En genel bir tanımla gaziler savaşların canlı tanıklarıdır. Girdikleri muharebe ne ise devlet ve milleti için can vermeyi göze alabilmiş kahramanlardır. Onun için uğruna can vermeyi göze aldıkları insanlardan da saygı beklerler. Aralarındaki sosyal dayanışma ruhu diğer meslek ve gruplara göre fazladır. Gazilik kavramı 1. Dünya Savaşı’ndan beri çeşitli savaşlar yaşamış ve yoğun bir terörle mücadele döneminin söz konusu olduğu Türkiye gibi ülkelerde ayrı bir ehemmiyete sahiptir. Ülkemizdeki gaziye bakışla savaş yüzü görmeyen İsveç ve İsviçre gibi ülkelerin bakış açısı farklı farklıdır. 12 Eylül darbesinden önce Anadolu’nun çeşitli yerlerinde çok sayıda gazi dernekleri vardı. Yönetime el koyan Kenan Evren idaresi bütün bu dernekleri iki dernek çatısı altında birleştirdi: “Türkiye Muharip Gaziler Derneği” ve “Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği”. Bugün ikisinin dışında dernek kurulması yasak. Ancak bazı Silahlı Kuvvetler mensupları mevcut statükoyu yayıncılık yaparak kırma gayreti içine girdi. Bunlardan biri de “Kurtuluş Savaşı Mücahit Gaziler Dergisi”. Dergi yaptığı yayıncılıkla zaman zaman askerlerin de tepkisini çekmiyor değil. Derginin imtiyaz sahibi bir bayan: Gönül Palalar. Genel koordinatör ve yazı işleri müdürü ise emekli Binbaşı Ercüment Güngör. Sayfalar arasında emekli Albay Ali İhsan Gürcan, emekli Kıdemli Üsteğmen İlter Özdil gibi asker kökenli yazarların imzalarını görmek mümkün. “Kurtuluş Savaşı Mücahit Gaziler Dergisi” 1983’te kuruldu. İmtiyaz sahibi Palalar, 23 yıllık birikimini geçtiğimiz günlerde yayınladığı “Unutulmak Acı Verir Her Gaziye” isimli kitabında topladı. 1980’li yıllarda babasının başkanlığını yaptığı ‘Şehremini Müstakil Kuvva-i Milliye Derneği’nde genel sekreterlik görevini ifa eden Palalar, 1983’te kanun gereği bu derneğin faaliyetlerine son verdiklerini anlatıyor. Gazi derneklerinin iki dernek çatısı altında toplanması Palalar’a göre gazileri olumsuz etkiledi. Dernekler arası rekabetin derneklerin amacını güncelleştirdiğini ve bir dinamizm kattığı inancı taşıyan Palalar, darbenin gazi kültürüne ait pek çok şeyi yok ettiğini ileri sürüyor: “Derneğimizin sancağını, gazilerimizin kıyafetlerini, makbuzları, mührü ve defterleri ilgili mercilere teslim ettik. Bununla birlikte gazi olgusuna yakın objeleri de vermek zorunda kaldık. Her bir parçanın manevi değeri büyüktü. Çünkü gazilerin mirasıydı. Merak ediyorum şimdi o objeler, belgeler, sancaklar nerede?” ‘Gaziler konuşamaz hale geldi’ Palalar’a göre 12 Eylül yönetimi gaziler konusunda hata yaptı. Ülkedeki tüm gazi dernekleri kapatılarak Ankara’daki iki derneğin tanınması olumlu sonuç doğurmadı. Ona göre bu öncelikle Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı. Bir gazinin gazi arkadaşlarıyla bir araya gelip dernek kurmasının engellenmesinin dernekler arası rekabeti ortadan kaldırdığını anlatan Palalar, şöyle devam ediyor: “Sivilleri derneklere sokmadılar. Gaziler konuşamaz duruma geldi. Artık hamaset dolu sözlerin bırakılması lazım. Gaziler törenlerin figüranları yapılmamalı. Aksine onların ulusal güvenliğin, vatanın bölünmez bütünlüğünün başrol oyuncuları olduklarının bilincini topluma kazandırmalıyız.” Dergi ilk yıllarda yardıma muhtaç gazilerin tespiti ve maddi katkılar sağlamaya yönelik çalışmalar yaptı. Bölücü terör sebebiyle artan gazi nüfusunun sorunlarının yardım ve bağışlarla çözüme kavuşturulamayacağını gören dergi, “Gazi Bakanlığı kurulsun” adı altında bir imza kampanyası başlattı ve yaklaşık 12 bin imzayı TBMM’ye gönderdi. Gazilik, resmî tanıma göre Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin harbe fiilen iştirak etmeleri ve harbin tesir ve etkileriyle yaralanmalara maruz kalması olarak açıklanıyor. Ancak Palalar açısından bu tanım eksik ve yetersiz: “Çünkü savaş olarak kabul edilmeyen terörle mücadele olgusuna baktığımızda, diplomat, polis, öğretmen, köy korucusu ve diğer kamu personeli gazi kabul edilmemekte, bunun yerine ‘vazife malulü’ kavramı getirilmektedir. Bu çelişki de toplumun vicdanını zorlamaktadır.” Yasalara göre üç çeşit gazi söz konusu. İstiklal Harbi, Kore Savaşı ve Kıbrıs gazisi. Sayıları toplam 51 bin civarında. “Vazife malulü” unvanlı terörle mücadele gazileri de unutulmamalı. Palalar, yüz binlerce diye nicelediği gazi sanı alamayan terörle mücadele gazisinin hesaba katılmadan genel bir gazi nüfusundan söz etmenin doğru olmayacağı inancında. Gazilik kavramına Anayasa’mızda yer veriliyor. Anayasa’nın 61. maddesi devletin gazilere yaraşır bir hayat seviyesi sağlamasına hükmediyor. Ama Palalar, devletin gazilerin sorunlarıyla yeterince ilgilenmediği kanaatinde. Gazilik olgusu ile milli güvenliğimizin doğrudan bağlantılı olduğunu söyleyen Palalar, “Bir savaşta korkup kaçanların olduğu unutulmamalı. Bu sebeple gazilik ile milli güvenlik arasında sıkı bir bağ var. Milli güvenliğimizin teminatı şehit ve gazilerdir. Onlara karşı sergilenecek her bakış, tavır ve tutum milli güvenliğimizi derinden etkilemektedir. Dernek ve vakıflarla, çığ gibi büyüyen gazi nüfusunun meselelerini çözemeyiz. Yüz binlerce terör gazisini tanımadık. Onların verdikleri hukuk mücadelesinde saflarını doldurmadık.” diye konuşuyor. --------------------------------------------------------------------------------
AMERİKA’DA GAZİ BAKANLIĞI VAR Diğer ülkelerde gazilere bakış açısını sorduğumuz Palalar, gelişmiş ülkelerde ordunun da güçlü olduğunun altını çiziyor. Bu sebeple de gazilerine bakanlık düzeyinde sahip çıkıyorlar. Palalar, şöyle devam ediyor: “Az gelişmiş ülkelerde ise gaziler, dernek ve vakıfların yardımlarına havale ediliyor. Vatandaş kamu yararına çalışan bu derneklere bağış yapıyor. Onlar da muhtaç gazilere iletiyor. Tabii vatandaş da bağışları vergiden düşüyor. ABD’de Gazi Bakanlığı var. Bütçesi 60 milyar dolar civarında. Bünyesinde gazi hastaneleri, mezarlıkları bulunuyor. Anıtların inşasını üstleniyor. Gaziler Günü’nde bankalar, devlet daireleri, okullar kapalıdır. Yunanistan’da ise Gazi Bakanlığı’nın ödediği gazi maaşı bin 500 dolar civarında.” Peki bizde durum nasıl? Gazilerimizin ne gibi sıkıntıları söz konusu? Palalar en büyük sıkıntının terörle mücadele gazileri noktasında yaşandığını ifade ediyor. Savaş yok denilerek yüz binlerce asker, polis, öğretmen, köy korucusu, diğer kamu personeli ve diplomatın gazilikten yoksun bırakıldığını dile getiriyor. |