FLAŞ HABER

Ünlü Darbuka Üstadı ve Yazar Balık Ayhan’la Şehit ve Gazi Romanları Konuştuk

Romanlar da bu ülke ve millet için yüzyıllardır hem şehit hem de gazi oldular.

2009 Roman Açılımı ile ilgili başlayan süreç Türkiye’de yaşayan Roman vatandaşlar için bir dönüm noktası oldu. Roman Çalıştayı pek çok meselenin altının çizilmesine öncülük etti. Konuyla ilgili hükümet sözcüsü Bakan Faruk Çelik, milli birlik ve kardeşlik projesi yürütülürken, Romanların çözüm bekleyen sorunlarını görmezden gelemeyeceklerini ifade etti.

Takip eden yıllarda siyasi partiler de konuyu nispi olarak gündemlerine taşıdılar, öneride bulundular. Dünya Romanlar Günü’nü siyasi parti başkanları düzeyinde kutladılar.

Ülkenin çeşitli kentlerinde bu toplumun öncüleri tarafından kurulmuş, yüzün üzerinde Roman Temsilcisi dernekler de Roman varlığını gündeme taşımak için yoğun bir çaba sergilediler.

Araştırmacıların ortaya koydukları pek çok tarihsel belge Avrupa coğrafyasında yaşayan Romanların, Osmanlı tarafından kabul gördüklerine işaret ediyor. Batılı ülkeler Çingenelere karşı sert yasalar çıkarırken, Osmanlının Kırklareli merkez olmak üzere bir Çingene Sancağı (Liva-i Çingene) kurması, aslında medeniyet tartışmalarında gözden kaçan önemli bir kanıt.

Nam-ı değer Balık Ayhan, Ayhan Küçükboyacı…Onu sanatçı kimliği ile tanıyoruz.Darbuka virtüözü. Ancak bir başka yönü daha var,üstelik bu yanı ile kamuoyu yeni tanışmaya başladı.Roman kökenli sanatçı, Roman toplumunun tarihselliğine ve sorunlarına değinen  bir kitabı kaleme aldı;”Romanların Dünü Bugünü”. Biz de kendisiyle bir röportaj gerçekleştirdik.

Balık Ayhan kimdir sorusunu nasıl değerlendirirsiniz?

Aslında bu felsefi bir soru, cevabın kolay olmadığını düşünüyorum. Özetle Balık Ayhan müziğe ve insanlığa bir şey katabilmek için çabalayan biri.

Müzik dünyası hakkında düşünceniz nedir?

İşin doğrusu bu sektör iyi gitmiyor. Sürekli bir kopyalama var. Özgün eser ne yazık ki istenilen düzeyde üretilmiyor.

Romanların Dünü Bugünü adlı kitap neyi hedefliyor?

Bu kitabı bir soluk da benden olsun düşüncesiyle yazdım. Roman toplumunun tarihine ve yaşadıkları sorunlara bir pencere açabilmeyi, meselenin tartıştırılmasına vesile olabilmeyi amaçladım.

Toplumun tarihinde ilginç nokta olarak gördüklerinizi aktarır mısınız?

Öncelikle şunu ifade etmeliyim; bu toplumun büyük bir bölümü, 16,yüzyıldan bu yana Osmanlı ve Müslüman camianın yanında tavır almış. Hatta 1923’te, Lozan Antlaşması’ndaki mübadele gereğince, Türklerle birlikte Balkan topraklarından göçe zorlanmışlardır. Batılının Çingenelere “Türk casusu” dediklerini de hatırlayalım. Bir önemli tarihsel mesele de II. Dünya Savaşı’nda, Hitler tarafından uğradıkları ve Porrajmos adı verilen soykırımdır.Bu vahşetin dünya kamuoyunda gündeme gelmemesi de manidardır. Yahudi Soykırımı konusunda dünya ayağa kalkarken, aynı dönemde vuku bulan bu gerçek karşısında yani Romanların katledilmesi hususunda parmak oynatmayan bir Batı çifte standardı ile karşı karşıyayız.

Batıda yaşayan Romanların bugünkü durumu nedir?

Avrupalı zihniyeti anlamakta güçlük çekiyorum. Bir yandan insan hakları borazancılığı yapacaksın, diğer taraftan Hitlerin ruhunu okşayacaksın. Bugün Roman toplumu Avrupa’da giderek güçlenen ırkçı partilerin hedefine oturtulmuştur. Pek çok insanlık dışı yasaları ve uygulamaları rahatlıkla tespit edebiliyoruz. Zaten Batı Medeniyetinin bu ilkesizlik karşısında sergilediği tavrı yıllardır biliyoruz.

Türkiye’de yaşayan Romanlar hakkında bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Medeni Avrupa’dan farklı.Münferit hadiseleri dışarıda bırakırsak ve demokratikleşme paketini göz önünde bulundurursak ve bunu taçlandıran Roman Açılımını da hesaba katarsak gelişmeler iyi yoldadır diyebiliriz. Tabiî ki bu noktada Romanların temsilcisi olduklarını iddia eden derneklere ve Roman toplumuna da iş düşmekte. Sürekli “devlet nerede ?” diye sormaktansa, ”biz neredeyiz ?” de demeliyiz.

Roman STK’lar etkin ve güçlü mü?

Ne yazık ki hayır. Bir örnekle açıklayayım; yerel seçimler oldu pek çok dernek yöneticisi ve başkanı belediye meclis üyeliğine adaylığını koydu. Sonuç hüsran. Seçilemediler. İşte bu nokta sorgulanmalı. Hayatın her alanında yer alabilen bu toplumun fertleri neden yönetimde olmasınlar ki… Çuvaldızı kendimize batırmanın zamanı geldi.

Şehit ve Gazi Romanlar var mı?

Olmaz olur mu? Romanlar Osmanlıdan bu güne bu ülke ve millet için her türlü fedakârlıkta bulundular. Osmanlının fetihlerinde önemli askeri destekleri oldu. Fatih Sultan Mehmet zamanında Çingenelere tanınan bazı imtiyazlar, onların Osmanlı İmparatorluğu’nun başarılarında yer almalarından kaynaklanır. Çok sayıda gazimiz vardır. Buradaki sorun Romanların bu yönlerini öne çıkaramamalarından, tanıtımı ve bilinçlenmeyi arzu edilen düzeyde tutamamalarından ileri gelmektedir. Bu ülkenin birlik ve beraberliğine yönelik her türlü tehdide Romanlar her zaman engel olacaklardır. Bunun dışında farklı düşünülmesi abesle iştigaldir. Şayet Roman toplumunu yeterince tanımadan önyargıların esiri olarak konuya yaklaşırsak çok yanılırız. Unutmayalım ki, Romanlar da bu topraklarda hem Şehit hem de Gazi oldular.

Yoruma kapalı.

Scroll To Top