemiyor ve çocuklarına da tavsiye etmiyor.
Eğitim - Sen Genel Merkezi’ nin yaptığı araştırmaya göre, 1946
yılında ortalama 400 lira olan öğretmen maaşıyla 12 adet Cumhuriyet
Altını alınabiliyordu. Bugün en yüksek olan 1. derecenin 4. kademesindeki
öğretmenin aylığı olan 439 milyon lira 4.9 Altın almaya yetiyor.
Araştırmaya göre, OECD ülkelerinde 15 yıllık bir öğretmen yılda
ortalama 28 bin dolar ücret alıyor. Türkiye’ deki öğretmenler
ise bunun 8’ de 1’ i olan 3 bin 500 dolara çalışıyor.
Öğretmenler,
Japonya’ da 41, Almanya ve İngiltere’ de 38, Avustralya’ da 36,
ABD’ de 32, Danimarka’ da 31, Fransa’ da 29, Yunanistan’ da 24,
Macaristan’ da da yılda ortalama 11 bin dolar maaş alıyor.
1993
yılının Ocak ayında 25 yıllık bir öğretmen 570 dolar karşılığı
ücret alırken, 5 Nisan kararları ile ücretleri 237 dolara kadar
geriledi.
Aradan
geçen yıllarda öğretmenin maaşı 350 - 450 dolar düzeyinde bir
sehir izlerken, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında öğretmenin bordrosundaki
ücreti 433 dolara karşılık geliyordu. Ekonomik kriz ve develüasyon
ise maaşları iyice eritti.Geçen
yıl 433 dolar düzeyinde ücret alan öğretmenin maaşı, bu yıl 283
dolara geriledi.
Eğitim
- Sen’ nin 200’ ü kadın toplam 500 öğretmen arasında yaptığı ankete
göre de, “Tekrar Öğretmen olmak istermisiniz?” sorusuna katılımcıların
yüzde 46.4’ ü “hayır” cevabını verdi.
“Çocuğunuzun öğretmen olmasını istermisiniz?” sorusunu öğretmenlerin
günde 28.8’ i “Evet”, yüzde 53.8’ i de “Hayır” şeklinde yanıtladı.
Yüzde 17.4’ ü ise “Çekimser kaldı”.
Anketin
Çarpıcı Sonuçları:
Öğretmenlerin
yüzde 95.5’ i Milli Eğitim’ den memnun değil.
Yüzde
29’ u sistemi gereğinden fazla bürokratik ve hantal buluyor.
Yüzde
23’ ü geçinebilmek için ek işlerde çalışıyor.
Yüzde
68’ i çocuğunun öğretmen olmasını istemiyor.
Yüzde
75’ i branşlarıyla ilgili bilimsel ve teknolojik gelişmeleri takip
edemiyor.
Yüzde
37.2’ si mesleği istiyerek seçmemiş.
Yüzde
46.4’ ü tekrar öğretmen olmak istemiyor.
Tatile
gidenlerin oranı yüzde 12, her hangi bir yere gitmeyenlerin oranı
yüzde 43, tatilini memleketinde geçirenlerin oranı yüzde 25, köyünde
geçirenlirin oranı yüzde 13,
Yüzde
37.7’ si kültürel etkinliklere hiç katılamıyor.
Yüzde
75’ i hergün bir gazete alamıyor. Gazete okuyamıyanların oranı
yüzde 56 iken, öğretmenlerin yüzde 11’ i de istediği gibi bir
gazete bulamıyor.
Yüzde
39’ u ayda bir, yüzde 35’ i bir aydan fazla bir sürede, yüzde
6.9’ u haftada bir kitap okuyor.
Yabancı
dil bilmeyen öğretmenlerin oranı yüzde 73, bilgisayar kullanmayı
bilmeyen öğretmenlerin oranı yüzda 41, öğretmenlerin yüzde 77’
sinin bilgisayarı yok ve yüzde 85’ i internetten faydalanamıyor.
Zekiye Öğretmen
İşte
Türkiye’nin umursamamzlığına kurban verdiğimiz öğretmenlerimizden
sadece biri,Zekiye Hun...
Aslen
Rusyalı. Babası Rusya-Türkiye arasında kürk tüccarlığı yapmış.Türkiye’yi
beğenincede yerleşmeye karar vermiş. Hali vakti gayet yerinde
olan bir ailenin kızıymış Zekiye Hun. Edirnekapı’da 22 odalı bir
konakta büyümüş,yetişmiş.
Cumhuriyet
Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra üniversiteye gidebilmek için
ailesine çok yalvarmış.O zamanlar üniversiteler olaylı olduğu
için halası ona “sen bana Abdullah’ımdan yadigarsın.Ya oralara
gidipte dönemezsen” diye sorunca sesini çıkaramamış. Üniversiteye
gitmesine gidememiş ya yinede içinde taşidiği öğretmenlik sevgisini
Tarih öğretmeni olarak içinden atmış.
“İçimdeki
bu hevesi gerçeklestirdim ama dönüp baktığımda kazandığım şeylerin
kocaman bir sıfır olduğunu görüyorum.”
Bu
sözleri söylerken gözlerinin dolduğunu ve senki ayıp birşey söylemiş
gibi yüzünün kızardığını görüyorum.
Peki
neden Zekiye Hocamız pişmandı bu mesleği seçtiğinden? Kendisine
soruyorum ve bana “Asla pişman olmadım, oldurttular!” dedi. Şaşırdım.
Bir insan, daha doğrusu bir öğretmen nasıl pişman oldurttulurdu?
Dilerseniz Zekiye Hocamıza bir kulak verelim,onun ağzından olan
biteni öğrenelim.
“Öğretmenliğe
başladığım senelerde pek hevesliydim. Ama hevesim kursağımda kaldı
diyebilirim.Bizlerin sadece isimleri vardı.Hiçbir hakkımız yoktu.Elimize
üç-beş maaş sıkıştırıldı. Oysa ki bizim isteğimiz ülkede belli
bir konuma sahip olmaktı. Bizler insan yetiştiriyorduk, yetiştirmeyi
öğretiyorduk. “Yani size hiçbir hak tanımıyorlarmıydı?” Türkiye’de
hak var mı ? Ne hakkı veriyorlarki?
Bu sözlerden sonra Hoca’mın canının epey sıkıldığını ve artık
bu konu hakkında konuşmak istemediğini farkediyorum.Bir odadan
diğerine geçiyor,kitaplarını karıştırıyor,okumaktan gözünü alamadığı
“Ülkeyi yönetenleri Atatürk’e şikayet” başlıklı gazetesini gösterip
başını iki yana sallıyor.
“Aslına bakarsan ben hala öğretmenim. Öğretmenlik hem öğrenmek
hem de öğretmek değilmidir? Bende gördüğüm bu kitaplardan öğreniyorum,
çevremdekilere de öğretiyorum. Bu da bana yetiyor artık.
Zekiye
Hoca’nın kendine ait kitap odası var. Evet yanlış okumadınız.
Her tarafı kitapla tıkabasa dolu bir kitap odası. Hayretle bu
odayı kolaçan ederken “İşim gücüm ne? Karnımı doyurmak, kitap
okumak” diyor.
Sen
çok yaşa Zekiye Hocam. Umarız senin sesini duyan olur da öğretmenlerimizin
hakkını vermeye yetecek yeni yasalar masaya oturtulur.
Röp:
Çağlayan SAYIN
“Gazi
Öğretmen” ünvanı unutulmuş haktır
2000
- 2001 Çalışma Programında Yok Ancak,
Her
yıl “Öğretmenler Günü” vaadler ve nutuklar bandosu eşliğinde geçiştirilir.
Bu yıl ki kutlamalarda da terör mağduru öğretmenler unutuldu.
Hayatı boyunca birçok acı ve tatlı olaylar yaşayan insanoğlu geleceğe,dağarcığına
bilgi filizleri katarak yürümelidir.Yıllar geçtikçe geriye doğru
çevrilmeye başlayan gözler,daima dinlenecek bir gölge arar.
İşte
bu ağacın köklerini bizlere veren kişiler,öğretmenlerimiz...Peki
ya bizler? Bizler onlara göstermemiz gereken ilgiyi, tanımamız
gereken hakları,yeterince yerine getiriyor muyuz?
Şahsen
bu soruyu yanıtlayabilecek kadar bilinçli hissetmiyorum kendimi.Bu
yüzden Haliç Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sekreteri Doç.Dr
Tuncer Ulutürk’ten yardım istiyorum, seve seve kabul ediyor. Bir
anlamda da içini döküyor.
Eğitimde
öğretmenin yeri?
Toplum,ışığını
idealist insanlardan alır.İşte bu nedenledir ki bizler olmasaydık,
ülkemizin içinde taşıdığı aydınlık gelecek umudu dahi olamazdı.
Sizlere
tanınan haklar ve olanaklar nelerdir?
Maalesef
pek bir hak tanındığını söyleyemeyeceğim. Tam olarak ekonomik
karşılık alamıyoruz. Oysa ekonomik düzey yüksek olursa, öğrencilere
verdiğimiz dersde onları farklı kitaplardan da yararlanmalarını
sağlar, konuya bakış açılarını daha da genişletebiliriz. Maaş
haricinde de yararlandığımız herhangi bir şey yok zaten.
Sizce,
elinizde ne gibi olanaklar olmalıydı?
Öncelikle
bizlere sosyal yönden imtiyazlar sağlanmalıdır. Bizler kendimizi
geliştirebileceğimiz müddetçe, yetiştirdiğimiz insanlara faydalı
olabiliriz. Biliyorsunuz dünyada gelişen ve değişen herşey internette.
En azından bunları takip edebileceğimiz bir yerlere sahip olmalıyız.
Ayrıca öğretmenlerin, vazifelerini yapmaya başlamalarından itibaren
kalabilecekleri tesisler olmalı.
Neden
herhangi bir devlet üniversitesi değil de, özel üniversite?
Haliç
üniversitesi Bizim Lösemili Çocuklar yararına kurulmuş bir vakıf
üniversitesi. Yani belli bir şahısa ait özel üniversite değil.
Ve ben dejenere edilmediği takdirde bir vakıf üniversitesinde
görev almayı tercih ederim. Çünkü vakıf üniversitesinde kar amacı
güdülmez. Tek hedef, öğrencilere verilecek bilginin en üst seviyelerde
tutulması ve yardımda bulunduğu kuruma birşeyler kazandırabilmesidir.
Evet,
işte uzun ve yorucu, bir o kadar da zorlayıcı uğraşlar sonucu
Doçentliğe kadar yükselmiş, yine de cüzzi bir maaşla yetinmek
zorunda bırakılmış öğretmlenlerimizden sadece biri. Ya diğerleri?
Sizcede artık hak edenlerle etmeyenleri birbirinden ayırt etme
zamanı gelmedi mi?
Terör
öğretmene şöyle sesleniyordu; “Gelirsen, vururuz” korkanlar vardı,
istifa ettiler. Ancak bazıları vardı namluya yakın, cesur, kahraman
yani korkmayanlar...! Terör 11 Eylül saldırısının ardından ciddi
olarak algılanmaya başladı. Ülkemiz bu konuda 15 yıl acılar çekti.
Güneydoğu Bölgesine atanan öğretmenlerden bazıları istifa ederken
bazıları görevi kabul etti.
Bu
karşıt iki davranışı değerlendirirmisiniz?
Batıda
rahat bir eğitim - öğretim süreci yaşanırken Güneydoğu bölgesinde
durum bu kadar iç açıcı değil özellikle mesleğe yeni başlayanlar
doğuya atanmaktan çekiniyorlar. Öysa ki öğretmen adını taşıyabilmek
için, her ne koşulda olursa olsun, yeni yetişen insanlara sahip
olunan bilgi birikimini aktarabilmek gerekmektedir. Ancak Türkiye’
yi doğu - batı kompleksi olarak ikiye ayırmayan kişinin öğretmen
adını taşımaya hakkı vardır.
Şehit
olan öğretmenler bayrağa sarılı tabutlarda uğurlandı, resmi törenler
yapıldı. Fiziksel ve psikolojik olarak yararlananlara ne ad vermeliyiz?
Onları nasıl tanımlamalıyız, devlet ne gibi olanaklar sunmalı,
vatandaş nasıl yaklaşmalı?
Maalesef
Türkiye’ de ruhani yaralar almış öğretmenlerimiz çok fazla. Bir
çoğu mesleklerinden ( ki senelerini verip maddi manevi olanakları
sunup okuyan bir meslek sahibi olup devlete yararlı bir şahıs
olabilmek için çabalayan) vazgeçmek zorunda kalıyor. Bu gibi öğretmenlere
gazilik ünvanı verilmeli çünkü onlar mağdur duruma düşüyorlar,
ellerinde olanlarıda kaybediyorlar. Belirli bir maaşa bağlanmalarını
düşünüyorum. Çevresindeki kişilerin onlara pisikolojisi bozuk
insan olarak değilde vatanın her köşesindeki insanlara faydalı
olabilmek adına kendini feda etmiş bir kahraman olarak yaklaşmaları
gerekiyor.
17.02.1981
tarihinde kurulan Milli Eğitim vakfı’ nın Vakıf Senedinde amaçla
ilgili bölümün 3. maddesinde “şehit öğretmenler ve malul duruma
düşen öğretmenlere maddi ve ayni yardımda bulunulur” hükmü var.
Güneydoğuda görev yapan ve psikolojik yara alan öğretmenler malül
değilmidir? Kimdir malül duruma düşen öğretmenler?
Burada
görev alan öğretmenler tabiki maluldur. Daha başka bir tanımda
olamaz zaten. Buralarda her türlü baskı altında, her türlü imkansızlıklar
içinde görev azmiyle tutuşan ve görevlerini her türlü koşulda
yürütmeye çalışanlar maluldur. Muhakkaktırki burada görev alan
öğretmenlerimize maddi ve manevi desteğimizi kesinlikle göstermeliyiz.
Milli
Eğitim Bakanlığından edinilen bilgilere göre bakanlık “2001 -
2005 çalışma programı” nda bir karar aldı; belirli deneyim, birikim
ile eğitsel yeterlilik esas alınarak, öğretmenlik mesleğinin kariyer
basamakları halinde düzenlenmesi sağlanacak ve özlük haklar bu
basamaklarla ilişkilendirilecek.
Mesleğin
aday öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen ve baş öğretmen şeklindeki
hiyerarşik dizilişinin olumlu ve olumsuz etkilerinin değerlendirilmesini
yaparmısınız?
Nitelikli
öğretmen yetersizliği, özellikle bilim ve matematik dallarında
son yıllarda büyük bir endişe kaynağı olmaktadır. Son yapılan
incelemeler öğretmenler arasında çalışma koşulları açısından güçlü
bir hoşnut suzluk olduğunu göstermektedir. Bunun bir sonucu olarak
öğretmen adaylarının sayısı ve niteliği düşmüştür. Öğretmenler
için başarı primi ve ünlü öğretmenler ve baş öğretmenler için
yeni kariyer yollarının yaratılması önerilmiştir. Böylece mesleğe
daha çok yetenekli kişiler seçileceği umulmaktadır. Ama öğretmen
örgütleri bu önerilerin genelde öğretmen ücretlerindeki eşitsizlikleri
düzeltmeye yönelik çabaları baltalayacağından korkmaktadır
Röp:
Çağlayan SAYAN
Cumhuriyet’
in 78. Yıldönümü
Coşkulu
Törenlerle Kutlandı
Bugün
ülkenin fotoğrafına baktığımızda ekonomik ejderhanın alevlerine
kapılmış işsizler ordusunu, yatırımların durmasını, doların yükselmesini,
enflasyonun artmasını görmekteyiz. Ancak, fotoğrafın bir başka
bölümünde ise cumhuriyete verilen önemin devlet - halk iç içeliğinde
yükseldiğini de görmemezlikten gelemeyiz.
Yaklaşık 300 bin şehit verdiğimiz Çanakkale Savaşı ile başlayan
işgalcilere direniş hareketi, sonuçta, anadolu toprakları üzerinde
güneş gibi doğan cumhuriyet’ in oluşumunu belirledi. İç ve dış
mihrakların tezgahları karşısında yıllardır tavır sergiliyen cumhuriyet
rejimini 78 yıldır yaşattık ve yaşatmaya da devam edeceğiz.
30
- 40 yıl öncesinde cumhuriyet kutlamaları coşku içinde kutlanırdı.
Çocuklar, havai fişek’ in atası olan çatapat, maytap, füze, mantar
tabancası gibi araçlarla bir başka hava katarlardı bayrama...
Sokaklarda, toplumun her kesiminden insanları ellerinde bayraklarla
uzun kortejler oluştururdu. İstanbul - Taksim Meydanı’ nındaki
ışıklandırılmış şelalenin önünde içi hınca hınç dolu insanları
taşıyan arabalarla turlanırdı.
Bayramın
bu neşe içinde kutlanılması ilerliyen yıllarda yerini soğuk ve
sadece resmi törenlerle cumhuriyetin anılmasına bıraktı. Saklanan,
rengi solmuş bayrakların asılması, ilköğretim öğrencilerine tören
yaptırılması, Çankaya da resepsiyon verilmesi cumhuriyet kutlamalarının
sığ politikasıydı. Gaziler Dergisi, halkın da bu bayramın içine
çekilebilmesi amacıyla “ Cumhuriyet Bayramı Balosu” adı altında
yemekli geceler tertipledi. Vatandaş o gece gülmeli, eğlenmeli
ya da efkar dağıtmalıydı...
1996
Cumhuriyet Bayramı Balosu
Hedef;
vatandaşın bazı önemli değerlere dikkatini çekmek. Ekonomik sıkıntıların
sel olup yuttuğu bu dünyada 1 milyar insan aç, 3 milyar insan
günde 1 dolarla yaşıyor. Türkiye’ de ekonomik depremin öncüsünün
- arpçısını bir çok kez yaşıyor. Bu tespitler üzerinde ortak bir
paydada buluşabiliriz. Ekonomik durumumuzu sorguluyabiliriz. Unutmamamız
gereken manevi değerlerede bu ciddiyette ve süreçte önem vermeliyiz.
Kuruluşumuzun temel taşı cumhuriyeti de vatandaşlık bilincinin
getirdiği sorumluluk duygusuyla ele almalıyız.
Bu
düşünceler ve sorgular Gaziler Dergisi’ ne de görev yüklüyordu.
Ne yapılabilir di? İlgi nasıl geliştirilebilir di? İlk adım olarak
1996’ da bir balo düzenledik Bursa, İzmir, Trabzon illerinde icra
edilen bu baloya halkın talebi umduğumuzun üstünde oldu. Bursa,
Anatolia Otel’ deki resepsiyonda konuşan Emekli Binbaşı Ercüment
Güngör’ ün cumhuriyetle ilgili verdiği mesaj şuydu: “Gazilerimize
gereken önemi verdiğimizi söylemek pek güç. Hayatlarını risk eden
bu insanlarımıza duyarlı olmak zorundayız”. 5 yıl evvel bir cumhuriyet
bayramı mesajı gazilere odaklıydı.
Yağmurda
da Yürüsünler
Objektif
gazetecilik anlayışının pek görülmediği basın camiasında İstanbul
Valisi Erol Çakır’ ın bir kararı gündem oluşturdu. Görevini yapan
valiye sorulan şuydu: Hatırlatma mı, yoksa zorunluluk mu? Vali
Erol Çakır’ ın yanıtı ise şöyle oldu: “ Zorunludur, vali herkese
görevini hatırlatır, görev sahipleri ise bu talimatı ifa ederler”.
İstanbul Valisi Erol Çakır, öğrencilerin, bayram dolayısıyla gerekirse
‘ yağmurda bile yürüyeceklerini’ söyledi. Daha önce bu konuda
bir genelge yayımlayan Vali Çakır, yağmurun başladığını ve öğrencilerin
yağmura rağmen yürüyüp yürümeyeceklerini soran gazetecilere sinirlendi.
Çakır, “Öyle ya ben 20 gün önce yağmur yağacağını düşünecektim.
Ben görevimi yaptım, gayet de güzel yaptığım inancındayım. Çok
iyi oldu, çok iyi olacak. Yağmurda da yürüyecekler” diye çıkıştı.
Vali
Çakır, genelgede Cumhuriyet Bayramı’ nın kutlanmasıyla ilgili
maddeler bulunduğunu hatırlatarak şunları söyledi: “
Bunlar
arasında okullarımızın kendi semtlerinde, tespit edecekleri güzergahta,
ellerinde Cumhuriyet’ in kazanımlarını da gösteren pankartlarla
kısa yürüyüşler yaparak Cumhuriyet’ e, Atatürk ilke ve inkilaplarına
bağlılıklarını belirtmeleri vardı. Bunların halka ve öğrencilerimize
hatırlatılması bunların talep edilmesi benim görevlerim arasındadır.
Bu görevi yaptım”
Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet Sezer’ in Mesajı
Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet Sezer, Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla hem vatandaşlara
hem de Meclis’ e mesaj verdi. Ekonomik zorlukların el birliğiyle
aşılacağına dikkat çeken Sezer, milletvekillerinden de Meclis’
in saygınlığını zedeleyecek girişimlerden kaçınmalarını istedi.
Milletvekillerinin
maaş zammı ve referandum krizi, Cumhurbaşkanı’ nın bayram mesajına
da yansıdı. Cumhuriyet’ in, yalnız kurum ve kurallarla yaşatılamıyacağını,
Cumhuriyet’ i yücelten en önemli etkenin yurttaşlık erdemi olduğunu
vurguluyan Sezer, “Demokratik parlementer sistemin omurgası olan
Yüce Meclisimizin saygınlığını her koşulda korumalıyız. Meclisimizin
saygınlığını zedeleyecek tartışma ve girişimler, demokratikleşme
sürecini de olumsuz etkileyecektir. Bu konuda, Meclisimizin değerli
üyeleri, halkımızın temsilcileri olarak daha büyük sorumluluk
altındadır. T.B.M.M.’ ye ve üyelerine güven ve desteğin korunması,
demokratik rejimimizi güçlendirerek, çağdaşlaşma ve Avrupa Birliği’
ne üyelik sürecindeki kararların hızla çıkarılmasını kolaylaştıracaktır”
dedi.
Türkiye’
nin ekonomik yönden zor bir dönemden geçtiğine dikkati çeken Sezer
güven ortamının yeniden sağlanması ve geleceğe dönük kaygıların
ortadan kaldırılmasının, sorunlarla savaşımı kolaylaştıracağını
söyledi. Geleceğe olan inancın yitirilmemesini isteyen Sezer şöyle
devam etti: Geçmişten ders alarak toplumun her bireyinin ulusumuz
için çaba göstermesi, Türkiye Cumhuriyet’ inin sonsuza dek var
olmasını sağlayacaktır. Türk ulusu bu gün karşılaşılan zorlukları
ve gelişme yolunda önüne çıkabilecek engelleri, geçmişte olduğu
gibi birlik ve dirlik içinde, yine aynı güçle aşacaktır.
George
Bush “Kore’ den Kosova’ ya”
ABD
Başkanı George Bush, Cumhuriyet’ in 78’ inci kuruluş yıldönümü
dolayısıyla Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’ e bir mesaj gönderdi.
Uluslararası toplumun önde gelen bir devleti olan Türkiye’ nin,
11 Eylül saldırılarından sonra ABD’ ye verdiği destekten dolayı
minnettar olduklarını belirten Bush, mesajında şöyle dedi:
“
Sayın Cumhurbaşkanı, Sizi ve Türk halkını, Türkiye Cumhuriyeti’
nin 78’ nci yıldönümü nedeniyle Amerikan halkı adına kutluyorum.
Mustafa Kemal Atatürk’ ün çağdaş gönenç içinde yaşayan ve demokratik
değerlere bağlı Türkiye düşüncesi, ülkenizin uluslararası alanda
güçlenmekte olmasıyla bugün gerçekleşmiş bulunmaktadır. ABD, 11
Eylül olayları sonrasında Türk halkının gösterdiği cömert duygudaşlık
ile Türkiye’ nin teröre kaşı kurulan uluslararası koalisyon içindeki
güçlü desteğe için minnettardır. NATO ittifakının kilit üyesi
ve uluslararası toplumun önde gelen bir devleti olan Türkiye,
demokrasi ve özgürlükten yana yerini kararlı biçimde almıştır.
Dostluk ve karşılıklı saygıya dayanan ittifak ilişkimizin, zamanın
sınavını başarıyla geçmesi, bize gurur vermektedir. ABD ile Türkiye
arasındaki dostluk ve işbirliğinin, Kore’den Kosova’ya, Kosova’
danda günümüze dek güçlendiği gibi, gelecek yılda güçlenmeye devam
edeceğine eminim".
Mustafa KAPLAN
İşte
Şeffaflık İşte Askeri Prensipler
OYAK faaliyet raporu dış denetimden geçti
40
yıl sonra ilk kez faaliyet raporunu açıklayan ORDU YARDIMLAŞMA
KURUMU (OYAK), şeffaf ve ilkeli olmanın güvenini yitiren halkın
moralini yükselteceğinin bilincini de taşıyor.
1961’de, 205 sayılı yasa ile kurulan, meslektaşlarına maddi manevi
katkı sağlamayı hedefleyen, tembelliğin karşıtı çalışkanlığı yöntem
olarak belirleyen Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) 40 yıl askeri
prensipleri pratiğe geçirerek bugün 25 şirkete ulaşan dev bir
holding konumunda.
Bugün, ünü yurt dışına yayılan ve Türkiye’ nin büyük holdinglerinle
yarışan OYAK’ ın Genel Müdürü Dr.Şerif Coşkun Ulusoy “Şeffaflık
ilkesi gereği, dış denetimden geçen kurum hesaplarını ilk kez
kamuoyuna açıklıyoruz” beyanı ulusal basının gündemine oturdu.
Firmalar Kapanırken OYAK Büyüdü
Müflis
iş adamı Halil Bezmen “Borç yiğidin kamçısıdır” söylemini yaptığı
dönemde çoluk çocuk kredi kartı taşıyorduk. Sanayiciye, üretici
reel sektöre kredi vermeyen bankalar araba, yazlık isteyenleri
kırmızı halılarla karşılıyordu.Nasıl tüketeceğini bilemeyen yığınların
modernleşiyoruz safsatasıyla milyar dolarları ithalatın yollarına
döküyorduk. Özeleştiriden kaçınan bir toplum olduk. Niteliksiz
eleştiri bolluğuda meseleleri özünden uzaklaştırdı.
Sonuç,
ekonomik kriz... Binlerce firma battı, kapılarına kilit vurdu,işsizler
ordusuna katılım çoğaldı. Televizyonlar ekonomistlerin hücumuna
uğradı. Herkes bir olumsuzluğu yorumluyordu.Ancak çözüm üretenler
yoktu.
Böylesine
ekonomik bir kaos içinde
OYAK
büyüdü. Elbette krizden pozitiv çıkış bir takım prensiplerin belirli
bir disiplin içinde uygulanmasıyla gerçekleşir.İşte kurum,bunu
çok iyi biliyordu.Genel Müdür Coşkun Ulusoy’un “2001 başında krizi
erken farkedip önlemlerimizi aldık.Birçok şirkette yeni yatırımları
durdurup, küçüldük. Sonuçta büyük zarar etmedik,dengeleri koruduk.”
şeklindeki ifadesi ayağını yorganına göre uzatmayanlara da ders
niteliği taşıyor.
Finans
Dünyasına Girdik
-Coşkun Ulusoy, “Yatırımlarımızı ana faaliyet alanı yerine finansal
piyasalarda değerlendirdik. Bunu yaparken fabrika kapatmadık.
Ama satış olmadığı için stokları kullanıp üretimde harcanacak
parayı finansal alanda değerlendirdik, döviz aldık.
Ayrıca
da çok ciddi tasarrufa gittik” dedi.
Ulusoy,
“Üyelerimize emekli maaşı veriyoruz. Bunun için de çeşitli şirket
ve iştiraklere yatırım yapıyoruz” diye konuştu. Geçen yıllar boyunca
kurumun iştirak etmekle kalmayıp yatırımlarını finans alanına
taşıdığını belirten Ulusoy, 2001’ in çok başarılı geçtiğini ifade
etti. Aynı dönemde TL bazında yüzde 300 gelir artışı olduğunu,
dolar bazında yüzde 50’ye yakın artış gerçekleşeceğini söyleyen
Ulusoy, “Karımız yarım katrilyon lirayı geçti, 600 trilyon liraya
doğru gidiyor” saptamasıyla da kurumun gelişimini işaretliyor.
Askeri
Yaklaşım Avantaj
OYAK
Holding Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, düzenlenen basın toplantasında
iş yaşamının da muharebe olduğuna inandığını söyledi. Coşkun Ulusoy,
bu noktada Mustafa Kemal Atatürk’ün Conkbayırı’ nda savaşı kazanmak
için uyguladığı stratejiyi örnek göstermiş ve “Conkbayırı’ nda
alayın hepsi şehit oldu, ama savaş kazanıldı” dedi. Coşkun Ulusoy,
binlerce asırdır kanla test edilen askeri prensiplerin iş yaşamında
uygulanması halinde hata yapma olasılığının olmadığını da belirtti.
Coşkun
Ulusoy, “Babam da askerdi. Benim kanımda da var. Birgün Askeri
Prensiplerin İşletmeciliğe Uyarlanması adında bir kitap yazacağım”
dedi.
Coşkun
Ulusoy, ilk kez faaliyet raporunun basına açıklandığı toplantıda,
askeri prensiplerden sıkça söz ettiğinin hatırlatılarak, askeri
yaklaşımların yönetim faaliyetlerinde nasıl bir avantaj sağladığının
sorulması üzerine, “zararı yok faydası var” değerlendirmesinde
bulundu.
Yönetim
Kurulu’ nda yer alan asker kökenli ve halen askeri görevlerde
bulunan üyelerle birlikte nasıl bir yönetim stratejisi izlendiğinin
sorulması üzerine de Coşkun Ulusoy, şunları kaydetti:
“Asker kökenli ve halen asker olan yönetim kurulu üyelerimiz ile
çok rahat çalışılıyor. Rahat, planlı, programlı, bilimsel ve rasyonel
bir çalışmayı hep birlikte yapıyoruz. Kararları profesyoneller,
kurallar içinde veriyor.”
Coşkun
Ulusoy, kurum yönetimindeki bu üyelerin direktiflerine ilişkin
bir soruya da, “Emir vermiyorlar ki, emirleri ben veriyorum. Ben
yönetirken, yönetici olarak kim verir emirleri? Kurallar ve düzen
içinde yöneticiler” karşılığını verdi.
Coşkun
Ulusoy, asker kökenli ya da fiilen askeri görevlerini sürdüren
üyelerin, kurum idaresinde stratejik olarak ne gibi etkileri olduğunu
sorulması üzerine, “Bu yönetim kurulu üyelerimiz tercihlerini
ifade ediyorlar,üyelere yönelik tercihlerini... Biz de onları
değerlendirip gereğini yapıyoruz” karşılığını verdi.
Tüm
kararlarını bahsettiği askeri ilkeler ışığında aldığını aktaran
Coşkun Ulusoy, “Askeri ilkelerden hiç şaşmayın. Kitabını yazayım
okursunuz” diye konuştu.
OYAK Holding Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, askeri prensiplerin yönetimde
uygulanmasına ilişkin örnek olarak, fırsatları değerlendirmelerini
gösterdi.
Sosyal
Güvenlik Sorunu
Yönetim
Kurulu Başkanı Korgeneral Selçuk Saka mesajında, Oyak’ ın ekonomik
kalkınmaya önemli katkı sağladığını belirterek, bütün toplumların
ortak endişesi olan sosyal güvenlik sorununun gündemde olduğu
bir dönemde Oyak’ ın müstesna bir örnek alma özelliğini koruduğunu
ifade etti.
Rapordan Notlar:
2000
yılında 3 katrilyon 20 trilyon liralık satış, 733 triyon liralık
ihracat gerçekleştirildi. 12 bin 572 kişinin çalıştığı kurum,
2000 yılında 87.3 trilyon lira vergi ödedi. Toplam işlem hacmi
ise 9.2 katrilyon lira olarak gerçekleşti.
Otomotiv, finans, çimento, gıda-kimya ve hizmet sektörlerinde
faaliyet gösteren 25 şirketi ile OYAK, 2000 yılında 3 katrilyon
20 tiriylon lira bürüt satış hasılatı gerçekleştirdi. 287 tirilyon
Türk Lirası brüt kar elde etti. 87 trilyon lira vergi verdi.
OYAK
2000 yılında 3 bin 672 üyesine, emeklilik yardımı olarak 2 trilyon
49 milyar lira ödedi.
OYAK konut inşaatları için 3 trilyon 53 milyar lira harcadı. Konut
arsaları için 795 milyar 89 milyon lira harcama yaptı. 65 bin
314 adet ve 29.5 trilyon borç verme yardımı yaptı.
Türkiye’
de bir sosyal yardımlaşma kurumu tarafından kurulan ilk fon olan
OYAKFON-1, 31 Aralık 2000 verilerine göre dolaşımdaki pay sayısı
52 milyon 716. bin 200 fon toplam değeri 11.9 trilyon lira.
THY
ve TELEKOM ile ilgileniyoruz
Resmi
olmayan değerlendirmelere göre Türkiyenin en güçlü 10 şirketi
arasında gösterilen OYAK, uzun bir süredir THY ile ilgileniyor.Daha
önce Türkiye’ de dev bir holding OYAK’ ı almak istemiş ve karşılığında
her subay ve astsubaya mezuniyette araba emeklilikte de ev vermeyi
taahhüt etmişti. Bütün astsubay ve subayların üye olduğu OYAK’
ta, maaşlardan kişi başına ortalama 50-60 milyon TL kesinti yapılıyor.
Ulusoy,1
TL bile borçları olmadıklarını belirterek, şöyle konuştu:” Türkiye’
nin bu sıkıntılı günlerinde parlayan yıldızlar da olabiliyormuş.
Doğru analiz, doğru karar verme bunu beraberinde getiriyor. Türkiye’
ye sığmıyoruz. Türkiye’ yi yurt dışına taşıyacağız. Telekom ve
enerji konuları için araştırmalarımız var.”
Yönetim
Kurulu
2000
yılı faaliyet raporunda OYAK’ın 8 kişiden oluşan yönetim kurulu
fotoğrafında, J.Tümgeneral Osman Özbek yer almasına karşın, Özbek’
in yönetim kurulundan ayrıldığı, yerine, J.Tümgeneral İbrahim
Açıkmeşe’ nin geldiği öğrenildi. Bir üyeliği boş bulunan OYAK
Yönetim Kurulu, şu isimlerden oluşuyor:
Emekli
Korgeneral Y.Selçuk Saka (Yönetim Kurulu Başkanı), Dr.Şerif Coşkun
Ulusoy (Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi), Tuğamiral Ahmet
Feyyaz Öğütçü (Denetçi), Emekli Hakim Tuğamiral Nafiz Kartal,
Lütfi Fikret Tuncel, Hava Tuğgeneral Bekir Ata Yılmaz, Tuğgeneral
Sabri Demirezen, Jandarma Tümgeneral İbrahim Açıkmeşe, emekli
Tümgeneral Cevat Temel Özkaynak.
Darısı
Diğer Kurumların Başına
Askeri
sanat’ ın iş dünyasındaki pozitif etkisi OYAK’ ın yükselişiyle
su yüzüne çıkıyor. Sır’ rın bir erdem olduğunun bilinci içerisinde
şeffaf politikalar ve yöntemler üreten asker mantığı ve felsefesi,
OYAK’ ın bu başarısında kör inançla yıkanmak istiyenlere bundan
sakınmayı öğütlüyor.
Faaliyet
raporlarını bağımsız dış denetimden geçiren OYAK, diğer sivil
toplum örgütlerine, vakıflara ve derneklere de örnek olmalı. Güven
kazanmada tüm çabalar “şeffaf ve açıklık” noktası üzerinde yoğunlaşır.
1961
yılında kurulan OYAK’ ın kuruluş tarihinde yaklaşık 65 bin olan
üye sayısı, bugün 180 bine ulaşmıştır. Üyelikteki 3 kat artışın
sebeplerini tesbit edip sonuçları değerlendirip, tatbik etmek
diğer kurumların misyonu olmalı.
Ordu
Yardımlaşma Kurumu
Ana
Britannica’ dan
1
Mart 1961’de 205 sayılı yasayla ek sosyal güvenlik kurumu nitelemesiyle
kurulan Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) yasa gereğince mali ve
yönetsel açıdan özerk bir kuruluştur. Emekli Sandığınca sağlanan
güvencelere ek olarak emeklilik, maluliyet ve ölüm yardımı adıyla
sosyal yardımlar yapar. Ayrıca başta konut kredisi olmak üzere
düşük faizli krediler verir. Ülkenin çeşitli bölgelerinde kurdukları
ordu pazarları ile ucuz tüketim malları sağlar. Silahlı Kuvvetlerdeki
subay, astsubay ve askeri memurların tümü kurumun sürekli üyesidir.
OYAK’ın
gelirleri sürekli üyelerin maaşlarından yüzde 10 oranında yapılan
kesintilerden, fonların işletilmesinden elde edilen gelirlerden
ve bağışlardan oluşur. Kurum,yatırım ve vergi alanlarında sağlanan
bağışıklıklardan yararlanarak çeşitli sektörlerde yatırıma girişmiş,
böylece birçok büyük şirketi bünyesinde toplamıştır. 1986 yılında,
en büyük üç holdingin arkasından dördüncü sırada yer alan kurum,
otomotiv sektöründe yüzde 40’ a yakın bir ağırlığa sahip oluyordu.
OYAK
kendi inşaat şirketi aracılığıyla üyeleri için konut üretmesinin
yanı sıra yurtdışı taahhüt hizmetlerini de gerçekleştirmiştir.
Gıda
sektöründe sermayesinin tamamına sahip olduğu TUKAŞ’ ın yanı sıra
yüzde 15 ile yüzde 60 arasında değişen sermaye paylarını elinde
tuttuğu iştirakleri vardır. Çimento, petrol ve petro kimya, tarımsal
ilaç, elektronik sahalarında da aktif rol oynar. OYAK Menkul Kıymetler,
OYAK Sigorta firmalarıyla da Finans Sektöründe yer alır.
Kuruluşun
yönetim organizasyonu, Temsilciler Meclisi, Genel Kurul, Yönetim
Kurulu ve Genel Müdürlük’ ten oluşur. Temsilciler Meclisi mali
hesapları inceler, Genel Kurul’ un 20 üyesini seçer ve üç yılda
bir toplanır. Genel Kurul’ da, Milli Savunma Bakanlığı’ nın seçtiği
üç üyede görev alır. Her yıl toplanan Genel Kurul Yönetim ve Denetim
Kurullarının üyelerini seçer. Yedi kişiden oluşan Yönetim Kurulu’
nun üç üyesi Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından seçilir. Bu kurul
tarafından seçilen Genel Müdürlük ise icra organı işlevi görür
OYAK’
a bağlı Şirketler
OTOMOTİV:
Oyak
Renault, Mais, Omsan, Omsan France, Omsan GMBH, Selyak, Goodyear.
ÇİMENTO:
Adana Çimento, Adana Kağıt Torba, Çimsa, Bolu Çimento, Ünye Çimento,
Mardin Çimento, Elazığ Çimento, Oysa Niğde Çimento, Oysa İskenderun
Çimento.
FİNANS:
Axa Oyak Holding, Axa Oyak Sigorta, Axa Oyak Hayat Sigortası,
Oyak Menkul Değerler, Oyak Bank, Oyak Ankerbank, European Finance,
O/B Yatırım Menkul Değerler, Oyak Portföy Yönetimi, Halk Leazing
HİZMET:
Oyak İnşaat, Oytur, Oytaş Oycem, Oypa, Oyak Güvenlik.
GIDA
-KİMYA:
Hektaş, Tukaş, Tam Gıda, Eti Pazarlama.
OYAK’
ın 2000 yılı bilançosu (Milyar TL.)
Toplam
Satış 3.020.601
Toplam
İşlem Hacmi 9.233.815
Toplam
İhracat 733.275
Toplam
Vergi 87.323
Aktif
Toplamı 1.635.943
Personel
(Kişi)12.572
Fatma
DUR
Gazilere
duyarlı illerimizden
ŞIRNAK
1913 yılında ilçe olmuş ve 16 mayıs 1990 tarihli ve 367 sayı yasa
uyarınca 73. ili olmuştur. Şırnak ili topraklarında birçok uygarlıklar
kurulmuş; bu topraklar buğdayın ilk kullanıldığı, tekerleğin,
yazının bulunduğu medeniyetleri içinde barındırmıştır.
19.800
yıllık geçmişi olan “Tufan” olayı Şırnak ili sınırlarında bulunan
Cudi dağında noktalandığından bütün dünya insanlarının ikinci
beşiği Şırnak olmaktadır. Hz Hun ‘AS)’ ın türbesininde Cizre ilçemizde
oluşu, Guti, Babil, Asur kitabeleri ve kabartmaları bunları kanıtlamaktadır.
Ayrıca yüce kitabımız Kur’ an - ı Kerim’ in Hut süresinin 44.
ayeti açıkça Nuh gemisinin Cudi Dağında durduğunu yazmaktadır.
Şırnak
ili, tarihte birçok önemli devletin başkentini kendi topraklarında
barındırmıştır. 1. Babil Devletinin başkenti Babil (kebeli köyü)
ile Guti (Gudi) imparatorluğunun başkenti olan BASARKARD ilimiz
sınırları içerisindedir. Kasrık köyü arasındaki kızıl su ınmağı
kenarında beyaz kayalarla ayrılmış kral ile kraliye kabartmalarında
Guti İmparatorluğu izleridir.
Tarihi
zenginliği kadar verimli topraklarıylada gelir kaynaklarını oluşturan;
yöre halkının faaliyet alanlarını şu şekilde sıralayabiliriz.
1-)
Madencilik gelirleri
2-)
İthalat ve ihracat faaliyetleri
3-)
Tarımsal ürünlerden elde edilen gelirler.
Şırnak
ilinde ekonomisini canlandırabilecek tek yer kaynağı asjaltitdir.
Petrol kökenli katı yakıtlardır. Şırnak ili çevresinde tahmini
100 milyon ton kömür rezervi olduğu tahmin edilmektedir. Ancak
bütün kömür ocakları çeşitli nedenlerle işletilmediği için (güvenlik
v.b.) ve işletilenlerde ilkel yöntemlerle çıkarıldığı için yeterli
derecede rağbet görmemektedir.
İlimiz Habur gümrük kapısı aracılığı ile Dış ticarette yeni gelişmelere
hazır bulunmaktadır. Ancak Irak’ a uygulanan ambargo buna izin
vermemektedir. Buna rağmen ihracat hacmi giderek artmaktadır.
Şırnak, tarihinin ilk evrelerinden beri tarım ve özellikle hayvancılığa
dayalı ekonomik bir yapıya sahiptir. Tarımsal mekanizasyon arazinin
doğal yapısınında etkisiyle pek uygulanmamıştır. Şırnak ilinde
tarım genel olarak enstantif bir şekilde yapılmaktadır.
Kullanılabilir arazide buğdayı, arpa, çavdar, nohut, kırmızı mercimek,
pamuk, susam, soğan, patates gibi ürünler yetiştirilmektedir.
Ayrıca, yonca, karunga ve tığ gibi yem bitkileri, fasülye ve nohut
gibi baklagiller yetiştirilmektedir. Şırnak ili toprakları batı
kesimi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ nin Dicle bölümünde yer alır.
Öteki yarısıda Doğu Anadolu Bölgesi sınırları içerisinde kalan
ilin, toplam alanı 7.172 km2 dir. İl batıda Mardin, kuzeyde siirt,
kuzeydoğuda Hakkarı ve Van illeri güney Irak ve Suriye ile çevrilidir.
1990
yılında il olan Şırnak “Kurtuluş Savaşı” döneminde de oldukça
fazla işgallere uğrayışı konumundan dolayı savaşlara sahne olmuştur.
Oldukça fazla şehit ve gaziyi bünyesinde barındıran Şırnak ilinin
bu konuya duyarlı olan halkı bulunmaktadır. Gaziler dergisi olarak
yaptığımız çalışmalarımızda Şırnak, Silopi ve Cizre halkına teşekkür
ediyor Şırnak’ ta gördüğümüz duyarlılığı diğer illerimizdede görmeyi
umut ediyoruz. Bölge halkı ve yetkililerine Gaziler Dergisi ve
Uludağ Reklam Ajansı olarak teşekkürümüzü bir borç biliyor saygılarımızı
sunuyoruz.
Gerek
Şırnak, gerekse Silopi ve Cizrede yürüttüğümüz çalışmalarımızda
Şırnaktan
Acar
Şirketler Grubu M. Emin Acar
Som Petrol Ürünleri Yusuf Som
Silopi’ den
Penta
Petrol Ürün. Genel Müdür Ferzan Bey
Silopi
Güven Nakliyat Ahmet Erterk
Yiğitsan
Gsm Center Hüsnü Yiğit
Cizre’
den
Sertaç Ltd. Şti.
Cabbar
Uca Cizre Un San. Tic. A.Ş. Hazit Acar beyefendilere gerek şahıs
gerekse firma olarak dergimizin çalışmalarında yer aldılar. Katkılarından
dolayı kendilerine tekrar tekrar teşekkür ediyor saygılar sunuyoruz
Nilay
Budak
Ertürk Yöndem ve Gaziler Vakfı
Gazi
Temsilcileri’ ne Bu sayımızda da yer veriyoruz. medya dünyasında,
ürettiği programlarla gazi nüfusunun da dikkatini çeken Ertürk
Yöndem’ in genel başkanlığını yaptığı “Türkiye Gaziler Kültür
ve Yardımlaşma Vakfı” nı bilgilerinize sunuyoruz.
9
Kasım, 117 sayılı yazımıza Genel Başkan Ertürk Yöndem imzalı yanıt
gecikmedi. Bu arada bilgi iletişiminin “Gazi Temsilcileri” arasında
ivedilikle uygulanmasının önemini işaretliyoruz. Sayın Ertürk
Yöndem’ in bu ivedilikteki duyarlılığına da teşekkür ediyoruz.
TÜRKİYE
GAZİLER KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA VAKFI KURULUŞ
Türkiye Gaziler Vakfı, 1994 yılında Gaziler tarafından kurulmuş
olup, Kamu Yayarına Çalışan Vakıf Statüsündedir.
HUKUKİ
TANIMI
*
Kuruluşu 09.09.1994 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
*
17.11.1999 tarihli Yargı Kararı ile Vakfın Başına TÜRKİYE kelimesi
eklenmiştir.
* Bakanlar Kurulunun 17.11.1999 tarih ve 99/13698 sayılı kararı
ile Kamu Yararına Çalışan Vakıf Statüsü kazanmıştır.
AMAÇ
Türkiye
Gaziler Vakfı Gazilerin;
* Sosyal, ekonomik ve sağlık sorunlarını çözmeyi,
* Sahipsizlik duygusunu gidermeyi, moral değerlerini yükseltmeyi,
*
Onurlu bir yaşam sürmelerini sağlamayı,
*
GAZİLİK Kavramını yeni nesillere aşılamayı, Amaçlamaktadır.
HEDEF
Türkiye
Gaziler Vakfı;
* Gazilerin sağlık ihtiyaçlarını (protez, tıbbi bakım, ilaç v.s.)
gidermeyi,
*
Gaziler için “Rehabilitasyon Merkezi” kurmayı,
*
Yaşlı ve bakıma muhtaç gaziler için “Gaziler Evi” kurmayı,
*
Yardıma muhtaç Gazilere “Ekonomik ve Sosyal” destek sağlamayı,
*
Gazi “Çocuklarına Eğitim” bursu vermeyi,
*
Gazilerin yasal ve hukuki sorunlarını çözmeyi,
*
Gazi, onların dul eşleri ve çocukları arasında yardımlaşmayı,
*
“GAZİLİK” kavramını yeni nesillere aşılıyarak, bu kavramın toplumda
kutsallığını korumayı ve pekiştirmeyi hedeflemektedir.
FAALİYETLER
Türkiye
Gaziler Vakfı 1998 yılından beri ANKARA’ da kiralık bir binada
fiilen hizmet üretmektedir. Bu kısa dönemde;
*
Gazilerimiz çeşitli kurumlarda işe yerleştirilmiştir,
* Gazilerimize ayni ve nakdi yardım sağlanmıştır,
*
Gazi çocuklarına eğitim bursu verilmesi gerçekleştirilmiş,
*
Gazilerimize ve Halkımıza hizmet veren bir TIP MERKEZİ açılmış,
* Gaziler ile ilgili 2 önemli yasanın çıkartılmasına öncülük edilmiş,
*
46 bayı halinde AYYILDIZ dergi çıkarılmış, 46. sayıdan sonra isim
değişikliği yaparak İLK HEDEF olarak yayın hayatına girmiştir.
*
Gazilikle ilgili 3 kitap yayımlanmış, * Gazilikle ilgili 25 ayrı
konferans, toplantı ve panel düzenlenmiş,
* Cumhuriyetimizin kurucusu büyük ATATÜRK’ e T.B.M.M. Tarafından
Gazilik ünvanının verildiği 19 Eylül’ ün her yıl GAZİLER HAFTASI
olarak kutlanması geleneği başlatılmış,
* İmralı’ da vatan haininin yargılandığı davaya müdahil olarak
katılınmıştır.
DENETİM
Türkiye
Gaziler Vakfı çalışmaları:
*
Malıye Bakanlığı’ nın
*
Vakıflar Genel Müdürlüğü’ nün, denetimindedir.
BAĞIŞ
Türkiye Gaziler Vakfına yapılan maddi ve ayni bağışlar;
* Bağış yapanlara, bağış miktarı kadar vergi indirim imkanı sağlar.
*
Vakıf alınan maaşın en az %80’ ni yasal olarak gazilerin hizmetine
dönüştürmek zorundadır. %20’ sini ise idari hizmetler için (kira,
personel, ulaşım, haberleşme v.b.) harcanır.
25 Ağustos Olağanüstü Genel Kurulda iş başına gelen Yönetim, Denetim
ve Disiplin Kurulu Üyeleri:
YÖNETİM
KURULU
1-)
Ertürk YÖNDEM - Genel Başkan
2-)
Selim ESEN - II. Genel Başkan
3-)
Gani ÖZTÜRK - Mali İler Md.
4-)
Dr. Atilla SARIKAYALI - Basın Yayın Tanıtım Md.
5-)
Tuncer GÜÇER
6-)
Kahraman ALTAŞ
7-)
Güntaç AKTAN
DENETİM
KURULU
1-)
Mehmet İnal KOLBURAN
2-)
Erdem UZUNYAYLA
3-)
Kamil ŞİMŞEK
DİSİPLİN
KURULU
1-)
Av. Yılmaz İÇÖZ - Hukuk Müşaviri
2-) Mehmet KAZAN
3-)
Rüstem ŞAHİN
Hazırlayan Serdar ALTINSIR
Gönül Penceresinden
Medya Üzerine
Bazı
günler vardır, takvimde işaretlenir, daire içine alınır. Standart
takvimler, bayram günlerini kırmızı ya da diğer renklerde vurgular
dikkat çeksin diye...
19
Eylül 1921’ de Türk Gazisi için önemli bir takvimdir. O gün, Türkiye
Millet Meclisi, Mustafa Kemal’ e ‘GAZİ’ ünvanı vermiştir. Gaziliğin
temeli o takvim yılı ve gününde atılmıştır. 2001 yılına uzanan
süreçte, 80 yıllık zaman diliminde, kaydettiğimiz olumlu adımlar
ne boyutta ve çıtanın gelişen yükselişi hangi seviyede? Bu genel
sorgulamayı medya özeline indirgeyip kurcalamakta yarar var.
Öncelikle
gazi kavramının 80 yıl içinde aldığı yola bir göz atalım. Kuruluşun
ilk günlerinde, diğer sahalarda olduğu gibi gaziliğin üzerinde
de olumlu hava egemen olmuş. Çanakkale Savaşı’ nın yarattığı özgürlük
mücadelesi, güçlü müttefik orduları karşısında ‘ölmeye geldik’
sloganı ile bütünleşince büyük zafer ortaya çıktı ve zaferin mimarları
şehitlik, gazilik ve İstiklal Madalyaları ile onurlandırıldı.
Uzun
süren sessizlik dönemi 1950’ deki ‘Kore Savaşı’ ile bozuldu. Olumlu
ve olumsuz yönleriyle tarihin gündeminde yerini alan, NATO’ ya
girme vesilesi olan bu savaşın gazileri, gazilik olgusunu kamuoyuna
yeniden hatırlattı.
1974’
te “Kıbrıs Gazisi” de gazilik yolunda bir kilometre taşı oldu.
Kıbrıs hep konuşuldu politika mesajlarında. Veririz, vermeyiz
çatılarında sohbet yapıldı.
Kıbrıs
Gazisi ne kadar gündeme getirildi?
103.
sayımızda, 1996 yılında “ Medya’ nın Geç Uyanışı” başlığını taşıyan
bir dosya açtık. Bir paradoks vardı. Genel kanı, medya hızlı calışıyordu,
öyle ya anında görüntü. Her alanı didikliyordu, yolsuzları, yolsuzlukları,
rüşvetçileri rüşvetleri açığa çıkıyordu.
Ancak
gazilik olgusu üzerinde hızlı değildi. Tam tersine kaplumbağadan
bile fark yiyordu. Nasıl olsa Gazi Temsilcisi dernek ve vakıflar
bu kavramı ve Türk Gazilerini kucaklıyordu. O her şeye burnunu
sokan, özel hayatı deşifre eden, gizli kameralarla polisin işini
üstlenen medya gazilik konusunda uyuyordu.
İşte kanıtı, bir program gösterin, gazi kavramını tartışan, araştıran,
bir haber gösterin, gazinin sorununu yansıtan. Yok, yok, yok...
Samanyolu
televizyonunu (STV) küçük bir sitemi anlayışla karşılayacakları
umuduyla tenzih ediyorum. Sitemimiz Gaziler Dergisi’ ne ayırdıkları
sürenin azlığı üzerine
27.12.2001
tarihinde Samanyolu Televizyonu (STV) sütüdyolarını bizlere açtı.
Gazilerin sözcüsü dergimizin gerek hedefler ve amaçlar, gerekse
Gazi Bakanlığı konusundaki söylemlerini dile getirmeye çalıştım.
İlk kez ‘Gazi Bakanlığı’ Samanyolu TV’ de tarafımdan kamuoyuna
ve gazilere duyuruldu. Bu nedenle Samanyolu TV’ ye ve programın
sunucusu Nevval SERİNLİ ‘ ye ve tüm çalışanlarına dergimiz ve
gaziler adına teşekkürlerimi buradan bildiriyorum.
Diğer
TV’ lere sesleniyorum; halk bu programları(!) istiyor tezinden
vazgeçin. Göreviniz gerçekleri araştırıp bulup kamuoyunu bilgilendirmek
ve bilinçlendirmektir. Reyting sonradan gelir.
Gazi
ve aileleri nüfusu milyonlara vardı. Onların sorunlarını dertlerini
inceleyen, yansıtan bir çizgide dursanız şundan emin olabilirsiniz;
sizi milyonlar izler. Sizde kimsenin inanmadığı ‘60 milyon bizi
izliyor’ safsatasından kurtulabilirsiniz.
Gazilerle
ilgili yapılacak her programın konuğu olmak bizi şereflendirir.
Çünkü söylenecek çok sözümüz var.
A.
Gönül PALALAR .
Gaziler Anıt Mezar İstiyor
Herkes
bir kez olsun bir yakınının mezarını ziyaret etmiştir. Ancak hangimiz
bir gazi mezarlığına gittik. Mezarları başında onlara bir dua
okuduk evet hangimiz, hanginiz...
İş adamı Üzeyir Garih olayı bir gerçeği gözler önüne serdi; MEZARLIKLAR...
Ülkemizde
mezarlık manzaraları düşündürücü, bir o kadar da ürkütücü.
Mezarlıktan korkanlar vardır; ruh, hayalet fobisiyle kendinden
ürkenler, çekinenler vardır; karanık işlerin döndüğü mezarlıklardan.
Kimisi de sevdiği, özlediği kişiyle iletişim kuramamanın sıkıntısını
yaşar mezarın başında... Kimileri de ciddiyet ister, insanı vicdanıyla
baş başa bırakan, yaşamın muhasebesinin yapıldığı ve derin sessizliğin
eğemen olduğu mezarlıklarda...
Acaba
mezarlıkları olmayan Türkiye’ nin Gazileri ne hisseder, düşünür
bu konuda... Bir bilen var mı? İstiklal Harbi Gazileri Anıt Mezarlığı,
Kore Gazileri Anıt Mezarlığı, Kıbrıs Gazileri Anıt Mezarlığı,
Terörle Mücadele Gazileri Mezarlığı daha inşaa edilemedi.
Anıtmezar
(Mozole)
Kavram,
Karya Kralının adından türemiştir. Kral Mausolos’ un ölümü üzerine
dul karısı Artemisia i.ö. 353-390 arasında Halikarnassos’ da kralın
anısına görkemli bir mezar yaptırmıştı. Bir başka görkemli anıtmezar’
da Hindistan’ da Agra kentindeki ‘TACMAHAL’ dır. Sultan Şahcihan
tarafından 1631’ de ölen en sevdiği eşinin anısına yaptırmıştır.
1882’
de Sanayi-i Nefise Mekteb-i Ali’ sinin (Genel Sanatlar Akademisi)
açılmasıyla birlikte gelişen heykel sanatı ve diğer sanatlar,
Cumhuriyetin ilk döneminde anıt ve anıtmezar’ ların tesis edilmesinde
önemli rol oynar. Bu okulun üç önemli sanatçısı Mahir Tomruk,
Nejat Sirel, İsa Behzat birçok kentte Atatürk ve Kurtuluş Savaşı
anıtlarının yapılmasında öncülük etmişlerdir.
Anıt; bir kişiyi, bir düşünceyi ya da olayı anmak ve anımsatmak
amacıyla yapılmış, sanat değeri de taşıyan yapılardır. A.W Gulyga’
nın “Eski sömürgecileri tarafından tarihleri yok edilip yadsındığı
için, kendi geçmişlerini hatırlama, Asya ve Afrika halkları açısından
önemlidir. Bir geçmişe sahip olmayan toplum, bir devlet düşünülemez.
Tarih insanlığın benliğidir” demesi çok anlam barındarayor.
Öncelikle,
tarihlerin asimile edilmesi, gerçeğin gizlenmesi ve geçmişle bağın
koparılmasıyla eş anlamlıdır. Bir ulusun kendini tanıması için
düne, yaşanılan tarihe gereksinimi vardır. Anıt ya da Anıtmezar
bize tarihimizi unutmamayı dikte eder.Bize kendini adayanlara
karşı vicdani sorumluluğumuz onları anlamaktan ve kanımsamaktan
geçer.
Cumhurbaşkanlarına
Anıt Mezar
Hükümet devlet büyüklerinin mezarlarına ilişkin yeni bir düzenleme
yapıyor. Kanun tasarısı, merhum cumhurbaşkanlırının yanısıra bundan
sonra yaşamını yitiren cumhurbaşkanları için de anıt mezar yapılmasını
öngörüyor. Kim nereye gömülmeli tartışması sürerken, hükümet de
devlet büyüklerinin mezarlarına ilişkin yeni bir düzenleme yapıyor.
meclis gündemindeki tasarı bundan sonra yaşamı yitiren cumhurbaşkanları
için de anıtmezar yapılmasını öngörüyor. Hükümetin hazırlayarak
Meclis’ e sevk ettiği ‘Devlet Mezarlığı Dışında Defnedilen Bazı
Devlet Büyüklerinin Mezarları Hakkında Kanun Tasarısı’ İçişleri
Komisyonu’ nda kabul edilerek, Meclis Genel Kurul gündeminde yerini
aldı. Tasarı, devlet büyüklerinin defnedilmesine ve onlara anıt
mezar yapılması, mevcut anıtmezaların da onarım, bakım ve korunmasına
ilişkin düzenlemeler içeriyor.Buna göre cumhurbaşkanlarının ebediyete
intikal etmeleri halinde mezarlarının yapımını devlet üstlenecek.
Bu konuda Bayındırlık Bakalığı yetkili olacak. Tasarı kapsamına
10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman
Demirel ile 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren de giriyor. Cumhurbaşkanlarının
ebediyete intikali halinde Bakanlar Kurulu kararı ile Devlet Mezarlığı
dışında defnedilirlerse, anıtmezarları Bayındarlık Bakanlığı tarafından
yaptırılacak. Tasarının birinci maddesinin gerekçesinde ‘Madde,
merhum cumhurbaşkanları için bundan böyle de süreklilik arzedecek
şekilde düzenlenmiştir’ denildi. Tasarının gerekçesinde ayrıca,
‘ulusa ve ülkeye büyük hizmetler vermiş olan merhum zevatin mezarlarına
ilişkin olarak mevcut boşluğun doldurulması’ için hazırlandığının
da altı çizildi. Mevcut anıtmezarlar ve bundan sonra yapılacak
anıt mezarların yapımı ve ekleri için Maliye Bakanlığı, Bayındırlık
Bakanlığı bütçesine ödenek aktaracak. Maliye, bakım onarım ve
koruma faaliyetini yürütecek belediyelere de yine bütçeden ödenek
verecek. Mezarların yapımında Devlet İhale Kanunu hükümleri uyguyanmayacak.
Gaziler
Mezarlık İstiyor
İzmit’ te bulunan ve sayıları 1620 olan Kore ve Kıbrıs gazileri,
maaşlarının artırılmasını, öldükten sonra maaşlarının eş ve çocuklarına
bağlanmasına ve kentte bir de gaziler mezarlığı kurulmasını istiyor.
Anap Kocaeli İl Başkanı Sefer Ekşi’ yi ziyaret eden gaziler, maaşlarından
yakındılar. Gaziler, birçok ülkenin gazilerine gözleri gibi baktığını
söyledi. Gazilerin sorunlarını dinleyen Sefer Ekşi, bu konuları
Mesut Yılmaz’ a iletme sözü verdi. 17 Mayıs 1998 günü Hürriyet
Gazetesinde yer alan bu haberin üzerinden üç yıl geçti ANAP başkanı
Mesut Yılmaz’ a iletildimi, bilmiyoruz. Ancak 1620 Kore ve Kıbrıs
gazisinin mezarlık talepleri henüz yerine getirilmedi.
Gelişmiş
Ülkelerde Durum
Amerika,
Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerde gazilik konusu
hassas ve ciddi ele alınır. Örneğin ABD’ de hükümetlerde “Gazi
Bakanı” yer alır. Son üç yüz yıl sürekli savaş halinde olan bu
ülkeler gazi gerçeğini bugün iyi görmekteler. İnternet sitelerinde
binlerce ilgili kurumun gazilik konusunda gerçekleştirdiği faaliyetler
şaşırtıcıdır.
“Gazi Mezarlığı” güncelliğini koruyan bir konudur. Hükümet, bürokrasi,
işadamı ve sivil toplum örgütleri gazilerin yanında sorunların
çözümünde geniş programlar üretirler. Birçok gazi mezarlığı bu
ülkelerde tesis edilmiştir.
Özel günlerde gaziler ve toplum gazi mezarlarının başında kahramanlarını
anar, onlarla onur duyar ve ebediyete intikal etmiş gazilerini
saygıyla selamlar.
Unutmamak
Zorundayız
Ne acıdır, İstiklal Harbi Gazi Mezarlığı’ nı tesis etmemek. Bugün
onlar yok. Televizyonlardan öğrendik öldüklerini. Hiçbirini hatırlamıyoruz.
Hatta onların yakınları bile ilgilenmiyor dedelerinle.
Fedakarlıklarının
karşılığını tam olarak onlara verebildik mi?
Bugün,
onları mezarlarının başınra saygıyla anmak istesek bile yapamayız.
Çünkü mezarları yok. Devlet mezarlarında sadece bir isim ve kayıtlarda
bir sayı onlar. Değerbilir bir toplum bu gaflet uykusundan uyanır.
Meclisin çatısı altındakiler, göğe çıkmış gazilere bir mezarlığı
çok görmez. Onları mezarlarının başında anmak da hiç bir vatandaşa
zor gelmez
Aysel
İLERİ .
Gaziler İstismar Edilebilir mi ?
Dünya gazileri ekonomik, politik, hukuki, sosyolojik ve psikolojik
açıdan kullanılıyor mu? Bazı çıkar çevreleri onlardan faydalanıyor
mu?
5 bin yıldır, savaş içinde zorlukla nefes alan bir dünya yarattık.
Malum sebeplerle - bunlar genelde iki karşıt grupta toplanır -
insan kurban ediyoruz. Ağzı olanda “barış” adına konuşuyor!
Bilimsel
metod gözlem ve analiz gerektirir. Bir bütünün parçalarını ve
detaylarını tesbit etmek zorundayız. Savaş’ ın bir bölümünde baki
kalan gazilerdir. Savaş olgusunu gözlemlerken rakam olmayan ayrı
ayrı öykülerle bezenmiş o kahramanları yadsıyamayız. Böyle bir
işe kalkarsak neden savaşıyoruz, savaşmak zorundamıyız? soruları
ile birlikte birçok soruya yanıt bulamayız, bulsak da eksik bilgiyle
donanırız.
Gaziler
Dergisi, gazilik olgusunu bilimsel yöntemler ve belgeler kullanarak
kamuoyunun dikkatine sunuyor. Ulusal basında ve yerel basında
sıkça yer almayan buna karşın aileleri ile birlikte büyük bir
potansiyele ve nüfusa sahip gazilerin sorunlarını belirlerken
“öncelikliler” prensibini araç olarak kullanıyor.
Yeni
Stratejileri Belirlenmeli
Gazi
Temsilcisi dernek, vakıf ve bu konuda yayın yapan dergiler, gazeteler
amaçlarını güncelleştirmekle sorumluluklarını ifa ederler. Türkiye
Gazi Temsilcileri şuna dikkat etmeli: Yıllardır gazilerin tüm
sorununu bağışlarla çözebileceğimizi düşündük. Çeşitli sivil toplum
örgütleri, gazilerle ilgili özel basın ve ulusal medya sorunun
ekonomik boyutunu gündeme taşıdı. Ancak bugün geldiğimiz nokta
hukuksal açıdan gaziler adına bir zafer taşımadığı gibi ekonomik
problemin bırakın çözülmesini gazi polis, öğretmen, hakim-savcı,
köy kurucusu kapsamında mevcut bütçenin bunu kaldıramıyacağını
işaretliyor.
Dolayısıyla
artık bir Gazi Bakanının, Başbakanın yanında temsil edilmesinin
zamanı gelidi. İşte Gazi Temsilcileri’ nin öncelikli meselesi
bir gazi bakanlığı ve teklif edilecek yasa önergeleri üzerinde
odaklaşmalıdır. Strateji, haklarını alamayan gazilerin hukuk mücadelesi
yönünde belirlenmelidir. Anayasa’nın eşitlik ilkesi, Terörle Mücadelede
gazilik hakkını elde edemeyen asker, polis, öğretmen, köy korucusu
ve diğer kamu görevlileri üzerinde çiğneniyor.
Gaziler
ve Gazilik Olgusu’ nu sömürmeden, çiğnemeden, politik araç görmeden
ciddi bir tutum içerisinde değerlendirmenin önem taşıdığı bir
dönemden geçmekteyiz. Duygu sömürüsünü araç olarak kullananlar,
duyarlı kimselerin ve gazilerin umutlarına ve bilgi edinmelerine,
vatandaşlık bilinci ile sivil toplum örgütleri arasındaki bağın
zayıflamasına, konuyu içeren gerçek yayın organlarından uzaklaşmalarına
neden olmakla birlikte, daha da kötüsü halkın özel ve hassas meselelere
olan güvenini sarsıyor.
Amerika’
da Gazi İstismarı
Gazilik
olgusunun en gelişmiş ülkelerinden Amerika’ da Hıghlands Today
News’te yayınlanan bir köşe yazısı gazilerin istismarıyla ilgili.
2 Mayıs 2001 tarihli makale, Amerika Gaziler Vakfı’ndan gelen
telefonlar hakkında bir uyarı yapıyor. Dergimizin tercümanlarından
Yavuz Altaç’ ın çevirisini aktarıyoruz:
“Amerika Gazileri Vakfı’ndan gelen telefonlara dikkat edin, telefonlardan
sakının.
Miami
dışından insanları telefon ile arayan, burs, ilaç, alkol rehabilitasyonu
meselelerinde gazilere yardım etmek, evsizlere, sakatlara yardım
ve kaynak sağlanması ve kimlik ile müracat merkezi gibi konularda
yardım edilmesi amacı ile insanlardan katkıda bulunmalarını talep
eden the Veterans of America Foundation Inc (Amerika Gaziler Vakfı)
diye adlandırılan askeri bir birlik var.
Vakfın
Müdürü R.M.Rad tarafından imzalanmış bir belgeye göre, the Veterans
of America Foundation Inc,yardım,eğitim ve bilimsel amaçlar için
kurulmuş ve çalışmasına devam eden bir vakıftır. Gazilerin, yararlı
kişiler haline getirilmeleri, büyümenin, kendine saygılarının,
kendilerine güvenmenin ve faydalı kişiler olmalarının gelişmini
gayretlendirmek, cesaretlendirmek ve teşvik etmek bizim amacımızdır.
Vakıf çalışmasına, gazilerin ayırt edilmelerinin ortadan kaldırılmasına,
sakat olan gazilerin yaşam standartlarının düzelmesine yol açacak
faaliyetleri dahil etmiştir.
Florida
eyaletinin kayıtlarına göre, the Veterans of America Foundation
Inc, kar amacı gütmeyen hukuki bir işletmedir, bununla birlikte,
vakfa bir peni (kuruş) göndermeden önce, 31 Aralık 1999 yılı sonunda
Tüketici Hizmetleri’ nin eyalet departmanında ortaya çıkan ve
dosyalanan raporun mütaalasını dikkate alınız.
Vakfın Bilançosu:
Toplam
Gelirler / Toplanan para$599,952
Program
Servisleri Maliyeti $29,273 idi.
Yönetim
/ İdare Masrafları $344,961
Sermaye
artış masrafları $221,954
Buna
ilave olan şey, gerçekten pis kokan bir şeydir. Bu birlik, $599,952
almakta ve gazilerle irtibatlı herhangi bir şey için küçük miktarda
bir meblag mevcut hale gelmeden önce $596,188 harcamaktadır.
VAF’
a (vakıfa) bağışta bulunan Heartland’ lı bir gazi kendi çağrı
kimliğini yasalaştırdı ve Güney Florida merkezli üç telefon numarası
buldu. Bizim teklif edemeyeceğimiz şey: kanunsuzluk burada ileri
düzeyde ama gaziye yardım etme arzusunu taşıyorsanız ve bununla
ilgili araçlara sahipseniz, herhangi Heartland VFM, American Legion
(Amerika’ nın en büyük Askeri Kuruluşu) veya AmVest post (Amerikan
Gazilerine hizmet veren kurum) ile temas kurmanızı tavsiye ederiz.
Sizinle çalışmaktan tabiki memnun olacaktır.
FDVA
Genel Konseyi, hassisiyet dercesinde doğru olarak belirtilen rakamları
ispatlayan Tüketici Hizmetleri departmanı ile gazetede çıkan bu
yazı hakkında görüşmüştür. Yüzdelik şeklinde bir döküm listesini,
57,9 İdari masraflar, %37,2 sermaye arttırma maliyeti ve %4.9
program hizmetleri maliyetini de sunmuştur”.
Haberin
sonuçlarını değerlendirdiğimizde şunu görmekteyiz: Şeffaflık politikası,
gazi istismarcıları ile mücadele ederken Gazi Bakanlığı’ da uygulamada
basınla birlikte sonuca gidiyor.
Her
İsteyen Gazi ve Şehit Adı ile Dernek Kuramaz
Ülkemizde
ne yazık ki hamasi edebiyatların yanına bir gazi bakanlığını uyduramamışız.
Oysa gelişmiş ülkeler 14-15 bakanla yönetilirken biz 30-35 bakanla
yönetilmişiz. Cesareti, yiğitliği, kahramanlığı, onuru, iade-i
itibarı, saygı ve sevgiyi, şükran duygularını sıkça telafuz eden
bir ulus olmamıza da ne demeli?
Gaziler,
Türkiye’ de yönetsel anlamda sivil toplum örgütleri olarak adlandırılan
dernek, vakıf şeklinde temsil edilir. 1980 öncesi dernek ve vakıflar
amaçlarından sapma eğilimi içerisindeydi. 1982 Anayasa’ sı bu
konu üzerine eğildi. Genel tedbirler gazilik konusunda da 2847
sayılı yasayla kendini gösterdi: Kanun’ un özeti Türkiye Harp
Malülü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği ve Türkiye Muharip
Gaziler Derneği dışında asker, şehit, muharip, malül adları ve
benzeri isimler Kullanarak dernek kurulamaz.
Fakat
bu kanun etkisini ilerleyen yıllarda yitirdi. Yasaklı adlarla
pek çok dernek hatta vakıf kurulmaya başlandı. Hükümetin etkisinden
uzak kalan gazilik olgusu süreç içerisinde kaos’ a döndü.Gazi
kavramının taşıdığı değerler, toplumsal yapı içindeki çeşitli
sorunlar ve olumsuzluklar düşünüldüğünde, zaman zaman çıkar gruplarının
istismarına da uğradı.
Milli
Savunma Bakanlığı’ da bunu görmekte gecikmedi. Her isteyenin şehit,
gazi ve asker gibi isimleri kullanmalarını önlemek için kanun
taslağı hazırladı. Bakanlığın hazırladığı taslak yasalaşırsa 2847
sayılı kanun’ un “yasaklar”ı düzenleyen maddesi değişecek ve kanuna
geçici bir madde eklenecek. Bu kanunda kurulması öngörülen Türkiye
Emekli Subaylar Derneği, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği, Türkiye
Harp Malülü Gaziler ve Şehit Dul ve Yetimleri Derneği ile Türkiye
Muharip Gaziler Derneği dışında, aynı amacı güden, bu derneklerin
isimleriyle veya bunların baş ve sonuna ekler yaparak veya asker,
gazi, şehit, muharip, malül, askeri okul adları veya benzeri isimleri
kullanarak dernek, vakıf ve diğer teşekküller kurulamayacak.
Ak
ile Kara Ayıklansın
Milyonlarca bir nüfusa sahip şehit aileleri, gaziler ve bakmakla
yükümlü oldukları aileler elbette geniş bir yelpazede ele alınmalı.
Siyasi partiler, dernekler, vakıflar ve konuya yakın sivil toplum
örğütleri detaylı ve ciddi çalışma sergilenecek zemini yaratmalı.
Gazi Bakanlığı’ nın dışında bu mesele merkezi dernek ve vakıf
oluşturularak çözülemez,bir noktadan yönetilemez ve yönlendirilemez.
Dernek ve vakıflar kurulabilir, çoğalabilir. Bunun tek bir koşulu
vardır: şeffaf olmak ve basınla birlikte hareket etmek. Akla,
kara ayıklanmalı. Halkın meseleye olan güveni sarsılmamalı
|